Bizans tasvirkırıcılığı İslam düşüncesinden mi etkilenmişti?

Bizans tarihinde 726-843 yılları arasında tasvirlerin yasaklandığını, var olanların da kırıldığını biliyor musunuz? İkonoklazm olarak adlandırılan ve uymayanların korkunç cezalara maruz kaldığı bu ilginç hareketin sebebi neydi? Yoksa İstanbul’un kapılarına dayanan Müslümanlardan mı etkilenmişlerdi?

Bizans tasvirkırıcılığı
İslam düşüncesinden mi
etkilenmişti?

Bizans tasvirkırıcılığı İslam düşüncesinden mi etkilenmişti?

Bizans tarihinin en dikkat çekici sayfalarından biri şüphesiz dinî resimlerin kutsallığına ve onlara ibadete karşı çıkan İkonoklazm (İkonoklasmus) hareketi veya mücadelesidir. “İkonaların kırılması” anlamına gelen İkonoklazm, Türkçede “İkonakırıcılık”, “Tasvirkırıcılık”, “Suretkırıcılık” şeklinde ifade edilir. Bu hareket Hz. İsa, Hz. Meryem ve aziz tasvirlerine tazim ve ibadeti, bâtıl inanç ve âdet olarak görülen kandil yakma ve tütsüleme gibi diğer uygulamaları ve aziz kalıntılarına (elbise-kemik parçaları, İngilizcede relics) saygıyı reddediyordu.

726-843 yılları arasında Bizans devletinin gündemini işgal eden ve etkilerini din, siyaset, sosyal hayat ve sanat alanlarında birden hissettirmiş olan İkonoklazm hareketi iki devreye ayrılır.

İlk devre İmparator III. Leon’un 726’da yayınladığı tasvir aleyhtarı fermanıyla (Ekloga) başlar ve VI. Konstantinos adına devleti yönetmekte olan İmparatoriçe Irene’nin 787’de tasvir kültünü yeniden canlandırmasıyla biter.

İkinci devre Irene ve haleflerinin tasvir taraftarı tutumlarından sonra 813 yılında tahta çıkan Ermeni İmparator V. Leon’un tekrar tasvirlere cephe almasıyla başlar ve III. Mikhail adına devleti yöneten İmparatoriçe Theodora’nın girişimiyle 843’te toplanan sinodun tasvirler kültünü yeniden kabulüyle sona erer.

Tasvirler bu dönemde toplanan dört konsilin gündemini oluşturmuştur. 754 yılında toplanan konsil tasvirlere cephe alıp tasvir taraftarlarını mahkûm ederken, 787’deki İznik konsili aksi bir kararla tasvirler kültünü canlandırdı. V. Leon döneminde 815’te toplanan Ayasofya konsili ise tasvir aleyhtarı kararıyla ikinci İkonoklazm dönemini başlatmıştı. 843 yılı sinodu İkonoklazm mücadelesini bitiren toplantı olmuştu.

Hemen belirtelim, İkonoklazm mücadelesi sona erdikten sonra İkonoklast yazı ve belgelerin hemen hepsi imha edilmiş olduğundan, bu dönemle ilgili bilgiler ikona taraftarı Bizans yazarlarının eserlerinden elde edilebilmektedir. Dolayısıyla sınırlı ve tek taraflı olduklarını baştan söyleyelim.

İkonoklazm mücadelesi resmî olarak 8. yüzyılın ortalarına doğru başlamış olmakla birlikte, tasvir aleyhtarı hareketin zihnî ve tarihî arka planı uzun bir süreci içine alır.

Hıristiyanlığın ilk asırlarından itibaren tasvirler hakkında farklı görüş ve tartışmalar başgöstermiştir. Her şeyden önce Eski Ahid’de Hz. Musa’ya Allah tarafından verilen 10 Emir’den biri putlar ve resimlerin yapılmaması,onlara tazim edilmemesiydi (Çıkış, 20/4; Levililer, 26/1; Tesniye, 5/8). Pavlus’un Romalılara mektubunda suret yapmanın yanlışlığı dile getiriliyordu (Pavlus’un Romalılara Mektubu, 1/22, 23). Önde gelen Hıristiyan ilâhiyatçılarından Origenus (ö. 254?) ve Kıbrıslı Epiphanius (ö. 413) da tasvir karşıtı görüşler beyan etmişlerdi.

