İsmail Canbulat

GZT YAZARI

Ön yargılarını parçala! Ümit Yılbar’ı hatırla!

Ümit Yılbar… Yakın tarihimizin çok az bilinen kahramanlarından biri O. Dahi bir müzisyen. “Her şey sevgi üzerine” diyen bir aşık, bir ozan! Pentagram'ın solo gitaristi. İktisat mezunu. Kayakçı. Milli disk atma şampiyonu. 80'li ve 90'lı yıllarda “ortalığı kasıp kavuran” ünlü heavy metal grubu Pentagram (Mezarkabul) grubunda 1985 yılından 1990'a kadar solo gitar çalan, daha sonra kendi grubuyla müzik yapıp, birçok müzisyen yetiştiren, 1993'de de gönüllü olarak gittiği güneydoğuda şehit düşen As...

Ayşe Nur Ayyıldız

GZT YAZARI

The Girl On The Train

Hayallere karşı savaş açmak zordur. Dünyadaki belki en güçlü silaha, insan beyninin ürettiğine karşı alternatif sunabilmek, hiç durmaksızın akan bir şelaleye bariyer çekmeye benzer : bir yeri, sonra bir yeri daha ve sonra bir yeri daha yamamak gerekir hiç durmadan. Üstelik yolun sonunda harcadığınız emeğin boşa gitme ihtimali şaşırtacak kadar yüksektir. Yine de insanoğlunun amansızca elini çekemediği elmaya benzer hayale uygun bir kılıf bulabilmek. Nedir peki hayale karşı yol almak? Misal, siz h...

Asya Karagül

GZT YAZARI

Bir tasavvur olarak medeniyet

İnsanlar dünyayı mesken edindiklerinde henüz hiç bir kavram ve mantalite şeması çizilmemişti. Ne zaman ki insanlar, olayların ve durumların getirisi ile; medeniyet, kültür, adalet, özgürlük, hukuk, insan hakları gibi terimlere gereksinim duydular, işte o zaman kendilerini bunlara muhtaç ettiler. Aslında doğada bulunmayan bu tip kavramlar ile insanoğlu kendini bir kutuya hapsetti ve bu kutu içerisinde özgürlük mücadelesi vermeye başladı. En özgür olanlarımız bile aslında bugün sadece o kutunun sı...

İzgü Fuhan

GZT YAZARI

Hej Stockholm Kardeş*

Stockholm'e uçmak üzere havalimanına yola çıktığımda, telefonuma art arda mesajlar geldi. Hiçbir şeyden haberim yoktu. Mesajlar, bir terör saldırısı olduğunu söylüyordu. Hemen haberleri inceledim. Stockholm'ün en işlek caddelerinden birinde gerçekleşen bu saldırı sonrası; arkadaşlarım, ailem gidip gitmeyeceğimi soruyordu. Cevabım netti. Tabi ki gidecektim. Bu tür saldırıların yapmak, ve yaymak, istediği şey bir 'korku havası' zaten. Hayatın yasa saygıyla devam etmesi gerektiğine, inananlardanım...

Ayşe Nur Ayyıldız

GZT YAZARI

Hurda Köşkü

“Nesneler," diye yanıt verdi büyükbaba, “göründükleri gibi değildir." ' Hafızam bir balığınkinden daha kötüdür. Ayrıca hep hatırlamamın hiçbir fark yaratmayacağı şeyler kazınır aklımın bir köşesine. Pek çok kişinin üzerinde saatlerce konuşabildiği önemli mevzuları kolay kolay anımsamam ama zihnimin gölgeli kısımlarında belli zaman aralıklarına ait önemsiz sahneler kalıverir. Birini kokusundan hatırlarım, birini gürültüsünden. Çatapat sesleri ve o duman saniyeler içinde 7 yaşımdaki bir yaz ...

D. Mehmet Doğan

DERIN TARIH YAZARI

Bizim yoğurdumuz “Ak”tır!

Müslüman sa­ati” yazısıyla hayatımızda­ki değişimin pek farkında olmadığımız zaman boyutunu ifşa eden Ahmet Hâşim “memleketi­mizde akşamın habercisi yoğurtçudur” diyor… Hâşim'e akşamı haber veren yoğurtçuları son ta­nıyanlar bizleriz belki de... Tavalara çalınmış yoğur­du omuz terazisinin ke­felerinde akşama doğru “yoğurtcuuu, kaymaaak” nidalarıyla pazarlayan yo­ğurtçuların devri gerilerde kaldı, fakat yoğurt hayatı­mızdaki yerini koruyor. Büyük yazar...

İsmail Kara

DERIN TARIH YAZARI

Bekir Topaloğlu Hoca için rahmet kayıtları

Geçtiğimiz yıl bu ay kaybettiğimiz Prof. Dr. Bekir Topaloğlu klasik bir Kelamcı olmanın ötesinde İmam-Hatip ve Yüksek İslam-İlahiyat camiasının yorulmak bilmez hizmetkârlarındandı. Akademik çalışmaları yanında Nesillerin El Kitabı gibi gençlerin yetişmesine yönelik eserleriyle de bilinen hocayı görünmeyen yönleriyle tanımaya ne dersiniz? Onun sessiz sedasız göçmesiyle İmam Hatip Okulları neslinin ilk sağlam sacayağı kırıldı demek mübalağalı olmayacak sanırım. Bekir Topaloğlu, Hayrettin Karaman...

