Prof. Dr. Semavi Eyice

DERIN TARIH YAZARI

​Sultan Abdülhamid'e niyet kime kısmet Ertuğrul ve Söğütlü Yatları

Osmanlı Devleti’nin son dönemi padişahlarından olan Sultan II. Abdülhamid için İngiltere tezgâhlarında yapılmak üzere iki yat sipariş edilmişti. Ismarlanan bu iki yattan birincisine Osmanlı hanedanının kurucularından Ertuğrul Gazi’nin adı, ikincisine ise Osmanlı Beyliği’nin ilk tohumunun atıldığı yerin adı verildi. Böylece Sultan için sipariş edilen Ertuğrul ve Söğütlü yatları Marmara’nın parıltılı sularındaki yerlerini almışlardı. Sultan II. Abdülhamid döneminde kullanılan sözkonusu yatlar Cumh...

Prof. Dr. M.Şükrü Hanioğlu

DERIN TARIH YAZARI

İlk Osmanlı Meclis-i Meb'usanı ve İngiltere

Tanzimat sonrası Osmanlı ıslahat siyasetleri büyük çapta İngiltere’nin desteğiyle yürütülmüştü. İlerleyen yıllarda Whitehall, Osmanlı anayasacı hareketine de katkı sağlamış ve Ahmed Midhat Paşa liderliğindeki ricâlin bu alandaki girişimlerine yardımcı olmuştu.(1) Buna karşılık, Osmanlı Kanun-i Esasîsi’nin ilânı ve Meclis-i Meb‘usan’ın toplanması Londra’da ciddi bir ilgi görmemiş, tam tersine “yetersiz” ve “mevcut sorunları çözemeyecek” adımlar olarak yorumlanmıştı.Bu ilk bakışta bir çelişki gibi...

Ayşe Nur Ayyıldız

HABER YAZARI

Buruk Acı

Kızımı ilk kez kucağıma almamın üzerinden birkaç ay geçmemiş ve anne olmak daha nedir bilmezken, eşimin uzun dönem askerliği sebebiyle başka bir şehre taşınıverdik. Türkiye’nin doğusuna ilk kez gidişim ve evim dediğim yerden bu kadar uzun süreli ilk kez ayrılışımdı. Hiç tanımadığım bir şehirde hiç tanımadığım insanlar arasında, daha yeni yeni tanımaya başladığım kızımla heyecanlı bir maceraya başlıyordum. Kimseye belli etmesem de içten içe korkuyordum, öyle ya bir anne kuzusu olarak gurbet denil...

Asya Karagül

HABER YAZARI

15 Temmuz Destanı ve Militarizm

Üç tarafı denizlerle, dört yanı hainlerle çevrili bir kara parçasıyız biz. Şu dünya denen kürenin ne tarafından tutsak elimizde kalıyor, ne tarafına geçsek yerçekimi kayboluyor ve uzay boşluğuna düşüyoruz. Fakat bizler, vatan ne demektir iyi biliyoruz. Düştüğümüz toprağı pamuktan döşek, üzerimize örtülen al bayrağı atlas yorgan sayıyoruz. Ölümün de yaşamın da bir amacı var, biliyoruz. Etrafımızın düşmanlarla çevrili olması içimizden kahramanlar çıkmayacağı anlamına gelmez. Bu tez, yakın zamanda ...

Mustafa Armağan

DERIN TARIH YAZARI

Adnan Menderes İmam-ı Azam'ın türbesinde neler düşündü?

Rahmetli Aydın Menderes, vefatından bir süre önce (2009 yılı ortalarında) bir yazım üzerine beni arayarak 1921’de Suriye sınırı çizilirken topraklarımızın peşkeş çekildiğini söyleyen Hasan Basri Çantay’ın hangi partinin sıralarında oturduğunu sormuştu. Kendisine fakirin de o cevabın hasretiyle yandığını söylemekle yetinmiştim. Hazır kendisini yakalamışken sormadan edemedim: “Rahmetli babanızın Bağdat’ta İmam-ı Azam’ın türbesini ziyaretinde söyledikleri doğru mudur?” Sağ olsun, kendisi birkaç kol...

D. Mehmet Doğan

DERIN TARIH YAZARI

Alkışlar performans

Bazı kelimeler var ki birçok anlamı karşılayacak şekilde yerli yersiz kullanılıyor ve mahiyeti bilinmeden yaygınlaşıyor. Bunların çoğunlukla uydurma ve yabancı kaynaklı kelimeler olduğunu söyleyebiliriz. Mesela teklif, tavsiye ve hatta telkin yerine ekseriya “öneri” deniliyor. Bu tür kelimelere gerçek mânaları bilinmeden veya dikkate alınmadan yakıştırmalarla birçok anlam veriliyor. Yabancı dillerden tercüme yapılırken kelimelerin dilimizdeki karşılıklarını bulunmak zahmetine girilmiyor ve bu ke...

