Casusluktan çarlığa; vasat Putin’in hikâyesi

BÜLENT TOKGÖZ GERÇEK HAYAT 5 DAKİKADA OKUNUR

Geçtiğimiz hafta Putin’in Rusya’sında ilginç gelişmeler yaşandı. 18 yıllık emanetçisi Medvedev beklenmedik bir surette istifasını sundu. Ertesi gün de “Putin benim ilahımdır” diye zikreden- Çeçen Kadirov “iş göremezlik sebebiyle, bir süreliğine” koltuğu bıraktığını açıkladı. Putin’i ve Rusya’sını tanıyanlar, bunların birer tasfiye olduğunu ve Kremlin’deki patronun buyruğuyla gerçekleştiğini kavramakta gecikmediler.

‘Yeni Çar’ olsa da Putin, daima eski kimliğiyle, casusluğuyla tanındı, tanımlandı. KGB sicili onun tüm imajına ve ilişkilerine damgasını vurdu. Bush’un yardımcısı Cheney, ne zaman onu görse düşündüğü tek şeyin “KGB” olduğunu söylüyordu. Senatör McCain de onunla görüşmesinin ardından “3 şey gördüm, K, G, B” diyordu.

Vilademir Viladimiroviç Putin. Hakkında yüzlerce kitap, binlerce makale yayımlanmış bir meçhul. ‘Kremlinoloji’ yerini ‘Putinoloji’ye bırakmış olsa da eldeki bilgiler mahdut ve teyidsiz. Bu da bizi aynı üç harfe geri götürüyor. O üç harf/liler ki Putin’in mazisini silmiş ve kendisini kazımış.

Sis perdesi eskilere uzanıyor. Putin, dedesinin Lenin’e, sonra da Stalin’e aşçılık yaptığını söylüyor. Belki de ‘anlayan anlasın’ diye. Dedesi gizli polisin adamıydı. Babası muhbirdi. Putin’ler üç kuşaktır devlete çalışıyordu ajan olarak.

Medvedev ve Putin

KÖŞEYE SIKIŞAN FARE

Leningrad, 1952. 900 günlük Nazi kuşatmasında 1 milyon kurban verdikten 8 yıl sonra doğmuş olmak da Putin’i şekillendiren âmillerdendi. Harap şehir kadar ailesi de kuşatmanın izlerini taşıyordu. Babası aldığı yaralarla iki ayağı topallayan bir işçiydi. Önceki kardeşleri açlık ve difteriden ölmüştü. Annesi temizlikçiydi. Tuvaleti, banyosu, penceresi olmayan, daracık, karanlık bir odada yaşıyorlardı.

Vakit öldürmek için arkadaşlarıyla merdiven boşluğunda fare kovalıyordu. Bir keresinde köşeye sıkıştırdığı farenin kaçacak yeri yoktu, üstüne atlamıştı.

Küçük Putin, çok korkmuş ve bundan hayat boyu unutmayacağı bir ders çıkarmıştı. Mutsuz bir çocuktu. Psikologlara göre çirkinliğinin de bunda payı olsa gerekti. Saldırgandı. En küçük bir hakaret duysa akranlarının üstüne atlıyor, tırmalıyor, ısırıyor, saçlarını yoluyordu. O bir kaybedendi. Kavgaları kazanarak bu gerçeği değiştirmeye çalışıyordu. Kargaşa ve karamsarlıkla dolu travmatik çocukluğunda başarılı bir talebe olmadı. İtaatsizdi. Günleri kenar mahalle serserileriyle sürterek geçiyordu. Maçoluğu asi ergenliğinden kalmaydı. Aşağılık kompleksi ve savunma biçimi olarak sığındığı narsisliği de.

