20.356 Takipçi

Birinci sınıf bir kültürün, birinci sınıf bir düşüncenin, birinci sınıf bir duyarlılığın dergisi Cins, hem edebiyat dünyamızın önde gelen isimlerini hem de yeni kalemleri ağırlıyor. Her ay bayilerden ulaşabileceğiniz Cins Dergisi, dijital dünyaya da yeni bir kapı aralıyor. Sayfalara sığdıramadığımız kıymetli yazılar, merak ettiğiniz yazarlar ile ‘Cins’ sohbetler, dergiden ekrana yansıyacak röportajlar ve tabi podcast! Şimdi sizi, Cins’i tüm sosyal medya mecralarından ve GZT.com adresi üzerinden takip etmeye davet ediyoruz.

‘Ekonomi kötü’ de sen çok mu iyisin Emin Çapa?

​‘Ekonomi kötü’ de sen çok mu iyisin Emin Çapa?
​‘Ekonomi kötü’ de sen çok mu iyisin Emin Çapa?

Hitler’in propaganda bakanı Goobbels ölmeyi hak ediyordu değil mi? Ama Werner von Braun hak etmiyordu. Neden? İkisi de kendi alanlarında Hitler’in en güvenilir ve başarılı adamlarıydı halbuki. Nedenini ben söyleyeyim sana; ikincisi senin saplantılı ilerleme ve gelişme fikrine hizmet edebilirdi. O yüzden kolaylıkla Amerikan vatandaşı olabildi. Sonra o çok övündüğün uzay mekiğini yaptı. Ama ihtimal haberin bile yok nasılsa. Kafa rahat, ekonomi berbat, Tayyip kötü. Mis.

Hitler’in

Emin Çapa, bir ekonomist. Hakaret etmek için söylemiyorum bunu. Yoksa gazeteci olduğunu biliyorum elbette.

Güzel konuşuyor Emin Çapa. Dinleyici­lerini etkisi altına alan fiyakalı nutuklar atıyor. Söylediklerine inandığını, dinle­yenlerini inandırmasından anlıyoruz. Bu açık. Ekonomi büyüsün, ülke zen­ginleşsin, bilimde süper olalım gibi şeyleri içtenlikle savunuyor. Güzel bu. Sadece ekonomi değil, astronomi bile biliyor. İlgilerinin geniş oylumlu olması, tercih edilmesinin asıl sebebi elbette… Pek çok şeyden bahsediyor. Ekonomiden, ekono­mi başlıklarından, eğitimden, demokrasiden, bir ülke nasıl büyür sorusunun cevaplarından, marjinal faydanın kendisinden de. Vicdandan bile bahsediyor hatta. Düşünün artık. Ekonomiden bahsederken ‘faiz’den hiç bahset­memeyi başarıyor ama. Faiz mi? Yoksa ekonominin gereği mi? O kadar olur mu, kızmayalım mı? Peki.

Emin Çapa, virüs girmiş bir vücut aslında. İlerleme fikriyle kafasını bozmuş. Zenginleşmek, daha çok zenginleşmek, çok daha zengin­leşmek temel ülküsü olmuş. Teknoloji, olmazsa olmaz tabi. ‘Biz niye geriyiz’ sorusunu soruyor ısrarla. Rakamlar veriyor. Dünya ülkeleri ve gelişmişlik endeksine vuruyor bizi. OECD raporlarına bakıyor. Rakamlara, rakamlara ve daha çok rakamlara bakıyor. Sonra gelişmiş ülkelere, İsviçre’ye ve Kanada’ya bakıyor, sonra dönüp tekrar rakamlara… Uzaydan ve uydulardan, nobelden ve ödüllerden söz ediyor. Newton’u bir anlatışı var mesela, Newton’u seven biri olarak beni bile soğuttu. O kadar. Modern optiğin mucidi diyor, tartışmasız diyor, bütün insanlık tarihinin en büyük bilim insanıdır diyor. ‘Tartışmasız’ deyince diktatör olmuyor tabi Çapa. Bilimsel de olmuyor ama burada bilimsellik aramıyoruz nihayetinde. So­nuçta gazeteci. Bilim insanı değil. Ben gazeteci değilim. Bilim insanı bile deği­lim. Ama insanım.

