İsmail Canbulat

GZT YAZARI

Bahar Kardeşliği

"Güneş, ışınlarını insanlarının ayakları altına serdiği için en yukardan parıldamaktadır."* Bahar geldi! Öyle bir iklime girdik ki… Aşk gibi! Bahar bütün renkleriyle, çiçekleriyle, nefesleriyle yürüyor üzerimize! Bize göz kırpıyor, gönül yaylarımızı

Zeynep Temizer Atalar

GZT YAZARI

Çalışan Anne Suçlu Anne

Bir “çalışan anne” olarak en sık aldığım sorulardan bir tanesi de annenin çalışmasıyla, çalışmamasıyla ya da çalışmaya başlaması için en ideal dönemin ne zaman olduğuyla ilgilidir herhalde. Öyle sanıyorum ki bu sorunun en uygun cevabı, anne ve çocuğu

Ayşe Nur Ayyıldız

GZT YAZARI

Nuruosmaniye Camii

'İnsan içinde kaybettiğini dışında bulamıyor' derdi bir yakınım. Bir saniyenizi ayırıp bu cümleyi biraz düşünün, hayatınızdaki yansımasına bir bakın zira boyundan oldukça büyük anlamlar taşıyor. Senelerce doğruluğundan oldukça emin olduğum bir söz ol

Mehmet Çelik

DERIN TARIH YAZARI

Garnizon Cumhuriyeti ve Milli İrade gaspı

20 yüzyılla birlikte gelişmiş ülkelerde krallıklar ve imparatorluklar tasfiye edilmiş, yerlerine ulus devlet modelli cumhuriyetler kurulmuş; bu sistemlerin merkezî ruhunu teşkil eden milliyetçi/ ulusalcı anlayış ideolojik bandajla, asker ve sınıfsal

Ayşe Nur Ayyıldız

GZT YAZARI

Manchester By The Sea

Vizyona giren filmleri, daha beyaz perdede arz-ı endam etmeden takip edip elemek ve ona göre muhakkak sinemada izlemem gerek ve evde izlesem de olur şeklinde kategorize etmek gibi tuhaf bir alışkanlığım vardır. Sinemada izlemeye karar verdiklerimi de

İsmail Canbulat

GZT YAZARI

Bir mühendis şantiyede neler öğrenir?

Üniversitede okurken başlayan şantiyecilik maceram (bir süre, efsane bir dizinin senaryo grubunda çalışmış olsak da) tam 30 yıla dayanmış. Bunca yılın sonunda şantiyelerde öğrendiklerim, bana özel hayatımda da meslek yaşantımda da çok yardımcı oldula

Şeyma Özin

GZT YAZARI

Bittiği yerden başlamak sahiden kolay mı?

Yaşamak ile ilgili deneyimlerim, hayatın bir şeyleri döve döve öğretmesi ile keyifli bir hal almaya başladı. Çünkü ben elindeki şeyin kıymetini, hatta elinde bir şey olduğunu ancak onu kaybettiğinde farkedenler kavmindenim.Bugün artık hepimizin putu

Prof. Dr. Norman Stone

DERIN TARIH YAZARI

Ermeni soykırımını reddettiğim için cezam ne olur?

Mart 1894'te Horen Aşıkyan Efendi adlı bir Ermeni Patriği Kumkapı Kilisesindeki vaazında cemaatine bir uyarıda bulundu. Devrimci Ermeni milliyetçileri iş başında ve oldukça tehlikeliler, diyordu. Ermeniler 1000 yıldır Türklerle bir arada yaşıyordu; B

Prof. Dr. M.Şükrü Hanioğlu

DERIN TARIH YAZARI

Osmanlıda soyut bir ideal olarak Hakimiyet-i Milliye

“Hakimiyet-i Milliye” 1908 öncesinde de tartışılan bir kavramdı; onu “Cumhuriyet”le özdeşleştirmek hatalı bir yaklaşım olur. İstiklal Savaşı'nda “hakimiyet-i milliye” kavramına bir ideal olarak fazlasıyla atıfta bulunulmuştur. Hey'et-i Temsiliye ile

Prof. Dr. Semavi Eyice

DERIN TARIH YAZARI

İstanbul’un imar bahanesine kurban edilen camileri

Geçen sayıda kaleme aldığım harap camiler bahsine devam ediyorum. Burada anlattığım camiler yıkılanların bir kısmını teşkil ediyor; dolayısıyla listeyi uzatmak mümkündür. İlk olarak Şehzadebaşı'ndan Edirnekapı'ya uzanan ana caddenin

Prof. Dr. Semavi Eyice

DERIN TARIH YAZARI

Osmanlı mirası camilere nasıl kıydık?

İstanbul'un surlarla çevrili, “suriçi” dediğimiz üçgen biçimindeki merkezi Osmanlı tarihi boyunca irili ufaklı pek çok cami ve mescide evsahipliği yapmıştı. Ayrıca şehrin bilhassa yüksek kısımlarını taçlandıran selatin külliyeleri inşa edilmişti.