İsmail Kara

DERIN TARIH YAZARI

“Milletin azmi ve kararı” ne zaman meclis'te oldu?

İslam dünyasında Hilafet-Saltanat sistemini değiştirmeye ve dönüştürmeye dönük siyasî fikirler ve teşebbüsler meşrutiyet fikri etrafında ortaya çıktı ve gelişti denebilir. Aynı zamanda yeni İslam siyasî düşüncesinin, yeni İslam siyasî kurumlarının ve yeni İslam siyaset üslubunun teşekkül alanı olan bu meşrutiyet programı bir taraftan  Emevilerle başlayan (onunla başladığını iddia ettiği) ve Osmanlıların son dönemine kadar gelen, yani neredeyse bütün İslam tarihini kuşatan Hilafet-Saltanat sis...

Mehmet Çelik

DERIN TARIH YAZARI

Kurtarıcı ama kurucu ol(a)mayan Gazi Meclis

1. Dünya Harbi’nin bütün cepheleri, Sevr Projesi, Millî Mücadele diye isimlendirdiğimiz süreç, Londra ve Paris görüşmeleri, Milletler Cemiyeti’nin kuruluşu, misyonu ve Lozan Antlaşması, ardından Saltanat ve Hilafetin kaldırılması… Bunların hepsi bir ana planın, büyük bir resmin parçaları. Tek başlarına ele alınıp değerlendirilemezler! Ana hedef Osmanlı Devleti’nin tasfiyesiydi. Bunun altyapı çalışmaları 1815 Viyana Kongresi’nden sonra başlatılmıştı. Şimdi büyük resmin küçük bir parçası olan Anad...

Prof. Dr. M.Şükrü Hanioğlu

DERIN TARIH YAZARI

Ahmed Rıza Bey ve "Batı'nın ahlakı"

Jön Türklüğün fikrî temelini oluşturan en önemli kişilik olan, Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti’nin sadece adının değil, dünya görüşünün şekillenmesinde de belirgin rol oynayan Ahmed Rıza Bey, “İnkılâb-ı Azîm” sonrasında Cemiyet tarafından yükseltildiği “ebu’l-ahrar” mevkiini hızla kaybetmiş, Harb-i Umumî sona erdiğinde ise örgütün muhalifleri arasına katılmıştı.  Ahmed Rıza Bey örgüt yönetiminin, entelektüel birikimlerini fazlasıyla küçümsediği ve “komiteci” olarak nitelendi...

Prof. Dr. Semavi Eyice

DERIN TARIH YAZARI

Eski İstanbul'un eskimeyen kitap kurtları

Kitap toplamaya ortaokulun ilk sınıfındayken başladım ve bu merakım bir daha beni bırakmadı. Ancak burada kendi kitaplarımdan ve kütüphanemden değil, tanımış olduğum bazı kitap meraklılarının özelliklerinden ve kütüphanelerinden bahsedeceğim.  Kitaplardan konuşulduğunda bazıları filan nadir kitabın kendilerinde olduğunu bir öğünme vesilesi yaparak anlatırlar. Nitekim babamla aynı yüksekokulda öğretim görevlisi olan bir tarih öğretmeni ile konuştuğumuzda bana, ünlü Hammer Tarihi’...

Prof. Dr. M.Şükrü Hanioğlu

DERIN TARIH YAZARI

Talat Paşa'yı tarihselleştimek

Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti liderlerinden Mehmed Talât Paşa, Berlin’de uğradığı suikast ve ağırlıklı olarak 1915 Ermeni tehciriyle ilişkisi çerçevesinde tarihselleştirilen bir siyasetçidir. Edirne’de başlayarak Selânik’e uzanan ve “İnkılâb- ı Kebîr”in hazırlanması sürecinde belirginleşen Jön Türklük serüveni üzerinde genellikle fazla durulmaz. Başka bir ifadeyle Talât Bey (Paşa), tarihçiliğin Jön Türk hareketi içinde ne düşünür, ne de eylemci olarak büyük önem atfettiği kişilerden biri d...

