Unutulmaz şiirlerin unutulmaz şairi Turgut Uyar’ın vefatının 31. yılı

İkinci Yeni akımının en önemli temsilcilerinden biri olan Turgut Uyar, 31 yıl önce bugün yaşama gözlerini yumdu. Cumhuriyet tarihinin en başarılı şairlerinden olan Turgut Uyar’ı, şiirleri ile yad edelim…

Türk şiirinin, usta kalemlerinden Turgut Uyar, vefatının 31. yılında anılıyor. 7 Ağustos 1927'de dünyaya gelen İkinci Yeni'nin "Yalağuz" şairi, 22 Ağustos 1985'te yaşama gözlerini yumdu. Turgut Uyar'ın vefatının üzerinden 31 yıl geçti ancak şairin şiirleri halen herkesin yüreğine dokunuyor. İkinci Yeni'nin en önemli üç şairinden biri olan Turgut Uyar'ın hayatına bir göz atalım;
Baba özlemi çekti!

                                    Ahmet Turgut Uyar, 4 Ağustos 1927'de Ankara'da dünyaya geldi. Uyar, altı çocuklu bir ailenin beşinci evladı olarak dünyaya 'merhaba' dedi. Turgut Uyar'ın babası Hayri Uyar, subaydı. Bu nedenle Hayri Bey, uzun süre evinden ve ailesinden uzak kalıyordu.
Baba özlemi çekti! Ahmet Turgut Uyar, 4 Ağustos 1927'de Ankara'da dünyaya geldi. Uyar, altı çocuklu bir ailenin beşinci evladı olarak dünyaya 'merhaba' dedi. Turgut Uyar'ın babası Hayri Uyar, subaydı. Bu nedenle Hayri Bey, uzun süre evinden ve ailesinden uzak kalıyordu.
'Duygusal bir çocuktum'

                                    Ünlü şair, babasının sürekli olarak uzaklarda olmasından etkilenmiştir. Ünlü şairin duygusal yapısının altında baba özleminin de bulunduğu tahmin edilir. Turgut Uyar çocukluğu için şu sözleri söylemiştir; Hüzünlü bir çocuktum. Nedense hep ağlamaya hazır. Ağabeyim bana sataştıkça annem “'Yapma oğlum' derdi ona; 'O içli bir çocuk.'"
'Duygusal bir çocuktum' Ünlü şair, babasının sürekli olarak uzaklarda olmasından etkilenmiştir. Ünlü şairin duygusal yapısının altında baba özleminin de bulunduğu tahmin edilir. Turgut Uyar çocukluğu için şu sözleri söylemiştir; Hüzünlü bir çocuktum. Nedense hep ağlamaya hazır. Ağabeyim bana sataştıkça annem “'Yapma oğlum' derdi ona; 'O içli bir çocuk.'"
Baba mesleğini seçti

                                    İlkokulu, İstanbul'da tamamlayan Uyar, bu dönemde şiirler yazmaya başlar. Uyar, o yıllarda; Yahya Kemal, Tevfik Fikret gibi şairleri okumaya başlar. Turgut Uyar, babası gibi bir asker olmayı istiyordu. Bu nedenle 1941 yılında Konya Askeri Ortaokuluna başladı. Uyar ardından Bursa Askeri Lisesi'nde okudu. 1947'de Askeri Memurlar Okulundan mezun olan Uyar, bir yıl sonra Kars Posof'ta personel subayı olarak göreve başladı. Uyar, Posof'tan sonra Terme Askerlik Şubesi'ne ardından da Ankara'ya tayin oldu. Şiir yazma tutkusundan hiçbir zaman vazgeçmeyen Uyar, Ankara'da Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel Dairesi Başkanlığında üsteğmen olarak görev yaptı.
Baba mesleğini seçti İlkokulu, İstanbul'da tamamlayan Uyar, bu dönemde şiirler yazmaya başlar. Uyar, o yıllarda; Yahya Kemal, Tevfik Fikret gibi şairleri okumaya başlar. Turgut Uyar, babası gibi bir asker olmayı istiyordu. Bu nedenle 1941 yılında Konya Askeri Ortaokuluna başladı. Uyar ardından Bursa Askeri Lisesi'nde okudu. 1947'de Askeri Memurlar Okulundan mezun olan Uyar, bir yıl sonra Kars Posof'ta personel subayı olarak göreve başladı. Uyar, Posof'tan sonra Terme Askerlik Şubesi'ne ardından da Ankara'ya tayin oldu. Şiir yazma tutkusundan hiçbir zaman vazgeçmeyen Uyar, Ankara'da Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel Dairesi Başkanlığında üsteğmen olarak görev yaptı.
Yad

                                    Şairin “Yad” isimli ilk şiiri, 1947'de Yedigün Dergisi'nde yayınlandı. 


