Karl Ove Knausgaard Proust anketi

Karl Ove Knausgaard
Karl Ove Knausgaard

Memnun etme arzusu, kendini etraflıca inceleyen bir akıl ve normalden daha yoğun bir utanma duygusu, bu etkiler birleşince bazen aşağıya doğru inen bir spiral yaratıyorlar. Ama aynı zamanda kurguya yakıt da olabiliyorlar. İlk romanım buna bir örnektir.

İÇİNDEKİLER

Altı kitaplık Kavgam serisi 22 dile çevrilen ve 25 uluslararası ödül almış dünyaca ünlü yazar Karl Ove Knausgaard’ın Granta adlı ünlü bir edebiyat dergisi için 2018 Mart ayında cevapladığı Proust anketidir. Sorulara verdiği samimi ve ilginç cevaplarda yazar, hayatına dair ilgi çekici bilgiler veriyor.

*Proust anketi, ünlü Fransız yazar Marcel Proust’un 1884 senesinde, 13 yaşındayken doldurup arkadaşı Antoniette Faure’a doğum günü hediyesi olarak gönderdiği, ardından 20 yaşındayken tekrar cevaplandırdığı benzer bir anketle literatüre bu isimle geçmiş bir ankettir.

Cins İçin Çeviren - AHMED ÖLMEZ

En mutlu olduğun an ne zamandı?

Kendimi unutacak bir şey yaptığım vakit mutlu oluyorum -araba sürmek, balık avlamak, okumak, yazmak- ama kendimi en mutlu hissettiğim anları, bunaltıcı durumlarda kaybolduğum vakit yaşıyorum: En son âşık olduğum, çocuklarımın doğduğu, son romanımı yazdığım anlar -düşünce yok, geriye dönüp bakma yok, sadece ışık . . . Ve bir dünya beliriyor.

Başlıca kusurun nedir?

Sürekli diğer insanları memnun etmeye çalışıyorum. (Bu hususta da sürekli başarısız olmam da başka bir kusurdur sanırım).

Seni ne bunalıma sürükler?

Memnun etme arzusu, kendini etraflıca inceleyen bir akıl ve normalden daha yoğun bir utanma duygusu, bu etkiler birleşince bazen aşağıya doğru inen bir spiral yaratıyorlar. Ama aynı zamanda kurguya yakıt da olabiliyorlar. İlk romanım buna bir örnektir (bir eleştirmen bu roman için “erkek utancının bir anıtı” demişti) ve bu romanı yazarken eğlenmiştim.

Görüntün hususunda en sevmediğin şey nedir?

Şey, bir süre önce bir gazetecinin de nazikçe belirttiği gibi sarı dişlerim sanırım . . .

En sevdiğin kelime nedir?

“Weltschmerz”. Veya “Zeitgeist”. Aslında genel olarak Almanca kelimeler. Onların her şeye ulaşma hedefi. “Phänomenologie des Geistes!” “Zein und Seit!” Ve bu hedefin karanlık yüzü, “Totalkrieg.” Ne kelime ama.

En sevimsiz huyun nedir?

Çalıştığım her yerde bıraktığım beyine benzeyen sakızlardır belki de.

En sevdiğin koku nedir?

Karides, müthiş kokuyorlar!

İtiraf etmekten çekinmene rağmen en çok hoşlandığın şey nedir?

Hadi ama!

En sevdiğin yazarlar kimlerdir?

İşte bu zor bir soru. En sevdiğim roman kesinlikle Celine’in Taksitle Ölüm eseridir: Celine insanı güldürebilen tek modernisttir. Bu tür bir listede Melville’in Moby Dick, Tolstoy’un Savas ve Barıs ve romanların romanı olan Proust’un Kayıp Zamanın İzinde romanları olmalıdır. Borges ve “Tlön, Uqbar, Orbis Tertius” adlı kısa öyküsünden olduğu gibi Joyce’un “The Dead” öyküsünden de bahsetmeliyiz (Joyce’un en iyi eseri budur). Şairler arasında ise Hölderlin’den daha iyisi yoktur.

Yaptığın en kötü iş neydi?

Hastabakıcılığını üstlendiğim kimselerin sabah geldiğimde dışkılarını bana fırlattıkları iş.

En son ne zaman ve neden ağladın?

Birkaç hafta önce bir arkadaşın düğününde. Neden bilmiyorum, öyle belirgin bir sebebi yoktu, sanırım biraz duygusalım. Şaka şaka . . . Onun eşine aşığım.

Arkadaşlarında neye değer verirsin?

Onlara güvenebilmem ve düşüncelerinin öngörülemez olması. Tabii bir de beni sevmeleri, hatta benim onları sevmemden daha çok beni sevmeleri!

Hangi yeteneğe sahip olmak isterdin?

Daha hızlı olmak, topu daha iyi döndürmek ve oyunu daha hızlı kavramak isterdim -eğer bu gerçek olsaydı, yani on altı yaşında olma yeteneği, zamanında hedeflediğim seviyede futbol oynama imkânım olurdu.

En utanç verici anın neydi?

En utanç verici anım yok, bütün bir katalog var. Ama iki tanesini söyleyeyim: Bir keresinde bir kalabalığın önünde bir kızın yüzüne tokat atmıştım. Bir keresinde de bana ait olmayan bir şiiri günlüğümde kendi şiirimmiş gibi yazmıştım.

En değerli eşyan nedir?

Dürüst olmak gerekirse bende öyle bir şey yok.

Sana denilenler arasında en kötüsü hangisiydi?

Bir keresinde bir kalabalığın önünde bir kız bana “Sınıfındaki hiçbir kız senden hoşlanmıyor,” demişti.

Geçmişini düzeltebilseydin, neyi değiştirirdin?

Hayatım zaten değiştirilmiş vaziyette, ama oyuncu kadrosu rezalet, özellikle de babam: O önemli role onu kim koydu?

En büyük korkun nedir?

Bütün şekil ve türleriyle ölüm elbette.

Geçmişe gidebilseydiniz, hangi zaman dilimine giderdiniz?

Romantik romanlardaki gibi olan bir on yedinci yüzyıla gitmek isterdim: Denizler balinalarla, ormanlar ise ayı ve kurtlarla dolu. Shakespeare, Rembrandt ve Newton ise hâlâ hayatta.

Hayatın sana öğrettiği en büyük ders nedir?

Hiçbir şeyin o kadar da önemli olmadığı.