310-312 arasında toplandığı tahmin edilen Elvira konsilinin aldığı kararlar arasında kiliselerde resim bulundurulmaması, tazim veya ibadet kastıyla duvarlara işlenmemesi de yer alıyordu. 4. yüzyıl teologlarından Kayseria piskoposu Eusebius (ö. 340) İmparatoriçe Konstantia’ya yazdığı mektupta Kitab-ı Mukaddes’te tasvirin yasaklandığını hatırlattıktan sonra bütün Hıristiyan toplumu ve kiliselerde resmin yasaklanmış olduğunu belirtmişti.

Bunu Müslümanlar yapmadı 8. yüzyıl ortalarında başlayan İkonoklazm hareketinin arka planında kilise çevresindeki dinî unsurların tasvirine muhalif bir duruş mevcuttu. Yıllarca bakiyeleri devam eden bu başkaldırının örneğini Hollanda’daki Utrecht Katedrali’nin 1566’da tahrif edilen tasvirlerinde de görüyoruz.

Bunu Müslümanlar yapmadı 8. yüzyıl ortalarında başlayan İkonoklazm hareketinin arka planında kilise çevresindeki dinî unsurların tasvirine muhalif bir duruş mevcuttu. Yıllarca bakiyeleri devam eden bu başkaldırının örneğini Hollanda’daki Utrecht Katedrali’nin 1566’da tahrif edilen tasvirlerinde de görüyoruz.

Tasvir düşmanı imparator

7. yüzyılda Armenia’da görülen tasvir karşıtı bir hareketten sonra 8. asrın başlarında Bizans Anadolu’sunda özellikle Nakoleia (Seyitgazi) piskoposu Konstantinos ve Klaudiopolis (Bolu) metropoliti Thomas gibi ruhban sınıfının önde gelen temsilcilerinin yürüttüğü tasvir düşmanı akım baş gösterdi. Ermeni Bardanes-Philippikos (711-713), imparatorluk sarayındaki 6. ekümenik konsili tasvir eden resmi ortadan kaldırtmış, saray önündeki kitabenin yerine de kendisinin ve Patrik Sergios’un resmini koydurtmuştu. Bu hareket daha sonra dinî muhtevalı resimlere karşı çıkarken kendi resimlerini yaymaya çalışan İkonoklast imparatorların tutumlarıyla paralellik arz eder.

İkonoklazm mücadelesi öncesinde Bizans’ta tasvirlere yönelik yaklaşımı ünlü Bizans tarihçisi Georg Ostrogorsky şöyle özetler: “Grek kilise çevresinde aziz tasvirlerine tapınmak son asırlar içinde, özellikle Iustinianos sonrası devrede gittikçe daha ziyade yayılmış ve Bizans dindarlığının en önemli tezahür şekillerinden biri haline gelmişti. Diğer taraftan, fikirlerince saf ruhani bir din olmak sıfatıyla Hıristiyanlığın tasvirler kültünü reddetmesi gerektiğini düşünen tasvir düşmanı mülahazalar da hiç eksik değildi (Bizans Devleti Tarihi, Çev. Fikret Işıltan, Ank., 1991, s. 149).

Bizans’ta tasvir aleyhtarı hareketi devlet politikası haline getirip ona resmîlik kazandıran, İmparator III. Leon olmuştu. Çocukluğunu Germanikeia’da (Maraş) geçirdiği için Arapça konuştuğu ve Anatolikon Theması strategosluğu (Bizans döneminde Orta Anadolu’nun idaresinden sorumlu askerî valilik) döneminde Müslüman Araplarla yakın ilişkilere girdiği tahmin edilen III. Leon’un tasvirlere açıkça cephe alması, tahta çıkışından yaklaşık 10 yıl sonrasına rastlar.

Yukarıda bahsedilen ve başkent İstanbul’da bir süre kaldıkları anlaşılan Anadolulu tasvir düşmanı piskoposlar Konstantinos ve Thomas’ın etkileri yanında, yaz aylarında Girit yakınındaki Theras (Santorin) ve Therasias adaları arasındaki bölgede meydana gelen şiddetli volkanik patlama bardağı taşıran son damla olmuştu. İmparator bu patlamayı resimlere ibadete karşı Allah’ın verdiği bir ceza olarak yorumladı. Vaazlarında tasvirlere ibadetin doğru olmadığını anlatmaya çalıştı. Daha sonra Papa’ya da yazmış olduğu gibi kendisini sadece İmparator değil, başrahip olarak görecekti.

726 yılında tasvir karşıtı bir ferman yayınlayıp Hz. İsa ve aziz resimlerine ibadeti yasaklayarak kesinlikle kaldırılmalarını istedi. İlk olarak sarayın ana girişindeki bronz kapı üzerinde bulunan Hz. İsa tasviri yerinden söküldü. Ancak tahmin edileceği gibi halk buna tepki gösterdi. Tasviri kaldıran asker oracıkta linç edildi.