İsmail Kara

DERIN TARIH YAZARI

"Tarihi değiştirmek" niçin asıl dava olsun

Tanzimattan beri devam eden sahte inkılaplar ve bu inkılapların türettiği sahte kahramanlar davamızın müşahhas planda baş meselesidir.” 50’li yıllarda yazılan bu cümle Necip Fazıl’ın en dikkate değer ve en çok okunan, elbette aynı zamanda en problemli eserlerinden İdeolocya Örgüsü kitabının başlarında yer alıyor. Davanın “İslâm inkılabı” ve Türkiye’nin “kurtuluş”u olduğu hatırlandığında “tarihi değiştirme” nin merkezî yeri belki daha bir ehemmiyet kazanacak. İnkılap ve kurtuluş için yeni bir tar...

Şeyma Özin

HABER YAZARI

Babama Mektup

Babam kanser hastası. Bunu öğrendiğim güne kadar, eşten dosttan bu hastalığa dair bir yaşanmışlık duyduğumda, anlattıklarının yerine kendi anne/babamı koyardım ve karşımdaki kişi onun acısına üzülüyorum zannederken aslında ben yaşamam muhtemel olan o acıya -kendi acıma- üzülürdüm. İmandan bir cüzmüş gibi acıya ve hüzne bitişik bir hayat benimkisi. Gittiğim her yere hüznü de beraberinde götürüyor, sonra o duyguyu oraya kendim taşıdığımı unutarak, “Burada da mı hüzün, niye burada ...

Yavuz Bahadıroğlu

DERIN TARIH YAZARI

Tenim deniz kokuyor, kanım deniz akıyor

Karesioğulları topraklarında İncilli (Karasu) adıyla bilinen yitik Türkmen köyünde o gün çocuklar arasında bir karmaşa vardı. Ellerde tahta kılıçlar, dillerde “Savulun bre!” naraları, dudaklarda mutlu tebessümler saçan bir sürü çocuk oynuyordu. Mevsim yazdı. Güneş tam tepede, hava sıcak mı sıcak, yüzler buram buram ter, yanaklar kan kırmızı. Çocuklardan biri tahta kılıcını döndüre döndüre kalabalığa daldı: “Mürsel geliyor bre, savulun!” Tahta kılıcını yaşıtlarından birinin kılıç yerine değnek tu...

D. Mehmet Doğan

DERIN TARIH YAZARI

Kim “genç” ve “Gençlik Bayramı” ne?

Bu ay “gençlik bayramı” ayı. Cumhuriyet’in ihdas edilen bayramlarından biri Gençlik (ve Spor) Bayramı. 19 Mayıs’a, yani Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkış gününe izafeten yapılıyor. İşe bakın ki, aynı ayda İstanbul’un fethi de var. Ve bu fetih bir gencin ulaşabileceği en yüksek zirveyi işaret ediyor. Kutlu bir müjdeyi sekiz asır sonra hayata geçirmek, hiçbir faniye nasib olmayan “güzel kumandan” tacını takınmak, bir çağı kapatmak! Genç, halis Türkçe bir kelime. Ona Divanü Lügati’t-Türk’te,...

Tiyatro sezonu açılalı çok oldu. Yoksa siz hâlâ… Hiçbir oyuna gitmediniz mi?

Oysa, beyin hücrelerini besleyen enzimleri vardır tiyatronun, zihni açar; insanın kültürel açlığını arttırır, okuma ihtiyacını tetikler, sanat zekâsını, genelde zekâsını, zevkini ve şevkini geliştirir.

Tiyatroya gitmeyen, sevmeyen hatta gereksiz bulanların anlayamayacağı bir şeydir bu.

Her "iyi" oyunu seyrettiğinizde duyumsarsınız; aydınlanmıştır entelektüel hayatınız, zihniniz açılmıştır.

“Tiyatroyu seven, tiyatroyla ilgilenen/ilgilenmiş insanlar daha zekîdir" sonucu çıkarılamaz buradan, lâkin; bir çok sanatı sevmeye, çok boyutlu düşünmeye, tefekkür etmeye, fikir üretmeye, sanatsal üretime geçmeye tahrik eder beynimizi-ruhumuzu tiyatro.

Amatör Tiyatro

Hele bir de, hayatının bir evresinde “amatör tiyatro" yapmışsan, amatör tiyatro topluluklarında bu güzel çileyi çekmiş, bu ufka bakmışsan, deyme önünde ve zihninde açılan 'kapıların' keyfine!

Orhan Veli, sanatçının gelişim çizgisinde, özellikle sanatın her dalındaki sanatçılara, mümkünse gençken ama ömrünün herhangi bir zamanında bile amatör tiyatro yapmasını tavsiye ediyor. Kendisi de lisede tiyatro çalışmalarına katılmış olan şair, sonraki yıllarda tiyatro alanındaki çalışmalarına çevirmen olarak devam etmiş ve pek çok oyunu Türkçe'ye çevirmiş, amatör tiyatro çalışmalarının kendisine kattıklarından sık sık söz etmiştir.

