Bozkırdan bir gür sada

Mustafa Safvet Efendi
Mustafa Safvet Efendi

Üstadın ismi Mustafa Safvet Efendi. “Aysu” soyadını almış kanun çıkınca. Ne bileyim, mısralarında ve seçtiği redifte görülüyor çileli hayatının izleri sanki… Tahir-ül Mevlevî, Ömer Nasuhi Bilmen, Elmalılı Hamdi Yazır, İskilipli Atıf merhum ile beraber aynı dergide (Beyân-ül Hak) yazıları neşredilmiş, 1927 de siyasi tercihi sebebiyle devlet hizmetlerinden yasaklanmış. Aşağıda birkaç beytine temas edeceğim gazeli de bir zamanlar hayli ses getirmiş.

Hayli ilginç bir hayatı olan Konyalı bir üstadın şiirinden söz edeceğim bu yazıda. Çok beğendim ben; öyle böyle değil yani. Şairimiz 1956’da göçmüş suskunlar semtine, yetmiş dokuzunda. Üstadın ismi Mustafa Safvet Efendi. “Aysu” soyadını almış kanun çıkınca. Ne bileyim, mısralarında ve seçtiği redifte görülüyor çileli hayatının izleri sanki… Tahir-ül Mevlevî, Ömer Nasuhi Bilmen, Elmalılı Hamdi Yazır, İskilipli Atıf merhum ile beraber aynı dergide (Beyân-ül Hak) yazıları neşredilmiş, 1927 de siyasi tercihi sebebiyle devlet hizmetlerinden yasaklanmış.

Aşağıda birkaç beytine temas edeceğim gazeli de bir zamanlar hayli ses getirmiş. Ve tabii ne yazık ki tarafımızca -niceleri gibi- nisyana terk edilmiş; “Varak-ı mihr ü vefâyı kim okur kim dinler.”

Kabz u bastı kıl tefekkür âleminde ol gönül

Fasl-ı sermânın sonu germâ olur âlem bu ya

İnsanın iki hâli olur, dönüşümlü; kabz ve bast. Darlık ve genişlik yani…

Sen bu durumu iyice bir düşün, ama acze düşme. İbretle seyret. Kışın sonu bahardır. Yeise kapılma. Hani der ya şair:

Ârif-i ahvâl olan bir hâlete dil bağlamaz/İnkılâb eyler zaman ikbâl olur idbâr olur

İniş de var çıkış da; dert etme…

İşte öyle…

Siyasal Kişiliğiyle Urfa Mebusu Şeyh Safvet Efendi (Mustafa Kemalettin Yetkin)
Siyasal Kişiliğiyle Urfa Mebusu Şeyh Safvet Efendi (Mustafa Kemalettin Yetkin)

Görme ahkâr kimseyi cânâ kader mechûldür

Hakk’ın ednâ bir kulu mevlâ olur âlem bu ya

Kimseyi küçük görme, Allah’ın hikmeti bilinmez. Bakarsın en aşağıdan en yukarı çıkıverir biri. Mahcup olursun.

Zevk-i vasla telhkâm-ı hicr irer encâm-ı kâr

Sabr ile âşık koruk helvâ olur âlem bu yaMaksada kavuşmanın tadı, ayrılığın acısına dönüşür. Dünya ayrılık dünyası… Limondan daha ekşi olan koruk, gün gelip tatlı üzüm, sonra daha da tatlı helva olmuyor mu?

Geç geçenden eyleme müstakbeli yâhû hayâl

Bak neler olmuş neler hâlâ olur âlem bu ya

Geçeni düşünüp durma artık, geçti o. “Mezâ mâ mezâ” der eskiler. Geçen geçti. Geleceğin hayali de seni durdurmasın. Neler olmuş neler dünya kurulalı beri. Yine olur, âlem bu ya…