Zeynep Temizer Atalar

GZT YAZARI

Cinsel Kimlik Oluştur(ama)mak

“Oğlum toka takmak istiyor, bebeklerle oynuyor…” “Kızım sürekli erkeklerle birlikte, etek giydiremiyorum…” Günümüzün sıkıntılarından biri de bu... Kız gibi davranmaya çalışan erkekler ya da erkek olmaya özenen kızlar… Çocuğun bizi rahatsız eden bu da

Ayşe Nur Ayyıldız

GZT YAZARI

Nilüferler

İlk karşılaşmamız gözlerime bayram ettirmek için rastgele kapısından girdiğim bir kitabevinde olmuştu. Ekim ayının yağmurlu ve karanlık bir gününde tahta basamakları tırmanıp raflarda ellerimi gezdirirken gördüğüm ışık beni büyülemiş, o dakikadan son

Hatice Özdemir Tülün

GZT YAZARI

En Önemlisi İnsanın Kendini Tanıması

15 yaşıma kadar her gece başımı yastığa koyduğumda, birkaç dakika içinde pencereden bir hırsızın girip beni kaçıracağını korkusunu yaşadım. Zamanla azaldığını düşünürken aradan 10 sene geçince hiç beklemediğim bir olayla benim korkular geri gün yüzün

Zafer Malkoç

GZT YAZARI

Zaman Makinesi Bulundu

Çok gizli dosyalardan sızanlar ve bilim adamlarıyla fütüristlerin yazdıklarından öğrendiğimiz kadarıyla iki tür zaman makinesi var. Biri bizi hem geçmişe hem geleceğe götürüyor, diğeriyse sadece geleceğe doğru gitmemize izin veriyor. Üstelik gittiğim

İzgü Fuhan

GZT YAZARI

Sen Kimsin

Bunca plaza sohbetine konu olan, emekli olunca yerleşilecek ve küçük bir restoran işletilecek o sakin sahil kasabası nerede hep merak ederim. Ayrıca bu kadar plaza çalışanının, nerede olduğu meçhul o sahil kasabasında yaşamayı planladığı taş evlerden

Şeyma Özin

GZT YAZARI

Soda içince bile geçmeyen iç sıkıntısı

Kendimi bildim bileli, ki bu takribi 7 yaşıma tekabül ediyor, (beşikte yatmaktan 7 yaşında kurtulduğum için mi artık bilinmez), bir iç sıkıntısı ile yaşıyorum. Aradan geçen on sekiz yılın ardından görüyorum ki dönem dönem farklı isimler verdiğim bu

Prof. Dr. Semavi Eyice

DERIN TARIH YAZARI

İstanbul’un Fethine Rus bakışı

Orta Çağ'ın bitimine işaret eden en önemli olay, 1453'te İstanbul'un fethidir. Bu, aynı zamanda çok uzun bir ömrü olan Doğu Roma İmparatorluğu'nun sonudur. Modern tarih bilimi, son nefesine kadar kendisini Roma İmparatorluğu'nun devamı olarak gören b

Prof. Dr. M.Şükrü Hanioğlu

DERIN TARIH YAZARI

Asker-siyaset ilişkisi bağlamında 27 Mayıs darbesi

27 Mayıs Darbesi genellikle 1971, 1980 ve 1997 yıllarında gerçekleştirilen askerî müdahalelerle karşılaştırılır. Yapılan mukayese ise çoğunlukla “devrim-darbe” kavramları üzerinden gerçekleştirilir. Gerçekte ise 27 Mayıs Darbesi, kendisinden sonraki

Fatih Ergün

GZT YAZARI

New Yorkers

Dün Türkiye'den tanıdığım İranlı bir arkadaşımın New York'ta olduğunu görünce “Hadi görüşelim" diye sözleştik. Arkadaşın Türkiye'ye dair tatları özlemiş olabileceğini düşünerek Simit Sarayı'nda buluştuk. Muhabbet muhabbeti açtı ve arkadaşım “Biz nası