Nereden anlıyorum bunu? Çünkü sade­ce ‘modern optik’ değil, ‘klasik optik’ de ilgiye değer bir şey benim için. İn­sanlığın ortak birikimi ve üretimi olan ‘bilgi’yi sapkın bir ideolojik ayrıştırmaya tabi tutmuyorum. Ama hepsinden önce ‘bilgi’nin ne olduğu sorusu önemli bir soru benim için. Hatta ‘ne işe yarar’ so­rusu bile. İnsanım, çünkü ilerleme fikrine hasta­lıklı bir saplantıyla bakmıyorum. Emin Çapa bunu yapıyor. Zenginleşmenin maliyetini umursamıyor bile.

Bakın yanlış anlaşılmak istemem. Şunu bi­liyorum; parayla saadet olur. Teknolojiyle mutluluk, ilerlemeyle zenginlik, daha çok zenginleşmekle rahat hayat mümkün yani… Eğer istediğimiz buysa gerçekten. Gerçekten hedefimiz ‘rahat bir hayat’sa bu mümkün. Gereklerini yaparsınız ve elinizi sıcak sudan soğuk suya sokmazsınız. Çok ama çok kaba bir sualle Emin Çapa’ya ses­lenmek isterim. Gelişmiş ülke endekslerine bakalım Emin. En üst sıralardaki ülkelere de bakalım. Birini seçelim. Türkiye’nin öyle olması­nı ister miyiz? Elbette isteriz. Ama sözgelimi uyuş­turucu kullanım oranlarına da bakalım. Ne çıktı? Zengin bir hayat ama oğlun hapçı olacak Emin. Var mısın yok yere ağlamaya? İlerleyelim diyelim fakat ‘neye rağmen’ ilerleyelim so­rusunu da soralım. Emin Çapa’nın ortalama bir batılı aydın kafa­sındaki tavrı bu soruyu soramaz. Neden? Çünkü “kötü olay şeyler” Emin’in hayranlıkla taptığı modern dünya tarafından kodlanıyor.

MÜSLÜMANLAR ÇOK BARBAR

Emin’in haberi yoktur diye söyleyeyim. Halep diye bir yer var. Bir şehir. Kadim bir şehir. Ekonomik göstergelerde ve OECD rapor­larında yer almıyor, en gelişmiş bilim üniversiteleri listesinde de... Zenginlik endeksinde göremezsiniz Halep’i ama her şeye rağmen siyasi ve fiziki haritalarda yer alıyor. Emin’in kafasındaki saplantılı ideoloji haritasında yer almıyor diye gerçekten böyle bir şehir yok değil. Orası öldürülüyor Emin! Öldürüldü. Tam da Mars’a robot falan gönderdiğimiz günlerde çocuklar öldürüldü orada Emin. Gelişmiş dünyanın gözü önünde hem de. Amerika ve Avrupa ülkelerinin uzayda kaç tane uydusu var? Toplam beş bin ayrı uydudan söz edebilir miyiz? Hah tüm o uyduların saniye saniye kaydedebildiği şe­kilde öldürüldü Halep. Gelişmişlik endeksinden pay falan istemeyen insanlardı üstelik. Binlerce yıldır oturdukları toprakta oturup çocuklarını büyütmek istiyorlardı sadece.

