Mülteci çiftliği

Mülteci, sınır, tel örgü...
Mülteci, sınır, tel örgü...

Çiftlikler çok yönlü ve devrimsel bir kar kapısını aralıyor. Sığınmacılardan kaynaklı işsizlik azalacak aynı zamanda halkımız için yeni iş olanakları doğacaktır. Hesaplamalarıma göre kadro talepleri büyük oranda karşılanacak ve 5 yıl içinde sosyo-ekonomik açıdan müreffeh bir ülkenin vatandaşları olacağız.

Dünyayı değiştirecek fikrin kıvılcımı trafik lambasının yanmasını beklerken kirli sarı bir bezin arabamın ön camına vurulmasıyla parladı.

Ne olduğunu anlamaya çalışırken solumda kırık bir Türkçe ile konuşan kız çocuğunun dehşetli yeşil gözleri belirdi. Ürktüğümü belli etmemek için tüm ciddiyetimle camı açıp kolçakta duran elli kuruşu verdim. Böylece hem kendime hem de yeni yıkattığım arabaya rahat bir nefes aldırabildim. O elli kuruşu bulamayan gariban araç sahiplerinin hali nice olur sorusu kafamın içinde tur bindirirken mahallemize gelip arabayı berberin önüne nasıl park ettiğimi bilemiyorum.

Kutsal bilgi kaynağı Ekşi Sözlük’ü tıkladım. Katılımcıların klavyeleri eritircesine akan gözyaşları eşliğinde mültecilerden rahatsızlıklarını ifade ettiklerini okudum.

İçeri girip tabureye oturdum. Posta gazetesinin Yurdumun Şairleri sayfasını açtım. Berberimiz bir müşteriye sevgili anneciğinin son arzusunu yerine getirmek için kutsal topraklara yaptığı seyahati ballandıra ballandıra anlatıyordu. Konuyu değiştiren dükkân içine giren hırpani kılıklı bir Suriyeli oldu. Önce onu sinkaflı küfürlerle kovdu. Ardından mültecilerin virüs gibi yayıldığına, her yeri sardığına dair içli tiradını soluksuz okudu. Anlaşılan sorun tahminlerin ötesinde büyümüş ve buna kökten bir çözüm bulunması aciliyet kazanmıştı.

Sorumlu bir vatandaş olarak üstüme düşen görevi yerine getirmeliydim. Bunun için elimdeki gazeteyi bıraktım, akıllı telefonuma sarılıp bir sörf yaptım. Ülkemizin yüksek ilmi donanıma haiz çocuklarının; özgürlük ülküsüne ve insan haklarına saygıyla örülmüş görüşlerini paylaştığı kutsal bilgi kaynağı Ekşi Sözlük’ü tıkladım.

Katılımcıların klavyeleri eritircesine akan gözyaşları eşliğinde mültecilerden rahatsızlıklarını ifade ettiklerini okudum.

Daha sonra eve gelip hızlıca bir şeyler atıştırdım, kahvemi aldım ve çalışma odasına geçip dizüstü bilgisayarımı açtım.

Mülteci çiftliği nedir?
Mülteci çiftliği nedir?

Barışa tutkuyla bağlı beylerin, yüksek bir medeniyetin taşıyıcısı olduğunu söyleyenlerin, adalet ve demokrasinin yılmaz bekçilerinin mülteci sorunu hakkındaki görüşlerini inceledim. Aman Tanrım tüm önyargılarım bir anda tuzla buz oldu. Kilometrelerce sınırımız olan ülkelerden savaştan kaçıp gelenlere kapı açmanın insanlık gereği olduğunu zannederek ne kadar yanılmışım.

  • Seçkinlerden tut alt orta sınıfa kadar birçok kesimden insan ya doğrudan mültecileri kötülüklerin sorumlusu olarak suçluyordu ya da aba altından sopa gösteriyordu. Aralarında usul adap bilenler, duygusal tonda tekrar ettikleri nakaratlardan sonra cümlenin peşine bir ama kelimesi ekleyip burasının bizim olduğunu mühürlü bir kâğıtla dolaşan kimliksizlere hatırlatıyordu…

Her gün hakkında teröre destek verdikleri iddiası gündeme gelen İnsani yardım kuruluşlarının iyimser görüşlerine, rasyonellikten uzak birkaç yazar çizere de pekâlâ itibar edemezdim. Böylece Mülteci Çiftliği projemi kaleme aldım.

Projemde tamamen toplumsal yararı gözettiğimi söylemeliyim. Trafikte ışığın kırmızıdan yeşile dönmesini beklerken verdiğim elli kuruşların cebimde kalması dışında bu işten kişisel bir çıkarım yoktur. Dairemi yüksek kiralar karşılığında mültecilere verebilir, cüzi bir miktara Suriyeli eğitimli bir kadını çocuk bakıcısı olarak çalıştırabilirdim ama ben yaraya merhem olmayı tercih ettim.