Ayşe Nur Ayyıldız

GZT YAZARI

İki Arada Bir Yerde

'Ben Avrupa'ya giderken kafam önümde eğik gitmiyorum. Çünkü çocuk, kadın ve ihtiyar öldürmedik. Çünkü hiçbir kutsal yere saldırmadık. Oysa onlar bunların tamamını yaptılar. Hem de Batı'nın gözü önünde; Batı medeniyeti adına.'Aliya İzzetbegoviçİnsana

Zeynep Temizer Atalar

GZT YAZARI

Korkmasından Korkunca

Yapılan bazı araştırmalara göre doğuştan sahip olduğumuz duygular var ve bunlardan bir tanesi de “korku”. Yani zaman zaman korkmak oldukça doğal hatta belli bir oranda yaşamamız, güvende kalmamız için de sağlıklı. Karşımızda havlayıp koşarak üzerimiz

İsmail Canbulat

GZT YAZARI

Naylon Duyarlılıklar İşportacısı

“Mükemmel olmayı bırak. Her şey olduğu gibi gelişsin!”“Eğer ne istediğini bilmezsen, bir bakmışsın istemediğin bir sürü şeyin olmuş.”“Sahip oldukların zamanla sana sahip oluyor, ne yaparsan yap!”“Konforun peşinde koşarken birçok şeyi kaybediyoruz, fa

Şeyma Özin

GZT YAZARI

“Reis” filminin düşündürdükleri

Bugün size Reis filminden bahsedeceğim dostlarım, buyrun sohbete. Yönetmenliğini Hüdaverdi Yavuz'un yaptığı 5 Milyon TL bütçeli Reis filminde, Recep Tayyip Erdoğan'ın yetiştiği Kasımpaşa'nın samimiyeti ve kültürel öğeleri gerçekçi yansıtılmış. Erdoğa

Ebedi ayrılıkları saymazsak hayatımda en çok üzüldüğüm iki seferden ilkinde 10, ikincisinde 35 yaşımdaydım. 10 yaşındayken ilkokul sınıfımda “görünmez” olduğumu fark etmiştim. Bana sorarsanız o zamana kadar arkadaşlarımı deliler gibi seviyordum. 10 yaşına geldiğimde ise sınıfta sadece öğretmenim başıma gelip 100.kez “esneme Hatice! Sen esneyince ben de esnemeye başlıyorum!” dediği zaman diğerleri tarafından fark ediliyordum. Doğrusu arkadaşlarım beni aralarına alsınlar diye epey çabaladım, önce onların sevdiği konulara meraklıymışım gibi davrandım, sonra onları taklit etmeye çabaladım. Ne yaparsam yapayım üzerine 2 beden büyük gelen kostümle okulun önüne çıkmış garip bir maskot gibi karşılandım. Kendimi hep koca bir okulun koridoruna yanlışlıkla bırakılmış bir bitki gibi hissettim... O zamanlar yüreğimde hissettiğim bulunduğun ortama ait olamamanın acısını çok şükür bir daha yaşamadım. Ta ki geçen sene 10 yaşındaki kızım okuldan gözyaşları ile gelip “keşke ben de arkadaşlarıma benzeyebilseydim, o zaman daha özgüvenli, daha çok sevilen bir çocuk olabilirdim diyene kadar... (ben 10 yaşındayken özgüvenli ne demek bilmiyordum muhtemelen) O ana kadar en çok 25 sene önce yüreğim parçalanmış gibi gelirdi. Meğer insan kendini değersiz görmekten çok çocuğunun kendisini değersiz hissetmesine dayanamazmış...

En üstün zekaya, en gelişmiş konsantrasyon becerilerine, en farklı yeteneklere sahip çocukların övüldüğü bir çağda tek dileğim vardı hep çocuklarım için; en mutlu ve en hayırlı olacakları alanları keşfetsinler. Başarı zaten; insan sevdiği ve Rabbinden kendisi için hayırlı olmasını dilediği alanın kesişimi idi bana göre. Tek detay “başkalarının başarı/güzellik/kabul görürlük” değerlerini yıllar önce beyin loblarımın en gerilerine atıp unutmuş olmamdı.

Aynı yollardan geçtiğim için, yıllarca kendim için kabullendiklerimi kızıma yaşatmamakta kararlıydım. Önce kocaman bir ayna bulduk ve gözlerimizin içine bakıp kendimizi ne kadar sevdiğimizi söyledik. Baştan saçma gibi geliyor ama gerçekten samimi duygularla söyleyebilmek epey zaman alabiliyor. Sonra her ne kadar başkaları tarafından “sıradan” etiketi alsak da en sevdiğimiz yönlerimizi saydık beraber. Rabbimizin bizi bu garipsenen özelliklerle yaratmış olmasının bir sebebi olduğunu düşünüp bu sebebi keşfetmeye çabaladık. Bu egzersizler 10 ve 35 yaşındaki iki sıradana epey iyi geldi, aradan geçen 1 yılda bir daha ikimiz de hiç bahsetmedik bu yaşadıklarımızdan...

Geçen gece bir arkadaşım ilk defa bir masal yazmamı isteyince parmaklarımdan işte buna dair bir masal çıktı. Kızıma okuduğumda gözlerimin içine bakıp “bunu 1 yıl önceki bana mı yazdın?” dedi, “hayır” dedim “ 26 yıl önceki kendime yazdım” Bir gün yayınlanırsa muhtemelen kendini dünyanın tüm sıradan/garip/ bulunduğu ortama ait hissetmeyen bitkilerine adayacağım. Görebilene dünyanın en eğlenceli varlıkları onlar aslında...