Kovuk kuşu masalı

Kuşlara ne mi olmuş? Herkes, onları gökte ararken yerde bulmuş.
Kuşlara ne mi olmuş? Herkes, onları gökte ararken yerde bulmuş.

Şimdi anlatacağım dedikoduyu karıncalardan dinledim, onlara da kovuk böcekleri anlatmış: "Bir zamanlar; savaşta kaybettiği eşini düşünerek kederle ormanda gezinen bikes ana, karnındaki bebenin tekmesiyle bir kavak ağacının dibine yığılıvermiş. Kimsecikler yokmuş, bebeği Allah doğurtmuş. Anneyi yanına almış; bebeği ağacın kovuğuna bırakmış." O gün bu gündür kızcağaz, kovukta yaşarmış.

Kızla orman halkı aynı dili bilmezler, ol sebep konuşamamışlar bir türlü, konuşamayınca da anlaşamamışlar.
Kızla orman halkı aynı dili bilmezler, ol sebep konuşamamışlar bir türlü, konuşamayınca da anlaşamamışlar.

Bir varmış bir yokmuş. Allah'ın deli kulu pek çokmuş. Senden delisi, benden delisi, hele hele sizden delisi hiç yokmuş. Doğduğu günden beri kavak ağacı kovuğunda yaşayan bir kız varmış. Kavak gibi gök boyu, yaprak yeşili gözleri, elma kırmızısı saçları, balnar dudakları varmış. Ağlaması çisenti; gülüşü bahar yeliymiş. Gözünü güneşe açıp dolunaya kaparmış. Elbiselerini ölü kelebeklerin kanatlarından diker, aslanlarla geyik eti paylaşırmış. Saçını rüzgâr tarar, sütünü kuşlar verir, suyunu ise Allah, yağmur ile gönderirmiş. Kızın o ıssız ormanda bu zamana dek burnu bile kanamamış dedim, kargalar güldü gitti. Fakat siz kargalara benzemeyin.

İnanın: ormanda tehlikeler var amma Allah da var. "Nerden gelmiş kavak kovuğuna bu kızcağız, in midir cin midir, ya necidir?" diye meraka düşmüş orman. Kızla orman halkı aynı dili bilmezler, ol sebep konuşamamışlar bir türlü, konuşamayınca da anlaşamamışlar. Kızın ormana gelişi için çuval çuval dedikodu peyda olmuş. Evinin yolunu şaşırdığını söyleyen de çıkmış; kavak ağacının doğurduğunu düşünen de.

Şimdi anlatacağım dedikoduyu karıncalardan dinledim, onlara da kovuk böcekleri anlatmış: "Bir zamanlar; savaşta kaybettiği eşini düşünerek kederle ormanda gezinen bikes ana, karnındaki bebenin tekmesiyle bir kavak ağacının dibine yığılıvermiş. Kimsecikler yokmuş, bebeği Allah doğurtmuş. Anneyi yanına almış; bebeği ağacın kovuğuna bırakmış." O gün bu gündür kızcağaz, kovukta yaşarmış. Bir Tuti kuşu kıza Destina adını vermiş. Destina kuş sesinden öte ses işitmemiş. Kuşlar da insan diye yalnız Destina'yı görmüşler, yalnız onu bilmişler.

Kuşlar cıvıldadıkça Destina da onlar gibi şakır dururmuş.
Kuşlar cıvıldadıkça Destina da onlar gibi şakır dururmuş.

Kuşlar cıvıldadıkça Destina da onlar gibi şakır dururmuş. Kuşlar uçtukça Destina da kollarını kanat deyü sallarmış. Gel zaman git zaman, Destina kendini kuş; kuşlar ise kendini insan sanmaya başlamış. Bir zaman sonra bu zan, inanca dönüşmüş. Kuşlar, insan olduklarına; Destina, kuş olduğuna eminmiş. Destina: "Begen dügünyaganıgın egen bügüyügük kuguşuguyugum" (Ben dünyanın en büyük kuşuyum.) diyormuş. Kollarını kanatlarıymış gibi gerip asaletle salınıyormuş. Aslanlarla geyik eti paylaşmayı bırakıp kuşlarla solucan avına çıkmaya başlamış.

Masal bu ya, bir zaman sonra Destina'nın dudakları, kuş gagası gibi hareket ettikçe burnunu geçip gitmiş. Kuşlar, Destina'nın kendileri gibi davrandığına şahit oldukça: "Biz insanız." (Bigiz iginsaganıgız) demeye başlamış. Kanatlarını kollarıymış gibi sallıyorlarmış. Destina da kendileri gibi her zaman solucan yiyince "İnsanmışız da haberimiz yokmuş." (iginsaganmıgışıgız daga hagabegerigimigiz yogokmuguş) demişler. Onlara söyleyecektim. Ayna alıp çıkmıştım yola. "Sen kuşsun, sen insansın." diyecektim. Ta ki, Destina'nın kovuktan uçarak uzaklara gittiğini gördüğüm o güne kadar. Kuşlara ne mi olmuş? Herkes, onları gökte ararken yerde bulmuş.