Cahit Koytak ile "18 Soruda Nasılsın?"

​Cahit Koytak: Hayatta hiçbir çaba, hiçbir faaliyet, hiçbir eylem, ne bir kazanılan para ne şöhret; hiçbiri dostluğun yerini tutamaz.
​Cahit Koytak: Hayatta hiçbir çaba, hiçbir faaliyet, hiçbir eylem, ne bir kazanılan para ne şöhret; hiçbiri dostluğun yerini tutamaz.

Sadece kitaplarda, kâğıda yazılanları değil; asıl Rabbimizin yeryüzüne ve gökyüzüne yazdıklarını okumaya çalışalım. Onları okumasını öğrenelim.

1- Çocukluğunuzdan hatırladığınız ilk şey nedir?

Pulur Çayı’nda balık avlıyorduk küçük kardeşimle; derenin kenarında, kayaların altından balıkları çıkarıyorduk. Sonra iki köylü çocuk geldi ellerinde sopalarla, böyle tehditkâr bir şekilde kardeşime yaklaştılar. Kardeşim, 4-5 yaşında; ben, 10 yaşındayım. Hemen çıktım sahile bana vurmaya başladılar. Ellerinde sopalar var bir şey yapamıyorum. Kardeşim de ağlamaya başladı. Çok etkili bir resimdi bu; o çaresizlik içimde kaldı.

2- Müfredat dışında okuduğunuz ve “çok iyiymiş” dediğiniz ilk kitap neydi?

İçinde Yunus Emre’den de seçmeler olan, kalın, Varlık Yayınları’ndan bir antoloji… İlkokul 2. Sınıftaydım. O, elime düştü. Çantama koyar onu götürürdüm. Yanımdaki arkadaş gördü, heveslendi. Bir gün bende kalabilir mi, dedi. Bir daha da getirmedi, yandım o kitap için.

3- Doğa mı, şehir mi? Şehirse neden, doğaysa neden?

Şehirde büyüdüm ben ama en büyük arzularımdan biri çıkmak ve kaybolmak. Köy köy beşeriyetin doğayla temasının olduğu yerlerde; doğayla iç içe insan coğrafyasını dolaşmak.

4- En beğendiğiniz mimari eser. Neden?

Bunu hiç düşünmemiştim. 50 yıldır, İstanbul’da yaşıyorum, beğendiğim çok mimari eser var ama en beğendiğim hangisi, bunu hiç düşünmedim.

5- Neydi o şarkının adı?

Şarkı değil ama türkü adı söyleyeyim; Alvarlı Efe’nin sözlerini yazdığı, Erzurum toprağının bütün kokusunu taşıyan bir türkü: Seyreyle Güzel…

6- Biri vardı değil mi “bu insan” olmanızı sağlayan, kimdi o?

Anam, 102 yaşında bizden ayrıldı. 102 yaşına kadar beraber yaşadık, 8 torunu ile beraber. Kim bundan daha sahih bir kaynak gösterebilir.

7- “Şimdi onsuz olmuyor” dediğiniz en iyi arkadaşınız vardır, kimdir o? Niçin dostunuzdur?

Uzun uzun listeler yapacak kadar dost biriktirmesini beceren bir insan olmadım. Biraz uzak kıyılarda dolaşan biriyim. Fakat yine de dostlarım var. Onların içinde, ister istemez, önde anacağım biri var; Nabi Avcı.

8- Koleksiyon yaptığınız bir şey var mı?

Herkesin yaptığı anlamda yok ama hatıralar var, hayatın bana sunduğu renkler, tınılar vesaire…

9- Şunu görmeden/yapmadan ölmek istemem dediğiniz şey nedir?

Dünyayı gezmek, tabii önce Anadolu karış karış… Yaya ya da bisikletle… Sonra Tebriz, sonra Taşkent, sonra Semerkant, Pekin, Kyoto sonra oradan Moskova’ya gitmek. Ve Kırım’dan Artvin’e dönmek sonra kıyılardan da İstanbul’a gelmek. Bu hercai geziyi yapmadan, bu kayboluşu yaşamadan ölmek istemem.

10- Bize şimdi bir şiir adı vermeniz gerekse...

Okurdan müsaade isteyeceğim. Gördüğüm ya da görmek istediğim şehri anlattığım bir kitap var, biraz beklesinler o çıkacak: Şehrin Kitabı…

11- Hangi film? Niçin?

Bir film önermek yerine bütünüyle sinemayı işaret etmek isterim. Yeni sözlü sanatların alternatif dili. Şiir dışında, çünkü şiire muhtaç, bütün edebi türlerin zaman içinde yerini almaya aday bir sanat dalı. Bir isim vermektense, bana kalırsa, bu daha anlamlı olur.

12- Batı’yı ve Doğu’yu nasıl tanımlarsınız?

Ben, ta gençliğimden beri, yeryüzünü ve insanlığın birikimi böyle kompartımanlara ayırmamayı başaran düşünce tarzını daha gerçek, daha sahici buldum hep. Doğu-Batı ayrımını Oryantalist bir yaklaşım olarak gördüm.

13- Ejderha mı, Peri Padişahı’nın kızı mı?

Bir şaire sorulur mu bu; elbette Peri Padişahı’nın Kızı… Yaşımız kaç olursa olsun. Çünkü ejderha içimizde, ondan kurtulmak için Peri Padişahı’nın kızını arıyoruz.

14- Uçakların uçtuğuna inanıyor musunuz?

Kanat çırpmadan uçulur mu?

15- Dergide bir duvarımız var. Orası için bir cümle söyler misiniz?

Sadece kitaplarda, kâğıda yazılanları değil; asıl Rabbimizin yeryüzüne ve gökyüzüne yazdıklarını okumaya çalışalım. Onları okumasını öğrenelim.

16- Siz şimdi gittiğiniz o şehri çok sevmişsinizdir. Biraz anlatsanıza?

Şehrin Kitabı’nda Şehrin Kırk Kapısı diye bir bölüm var; içinde de kırk tane şiir var.

17- Bize bir nasihat vermenizi istesek…

Hayatta hiçbir çaba, hiçbir faaliyet, hiçbir eylem, ne bir kazanılan para ne şöhret; hiçbiri dostluğun yerini tutamaz. Muhabbetin yerini tutamaz.

18- Nasılsınız?

İyiyim ve iyi olacağız inşallah, hep birlikte.