Özür dilerim Emin. Gerçekten. Mensubu oldu­ğum din ve medeniyet adına da özür dilerim senden. Atom’dan bomba yapacak bir aklı geliştiremediğimiz için özür dileriz. Eins­tein’ın dilemesine gerek yok ama. Nükleer denizaltıyı icat edecek teknolojiyi geliştire­mediğimiz için özür dileriz senden. Bir şehri birkaç saniyede tamamen yok edecek bir tekno­lojiyi geliştiremediğimiz için de özür dileriz. Ha, şimdi örneklerim hep silah olduğu için itiraz edeceksin bana, astronomi de bildiğin için uzay çalışmalarından, NASA’dan falan bahsedeceksin. Adamlar di­yeceksin, uzay mekiğini diyeceksin, elli yıl önce yaptı diyeceksin. Ezberlenmiş kelimelerin dışında zır cahil olduğun için Hitler’den ve bilim subaylarından haberin olmayacak tabi. Sana ev ödevi Emin. Sizinkiler çok hassas diye oradan örnek vereyim; Hitler’in propaganda bakanı Goobbels ölmeyi hak ediyordu değil mi? Ama Werner von Braun hak etmiyordu. Neden? İkisi de kendi alanların­da Hitler’in en güvenilir ve başarılı adamlarıydı halbuki. Nedenini ben söyleyeyim sana; ikincisi senin saplantılı ilerleme ve gelişme fikrine hizmet edebilirdi. O yüzden kolaylıkla Amerikan vatandaşı olabildi. Sonra o çok övündüğün uzay mekiğini yaptı. Ama ihtimal haberin bile yok nasılsa. Kafa rahat, ekonomi berbat, Tayyip kötü. Mis.

Ama böyle de değil, değil mi? Parmağınla işaret ederek göster bize Ortadoğu’yu, Daeş’i, Afganistan’ı falan... ‘Bak’ de mesela, ‘insanları yakıyor Müslümanlar. Sürekli bir birleriyle savaşıyorlar, Esed bir Müslüman ve kimyasal silah kullanıyor’, de. ‘Müslüman­lar, birbirlerini boğazlıyor’ de. Demokrasi yok onlarda de, her ta­rafta diktatörler var de… DAEŞ’ten bahset ama 2002 yılından asla bahsetme. Felluceli kadınların çığlıklarından mesela…

Hadi orası Irak. Bizim burada da aynı. Hep üniver­siteler yüzünden. İlim yok ki. Batı’da öyle mi, değil! Bak Papa’nın takvimiyle söylüyorum Emin. Miladi 2006 yılına kadar bu ülkenin üniversitelerinin en önemli gündemi bazı kızların başlarına örttükleri ör­tüydü Emin. Bu tartışmayı mümkün kılanlar senin kelimelerinle konuşu­yordu üstelik. Medeniyet, demokra­si, gelişmişlik, batı, özgürlük falan diyorlardı. Anlatabiliyor muyum? Ama bunların konuyla ilgisi yok değil mi?

AYDIN DOĞAN BİR İNCİ

Dinlerken, ‘Türkiye’yi ne çok seven’ bir adam görüyorsunuz sözlerinde. Ama bu makyaj tabi ki. Neden? Büyük parası olan patronunun neden doğru düzgün bir üretim işine girmediğini sormuyor? Soramıyor ya da. Her bir şeyi eleştiriyor bütün objektifliğiyle fakat büyük patronu Aydın Do­ğan’ın sözgelimi Romanya’da televizyon kanalı alıp da üçüncü sınıf muzır neşriyat yaparak ‘ucuz para’ kazanışını ve bununla beraber Türkiye Cumhuriyeti devletinden vergi kaçırdığı iddiasını anlatmı­yor. ‘Zenginlerimiz vergi vermek istemezse bu ülke nasıl gelişir’ sorusunu sormuyor. Onun yerine hükümete sorular soruyor. Ama içlerinde vergi yok. Vergi vermeden ülke zenginleşir mi Emin? Sözgelimi patronu vergi kaçıran bir ekonomi müdürü, gazeteci olabilir mi Emin? Halep’i görmeyen bir 21. yüzyıl canlısı insan olabilir mi Emin? Bu arada annen bu kadar güzel pasta yapmayı nereden öğrendi? Şimdi sana sözlerim var dinleyesin.

