1951 - 2019 yenilgi yenilgi büyüyen: Muhammed Mursi

 Bir ‘öğretmen’ olarak yaşadı ve hepimize “öğretmenlik” yapacak bir ölümle kapattı sayfasını.
Bir ‘öğretmen’ olarak yaşadı ve hepimize “öğretmenlik” yapacak bir ölümle kapattı sayfasını.

8 Ağustos 1951’de Kahire’nin kuzeydoğusundaki Şarkiye iline bağlı bir köyde dünyaya geldi. Çiftçi bir babanın oğluydu. Beş kardeşin en büyüğü olarak ilk eğitimini köyündeki okulda aldı. Bu sırada hafızlık eğitimini tamamlayıp Kur’an’ı da ezberledi. Mühendislik eğitimini, 1975 yılında onur derecesi ile Kahire Üniversite’sinde tamamlandı.

Bir ‘öğretmen’ olarak yaşadı ve hepimize “öğretmenlik” yapacak bir ölümle kapattı sayfasını.
Bir ‘öğretmen’ olarak yaşadı ve hepimize “öğretmenlik” yapacak bir ölümle kapattı sayfasını.

Aslında 1928’de başlamış o büyük hikâyenin iyi bir sayfası burası. Osmanlı’yla ve Cumhuriyet’le bile ilgisi var. Mustafa Sabri ve Mehmet Akif’le bile ilgisi var… O hikâyeye buradan bakan gözlerin asıl dikkati, aralarındaki o bağdan başkası değil. Yoksa İstanbul’dan ve Ankara’dan kilometrelerce uzakta bir dünyaya sevinmenin ya da üzülmenin anlamı nerede ki. Asıl mesafe gözle ölçülebilir olan değildir çünkü gönülle kavranabilendir. Hikâye 1928’de başlıyor aslında. O büyük hikâyenin güzel bir sayfası burası. 1919’da İstanbul’un işgal edilmesiyle ve Türk ordularının dağıtılmasıyla bile ilgisi var. O hikâyeyi bu kadar yakından takip ediyor oluşumuz, tüm atanmış krallara ve tüm seçkin valilere rağmen özgürlük ve adalet talebinden vazgeçmeyen bir avuç güzel adamın giderek çoğalan varlıklarına bir övgüden başkası değil.

  • Hikâye 1928’de başlıyor aslında. Gözlerini Ankara’ya dikmiş olanların, kulaklarını sadece oraya açanların bekledikleri güzel haberlerin oradan uzunca bir süre gelmeyeceğine inandıkları sırada başlıyor. Genç bir öğretmenin birkaç arkadaşıyla birlikte bir akşam vakti harekete geçirdiği büyük çağrının giderek daha da büyümesiyle başlıyor.

Bütün dünyayı kavramış İngiliz dişinin kırılması için kurulmuş o büyük yapı, o aziz hikâye, o asil yürüyüş, sözünü sadece Mısır’da değil daha pek çok ülkede söylemeyi başardığı için bugün bütün kötü sıfatların yedeğinde anılıyor dünya medyası tarafından. Ne gam. Şairin, “Budandıkça fışkıran da bizleriz” deyişindeki bütün anlamlar burada çoğalıyor.

Kuyuya atarak Yusuf’tan kurtulamadıkları gibi öldürerek de bizi ortadan kaldıramayacaklar.
Kuyuya atarak Yusuf’tan kurtulamadıkları gibi öldürerek de bizi ortadan kaldıramayacaklar.

O da bu büyük hikâyenin bir sayfası sadece. Acımasızca yavaş yavaş öldürüldü. Bunun için üzülüyor değiliz. Bir ‘öğretmen’ olarak yaşadı ve hepimize “öğretmenlik” yapacak bir ölümle kapattı sayfasını. Kuyuya atarak Yusuf’tan kurtulamadıkları gibi öldürerek de bizi ortadan kaldıramayacaklar. Kesin olan tek şey bu. Adaletin bütünüyle tecelli edeceği bir zamana kadar bekleyeceğiz sadece.

8 Ağustos 1951’de Kahire’nin kuzeydoğusundaki Şarkiye iline bağlı bir köyde dünyaya geldi. Çiftçi bir babanın oğluydu. Beş kardeşin en büyüğü olarak ilk eğitimini köyündeki okulda aldı. Bu sırada hafızlık eğitimini tamamlayıp Kur’an’ı da ezberledi. Mühendislik eğitimini, 1975 yılında onur derecesi ile Kahire Üniversite’sinde tamamlandı.

Yüksek lisansını da Metalurji Mühendisliği alanında yine Kahire Üniversitesi’nde tamamladı.
Yüksek lisansını da Metalurji Mühendisliği alanında yine Kahire Üniversitesi’nde tamamladı.

