"Bir temmuz nasıl olsa gelir"

Anlat içinde koşan atların hangi koşudan kaçtıklarını.
Anlat içinde koşan atların hangi koşudan kaçtıklarını.

Dünyanın en yaşlı teröristlerinden Fethullah Gülen ve adamlarının kalkışması üzerinden beş sene geçti. 15 Temmuz’u bir üzgünlük değil de bizi dinçliğe çeviren taraflarıyla tekrar hatırlıyoruz. Üzerimize atılan ilk kötü Amerikan zarı değil bu melanet, son da olmayacak. Üç harfin yan yana gelmesinden oluşan "biz"i, nelerin yan yana gelmesi bir araya getirdi, bunu unutmamak gerek asıl.

"Bir haziran, bir temmuz nasıl olsa gelir" demişti Edip Cansever. Bir haziran geçti ve yine bir temmuz geldi işte.

Mevsimler artık eskisi gibi kendileriyle gelmiyor. Sıcağıyla, ekiniyle, neşesiyle değil.

Farkındayız bunun.

Zamanları ve ayları sevdiklerimize göre değil olaylara göre tanımlıyoruz. Mevsimlerin değiştiğini elbiselere bakarak anlıyoruz. Kuşların uçtuğu belgesellere, çiçekleri kimseye... Gürül gürül bir şey de yok. Hava sıcak. Ama güzel değil.

Başkalarının gerçeğine değil, kendi hakikatimize bakarak kurmaya çalıştık. Bizim hikayemizi, bizler için derledik. "Bütün listeler gibi eksik" de değil üstelik. Bizim listemiz gibi doğru.

Güneşin doğması, bir çiçeğin açması, bir zalimin bombası. Hepsi aynı yerde aynı şarkıda dinletiyor kendisini. Dünya böyle. Dönüyor ve döndürüyor içindekileri. Dünyanın yatay ve dikey mutsuzluğunu, iletişimle değil muhabbetle, umuda döndürmek için mevsime taşıyoruz. Bugün, bu dakika buradaydık. Mesuliyetin, insanın gözünü kör ettiği yerde değiliz. Rahatlığın mızmız şarkısını da göğsümüzde taşımıyoruz. Olmuşta, olanda, olacak olandaki iyiliğin peşindeyiz. Üstelik gözlerimiz de yanımızda. Mutsuzluğun ve mutluluğun pandemisini konuştuğumuz da doğru.

***

Dünyanın en yaşlı teröristlerinden Fethullah Gülen ve adamlarının kalkışması üzerinden beş sene geçti. 15 Temmuz’u bir üzgünlük değil de bizi dinçliğe çeviren taraflarıyla tekrar hatırlıyoruz.

15 Temmuz’u bir üzgünlük değil de bizi dinçliğe çeviren taraflarıyla tekrar hatırlıyoruz.
15 Temmuz’u bir üzgünlük değil de bizi dinçliğe çeviren taraflarıyla tekrar hatırlıyoruz.

Üzerimize atılan ilk kötü Amerikan zarı değil bu melanet, son da olmayacak. Üç harfin yan yana gelmesinden oluşan "biz"i, nelerin yan yana gelmesi bir araya getirdi, bunu unutmamak gerek asıl. Gerisi, mesela bu alçakların kötü sesleriyle güzele dair olan her şeyi kirletmeye çalışmaları, laf ü güzaf. Çünkü: Bin yıl daha buradayız.

***

  • Kahramanlarımızı ve onları oluşturan şartları daha net görebilmek, kendi hikayemizi bir bütünlük içerisinden alternatif anlamda hatırlamak adına birkaç sayıdır sürdürdüğümüz "100 Yılı Anlamak İçin" listelerinin bu ayki durağı "olay" kavramı oldu.

Son yüzyılın olay bağlamındaki verimlerini derlerken; şaşkınlık, keder ve neşe iç içe geçti. Bugüne kadar yaptığımız; mimari, roman, şiir gibi listelerimizin hepsini kapsayan, bizi uzaktan değil de doğrudan evimizden, odamızdan, içtiğimiz çaydan, dinlediğimiz müzikten dokuyan en insani liste oldu bu. Başkalarının gerçeğine değil, kendi hakikatimize bakarak kurmaya çalıştık. Bizim hikayemizi, bizler için derledik. "Bütün listeler gibi eksik" de değil üstelik. Bizim listemiz gibi doğru.