İsmail Canbulat

GZT YAZARI

Kâbe’de Mekkî bir Türk

1.Bölüm “Sevgilinin evinde hiç yabancı olur mu insan? Uzaksın evinden, lâkin evindesin, vatanındasın, Kâbe'desin. Burada, selam veriyor, çağırıyor, buyur ediyor seni 'gerçek hayat'!"Dört yıl mukîm olduğum, Mekkî olarak yaşadığım, mühendis olarak K

Şeyma Özin

GZT YAZARI

Hayat yargıçları ve ellerindeki iman-ölçerler

Üniversite okuyan ya da mezun tesettürlü genç kızların giyim tercihleri, kendini mütedeyyin olarak tanımlayan erkekleri ve diğer tesettürlü kızları rahatsız ediyor. Beyaz Türkler'i zaten uzun zamandır rahatsız ediyordu bu yazıda ona hiç girmeyeceğim.

Aslıhan Başgül Ergün

GZT YAZARI

Barışa mütevazı bir katkı

Çocukken televizyonda politika konuşulan programlarda filan duyardım o günlerde en çok birlik beraberliğe ihtiyacımız olduğunu. O zamandan bugüne yıllar geçti, ama birlik beraberliğe duyduğumuz ihtiyaç bir türlü geçmedi. En çok ona ihtiyaç duyduk ama

Zafer Malkoç

GZT YAZARI

Şeyh Hamdullah Uzaylıdır

İstanbul'un en güzel köşelerinden biri şüphesiz Beyazıt Meydanı'dır. Burada bir yanda İstanbul Üniversitesi'nin muhteşem giriş kapısı, diğer yanda Osmanlı klasik mimarisinin ilk anıtsal örneklerinden Bayezid Camii bulunur. Bu harikulade eserler aynı

Zeynep Temizer Atalar

GZT YAZARI

Anne, ben nasıl doğdum?

Konuşması en zor konulardan biridir cinsellik… Hele bunu bir de çocukla konuşmak gerektiğinde kaçacak delik ararız. Çocuğun “Ben nasıl doğdum?", “Benim neden pipim yok?" ya da “Bebek karnına nasıl girdi?" sorularına maruz kaldığımızda ya konuyu d

Ayşe Nur Ayyıldız

GZT YAZARI

Fanustaki Lady Lazarus

'Ölmek, her şey gibi, bir sanattır. Bu konuda yoktur üstüme. Öyle ustaca yaparım ki cehennem gibi gelir. Öyle ustaca yaparım ki gerçekmiş gibi gelir. Bir talebim olduğunu bile söyleyebilirsiniz. Öyle kolay ki bir hücrede bile yapabilirsiniz. Öyle kol

Gencölüm, şehit Fethi Sekin ve diğer birçok yara

06 Ocak 2017, Cuma

Hayatım boyunca gencölümden korktum. Sırasız, vakitsiz, beklenmedik ve yiğit deviren ölümlerden öyle korktum ki, bir süre sonra hayatım bu korkuya göre şekillenmeye başladı.

Gencölümün bilinciyle bir yol çizmeye çalıştım hayatıma. Ölümün ensemde; gençliğime asla acımadan beklediğini, şizofrenik bir korku ile beni küçülttüğünü hissettim hep.

Sonra o korkuyu savurmak için hayat ile aramdaki mesafeyi artırmak istedim. Artırdım da ne oldu? Yine de korktum ölümden, bilhassa geceleri, yaşanmadan geçen yıllara inat ile ölümle savaştım. Sanki hayat, bir başkasının hayatı gibi yanımdan gelip geçecek ve beni bir köşede öyle unutacaktı. Sonra bir baktım; Allah'ın sevgili kulları genç ölüyor, Allah sevdiği kulu yanına erken alıyor belki. Belki de zaten onlar ölmeden önce ölmüşler, yaşamanın kefaretini genç ölerek ödemişler.