Prof. Dr. Semavi Eyice

DERIN TARIH YAZARI

Tarihin son şahitlerini nasıl susturduk? Mezar Taşı Katliamı

Ölümle rabıtasını canlı tutmak isteyen atalarımız mezarlıklarını göz önüne inşa ederken modern insan ölümü, mezarlıkları hayatın dışına itiyor. Medeniyetimize dair pek çok izi ihtiva eden tarihî mezar taşları, kimi zaman istiflenerek, kimi zaman hastane duvarına harç yapılarak ölümle savaşımızın kurbanı olmuş hâlde. Türklerin Anadolu'ya girişlerinden itibaren bıraktıkları en önem­li mimari hatıraların başında hayrat yapılarının hazirelerinde kalan kabir...

Prof. Dr. M.Şükrü Hanioğlu

DERIN TARIH YAZARI

İngiltere yenilgiyi nasıl soruşturdu?

Çanakkale yenilgisi ve İngiliz-Hint seferî kuvve­tine mensup 6. Tümen'in Kûtu'l-Amâre'de tes­lim olması İngiliz kamuoyunda büyük bir şaş­kınlık yaratmakla kalmayarak, kapsamlı bir tepkinin de doğmasına neden olmuştu. Bunda insanlık tarihinin o zamana kadar gördüğü en büyük ça­tışmada beklenen neticelerin alınamaması kadar, fazla­sıyla küçümsenen Osmanlı orduları karşısında hezimet ölçüsünde yenilgiler yaşanması da ciddi rol oynamıştı. Bütün Avrupa başkentlerinde olduğu gibi Londra'da­ki devlet ...

Yavuz Bahadıroğlu

DERIN TARIH YAZARI

Yürü, yol senindir Ertuğrul Beyim!

Osmanlı İmparatorluğunun kurulu­şu, beşer tarihinin en hayrete değer ve en büyük vâkıalarından biridir. Fransız tarihçi Fernand Grenard Atlı dolu dizgin Kayı aşiretinin içine daldı. Ardında yumak yu­mak toz bulutları bırakarak doğru Ertuğrul Bey'in önüne gitti. Gırt­lağına sığmayan yorgun soluğunu tek bir cümleye sığdırdı: “Tepenin ardındaki yazuda (düzlük) cenk var, Beyim!" Ertuğrul Gazi'nin bir tarafında Yahşi Hoca, öbür tarafında kardeşi Dündar Bey vardı. Sohbet ede ede y...

Asya Karagül

GZT YAZARI

Doğu'nun Rönesansı

Tarihi süreçte her uygarlık kendi doğu ve batı algılarını yaratmış olsa da mevcut en eski kavram zıtlıklarından biri olan bu ayrımın günümüzdeki halini alması Batı'nın ötekini yaratma sürecinden sonra olmuştur.Bir unsuru hakim unsur kılmak için etrafındaki tüm oluşumları yıkması gerektiği inancından dolayıdır ki, Batı tüm olumlu olguların çıkış merkezi olarak Avrupa'yı temel almıştır. Oysa ki Batı kültürünü etkileyen hatta daha da ileri gidecek olursak, şu an ki Batı olmasını sağlayan Doğu/İslam...

İsmail Canbulat

GZT YAZARI

Kâbe’de Kıbleyi Iskalamak

Eğer bu Hak yolda sebat ve istikamet gösterirseniz, bir anda büyük derecelere kavuşursunuz." * Dört yıl boyunca çalıştığım Kâbe'de çok güzel, çok ilginç anlar yaşadım. Öyle şaşırtıcı insan hikâyeleri, öyle şaşırtıcı durumlarla karşılaştım ki… Karşıl

Asya Karagül

GZT YAZARI

Süregelen imparatorluk ve son vatan toprağı

Ülkemizin gerek kültürel birikimi, gerek geçmişindeki Osmanlı ve diğer Türk devletleri dolayısıyla sahip olduğu siyasi ve idari birikim, gerekse jeopolitik konumu itibariyle tüm denklemlerin içinde yer almasından dolayı tarihi anlamak bu ülkede yaşay

Yavuz Bahadıroğlu

DERIN TARIH YAZARI

Kalyon için fukaranın ahını alırsan...

Sultan I. Ahmed'in kucağına verilen çocuğun yüzü gerçekten de melekler kadar güzeldir. “Adı ne?” diye soruyor sarayın üst düzey memurlarından olan babası Pervane Kaptan'a. Pervane Kaptan kıvranmaya başlıyor. Çünkü çocuğun adı Ahmed'dir ama Sultan I.