Rahipler diri diri gömüldü

Bu gelişme Yunanistan’da da infial uyandırdı. Hellas Theması (Güney Yunanistan’daki Bizans idarî birimi) ve Kiklad adalarından III. Leon’a karşı teşkil edilen Agallianos ve Stephanos komutasındaki donanma başkente kadar ilerledi. Üstelik başında imparator adayı Kosmas vardı. Ayaklanma kanlı şekilde bastırılırken Kosmas ve Stephanos yakalanarak öldürüldü. Başarısızlıkla sonuçlansa da bu ayaklanmalar İmparator için ciddi bir uyarı niteliği taşıyordu. Tepkilerin etkisiyle olsa gerek, III. Leon daha ihtiyatlı davranmaya başladı. Nüfuzlu dinî çevrelerle müzakerelerde bulundu. Papa II. Gregorius (715-731) ve İstanbul patriği Germanos’un (715-730) muvafakatlarını almayı denediyse de sert bir tepkiyle karşılaştı.

İmparatora Bizans sınırları dışından da tepki geldi. Emevi sarayında dedesi ve babasından sonra çeşitli malî görevler almış olan Ortodoks kilisesinin önde gelen teolog ve azizlerinden Ioannes Damaskenos (Yuhannâ ed-Dımaşkî) eserlerinde tasvirleri savundu ve konuyu doktriner anlamda izah etmeye çalıştı. Tasvirler sembolik mahiyet taşıdığı için tasvir kültünün putperestlikle ilgisi olmadığını vurguladı. Ayrıca devletin kiliseye müdahale hakkı olmadığı görüşündeydi.

İmparator için otoritesini kullanmaktan başka çıkar yol kalmamıştı. Fakat bu, kanuna uygun şekilde olmalıydı.

17 Ocak 730’da devletin en yüksek dinî ve dünyevî temsilcilerini (silention) imparatorluk sarayında topladı ve bütün aziz tasvirlerinin imhasını emreden fermanını onaylamalarını istedi. Ne var ki Patrik Germanos emirnameyi imzalamadığı için azledilecek, yerine Anastasios getirilecekti.

Tasvir karşıtı doktrini resmî devlet politikası ve kilise dogması haline getiren imparatorluk fermanı ülke içinde devlet eliyle zor kullanılarak uygulanmaya çalışıldı. Ancak başkentten uzak olan İtalya’da bu mümkün olmadı. Papa II. Gregorius’un halefi III. Gregorius’un (731- 741) tasvir karşıtı cereyanı mahkûm etmesi Bizans ile Roma arasındaki uçurumun derinleşmesine ve Bizans’ın İtalya’daki nüfuzunun hissedilir derecede azalmasına sebep oldu.

Öte yandan kısa süre önce Müslüman Arapların 3. İstanbul kuşatmasını (717-718) başarıyla püskürterek halk nezdinde büyük itibar kazanmış olan III. Leon’un prestijinin tasvir karşıtı politikası yüzünden sarsıldığını ekleyelim.

Kendisi ateşli bir tasvir taraftarı olan Bizans tarihçisi rahip Theophanes, İmparatorun tutumunu ve resmî uygulamadan etkilenen kesimlerin durumunu şöyle kaydeder:

“Gözü dönmüş İmparatorun zulmü sadece kutsal ikonalarla sınırlı kalmadı. Din adamları arasında birçok papaz ve rahibin yanı sıra halktan samimi dindarlar da ‘hak inançlarından dolayı’ çeşitli sıkıntılara maruz bırakıldılar ve ‘şehitlik mertebesine’ erdiler” (The Chronicle, Çev. Harry Turtledove, Philadelphia, 1982, s. 100).

III. Leon’un politikasını takip eden oğlu V. Konstantinos (741-775) İkonoklast hareketini kilise konsiline tasdik ettirmenin daha etkili olacağını düşündü ve bunun alt yapısını hazırlamaya başladı. Düzenlediği toplantıların yanı sıra konsili yönlendirmek amacıyla tasvir karşıtı dinî yazılarıyla tartışmalara katıldı. Ardından 754 yılında İstanbul’da hepsi İkonoklast olan 338 piskoposun katıldığı bir konsil tertip etti. İmparatorun havari mertebesinde kabul edilip aşırı şekilde övüldüğü konsil kararlarında tasvirlere ibadet kesin olarak yasaklanıp bütün dinî tasvirlerin imhası istendiği gibi tasvir taraftarı eski İstanbul patriği Germanos ve Ioannes Damaskenos aforoz edildi. Konsil kararları ilan edildikten sonra sıra uygulama aşamasına geldi. Nerede bulunursa bulunsun bütün dinî tasvirler imha edilerek yerine dinî olmayan resimler yerleştirildi. Gerek kiliseler, gerekse diğer binalar imparator tasvirleri ile onun itibarını yüceltmeye yönelik savaş, av, araba yarışı ve tiyatro resimleri başta olmak üzere tezyinat, hayvan ve bitki motifleri ile süslenecekti. Kararların uygulanmasında gerekirse kuvvete başvurmaktan da çekinilmedi.