Çar da olsa o hâlâ bir KGB casusuydu. Dünyaya bakışı, duruşuyla. Her hareketinde gizli servis gölgesinin görülmesi bundandır. Cep telefonu kullanmayışı, ağzı sıkılığı, öngörülemezliği, esnekliği, intibak kabiliyeti, düşüncelerini düzgün formüle edişi, hızlı analiz yetisi, serinkanlılığı, acımasızlığı…

YOLDAŞ PUTİN

İşkencehane olarak nam salmış KGB binasının kapısını çalıp casus olmak istediğini söylediğinde 16’sındaydı. “Sonra gel” dediler. Leningrad Hukuk Fakültesi KGB’nin eleman devşirdiği okullardan biriydi. Orada devşirildi. Teşkilatın Moskova’daki Yüksek Okul’una gönderildi. Bir mensubunun dediği gibi KGB Rusların Harvard’ıydı. En seçkin eğitim orada veriliyor, geleceğin seçkinleri yetiştiriliyordu.

80’lerde KGB’nin yüz binlerce mensubu vardı. Doğu Almanya, Soğuk Savaş’ın en hararetli cephesiydi. 1985’te bu gizli savaş alanına yollandığında Putin 32 yaşındaydı. Dresden’den bir kez bile Batı Almanya’ya geçmedi. James Bond imajına rağmen yaptığı tek şey, bürosunda pinekleyip Batı’ya seyahat eden Sovyet vatandaşları hakkında gelen ispiyonları okumak ve tasnif etmek, bir de ucuz Alman birası içmekti.

1989’da Berlin Duvarı’nı tuz buz edecek yıkım başladığında Dresden’deki merkez de kuşatılır.

Kayda değer hiçbir icraatı veya parlaklığı yoktu. Yakın zamanda açıklanan teşkilat arşivinde “Yoldaş Putin”e dair tespitler “dikkatli, disiplinli, istikrarlı” gibi sıfatların ötesine geçmiyordu.

Vasatlığı casuslukta da daimdi. Nitekim koca bir bloğun çökmekte olduğunu o da fark etmemişti. 1989’da Berlin Duvarı’nı tuz buz edecek yıkım başladığında Dresden’deki merkez de kuşatılır. Kızıl Ordu tanklarını imdada çağırır ama Gorbaçov’un adamları oralı olmaz. Putin tabancasını çekerek vaziyet alır ve dokümanları yakmaya koyulur. KGB diye bir şey de ‘resmen’ kalmamıştır artık.

Gorbaçov ve Yeltsin (solda) aynı karede görünüyor...

BELEDİYE

Yaşlı ebeveyninin yanına döndüğünde Leningrad da eski adına dönmüştür. Saint Petersburg Üniversitesi’nde asistanlığa başlaması hâlâ teşkilatın mevcudiyetine bir karinedir. Oradan seçimle işbaşına gelmiş ilk belediye başkanının vekilliğine gelişi de. Gorbaçov-Yeltsin ikilisiyle Sovyetler’in dağılmasına öncülük etmiş reformist hukuk profesörünün sağ kolu olarak bir KGB ajanını seçmesi de.

Putin orada hep perde gerisinde kaldı. Diğer yardımcılar objektifler önünde poz verirken o en uzak köşede saklandı. Rusya’nın ikinci büyük şehrinde ekonomi baştanbaşa mafyanın elindeydi. Reis vekili hepsiyle güçlü bağlar kurdu, güven kazandı. Ve tez zamanda büyük bir servet. Hiçbir iz bırakmadan. 1996’da profesör seçimi kaybettiğinde kazanan adayla da ahbaptı ama hocasına vefasızlık etmek istemedi. Aslında başka bir teklif almıştı. Teşkilat ve oligarklar onu Moskova’da istiyordu.

Yeltsin istafasından sonra, Putin'i devlet başkanı ilan etti...

RUS USULÜ 11 EYLÜL

Onu Kremlin’e sokan gizli el, iki yıl geçmeden -yeni KGB- FSB’nin başına getirdi. Kariyeri böyle bir tayine asla elvermediği hâlde. Brifing verecek seviyede bile ne istihbarattan, ne siyasetten anladığı hâlde. 99’da önce bakan, sonra başbakan oluverdi. 5 ay sonra ise Yeltsin beklenmedik bir istifayla onu devlet başkanı ilan etti. Ama ilk seçimde alaşağı edilebilirdi, bir şeyler yapmalıydı.

Derbeder Rus ordusunun rezil olduğu Çeçen savaşı bir fırsat sunabilirdi. Moskova’daki iki büyük apartman bir gece yarısı havaya uçuruldu. 300 kişi uykularında öldü.

