İsmail Dayı'nın kurbanlık işleri...

İsmail Dayı kesim yerine karar verince kurbanlık aramaya girişir.
İsmail Dayı kesim yerine karar verince kurbanlık aramaya girişir.

İsmail Dayı elini vermez. El sıkmadan pazarlık mı olur denilmesin. İsmail Dayı acemilik yıllarında elini vermiş ve kolunu kaptırmıştır. Kolu omuz yuvasından çıkmıştır da üç hafta alçıda kalmıştır. İsmail Dayı o sebepten pazarlıkta elini vermez.

İsmail Dayı için yılda iki bayram vardır. Malum, Ramazan ve Kurban Bayramları. Ama onun Kurban Bayramı için hazırlığı neredeyse bir yıl sürer. Bu hazırlığı sırasında, yanında yöresindekiler bilir ki İsmail, bayrama hazırlanır gibi değil de tüm insanlığın imtihan olacağı esaslı bir törene hazırlanır gibidir. Mesela kurbanın kesileceği yeri bulmak için kasap esnafını dolaşır, yakın köylerdeki besicileri ziyaret eder. Ama bu gezmelerinde kesinlikle kurbana bakmaz. O gezinin amacı kurban kesilecek yere bakmaktır. Gezmelerinde sadece bu amaca hizmet eder. Kurban bakmak sonraki iştir. Kurban kesilecek yerde akarsu var mıdır? Çocuk çok mudur? Ocak yapılacak yer var mıdır? Hayvanın asılacağı çengel var mıdır? Varsa sağlam mıdır? Bu soruların hepsine cevap arar. Sürekli akan bir su yoksa hayvanın kanı ve ifrazatını temizlemek mesele olur. Kurban kesilecek yerde çok çocuk olursa yaramazlık ederler kurban sabahı eziyet olur.

Ocak yapılacak yer varsa kurbanın ciğerini yapıp yemek güzel olur. Ocak yapılacak yer yoksa sıkıntı var demektir. Hayvanın asılacağı yerde çengel yoksa yapılmalıdır ve mümkünse birden fazla çengel olmalıdır. İsmail Dayı kurban kesim yerine karar verirken neredeyse kurban kesilen yerlerin tamamına bakar. Kim nerede ne kesiyor hepsini bilir. Aynı kesim yerinde iki kere kesmesi çok nadir olan bir şeydir. Her kurban kesim yerinde illa ki bir eksik bulan İsmail Dayı kurban kesim yeri konusunda bir el kitabı yazacak kadar çok bilgi sahibi olur. Son üç yıldır belediye kesimhanesinin yanına yapılan yer sayesinde vatandaş rahat etmiştir. Ama İsmail Dayı o yerde kurban kesmez. Belediye o kesimhaneyi yaparken İsmail Dayı'ya hiç sormamıştır. Ve İsmail Dayı belediyeye küsmüştür. Belediyenin bu küslükten haberi olmuş. "Aman etme Dayı gel sen de kes burada..." diye haberci gönderilmiştir.

Çünkü İsmail Dayı kesimhaneyi beğenmez ve bunu vatandaşa duyurursa kesimhanenin yıldızı bir anda sönecektir. Bunu belediyeciler bilir ama İsmail Dayı bir kere yok demişse artık geri dönüş yoktur. Hem zaten kesim yeri çok kalabalıktır. Bir de kurbandan alınan ilk parçayı yapıp yemek gibi bir lüks yoktur. Bayram biraz da eti yiyip şükür etmekle olur ya... İsmail Dayı kesim yerine karar verince kurbanlık aramaya girişir. Bir defter tutmaya başlar. Hangi besicide hangi hayvan var. Bu defteri tutmak için kasapları da dolaşır. "Kasapları sıkmadan konuşacaksın yeğenim. Canı sıkılan kasap seni baştan savar. Öyle olunca hayvanın kulağı kesik, dişi düşmüş, bir ayağı topal olur ki ibadetin yarım kalır belki." der. Kasabı sıkmadan konuşmanın ilmini yapmıştır. Bazı kasaplara hiç uğramazken bazılarına bayrama kadar üç beş kere uğrar. Sebebini sordum. Uğramadığı her kasap tarafında kandırılışını anlattı. İsmail Dayı kurban ve bayram kariyerini kandırılarak kazanmıştır.

"Kazık yemeden olmaz yeğenim. İşin ucunda para var. Öyle olunca şeytanı koltuğunun altından giriveriyor kasapların." der. Bir de sürekli uğradığı kasaplar vardır. O kasapları bir kaç kere sınamıştır İsmail Dayı. Kasabın sınavı nasıl olur? Hızı, temizliği, düzeni hep imtihan vesilesidir. Mesela hızı nasıldır? Bazı kasaplar hızlı olacağım derken telaşlı olur da farkına varmaz. "Bizim aradığımız kasap ağır ağır acele edecek. Kurban etine hürmet ederek ama işini de geciktirmeden yapacak." der. Sonra temizliği nasıldır kasabın? Abdesti, gusulü tamam mıdır? Hayvanı mundar etmeden tekbirini getirerek, Allah adı anarak kesebiliyor mu hayvanı? Kurbanı kesti diyelim derisini zedelemeden bedenden ayırabiliyor mu? Eti parçalarken üstünde kemik kırığı bırakıyor mu yoksa eklem yerlerinden güzelce ayırıp mı koyuyor? Bu soruların cevaplarını bir bir bellemiş. Ve imtihandan geçen kasapları bir bir ziyaret etmiştir İsmail Dayı. Kurbanlık hayvan deyince İsmail Dayı sadece tosunlara bakar.

Yani boğalar dışına bakış görüş etmez. Keçiymiş, koyunmuş onları kesmesi, yüzmesi birer çerez gibidir. Kurban dediğinde hayvan seni ve diğer altı ortağı taşıyacak kadar sağlam olmalıdır. Sağlamlıktan kasıt sadece gücü kuvveti değildir elbette. Hayvanın dişi, kulağı nasıldır Topallaması var mıdır? Huysuz bir hayvan mıdır kurban sabahı vatandaşı yorar mı mesela? Bunların hepsini bir bir sorar İsmail Dayı. Hayvan alınacakken en can alıcı nokta pazarlıktır ya. İsmail dayı elini vermez. El sıkmadan pazarlık mı olur denilmesin. İsmail Dayı acemilik yıllarında elini vermiş ve kolunu kaptırmıştır. Kolu omuz yuvasından çıkmıştır da üç hafta alçıda kalmıştır. İsmail Dayı o sebepten pazarlıkta elini vermez. Çok ısrar eden olursa yanındaki genç birinin elini uzattırır pazarlığı öyle yapar. İsmail Dayı'ya fazla fiyat çekilmez. Herkes bunu bilir. O sebepten pazarlık fazla uzun sürmez. Hayvanı alıp gelince ona bir zaman bakım ister. Bu nasıl bir bakım olacaktır? Hayvan bayram sabahına nasıl hazırlanır? Kesim sırasında hayvanın ala kanlı kalkmasının önüne nasıl geçilir? Hayvanı keserken kullanılan bıçak ile yüzerken kullanılan bıçak nasıl olmalıdır? Daha birçok soru ve cevabı vardır, ama bu seferlik bu kadar olsun İsmail Dayı'mızın kurban hazırlığı...