Mehmet Çelik

DERIN TARIH YAZARI

Garnizon Cumhuriyeti ve Milli İrade gaspı

20 yüzyılla birlikte gelişmiş ülkelerde krallıklar ve imparatorluklar tasfiye edilmiş, yerlerine ulus devlet modelli cumhuriyetler kurulmuş; bu sistemlerin merkezî ruhunu teşkil eden milliyetçi/ ulusalcı anlayış ideolojik bandajla, asker ve sınıfsal

Ayşe Nur Ayyıldız

GZT YAZARI

Manchester By The Sea

Vizyona giren filmleri, daha beyaz perdede arz-ı endam etmeden takip edip elemek ve ona göre muhakkak sinemada izlemem gerek ve evde izlesem de olur şeklinde kategorize etmek gibi tuhaf bir alışkanlığım vardır. Sinemada izlemeye karar verdiklerimi de

İsmail Canbulat

GZT YAZARI

Bir mühendis şantiyede neler öğrenir?

Üniversitede okurken başlayan şantiyecilik maceram (bir süre, efsane bir dizinin senaryo grubunda çalışmış olsak da) tam 30 yıla dayanmış. Bunca yılın sonunda şantiyelerde öğrendiklerim, bana özel hayatımda da meslek yaşantımda da çok yardımcı oldula

Şeyma Özin

GZT YAZARI

Bittiği yerden başlamak sahiden kolay mı?

Yaşamak ile ilgili deneyimlerim, hayatın bir şeyleri döve döve öğretmesi ile keyifli bir hal almaya başladı. Çünkü ben elindeki şeyin kıymetini, hatta elinde bir şey olduğunu ancak onu kaybettiğinde farkedenler kavmindenim.Bugün artık hepimizin putu

Prof. Dr. Norman Stone

DERIN TARIH YAZARI

Ermeni soykırımını reddettiğim için cezam ne olur?

Mart 1894'te Horen Aşıkyan Efendi adlı bir Ermeni Patriği Kumkapı Kilisesindeki vaazında cemaatine bir uyarıda bulundu. Devrimci Ermeni milliyetçileri iş başında ve oldukça tehlikeliler, diyordu. Ermeniler 1000 yıldır Türklerle bir arada yaşıyordu; B

Prof. Dr. M.Şükrü Hanioğlu

DERIN TARIH YAZARI

Osmanlıda soyut bir ideal olarak Hakimiyet-i Milliye

“Hakimiyet-i Milliye” 1908 öncesinde de tartışılan bir kavramdı; onu “Cumhuriyet”le özdeşleştirmek hatalı bir yaklaşım olur. İstiklal Savaşı'nda “hakimiyet-i milliye” kavramına bir ideal olarak fazlasıyla atıfta bulunulmuştur. Hey'et-i Temsiliye ile

Prof. Dr. Semavi Eyice

DERIN TARIH YAZARI

İstanbul’un imar bahanesine kurban edilen camileri

Geçen sayıda kaleme aldığım harap camiler bahsine devam ediyorum. Burada anlattığım camiler yıkılanların bir kısmını teşkil ediyor; dolayısıyla listeyi uzatmak mümkündür. İlk olarak Şehzadebaşı'ndan Edirnekapı'ya uzanan ana caddenin

Prof. Dr. Semavi Eyice

DERIN TARIH YAZARI

Osmanlı mirası camilere nasıl kıydık?

İstanbul'un surlarla çevrili, “suriçi” dediğimiz üçgen biçimindeki merkezi Osmanlı tarihi boyunca irili ufaklı pek çok cami ve mescide evsahipliği yapmıştı. Ayrıca şehrin bilhassa yüksek kısımlarını taçlandıran selatin külliyeleri inşa edilmişti.