Bak a Emin Ağa! Bir sürü şey söylersin. Pek çoğunu izleyicilerin bile anlamaz ama alkışlar. Bir sürü özeleştiri geliştirirsin ama pek çoğunu kendin de dinlemezsin. Türkiye’nin eğitimine ilişkin, eko­nomisine ilişkin, ticaretine ilişkin ‘gerçekçi’ olduğunu iddia ettiğin en ağır yorumları yapmaktan imtina etmezsin. Ama hiç sormazsın kendine... Senin numaran ne hacı? Onu bir söyleyiver de bilelim. İyi konuşabilen ekonomist kıtlığının yaşandığı dünyamızda senin ayırıcı vasfın sadece bu. Öyle alkışlanıyorsun diye kırklar hanesine yazma kendini. Onu bunu her şeyi eleştiriyorsun. Dinlerken ilk ba­kışta, niyeti halis sanıyor insan seni. Bir avuç semiz burjuva neyse de üniversiteli çocukların ve ekran başında seni izleyen milyonla­rın moral-motivasyonunu bozmaktan başka yaptığın bir iş varsa, kayda geçirdiğin bir kıymet varsa deyiver de bilelim.

Senin numaran ne derken ciddiyim, hayır gerçekten olayın ne? Modern dünyada insanlara etkili konuşma sanatı dersleri almış biri olarak vaazlar vermek mi? Abartma Emin Çapa. Batı’dan taklit ikinci sınıf bir televizyonun ekonomi müdürüsün nihayetinde, niye kasıyorsun? Hangi başarınla hanemize kıvanç kattın da arkana yaslanıp da ‘o iş öyle olmaz’ deme rahatlığına sahipsin? ‘Ekonomi kötü’ de sen çok mu iyisin Emin Çapa?

YATMAK MI İLGİNİZİ ÇEKTİ, TANKLAR MI?

Hızlı girdik, bahsetmeden geçtik. Tanımayanlar için kısa bir Emin Çapa biyografisi geçelim biz yine de. Emin Çapa, Aydın Doğan’ın bir elemanı. CNN Türk’ün ekonomi müdürü. Ekonomiden anlıyor yani. Sadece ekonomi değil ama. Yanı sıra başka şeylerden de anlıyor. Astronomiden anlıyor, teorik fizikten ne kadar haberi varsa politik fizikten de o kadar haberi var. Tarih bilmiyor ama bu bir kusur değil. Ayda en az elli bin lira kazandığı ülkenin kültü­rünü de bilmiyor ama önemli değil, adam Smith biliyor.

Bu ‘ekonomik adam’ Emin Çapa, geçenlerde bir twit attı. Bilmeyenler için alıntılayalım: “Dolar 3.46’yı aştı. Ne oldu, dolar sevgisi vatan sevgisini geçti mi? “Tankların önüne yatarız, dola­rımızı satmayız” mı? Kahramanlar nerede?”

Şimdi milletin 15 Temmuz’da vatan uğruna canla­rını hiçe sayarak tankların altına yatması bunlara nasıl koyduysa artık her örneklerini 15 Temmuz’dan beri tanklarla veriyorlar. Ne acıymış arkadaş, nedir yani. Biz bu kadar, “siz evle­rinize saklandınız, atm önlerinde ve benzinliklerde kuyruk yaptı­nız” demedik. Nasıl zorunuza gitmiş bu mesele yahu, şaşırıyorum gerçekten...

Herkes, kendi Tanrı’sının vazgeçilmez olduğunu düşünür elbette. Yorumunda sorun yok Emin Çapa’nın. Ee kişi de kendinden bile­ceğine göre işi... yorumu normal. Ben buna şaşırıyorum ama Ze­min Çapa’nın milletin gerçekten dolarını bozdurmasına daha çok şaşırmış olması lazım. İnsan Tanrı’sını bozdurur mu lan... (Onlar Tanrı değil, kâğıt Emin.)

Son olarak Emin Çapa’ya şöyle seslenmek isterim. La Bebe! Biz ekonomiye inansak, kredi kartı kullanır, paramızı patronun gibi faize yatırırdık. Sen kimi neyle korkutuyorsun?

İLGİLİ HABERLER