Şeyh Abdülkerim Çevik katledilerek arabulucuların dokunulmazlığı kırıldı

HABER MASASI GERÇEK HAYAT 2 DAKİKADA OKUNUR

Nakşibendi Şeyhlerinden Abdülkerim Çevik Hoca geçen hafta bir saldırıya uğradı. Arabuluculuk yaptığı ailelerden aleyhine hüküm verdiği kişi tarafından öldürülen Çevik Hoca, bölgede kanaat önderi olarak biliniyordu. Akrabası olan araştırmacı yazar Müfid Yüksel, bu olayın arabulucuların dokunulmazlığını kırmak için yapıldığını öne sürüyor. Arabuluculara yönelik bölgede ilk kez böyle bir olay yaşandığını söyleyen Yüksel, bundan sonra kolay kolay kimsenin arabuluculuk rolüne soyunmayacağını ifade etti.

Bölgenin tanınmış kanaat önderi ve Nakşibendi Tarikatının ileri gelenlerinden Abdülkerim Çevik, Bitlis’in Norşin ilçesinde 19 Ocak Pazar günü silahlı saldırıya uğradı. Erentepe Mahallesi’ndeki Şeyh Muhammet Hafit Kuran Kursu’nda meydana gelen menfur hâdisede ağır yaralanan Çevik, kaldırıldığı hastanede vefat etti. Yapılan otopsinin ardından yaklaşık 10 bin kişinin katılımıyla düzenlenen cenaze töreni sonrası toprağa verildi.

Saldırının ardından gözaltına alınan kâtil Yakup Ş.’nin üzerinde üç adet ruhsatsız silah bulundu. Borç davasından dolayı arabulucuk için gelen Yakup Ş. polisteki ifadesinde Abdulkerim Çevik’i amcasının oğlunun borcu nedeniyle yaptığı arabuluculuk sırasında tanıdığını iddia etti. Yakup Ş. “15 gün önce Abdülkerim Çevik’le iflas eden amcamın oğlu F.Ş.’nin 150 bin TL borcu için konuştuk. Bunun benden tahsil edileceğini söyledi. Ancak kabul etmedim. Daha sonra internetten paylaşımlarını inceledim. Paylaşımlardaki ikinci kelimenin şifreli olduğunu düşündüm. Bu şifrelerle bazı kesimlere mesaj gönderdiğini düşünmeye başladım. Bu düşünce de hiç kafamdan gitmedi” şeklinde açıklama yaptı.

Cinayetle ilgili çok yönlü soruşturma başlatan polis ekipleri, cinayeti daha önceden planladığı ihtimaline ve yanında çalışan işçinin verdiği ifadeye göre bu kişinin bu tür hayalperest senaryoları üretmesinin cezadan kurtulmak için olup olmadığını araştırıyor.

Nakşibendi Şeyhlerinden Abdülkerim Çevik Hoca, yaklaşık 10 bin kişinin katılımıyla düzenlenen cenaze töreni sonrası toprağa verildi.

KANAAT ÖNDERİYDİ

Altı yaşında Kur’an ve medrese eğitimine başlayan, 1988 yılından itibaren, Seyda Burhaneddin’in Başmüderrisliğini yaptığı Siirt/Tillo Medresesinde eğitimine devam eden Çevik, Norşin medresesinde Başmüderris olarak çalışıyordu. Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi İlahiyat ve Sosyoloji bölümlerinden mezun olan Şeyh Abdülkerim Çevik, bölgede kanaat önderi olarak biliniyor. Kan davalarını sona erdirdiği, fakirlere ve gençlere sahip çıkılması için çalışmalar yaptığı bilinen Çevik, bugüne kadar çok sayıda husumetin çözülmesini ve yüzlerce kişinin birbiriyle kucaklaşmasını sağladığı biliniyordu.

Son olayda Çevik’in arazi anlaşmazlığıyla ilgili iki aile arasında arabulucu olduğu, ancak sonuçtan memnun kalmayan taraflardan birinin saldırısına uğradığı dile getiriliyor.

Bu hâdisenin basit bir olay olmadığını ve arabulucuk işini bitirmeye yönelik olduğunu söyleyen Merhum Çevik’in akrabası yazar Müfid Yüksel, şunları söyledi: “Bu bölgede arabuluculuk çok yaygındır. Mal veya kan davalarında anlaşmazlık çıktığında kanaat önderlerine gidilir ve o kişi arabuluculuk yapar. Çevik Hoca da kanaat önderlerinden biriydi. İki taraf arasında anlaşmazlık çıkmış ve gelip ona sormuşlar. O da dinî kurallar çerçevesinde birinin lehine hükmetmiş. Aleyhine hükmedilen taraftan birisi gelerek hocayı öldürüyor.”

Bayram Ali Hocanın cinayeti o cemaate yönelik bir operasyonun başlangıcıydı.

BAYRAM ALİ HOCA CİNAYETİ BENZERLİĞİ

Arabuluculara yönelik bölgede ilk kez böyle bir saldırının olduğunu söyleyen Yüksel, bu olayın arabulucuların dokunulmazlığını kırdığını ve kasıtlı olarak yapıldığını ifade ediyor. Müfid Yüksel’in açıklamaları şöyle: “Bugüne kadar bölgede arabuluculuğun dokunulmazlığı vardı. Bu operasyonla onun önü alınmış olacak. Bölgenin âkil insanları bundan sonra kolay kolay arabulucu rolüne soyunamazlar. Yıllardır arabulucu olmuş yaşlı başlı insanlar bile korkar, çekinir. Kan veya mal davası gibi olaylar bundan sonra çözülmeden kalacak, daha da derinleşecek gibi gözüküyor. ‘Bu karmaşayı yaratmak isteyen üst akıl kim’ sorusu geliyor akıllara. Kâtil, ânî bir kızgınlıkla yapsa, hükmün verildiği anda yapardı. Daha sonra planlayarak yapıyor.

Üstelik medresede yapıyor. Böyle bir şeyin buralarda olması, hem de medresede olması mümkün değil.

Bayram Ali Öztürk Hocanın cinayeti de benzer şekildeydi. Bayram Ali Hocanın cinayeti o cemaate yönelik bir operasyonun başlangıcıydı. Nasıl ki oranın bel kemiğini Bayram Ali Hoca oluşturuyorsa, Abdülkerim Hoca da bölgedeki birçok yerin belkemiği niteliğinde bir şahsiyetti. Burada medreseleri ayakta tutan nadir şahsiyetlerden birisiydi. Medresenin baş müderrisiydi. Çok kritik bir şahsiyet öldürülerek bölgede bazı şeyler bertaraf olacak. Bu tür şahsiyetlerin bundan sonra korunması gerektiğini düşünüyorum.”