Bu arada muhalefet de en az İmparator kadar kararlı olduğunu gösterdi. Gerginlik 760’lı yıllarda kanlı çatışmalara dönüştü.

Devletin tasvirkırıcı politikasına en sert tepkiyi ruhban sınıfı gösteriyordu. Haliyle en ağır muamelelere de onlar maruz kaldı. İzlediği sert politikadan geri adım atmayan İmparator 20 civarında yüksek rütbeli bürokrat ve subayı idam ettirmekten çekinmedi.

Theodora V. Leon’a karşı V. Leon’un 813 yılında tasvirlere cephe almasına karşılık 843’te gerçekleşen Ortodoks bayramında Theodora ve oğlu Michael, ikonalarda tasvir kültünün yeniden kabulünü kutluyor.

Theodora V. Leon’a karşı V. Leon’un 813 yılında tasvirlere cephe almasına karşılık 843’te gerçekleşen Ortodoks bayramında Theodora ve oğlu Michael, ikonalarda tasvir kültünün yeniden kabulünü kutluyor.

Alınlara kızgın demir

Başkentin rahiplere karşı takındığı tavır taşrada değişik şekillerde kendini gösterdi. V. Konstantinos’un en büyük destekçilerinden Thrakesion Theması (Batı Anadolu’daki Bizans idarî birimi) kumandanı Mikhail Lakhanadrakon sorumluluk bölgesindeki rahipleri enteresan bir tercihe maruz bırakıyordu: Ya rahiplik kıyafetlerini bırakıp rahibelerle evlenecekler ya da gözleri kör edilerek sürgüne gönderileceklerdi. Dahası rahiplerin sakallarını kesmeleri isteniyor, direnenlerin burunları kesiliyordu. Bithynia (Bursa) bölgesindeki bir manastırda 40 civarında rahip diri diri toprağa gömüldü. Lakhanadrakon’un rahiplere karşı acımasız tutumundan haberdar olan İmparator V. Konstantinos mektubunda memnuniyetini bildiriyor ve ona “tam istediğim adamsın” diyordu. Baskılar sonucunda pek çok rahip için Güney İtalya’ya gitmekten başka çare kalmadı.

IV. Leon (775-780) tasvir taraftarlarına karşı babasının aksine daha ılımlı bir politika izledi. Hapse atılanları serbest bıraktı, sürgündekilerin cezalarını kaldırdı. Bu tutumunda tasvir kültüne gönülden bağlı hanımı İmparatoriçe Irene’nin de payı vardı tabii.

IV. Leon’dan sonra oğlu VI. Konstantinos (780-797) adına devlet işlerini yürüten Irene, devletin yaklaşık 50 yıldan beri sürdürdüğü tasvir karşıtı harekete son vermek istedi. Onun gayretleriyle 786’da İstanbul’da Havariyyun Kilisesi’nde bir konsil toplandı. Ancak konsil tasvir karşıtı bir grup ordu mensubu tarafından dağıtıldı. Bunun üzerine ertesi yıl 24 Eylül-13 Ekim 787 arasında İznik’te 350 piskoposun yanı sıra çok sayıda rahibin de katıldığı bir konsil toplandı. Bu VII. Ekümenik konsil ilginç bir karar vererek tam tersine tasvir aleyhtarı bütün yazıların imhasını istediği gibi tasvirlere ibadeti de yeniden başlattı. Böylece tasvirkırıcılık hareketinin ilk dönemi bitmiş oldu.

802’de bir saray darbesiyle tahttan indirilen Irene’nin halefleri I. Nikephoros (802-811), Stavrakios (811) ve I. Mikhail Rangabe (811-813) de tasvir taraftarı politika izleyen imparatorlar oldular.