“Güzel günlerim vardı yağmurlarla ıslanan,

Ve güzel gecelerim masallarla dopdolu.

Her şey, her şey güzeldi, gözyaşı, dünya, zaman,

Böğürtlen topladığım ıssız, tozlu köy yolu,

Güzel günlerim vardı yağmurlarla ıslanan.


 Ufacık korumuzda dolaşırdım korkuyla,

Ve Allah'ı arardım serçe yuvalarında,

Bulamayınca dua yollardım akan suyla,

Göğü bulutlar saran bahar havalarında,

Dolaşırdım ufacık korumuzda korkuyla.


 Seyrederdim göklerde her gün büyüyen ayı.

Ve kale duvarından yıkık mezarlıkları,

Bana korkunç bir devi hatırlatan kayayı.

Ve annemin taktığı mavi nazarlıkları,

Seyrederdim göklerde her gün büyüyen ayı.


 Odanın ortasında yanan petrol lâmbası,

Ve bazen şimşeklerle aydınlanan geceler.

Bacamızın üstünde duran leylek yuvası,

Ne güzeldi ne güzel masallar, bilmeceler.

Odanın ortasında yanan petrol lâmbası.


 Neş'elerim geride kaldı eski günlerde,

Güzel günlerim vardı yağmurlarla ıslanan,

O doğduğum diyarda, o kuru ıssız yerde,

Petrol değil masaldı lâmbalarında yanan

Neş'elerim geride kaldı eski günlerde...
Yad Şairin “Yad” isimli ilk şiiri, 1947'de Yedigün Dergisi'nde yayınlandı. “Güzel günlerim vardı yağmurlarla ıslanan, Ve güzel gecelerim masallarla dopdolu. Her şey, her şey güzeldi, gözyaşı, dünya, zaman, Böğürtlen topladığım ıssız, tozlu köy yolu, Güzel günlerim vardı yağmurlarla ıslanan. Ufacık korumuzda dolaşırdım korkuyla, Ve Allah'ı arardım serçe yuvalarında, Bulamayınca dua yollardım akan suyla, Göğü bulutlar saran bahar havalarında, Dolaşırdım ufacık korumuzda korkuyla. Seyrederdim göklerde her gün büyüyen ayı. Ve kale duvarından yıkık mezarlıkları, Bana korkunç bir devi hatırlatan kayayı. Ve annemin taktığı mavi nazarlıkları, Seyrederdim göklerde her gün büyüyen ayı. Odanın ortasında yanan petrol lâmbası, Ve bazen şimşeklerle aydınlanan geceler. Bacamızın üstünde duran leylek yuvası, Ne güzeldi ne güzel masallar, bilmeceler. Odanın ortasında yanan petrol lâmbası. Neş'elerim geride kaldı eski günlerde, Güzel günlerim vardı yağmurlarla ıslanan, O doğduğum diyarda, o kuru ıssız yerde, Petrol değil masaldı lâmbalarında yanan Neş'elerim geride kaldı eski günlerde...
Nurullah Ataç'ın beğenisini kazandı

                                    1948'de ise Turgut Uyar, Kaynak Dergisi'nin açtığı bir şiir yarışmasına katıldı. Yarışma sonucunda ikinci olan Uyar'a en anlamlı övgü Nurullah Ataç'tan geldi. Ataç, kendi gözünde Turgut Uyar'ın yarışmanın birinci olduğunu ve bu şairin ileride önemli işlere imza atacağını belirtti.
Nurullah Ataç'ın beğenisini kazandı 1948'de ise Turgut Uyar, Kaynak Dergisi'nin açtığı bir şiir yarışmasına katıldı. Yarışma sonucunda ikinci olan Uyar'a en anlamlı övgü Nurullah Ataç'tan geldi. Ataç, kendi gözünde Turgut Uyar'ın yarışmanın birinci olduğunu ve bu şairin ileride önemli işlere imza atacağını belirtti.
İlk kitabı 1949'da çıktı