Yüksek lisansını da Metalurji Mühendisliği alanında yine Kahire Üniversitesi’nde tamamladı. Akademik başarısı dolayısıyla Güney Kaliforniya Üniversitesi’den aldığı davetle uzay aracı motorlarının korunmasında mühendislik dalında doktorasını tamamdı 1982. 1985 yılına kadar burada misafir öğretim görevlisi olarak ders verdikten sonra 1985’ten 2010 yılına kadar Zagazig Üniversitesi mühendislik fakültesinde profesör olarak çalıştı.

Daha gençlik yıllarında Siyonizm karşıtı pek çok siyasi faaliyetin içinde oldu.
Daha gençlik yıllarında Siyonizm karşıtı pek çok siyasi faaliyetin içinde oldu.

Bunların dışında, Mısır, Libya ve Amerika başta olmak üzere dünyanın pek çok farklı üniversitelerinde çalışmalar yaptı. Metalurji alanındaki uzmanlığı dolayısıyla bir süre NASA’da da çalıştı. Uzay araçlarının yüzeyleri konusunda pek çok katkı sağladı ve pek çok çalışmaya iştirak etti. 1928 yılında başlayan hikâyeye o, 1977 yılında dâhil oldu. Daha gençlik yıllarında Siyonizm karşıtı pek çok siyasi faaliyetin içinde oldu.

Mısır’da üniversite hocalığına devam ederken, görünürde bağımsız olan ülkesinin baştan başa işgal altında olduğu gerçeğine karşı üniversite koridorlarındaki çabasının yetmeyeceğine kanaat getirerek öğrencilik yıllarında dâhil olduğu sosyal ve siyasi çalışmalara daha aktif katılma kararı alıp siyasete girdi. 2000 yılında bağımsız olarak girdiği milletvekili seçimlerinde büyük bir oy oranıyla meclise gitti. 2005’te kazandığı seçim iptal edildi. 2010 yılında Muhammed el-Baradey ile birlikte Ulusal Değişim Derneği’ni kurdu.

Ve yüzde 52 oyla Mısır’ın seçilmiş ilk meşru cumhurbaşkanı oldu.

Mısır’da batıdan bağımsız siyaset yapmanın kaçınılmaz sonucu olarak bu zaman zarfında birkaç kez tutuklandı. 2005’te 7 ay hapis cezası aldı. Zaman ilerlerdi ve 2011’de başlayan ve Hüsnü Mübarek’in otuz yıllık saltanatını sona erdirecek olan halk ayaklanması sonucunda Mısır tarihinde ilk defa bağımsız sayılabilecek seçimler yapıldı. Ve yüzde 52 oyla Mısır’ın seçilmiş ilk meşru cumhurbaşkanı oldu.

Bu, tarihin yeniden yazılabileceğine dair yepyeni bir ümit demekti aslında. Çünkü gerçekten adalet ve gerçekten özgürlük isteyen ‘Mısır’daki Türk’tü o. Mısır’da ilk kez Amerikan ve İngiliz aklının dizayn etmediği, meşruiyetini bütünüyle tarihten ve halkından alan bir yönetim söz konusu olacaktı. Uzunca bir süredir bekledikleri haber Ankara’dan gelmeyince hikâyeyi 1928’de kendileri başlatan bir avuç adamın sözlerini yüksekçe söylemelerinin imkânıydı.

onra hapsedildi. Ve Sonra yavaş yavaş öldürüldü.
onra hapsedildi. Ve Sonra yavaş yavaş öldürüldü.

Sonrası aslında haber bültenlerinin ve televizyon ekranlarının birbiri ardına sıraladıkları yorum bilgilerden fazlası değil. Neler olduğunu hepimiz biliyoruz. Nasıl sonuçlandığını da… Burada “yöntem hatası” arayacaklar ve bunda haklı çıkacak olanlar muhakkak vardır. Fakat meselemiz bu değil. Mısır’ın seçilmiş ilk cumhurbaşkanı, İngiliz-Amerikan siyaseti dışında bir tavır geliştirdiği için kendi ordusu tarafından darbeyle indirildi. Sonra hapsedildi. Ve Sonra yavaş yavaş öldürüldü.

İlginizi çekebilirCenazesinden bile korktular

Aslı astarı olmayan binlerce iftiraya maruz bıraktılar üstelik onu. Dünya kamuoyunu hazırlamak için uydurdukları iftiralar eşliğinde bir özgürlük ihtimalini daha ortadan kaldırdılar. Fakat ne gam… 1928’de başlayan o hikâyenin kurucusu dâhil bütün liderlerini öldürüp tutuklamışlardı. 2012’de zafer olarak geri dönmüştü ama. Şimdi öldürdükleri ve cenazesinden bile korktukları Mısır’daki Türk ve onun hikâyesi, birkaç yıl sonra geri döndürülemez bir dalga hâlinde gelecek.

Çünkü bu da Yeniden Büyük Türkiye rüyasına dâhil… Ve evet, ruhun şad olsun Mursi.