Birkaç gün sonra bir başka apartman daha. Sonra bir diğeri. Yerel polis, bomba yerleştirenlerden birini yakalamayı başardı. Şahıs eski bir FSB elemanıydı. Açığa çıkan bilgiler sadece soru işaretlerini artırıyordu. Kullanılan fünye ve patlayıcı orduya aitti.

Buldozerler, cesetleri küreyerek de olsa olay yerini temizleme talimatı almıştı. Soruşturma için kurulan komisyonun üyeleri birer birer kurşunlanacak, zehirlenecekti. Failler belki gerçekten Çeçen’di fakat Putin’in teröre karşı savaşı için gereken 11 Eylül’e giden yolu FSB döşemişti. 2000’deki ilk başkanlık seçiminin galibi o geceden belliydi.

Putin, KGB'ye çocuk yaşta girdi...

YÜZÜK ÖPTÜRME

Oligarkların himmetiyle tahta oturan çarın ilk işi onlara yüzük öptürmekti. Öpmeyenler hapsi boylayacak, ölüm veya sürgün arasında tercih yapacaktı. KGB’den ve Saint Petersburg belediyesinden eski arkadaşlarıyla yepyeni bir düzen kuruyordu o. Oligarkların el konan varlıkları devletleştiriliyor, yani Putin’in gizli/büyük ortak olduğu kuruluşlara teslim ediliyordu. Yeni çarın ana güdüsü çalmaktı ve kısa sürede Avrupa’nın en zengin adamı olup çıkmıştı. Elbette ki gene delil bırakmaksızın. Üstelik ahali de kendilerini oligarkların elinden kurtardığı için ona minnettardı. Bir Rus atasözünde dendiği gibi kuzular ağıllarında, kutların da karnı toktu.

Çar da olsa o hâlâ bir KGB casusuydu. Dünyaya bakışı, duruşuyla. Her hareketinde gizli servis gölgesinin görülmesi bundandır.

Poker suratlı el sıkışmasından felçli sağ eliyle çarpık yürüyüşüne, yarı çıplak maço pozlarından tatbikat seyrederken ki sırıtışına, her davranışında kendini duyuran çakal ve hain eda gurur duyulan bir kimliğin ibrazıdır. Cep telefonu kullanmayışı, ağzı sıkılığı, öngörülemezliği, esnekliği, intibak kabiliyeti, düşüncelerini düzgün formüle edişi, hızlı analiz yetisi, serinkanlılığı, acımasızlığı… Vasat yarbay iyi iş çıkarıyor. KGB ve GRU (askerî istihbarat) onunla gurur duyuyor.

Putin, kılıktan kılığa girip aksiyondan aksiyona koşarak güç gösterisini tutkuyla sürdürebilir.

LABRADOR

Ancak o tezgâhtan geçmiş biri ormanda yürürken kendisine saldıran kaplanı vurur, onu kurtarmak için çabalarken görüntülenir ama gerçekte kaplan hayvanat bahçesinden oraya götürülmüştür. Ancak öyle biri, bir devlet başkanıyla -Merkel’le- Soçi’de toplantıdayken iri labradorunu kameraların önünde odaya salar; konuğunun köpek korkusunu bilmiyormuş gibi. Fakat O yoksul, çirkin, yenik, saldırgan çocuk bir gün Sibirya’da balık tutarak, bir gün dünyanın en derin gölüne denizaltıyla dalarak; kılıktan kılığa girip aksiyondan aksiyona koşarak güç gösterisini tutkuyla sürdürebilir.

Bir judocu o. Rakibinin güçsüzlüğünü kullanma sanatını iyi biliyor. Boşluğu vakumluyor. Kendisine ABD ve AB tarafından bahşedilmiş boşluğu. Grozni’yle başladı, Kırım, Halep, İdlip, şehirlerimizi göme göme yoluna devam ediyor. Stratejist demeye bin şahit lazım, bir takdisyen sadece. Ülkesinde de hiçbir sorunu çözmüş değil, sadece “kaosu dondurmuş.” Vasat bir çar o. Rakipleri naçar.

B BÜLENT TOKGÖZ Pirimedya