Üstelik, "alternatif tiyatro" örnekleri hep bu gruplarda boy vermiştir…

Ece Ayhan'ın “Yeni Defterler"de “Bir silkinip çözeceğim sorunları…" dediği gibi; kendini araştırır, bulur, keşfeder insan amatör tiyatroda. Tavsiyemdir.

Lâkin; ister lisedeki, ister üniversitedeki, ister dışarıdaki bir amatör tiyatro topluluğu, eğer; “ideolojik körlük" içinde vicdanını ve sanatını kiraya vermiş ya da oradaki insanlar “bambaşka amaçlar" içinde iseler, hemen kaç oradan! Orada zihnin filan açılmaz, kararır!

Zaten bunu da hemencecik anlarsın, oradaki “sanat oksijensiz" ortamdan.

Amatör Tiyatroda Demokrasi Bilinci

Amatör tiyatroda 'ancak' faşizan ve diktatoryal bir bilinçle; bir abinin, bir kıdemlinin istediği –dayattığı-gibi çalışılabileceği ve bu sayede daha iyi oyun çıkarılabileceğini savunan tiyatrocuların korktuğu bir olgudur “amatör tiyatroda demokrasi bilinci".

Amatör tiyatro topluluklarını oluşturan oyuncuların, bireylerin düşündüklerini söyleyebilmeleri ve öneri getirebilmeleri anlamında mutlaka sahip olunması gereken ama çoğunlukla provalar sürerken ve grup oyunu sahneye koymaya çalışırken genellikle sarf-ı nazar edilen bir bilinçtir bu. Aslında sanatın tam kalbindeki bilinçtir.

Övünçtür, çünkü; "sanatta demokrasi olmaz/işlemez!"diyen yönetmenlere ve bazı sanat yaratıklarına karşı en büyük derstir, amatör bir tiyatro topluluğunda demokratik ve katılımcı bir çalışma ortamı. Buradaki bilinç; hayatta “silinç" bir adam olmamızı engelleyecek ve hayatın her anında, her meselesinde faşizmden/despotluktan uzak tutacak, uyanık kılacaktır bizi.

Bu kadar laf ettikten sonra, sevdiğimiz oyunlardan birkaç tane tavsiye etmesek olmaz…

2 Oyun Tavsiyesi:





1. “Shirley"

Türk Tiyatrosu'nun, amatör heyecanını ve seyircisiyle kurduğu sıcak kontağı hiçbir zaman kaybetmeyen, istisnai ve büyük oyuncu Sumru Yavrucuk bize bir oyunculuk resitali sunuyor ve aklımızı başımızdan alıyor.

Willy Russell'ın Shirley Valentine adlı oyunundan 'Shirley' ismiyle Türkçe'ye uyarlanan tek kişilik oyun; Harikulade müziklerinin, seyirciye yaşattığı keyifli anların yanı sıra, muhteşem heyecanını ve yaşam sevincini mutfağına gönüllü olarak hapsetmiş bir kadının kendini keşfediş öyküsünü anlatıyor. Oyun bir "Tebdil-i Mekan / Özkaya Yapım Prodüksiyon" yapımı.

Geçenlerde 100. Gösterimini yapan oyunu ve Sumru Yavrucuk'u daha fazla anlatmaya gerek bile yok. Gidin ve hayran olun. Ve tiyatroyu tekrar sevin.





2. “Hayâl-i Temsil"

Genç ve yetenekli yazarımız Ahmet Sami Özbudak'ın yazdığı, inanılmaz yönetmen ve oyuncu Yiğit Sertdemir'in yönettiği oyun kapalı gişe oynamaya devam ediyor.

Hümay Güldağ, Şebnem Köstem ve Yiğit Sertdemir'in üst düzey yorumları ve oyunculuklarına dahiyane bir dekor ve ışık tasarımı da eşlik ediyor. “Bu oyun bir Türk oyunu mu gerçekten" dedirtiyor seyredenlere ve benim gibi defalarca seyrettiriyor kendisini.

Eski makyör Dikran Efendi; hayâlle hatırayı iç içe geçiren bir masalda; sahnenin "ilk kadın"ları Afife Jale ve Bedia Muvahhit'i; çocuklukları, aşkları, tutkularıyla, ilk kez seyirci karşısına çıktıkları sahnede, Darülbedayi sahnesinde bir araya getiriyor.

Oyundan çıktığınızda Türk Tiyatrosu'nun macerasını bir kez daha merak ediyor ve tiyatronun zihninizi açtığını bir kez daha hissediyorsunuz.

Oyun bir İ.B.B. Şehir Tiyatroları Yapımı.