                                    Uyar'ın ilk kitabı "Arz-ı Hal" 1949 yılında yayımlandı. Şairin ikinci kitabı 'Türkiyem” ise 1952'de basıldı.
İlk kitabı 1949'da çıktı Uyar'ın ilk kitabı "Arz-ı Hal" 1949 yılında yayımlandı. Şairin ikinci kitabı 'Türkiyem” ise 1952'de basıldı.
İkinci Yenici akımı

                                    Turgut Uyar; 1950'li yıllarda Edip Cansever, İlhan Berk, Cemal Süreya, Sezai Karakoç, Ece Ayhan ve Ülkü Tamer gibi şairlerin oluşturduğu İkinci Yeni topluluğunda yer aldı.
İkinci Yenici akımı Turgut Uyar; 1950'li yıllarda Edip Cansever, İlhan Berk, Cemal Süreya, Sezai Karakoç, Ece Ayhan ve Ülkü Tamer gibi şairlerin oluşturduğu İkinci Yeni topluluğunda yer aldı.
Biçim içerikten önce geldi

                                    İkinci Yeniciler; gerçeküstücülüğü benimsediler. Biçimin içerikten önce geldiğini savundular. İkinci Yeni şairleri siyasetten uzak kalmaya özen gösterdi.
Biçim içerikten önce geldi İkinci Yeniciler; gerçeküstücülüğü benimsediler. Biçimin içerikten önce geldiğini savundular. İkinci Yeni şairleri siyasetten uzak kalmaya özen gösterdi.
Şiirleri tercüme edildi

                                    Şairin birçok şiiri; İngilizce, Fransızca ve Sırpçaya çevrildi.
Şiirleri tercüme edildi Şairin birçok şiiri; İngilizce, Fransızca ve Sırpçaya çevrildi.
1967'de emekli oldu

                                    1958'de askeri görevinden istifa eden Turgut Uyar, ardından SEKA'da çalışmaya başladı. SEKA'dan 1967 yılında emekli olan Turgut Uyar birçok kez, baba mesleği diye seçtiği askerlik görevini mutlu olarak yapmadığını dile getirmiştir.
1967'de emekli oldu 1958'de askeri görevinden istifa eden Turgut Uyar, ardından SEKA'da çalışmaya başladı. SEKA'dan 1967 yılında emekli olan Turgut Uyar birçok kez, baba mesleği diye seçtiği askerlik görevini mutlu olarak yapmadığını dile getirmiştir.
18 yaşında baba oldu

                                    İlk evliliğini ailesinin isteğiyle öğrencilik yıllarında Yezdan Hanım'la yapan Turgut Uyar, 18 yaşında baba oldu. Çiftin; Semiramis, Şeyda ve Tunga isimli üç çocuğu olmuştur.
18 yaşında baba oldu İlk evliliğini ailesinin isteğiyle öğrencilik yıllarında Yezdan Hanım'la yapan Turgut Uyar, 18 yaşında baba oldu. Çiftin; Semiramis, Şeyda ve Tunga isimli üç çocuğu olmuştur.
Gerçek aşkını buldu

                                    Uyar, ikinci evliliğini yazar Tomris Uyar ile yaptı. Çiftin Turgut isimli bir oğlu olur.
Gerçek aşkını buldu Uyar, ikinci evliliğini yazar Tomris Uyar ile yaptı. Çiftin Turgut isimli bir oğlu olur.
58 yaşında vefat etti

                                    Siroz hastalığı nedeniyle Turgut Uyar, 22 Ağustos 1985'te vefat etti.
58 yaşında vefat etti Siroz hastalığı nedeniyle Turgut Uyar, 22 Ağustos 1985'te vefat etti.
11 kitabı yayımlandı

                                    Ünlü şairin kitapları; Arz-ı Hal (1949), Türkiyem (1952-1963), Dünyanın En Güzel Arabistanı (1959), Tütünler Islak (1962), Her Pazartesi (1968), Divan (1970), Toplandılar (1974), Toplu Şiirler (1981), Kayayı Delen İncir (1982), Dün Yok mu (1984), Büyük Saat (1984).
11 kitabı yayımlandı Ünlü şairin kitapları; Arz-ı Hal (1949), Türkiyem (1952-1963), Dünyanın En Güzel Arabistanı (1959), Tütünler Islak (1962), Her Pazartesi (1968), Divan (1970), Toplandılar (1974), Toplu Şiirler (1981), Kayayı Delen İncir (1982), Dün Yok mu (1984), Büyük Saat (1984).
Birçok ödül aldı