İnsanın umudunu, inancını, yaşam hevesini solduran bunca hain pusudan sonra insan kelimelerden utanıyor. Süslü kelimelerin vebali kalıyor bir tek insanın üzerinde.

Dilimi dişime vurdura vurdura, ağzımı doldura doldura, öfkemi sert sessizlerden çıkarmak istiyorum. Şöyle bir sıvazlayıp ağrıyan yanlarımı, kalbimi mesela, merhametimi, vicdanımı, öfkemi sıvazlayıp isyan etmek istiyorum.

Çoğu benden genç ve çoğu, büyük şehri ancak çarşı izninde görmüş bunca şehit askerin vebali hepimizin üzerine.

O kısa hayatını da, kıymetli bir eşyasını zor gününde bozduran insanın hüznü ve mahrumiyeti ile yaşamış olan tüm şehitlerin ölümü birer şiir
değil mi?

Tüm bunlar birer ağıt değil mi, birer isyan değil mi sorarım.

Dün, İzmir Adliyesi'ndeki terör saldırısında, canı pahasına teröristlerin üzerine yürüyen şehit polis memuru Fethi Sekin, yüreğimize kadar alçalan öfkemizin namuslu damarı değil mi?

Fethi Sekin'in fotoğrafına baktım uzun uzun. Babayiğit, dağ gibi bir adam, 9 yıldır aynı yerde polis memuru.

Sonra içimden dedim; “Abi sen trafik polisisin, senin yerinde başkası olsa 'bana ne' der, bombaya yürünür mü, nasıl yürüdün abi, başkaları ölmesin diye nasıl öldün, ölüme yürünür mü abi?”

Sonra utandım, bunca şehidimizin ardından ben hep utandım, başkasının yaşamı senin huzurun için son bulunca böyle bir duygu oluyor işte. Tutup yüzleştim hayatımla, şöyle bir silkeledim kendimi, döktüm ne varsa aldandığım, ne varsa yüz çevirdiğim hepsine bir bir baktım.

Kafiyeli parti broşürleri anlatamaz bu duyguyu.

Omzunu içine geçire geçire edilmiş, korkak ve tırsak fakat “saldırmaya hazır ve müsellah”, küfür dolu sloganlar da anlatamaz.

Fethi Sekin anlatır ama Muhammed Fatih Safitürk anlatır, Kayseri'de çarşı izninde cebindeki 20 lira ile pusuya düşüp şehit olan er anlatır…

Bir erin cebindeki 20 lira nedir kendime sorarım…

Bütün bir günü 20 liralık yaşamaya sığdırmak ve nihayetinde yine de mutlu ve mütebessim kışlasına dönecek olmak nedir, ben bundan sonra her şükürsüzlüğümde kendime bunu sorarım.

Tüm sorularım kendime değil elbet…

Kopmamış bir çığlık gibi kursağımda düğümlü kalan diğer tüm sorularım da katillere saklı.

Alacağım cevap, hiçbir yiğidi geri döndürmeyecekse de, hiçbir ömrü yeşertmeyecekse de, hiçbir umudu diriltmeyecekse de hepimizin söyleyeceği bir söz, sıkacağı bir yumruk var.

O yumruk açılmadıkça, biz ölmekle tükenmeyeceğiz. Ama ölüm de bir gün yorulacak, ölüm de bir gün ölmekten utanacak.

Biz artık, kim ne eyleyecekse eylesin çözülmez bir sırrın peşindeyiz. O sırrı böylesi kavrayacağımı bilmezdim. O sır, vatanmış meğer. Bize vatanın kutsiyetini ölümlerinin sıcaklığı ve şehadetlerinin kutsiyeti ile öğreten o yiğitlere gök ekini biçtik.

“Ben öyle bilirim ki yaşamak, berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır. Çünkü biz savaşmasak anamın giydiği pazen, sofrada böldüğümüz somun, yani ıscacık benekleri çocukluğumun, cılk yaralar halinde; yayılırlar toprağa.”