Ne var ki tam bitti denilirken Anatolikon Theması strategosu Ermeni Leon’un Bizans tahtına çıkması ile tasvirkırıcılık mücadelesinin ikinci safhası başladı. III. Leon ve V. Konstantinos’un askerî başarılarını tasvirkırıcı olmalarıyla açıklayan V. Leon (813-820) bu doktrinin önde gelen isimlerinden Ioannes Grammatikos’tan, toplanacak tasvir aleyhtarı konsil için gerekli teolojik malzemeyi hazırlamasını istedi. Buna karşılık Patrik Nikephoros ve Studios Manastırı başrahibi Theodoros birlikte hareket edip yazdıkları çok sayıda risaleyle tasvirler kültünü hararetle savundular ve İmparatorun inanç sorunlarına müdahalesine karşı çıktılar.

Giderek anlaşmazlık devlet-kilise mücadelesine dönüştü. Theodoros ile pek çok taraftarı sürgüne gönderilip ağır muamelelere maruz bırakıldılar. İstanbul patriği Nikephoros azledildi ve yerine saray çevresinden Theodotes Melissenos getirildi. V. Konstantinos döneminde olduğu gibi birçok başpiskopos, piskopos, papaz, rahip ve rahibe sürgün, hapis, işkence ve idam cezalarına maruz kaldılar.

İmparatorun isteğiyle sinod 815’te yeni patrik Melissenos başkanlığında Ayasofya’da toplandı. Burada tasvir taraftarı 787 İznik konsili mahkûm edilirken, 754 yılında toplanmış olan tasvirkırıcı konsilin kararlarına bağlılık ilan edildi.

Bizans’ı yöneten hanedanlardan Amorion hanedanlığının kurucusu II. Mikhail (820-829), tasvir aleyhtarı olmakla birlikte tasvir taraftarlarına karşı müsamahalı davrandı. Bunların takibini yapmadığı gibi eski patrik Nikephoros ve başrahip Theodoros’u taraftarları ile birlikte sürgünden geri çağırdı. Bununla birlikte tasvir kültünü tekrar canlandırmak için yapılan ısrarlı taleplere de olumlu cevap vermedi. Tasvir taraftarı İznik konsili ile tasvirkırıcı sinodları tanımadığı gibi tasvirlerle ilgili her türlü tartışmayı da yasakladı.

II. Mikhail’in ılımlı politikasına rağmen tasvirler kültünün canlandırılmasını isteyenler, İmparatora karşı ayaklanıp Anadolu themalarının çoğunda elde ettiği büyük destekle devleti 3 yıl boyunca meşgul eden eski silah arkadaşı Thomas’ın yanında yer aldılar. Abbasi hilâfeti tarafından da desteklendiği anlaşılan Thomas’ın 823 Ekim’inde yakalanıp idam edilmesiyle bu tehlike bertaraf edilmiş oldu.

İmparator Theophilos (829-842), babası II. Mikhail’in aksine iyi eğitim görmüş; ilim ve sanata düşkün bir imparatordu. Hocası Ioannes Grammatikos’un etkisiyle ateşli bir tasvir karşıtı olmuştu. Bunda Arap-İslam sanat ve kültürüne hayranlık derecesindeki ilgisinin de rolü olduğunu söyleyelim.

Theophilos tasvir taraftarlığına karşı V. Konstantinos’u aratmayacak sertlikte bir politika izledi. 837 yılında hocası Ioannes Grammatikos’u patrik tayin ettikten sonra tasvir taraftarlarını takibe aldı. Rahiplere düşmanlık tekrar başladı. Aziz tasvirlerini öven şiirleriyle meşhur Filistinli Theophanes ve kardeşi Theodoros bu dönemin iki kurbanı oldu. Rivayete göre alınlarına kızgın demirle tasvir karşıtı metinler dağlanmıştı. Theophilos’un 20 Ocak 842’de ölümüyle tasvirkırıcılık mücadelesinin ikinci safhası bir daha canlanmamak üzere kapanmış oluyordu.

Theophilos’un 3 yaşındaki oğlu III. Mikhail adına imparatorluğa vekâlet etmekte olan Ermeni asıllı İmparatoriçe Theodora, kardeşleri Bardas ve Petronas gibi diğer üst düzey devlet adamlarının da desteğiyle tasvirler kültünün canlandırılmasına öncelik verdi. Patrik Ioannes Grammatikos azledildikten sonra yerine Methodios tayin edildi. Mart 843’te bir sinod toplandı ve tasvirler kültünün yeniden kabul edildiği ilan edildi. Üstelik tasvirkırıcı harekete destek vermiş olanlara da ılımlı davranıldı. Böylece imparatorlukta tasvirkırıcı hareket sona ermiş oldu.