                                    Uyar, 58 yıllık ömründe birçok ödüle de layık görülmüştür. Uyar; 1963 Yeditepe Şiir Armağanı (Tütünler Islak şiiri), 1975 Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü (Lucretius'tan Evrenin Yapısı çevirisi / Tomris Uyar'la birlikte), 1981 Behçet Necatigil Şiir Ödülü (Kayayı Delen İncir şiiri), 1984 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü (Büyük Saat şiiri).
Birçok ödül aldı Uyar, 58 yıllık ömründe birçok ödüle de layık görülmüştür. Uyar; 1963 Yeditepe Şiir Armağanı (Tütünler Islak şiiri), 1975 Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü (Lucretius'tan Evrenin Yapısı çevirisi / Tomris Uyar'la birlikte), 1981 Behçet Necatigil Şiir Ödülü (Kayayı Delen İncir şiiri), 1984 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü (Büyük Saat şiiri).
Ayrılıklardan

                                    Böyle sessiz ayrılıklarda,
Her şey önceden belli olur.
En güzel zamanında, aşkın ve hayatın
insan deli olur..

 O, kadırga taraflarında bir evden çıkmıştır.
Masum bir yalanla -halama diye-
Gözleri pabuçlarında, mahcup
Ellerine yapışmış gibidir
Harçlığından arttırıp aldığı
sevimli hediye..

 Ah, insan nasıl çıldırmaz nasıl
Bir çaresizlik,
Bir umutsuzluk sarmış her yanı.
Aranızdan insanlar geçer.
Bulutlar geçer.
O, kırmızı mürekkep gibi dudaklarıyla, zoruna
Utanarak gülümsemeye çalışır.

 Bu gülüş en aldatmazıdır vaatlerin.
Yıllarca sonra bir uzak gurbette bile;
Zulmüne dayanılmazken yalnız saatlerin,
Bir yeşil yaprak üstünde gözlere,
Görünür, uzaklaşır...
Ayrılıklardan Böyle sessiz ayrılıklarda, Her şey önceden belli olur. En güzel zamanında, aşkın ve hayatın insan deli olur.. O, kadırga taraflarında bir evden çıkmıştır. Masum bir yalanla -halama diye- Gözleri pabuçlarında, mahcup Ellerine yapışmış gibidir Harçlığından arttırıp aldığı sevimli hediye.. Ah, insan nasıl çıldırmaz nasıl Bir çaresizlik, Bir umutsuzluk sarmış her yanı. Aranızdan insanlar geçer. Bulutlar geçer. O, kırmızı mürekkep gibi dudaklarıyla, zoruna Utanarak gülümsemeye çalışır. Bu gülüş en aldatmazıdır vaatlerin. Yıllarca sonra bir uzak gurbette bile; Zulmüne dayanılmazken yalnız saatlerin, Bir yeşil yaprak üstünde gözlere, Görünür, uzaklaşır...
İlkin

                                    Bunu kimse söylemedi belki düşündü
Çünkü vardır insanın yaşamasında
Uyku ve öfke gibi vardır
Kimse söylemedi
Tuzunu çoğaltan bir denizde
Nasıl batarsa güneş öyle 
Bende kaçırdım
Ki gözüm bütün gün
Günboyu lekelerde
Kaçırdım ama şöyle de söylenebilir
Şiirin bütün geçmişinin dışında
Önceden açıklanan her şeyin dışında
Örneğin en sıcak ülkelerin yazında
En soğukların kışında
Yanarım üşürüm berbat olurum
Hiç bir şeye yaramam
Ama yine de seni severim
O zaman sende beni sev
Evet
İlkin Bunu kimse söylemedi belki düşündü Çünkü vardır insanın yaşamasında Uyku ve öfke gibi vardır Kimse söylemedi Tuzunu çoğaltan bir denizde Nasıl batarsa güneş öyle Bende kaçırdım Ki gözüm bütün gün Günboyu lekelerde Kaçırdım ama şöyle de söylenebilir Şiirin bütün geçmişinin dışında Önceden açıklanan her şeyin dışında Örneğin en sıcak ülkelerin yazında En soğukların kışında Yanarım üşürüm berbat olurum Hiç bir şeye yaramam Ama yine de seni severim O zaman sende beni sev Evet
Bugünün gazete manşetleri için tıklayın >