Ayşe Nur Ayyıldız

GZT YAZARI

İki Arada Bir Yerde

'Ben Avrupa'ya giderken kafam önümde eğik gitmiyorum. Çünkü çocuk, kadın ve ihtiyar öldürmedik. Çünkü hiçbir kutsal yere saldırmadık. Oysa onlar bunların tamamını yaptılar. Hem de Batı'nın gözü önünde; Batı medeniyeti adına.'Aliya İzzetbegoviçİnsana

Zeynep Temizer Atalar

GZT YAZARI

Korkmasından Korkunca

Yapılan bazı araştırmalara göre doğuştan sahip olduğumuz duygular var ve bunlardan bir tanesi de “korku”. Yani zaman zaman korkmak oldukça doğal hatta belli bir oranda yaşamamız, güvende kalmamız için de sağlıklı. Karşımızda havlayıp koşarak üzerimiz

İsmail Canbulat

GZT YAZARI

Naylon Duyarlılıklar İşportacısı

“Mükemmel olmayı bırak. Her şey olduğu gibi gelişsin!”“Eğer ne istediğini bilmezsen, bir bakmışsın istemediğin bir sürü şeyin olmuş.”“Sahip oldukların zamanla sana sahip oluyor, ne yaparsan yap!”“Konforun peşinde koşarken birçok şeyi kaybediyoruz, fa

Şeyma Özin

GZT YAZARI

“Reis” filminin düşündürdükleri

Bugün size Reis filminden bahsedeceğim dostlarım, buyrun sohbete. Yönetmenliğini Hüdaverdi Yavuz'un yaptığı 5 Milyon TL bütçeli Reis filminde, Recep Tayyip Erdoğan'ın yetiştiği Kasımpaşa'nın samimiyeti ve kültürel öğeleri gerçekçi yansıtılmış. Erdoğa

Ayşe Nur Ayyıldız

GZT YAZARI

Biz Heybeli’ de Her Gece..

14 yaşındayım, dünyaya ve kafamızın içindekilerin aykırılıklarına halen anlam veremediğim seneler. Nereden icap etti bilmem ailenin kadınları olarak belediye tarafından düzenlenen bir Heybeliada gezisine katılmaya karar verdik. Daha önce ada hakkında

Prof. Dr. Semavi Eyice

DERIN TARIH YAZARI

İstanbul’un büyük yangınlarından 1870 Beyoğlu Yangını

Tarihî İstanbul kurulduğundan itibaren çok büyük yangınlar geçirmiş ve efsanedeki zümrüd- ü anka kuşu gibi derhal küllerinden yeniden doğmuştur. Haliç'in kuzeyinde bulunan Galata bölgesi de sık sık böyle yangın afetleriyle karşılaşmıştır. Galata'nın

Prof. Dr. Norman Stone

DERIN TARIH YAZARI

İngiltere’nin kadim kardeşleri: Keltler

Büyük Britanya'nın neredeyse tamamında İngilizce konuşuluyor olmasına karşın İngiltere'nin tamamıyla homojen bir ulus-devlet olduğunu söyleyemeyiz. Keltik kökene sahip insanlar da bulunuyor İngiltere'de: Dilleri hala konuşulan İrlandalılar, İskoçlar

Gencölüm, şehit Fethi Sekin ve diğer birçok yara

06 Ocak 2017, Cuma

Hayatım boyunca gencölümden korktum. Sırasız, vakitsiz, beklenmedik ve yiğit deviren ölümlerden öyle korktum ki, bir süre sonra hayatım bu korkuya göre şekillenmeye başladı.

Gencölümün bilinciyle bir yol çizmeye çalıştım hayatıma. Ölümün ensemde; gençliğime asla acımadan beklediğini, şizofrenik bir korku ile beni küçülttüğünü hissettim hep.

Sonra o korkuyu savurmak için hayat ile aramdaki mesafeyi artırmak istedim. Artırdım da ne oldu? Yine de korktum ölümden, bilhassa geceleri, yaşanmadan geçen yıllara inat ile ölümle savaştım. Sanki hayat, bir başkasının hayatı gibi yanımdan gelip geçecek ve beni bir köşede öyle unutacaktı. Sonra bir baktım; Allah'ın sevgili kulları genç ölüyor, Allah sevdiği kulu yanına erken alıyor belki. Belki de zaten onlar ölmeden önce ölmüşler, yaşamanın kefaretini genç ölerek ödemişler.