Lafı uzatmadan söyleyeyim; önerim mülteci çiftlikleri kurulması.

Bu çiftliklerde yaşam koşulları düzeltilecek, içerisindeki her mülteciye bir sayı verilecek ve kesinlikle dışarı çıkamayacaklar. Böylece kira artışına sebep olmaları da engellenir ve kayıt altına alınırlar fena mı? Şimdi sorunuzu duyar gibiyim; ‘bunun diğer kamplardan ne farkı var?’

Açıklamama fırsat verin. Gen teknolojisi ve sinirbilim ışığında klonlama rayına oturana kadar sağlıklı mülteciler organ temini için beslenecek, sağlıksız mülteciler de laboratuvar araştırmalarında denek olarak kullanılacak. Size fantastik bir hedef gibi gelebilir ancak uzak gelecekte mültecilerin cyborglara dönüştürülüp savunma sanayisinin bel kemiğini oluşturacağını görüyorum.

Elbette bir iktisatçı olarak maliyet analizi yaptım. Orta vadede bu çiftliklerin geliri emin olun giderinden kat kat fazla olacaktır. Uygulama kurumsal şirketler ve denetleme devlet tarafından yapılırsa organ mafyasının önüne geçilerek vergi kayıpları büyük oranda önlenecektir. AR-GE’ye ayrılan bütçenin artması ve bilimsel gelişmeye katkı ise tartışılmaz.

Mülteciler gelecekte ne olacak?
Mülteciler gelecekte ne olacak?

Çiftliklerin katı atık alanlarına kurulması büyük önem taşıyor. Böylece enerji sorunu çevredeki metan gazı ile çözülecektir. Cömert halkımızın her gün poşetleyip gönderdiği tonlarca yiyecek ihtiyaç sahiplerine doğrudan ulaşacaktır. 7 yaşını doldurmuş her mülteci bilimsel araştırmalar için sırası gelene kadar bu alanlarda çalıştırılmalıdır. Biliyorsunuz, işleyen mülteci pas tutmaz. Çöp dağlarına tırmanma ve zorlu yolları aşma mültecilerin atletik bir vücuda sahip olmalarını sağlayacaktır. İşe yarar malzeme bulmak için dikkat kesilme, tespit ve analiz zihinsel gelişmelerine katkı sunacaktır.

  • Çiftlikler çok yönlü ve devrimsel bir kar kapısını aralıyor. Sığınmacılardan kaynaklı işsizlik azalacak aynı zamanda halkımız için yeni iş olanakları doğacaktır.

Hesaplamalarıma göre kadro talepleri büyük oranda karşılanacak ve 5 yıl içinde sosyo-ekonomik açıdan müreffeh bir ülkenin vatandaşları olacağız. Mülteciler açısından da çok mantıklı olduğunu düşünüyorum. Sırası gelene kadar temel ihtiyaçları karşılanacak, mesut bir hayat sürecekler. Başlarında varil bombası patlayıp bin parçaya ayrılmaktansa büyük insanlık ailesi için yararlı olmanın verdiği huzur paha biçilmez. Mülteciler, onları sefaletten kurtaranlara ve organlarını kendi bedenlerinde konuk edip misafirperverliğin zirvesinde yer alanlara minnettar olacaktır. Ayrıca projemi hayata geçirecek olanların Mülteci Anıtı dikmesini ve Mülteci Günü düzenlenmesini isterim. Biliyorsunuz, halkların kardeşliği ve tarihte yaşanan ortak acıları paylaşmak adına çeşitli yerlerde işgal kuvvetleri için abideler yapılıyor, özel günler düzenleniyor.

Şahsi kanaatim bizim için canından can, kanından kan verecek mülteciler bu jesti daha fazla hak eder. Açıkçası mülteci çiftliklerinin küresel bir projeye dönüşüp tüm özgür dünyada karşılık bulacağına inanıyorum.

AB fonları yağmur gibi ülkemize akacaktır. Sığınmacılara kapısını sımsıkı kapatan, denizleri mülteci mezarlığına dönüşmüş modern dünya kendi hümanist ilkeleriyle çeliştiği eleştirisinden de kurtulacak.

Batının ufkundaki bilim güneşinin yolumuzu aydınlatacağı, sağlıklı bireyler olarak büyük yürüyüşümüzde doğayla bütünleşeceğimiz, komşumuz aç yatıyor mu acaba diye kaygılanmadan yastığa başımızı koyacağımız, araba camlarımıza kirli sarı bezler vurulmadan seyahat edebileceğimiz günler çok yakın.

Hepinizi evrenin ışıltılı kucaklayıcılığına emanet ediyorum. Esen kalın.