Kulakları hava soğuk olunca duymazdı

Kamber Dayı
Kamber Dayı

Zaten sessiz bir adam olan Kamber Dayı kendi hâline bırakılınca, vakit namazlarını Merkez Camii’de kılarak; pazar alışverişini yapıp, akşamları haber dinlerken uyuyup kalarak kendi çizgisinde yaşadı. Yine kışın sağır, yazın normal oluyordu. Yıllar böyle geçip gitti.

O zamanlar bu kadar doktor hastane imkânı yoktu. Doktora götürdüler mi bilmiyorum; ama Kamber Dayı havalar soğuduğunda taş gibi sağır oluyordu. “Askerdeyken hastalanmış o sebepten oluyor.” diyen vardı; ama “askerden evvel de duymazdı bu herif” diyenler bu tezi çürüttüler.

Zaten sessiz bir adam olan Kamber Dayı kendi hâline bırakılınca, vakit namazlarını Merkez Camii’de kılarak; pazar alışverişini yapıp, akşamları haber dinlerken uyuyup kalarak kendi çizgisinde yaşadı.

“Çocukken kulağının dibinde ramazan topu patlamış.” diyenler oldu. İyi ama Kamber Dayı yazın ve baharda duyuyordu. Ne olursa kış gelince oluyordu. “Kamber duymak istemediğini duymaz.” diye not verdiler ve “Onunki gönüllü sağırlık.” diye işin adını koydular. Kamber Dayı inşaatta bekçiydi. Kışın boş inşaattan çalınacak bir şey olmadığından bekçilik kışın kolaydı. Nasıl olsa yaz gelince kulakları açılıyordu. Emekli olmuştu çoktan; ama maaş yetmiyor, diyerek çalışmaya devam ediyordu.

Geç evlendiğinden üç kızı da henüz öğrenciydi. Bekçi durduğu inşaatın sahibi, Kamber Dayı’nın kış sağırlığını kendine mesele etti. “Bu adamın derdi piskolocik.” diyerek Kamber Dayı’yı psikoloğa götürdü. Psikolog Kamber Dayı’ya ne sorduysa aklının yettiği kadarını söyledi.

  • -Çocukken bir travma yaşadınız mı?
  • -Bir kere pancar kalem pil yuttuydum.
  • -Anladım.
  • -Peki iş yerinde mobbing var mı?
  • -Mobbing yok, UFO’yla ısınıyoruz. Ben odun sobası kurulsa dedim ya, patron bununla idare et, dedi.

Psikolog bildiği her deliği yokladı ama Kamber Dayı normaldi. O zaman bitkisel ilaç deneyelim diyerek otlar kaynatıp içirdi patronu. Kamber Dayı’nın aylarca ishali geçmedi afedersiniz. Ve aşırı derecede zayıfladı. Üç kızı ve bir hanımı patronuna gidip gözyaşı döktüler. “Etme bu adamın sağırlığına razıyız. Herif elden gidiyor. Kaynattığınız otlar ona iyi gelmedi. İmdat edin medet...” dediler. Patron anladı ki ne tıp, ne gelenek “kış sağırlığına” çare oluyor. Kendi hâline bıraktılar.

Zaten sessiz bir adam olan Kamber Dayı kendi hâline bırakılınca vakit namazlarını Merkez Camii’de kılarak; pazar alış verişini yapıp, akşamları haber dinlerken uyuyup kalarak kendi çizgisinde yaşadı. Yine kışın sağır, yazın normal oluyordu. Yıllar böyle geçip gitti. Ve en büyük kızı hemşire oldu. Çalıştığı hastanede bir de doktor ile tanıştı. Kısmetlerinde varmış.

Kamber Dayı’ya bilinen tüm tahlil ve tetkikler yapıldı.
Kamber Dayı’ya bilinen tüm tahlil ve tetkikler yapıldı.

Bir hayır işin ucundan tuttular ve kız istemeye geldiler. Kız isteme mevsimi bahara denk geldiğinden kulakları sağlamdı Kamber Dayı’nın. Kızı nişanlısına dedi ki eğer kışın isteseydiniz işimiz zordu. Nişanlısı sebebini merak edince durumu anlattı kız. Doktor nişanlı, olmaz öyle şey diyerek tam tekmil hastaneye aldı onu ve Kamber Dayı’ya bilinen tüm tahlil ve tetkikler yapıldı. Sonunda bir şey çıkmadı.

  • Yahu bu nasıl iş diye kıvrandılar; ama sonuç yoktu. Hastaneden çıkarlarken Kamber Dayı’ya damadı olan doktor, “Bir cevap bulamadık efendim.” deyince.

Kamber Dayı usul usul konuştu: “Oğlum kış gelince hava soğuk olur, hastalanırsın ve burnun tıkanır ya. İşte benim de kulağım tıkanır. Yaz gelir hava ısınır, benim tıkanık kulağım açılır. Burun tıkanınca bir şey olmuyor da kulak tıkanınca neden mesele oluyor?”

Kamber Dayı’nın bu felsefesini herkes makul buldu. Kulağı duymuyor ama kafası çalışıyor, dediler. Doktor damat hemen eline sarıldı Kamber Dayı’nın. “Babacığım öpeyim.” deyince Kamber Dayı elini kulağına götürdü. “Bir daha söyle anlamadım.” dedi. Doktor bu sefer bağırmaya başladı. Kamber Dayı güldü. “Çok bağırmaya lüzum yok, bahar ayındayız oğlum.” dedi. Gülüştüler bir zaman...