İnsanın umudunu, inancını, yaşam hevesini solduran bunca hain pusudan sonra insan kelimelerden utanıyor. Süslü kelimelerin vebali kalıyor bir tek insanın üzerinde.

Dilimi dişime vurdura vurdura, ağzımı doldura doldura, öfkemi sert sessizlerden çıkarmak istiyorum. Şöyle bir sıvazlayıp ağrıyan yanlarımı, kalbimi mesela, merhametimi, vicdanımı, öfkemi sıvazlayıp isyan etmek istiyorum.

Çoğu benden genç ve çoğu, büyük şehri ancak çarşı izninde görmüş bunca şehit askerin vebali hepimizin üzerine.

O kısa hayatını da, kıymetli bir eşyasını zor gününde bozduran insanın hüznü ve mahrumiyeti ile yaşamış olan tüm şehitlerin ölümü birer şiir
değil mi?

Tüm bunlar birer ağıt değil mi, birer isyan değil mi sorarım.

Dün, İzmir Adliyesi'ndeki terör saldırısında, canı pahasına teröristlerin üzerine yürüyen şehit polis memuru Fethi Sekin, yüreğimize kadar alçalan öfkemizin namuslu damarı değil mi?

Fethi Sekin'in fotoğrafına baktım uzun uzun. Babayiğit, dağ gibi bir adam, 9 yıldır aynı yerde polis memuru.

Sonra içimden dedim; “Abi sen trafik polisisin, senin yerinde başkası olsa 'bana ne' der, bombaya yürünür mü, nasıl yürüdün abi, başkaları ölmesin diye nasıl öldün, ölüme yürünür mü abi?”

Sonra utandım, bunca şehidimizin ardından ben hep utandım, başkasının yaşamı senin huzurun için son bulunca böyle bir duygu oluyor işte. Tutup yüzleştim hayatımla, şöyle bir silkeledim kendimi, döktüm ne varsa aldandığım, ne varsa yüz çevirdiğim hepsine bir bir baktım.

Kafiyeli parti broşürleri anlatamaz bu duyguyu.

Omzunu içine geçire geçire edilmiş, korkak ve tırsak fakat “saldırmaya hazır ve müsellah”, küfür dolu sloganlar da anlatamaz.

Fethi Sekin anlatır ama Muhammed Fatih Safitürk anlatır, Kayseri'de çarşı izninde cebindeki 20 lira ile pusuya düşüp şehit olan er anlatır…

Bir erin cebindeki 20 lira nedir kendime sorarım…

Bütün bir günü 20 liralık yaşamaya sığdırmak ve nihayetinde yine de mutlu ve mütebessim kışlasına dönecek olmak nedir, ben bundan sonra her şükürsüzlüğümde kendime bunu sorarım.

Tüm sorularım kendime değil elbet…

Kopmamış bir çığlık gibi kursağımda düğümlü kalan diğer tüm sorularım da katillere saklı.

Alacağım cevap, hiçbir yiğidi geri döndürmeyecekse de, hiçbir ömrü yeşertmeyecekse de, hiçbir umudu diriltmeyecekse de hepimizin söyleyeceği bir söz, sıkacağı bir yumruk var.

O yumruk açılmadıkça, biz ölmekle tükenmeyeceğiz. Ama ölüm de bir gün yorulacak, ölüm de bir gün ölmekten utanacak.

Biz artık, kim ne eyleyecekse eylesin çözülmez bir sırrın peşindeyiz. O sırrı böylesi kavrayacağımı bilmezdim. O sır, vatanmış meğer. Bize vatanın kutsiyetini ölümlerinin sıcaklığı ve şehadetlerinin kutsiyeti ile öğreten o yiğitlere gök ekini biçtik.

“Ben öyle bilirim ki yaşamak, berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır. Çünkü biz savaşmasak anamın giydiği pazen, sofrada böldüğümüz somun, yani ıscacık benekleri çocukluğumun, cılk yaralar halinde; yayılırlar toprağa.”