Prof. Dr. Semavi Eyice

DERIN TARIH YAZARI

Haliç-Aksaray-Yenikapı hattında tarihi nasıl imha ettiler?

Aksaray ile Marmara kıyısı arasında, eskiden Langa, sonradan Yenikapı olarak adlandırılan sahada da birçok tarihî eser ortadan kaldırılmıştır. Yedikule'deki Studios Manastırı'nın kilisesi İmrahor (mirahur-emirahur) İlyas Bey tarafından cami ve tekke

Henüz sekiz yaşındaydım. O yıllarda ülke ekonomik açıdan bir darboğaz yaşıyordu. Siyaset sahnesi yine kaosun en yüce mertebesini zorluyordu. Altı sıfırlı paralar ile babam ay sonunu nasıl getireceğini düşünürken, annem bugün hiçbir uzmanın yapamayacağı hesaplarla babamın mücadelesine destek oluyordu. Oturduğumuz yerden temel ihtiyaçlarımızı karşılayacağımız merkezi noktaya gitmek için yaklaşık üç kilometrelik bir yol gitmemiz gerekiyordu.

kaynak: wildabouthere.com

kaynak: wildabouthere.com


Günlerden bir gün annem, sabahın erken saatlerinde beni uyandırdı. Üzerimi giydirdi. Atkımı boynuma doladı. Her ay kontrol için düzenli olarak gitmem gereken hastaneye bugün yürüyeceğimizi, hava alırsam iyi geleceğini ve biraz da sohbet edeceğimizi söyledi. Güneş rengini henüz alıyordu. Ayağımda kuzenlerin eskisi su geçiren bir çizme vardı. Yollar tamamen çamurla kaplıydı. Bu konuda anneme bir şey söylemiyordum. Ama içimden “sert ve kuru” yollardan yürümeyi hayal ediyordum. Belki öyle olursa ayaklarım da ıslanmazdı. Üstelik böylece ayaklarımızın çamur ve suyla tutturduğu o ritmi bir daha duymayabilirdim.
Annem o sabah çok düşünceliydi. Aklından geçenleri o yaşımda merak ediyordum. Hoş, oldum olası konuşulanları değil akıldan geçenleri duymak istedim ya neyse. Yola uyumlu sessizliğimizi bozdum.

“Keşke 18 olsam.”
Hüzne çalan bir tebessümle, elimi aşkla sıktı.
“Bak şimdi… Sekiz de güzel.”
“Zaman böyle çok yavaş.”
“Bak onu doğru dedin. 18 yaşında zaman hızlanmaya başlıyor. Sonra bir daha durduramıyorsun. En güzel zamanların o yaşında olacak. Biliyor musun? “
“Gerçekten mi?”
“Gerçek tabi.”
“O zaman hemen gelsin o yıllar. Keşke uyusam uyansam gelse.” dedim.
Güldü. Elimi bir kez daha sıkıca kavradı. Ayaklarımız tamamen çamurla kaplanmak üzereyken hastaneye vardık.

Yıllar sonra 18 yaşıma girdiğimde anneme o günü hatırlattım. Eğlence olsun diye yürüdüğümüzü sandığım yolu aslında annemin parası olmadığı için yürüdüğümüzü öğrendim. Gerçekten annemin söylediği gibi 18'in büyüsünü iliklerime kadar hissetmiştim. Sokaklar, caddeler görebildiğim her yer uçsuz bucaksızdı sanki. Şarkılar benim derdimi anlatıyor, benim neşemle coşuyor ve benim aşklarıma yazılıyor gibiydi. Mevsim dört değil de sekiz olmuştu benim mi haberim yoktu diye düşünüyordum? Her attığım adım, söylediğim her söz özgürdü. Nasıl bir sihirdi bu? Tüm dünyaya yetebilecek emsalsiz bir enerjiyle doya doya hayatı gözlemliyordum. Okumak istediğim kitaplar, seyretmek istediğim filmler, yapmak istediklerim sanki sonsuzdu.

Fakat annemin dediği gibi göz açıp kapayıncaya kadar bitmişti. Gerçekten o 365 günün ardından gelen sayısız soru işaretini görebiliyordum. Attığım adımlara da her geçen yıl yeni bir temkin zinciri halkası ekleniyordu.

Bugün yine ara ara annemle, bu defa çamursuz yollarda, yürüyüşe çıkarız. Yanımızda hiç para olmazsa o sihir yeni bir yaşımda yine tutar diye hala ümit ederim. Bunu anneme söylediğimde bana “Deli çocuk… O bir kereydi. İşte ömür bu!” der. Yine de inanmaya devam ediyorum. Hatta belki çamurlu bir yolda bu yürüyüşü ve diyalogu yinelemeliyiz diye düşünüyorum. Kim bilir belki bu defa yeniden 18 kadar olmasa da benzer dozda 'büyülü gerçekliğe' ulaşabilirim.

Bu arada ben 18'in buz gibi sularında yüzerken, kalbimi okyanusta dalgalandıran güzel şarkılar vardı.
Dinlemek isteyenler için tam burada.