Tavuk kaskları

Orhan Gencebay ve ümmet bilinci
Orhan Gencebay ve ümmet bilinci

Kafası insan, alt tarafı at olan mitolojik kahramanlar gibiyiz. Bizim halimizden Roma İmparatorluğu anlardı, talihsizliğe bakın ki onlar da tarih olup gittiler. Bir çizmeleri kaldı İtalya’da, o da kimsenin ayağına uymuyor!

Tavukları horozun darbelerinden korumak için deriden tavuk kaskları icat edilmiş.

Bakalım şimdi horozların stratejisi ne olacak? :))

Orhan Gencebay ve ümmet bilinci

“Eğer matbaa bize iki yüz yıl geç gelmeseydi, Osmanlı yıkılmazdı…” mevzusunu bilirsiniz. Yıllarca bu cümlede anlam aradık.

İddiam şudur ki; Orhan Gencebay Bin küsur yüzlü yılların ortalarında doğsaydı Osmanlı’nın yıkılışı en az üç yüz sene gecikirdi.

Ben meselenin bu kadar basit olduğunu sanmıyorum. Mübarek milletimiz yetmiş, seksen darbelerini ve 28 Şubat’ı Orhan Gencebay şarkılarıyla atlattı. Bizi acının, kederin, umudun makamında onardı, ruhumuzu tamir etti.

Orhan Gencebay’ı dinlerken ırktan, sosyal konumdan, mezhep ve din kavgalarından sıyrılırız. Sazının en dibinden en ucuna kadar gidip gelen parmakları gibi toplumun en ücrasından piramidin çatısına kadar bizi sarıp sarmalar. Hepimizin boynu büküktür onun besteleri karşısında…

İddiam şudur ki; Orhan Gencebay Bin küsur yüzlü yılların ortalarında doğsaydı Osmanlı’nın yıkılışı en az üç yüz sene gecikirdi.

Bunu söylerim başka da hiçbir şey demem…

Teşekkür ederim evladım, iki poşet beni dengede tutuyor...

Bu güzide milletin, güzel insanlarının arasında öyle kibar ve nezaket sahibi kişiler vardır ki; onları görünce derin bir oh çeker ve burada yaşadığınız için Allah’a şükür edersiniz.

Avrupa’da, Amerika’da; birinden saat sormak, tanımadığınız insanların hareket alanlarına girmek, dışarıda çocuklara dokunarak, başını okşayarak sevmek yasaktır. Teknolojinin, birey olma kültürünün, kişilik hakları takıntılarının sonucu olarak paranoyak oldular.

Orhan Gencebay’ı dinlerken ırktan, sosyal konumdan, mezhep ve din kavgalarından sıyrılırız.
Orhan Gencebay’ı dinlerken ırktan, sosyal konumdan, mezhep ve din kavgalarından sıyrılırız.

Onlar, bizim gibi bir dolmuşa otuz kişi binip; ter koklayarak, dokunarak yol gitmeyi, arkadan para uzatmayı, ayakta durmayı yaşayamazlar, kafayı çizerler. Memleketimiz öyle değil. Hepimiz akraba gibi yaşarız burada.

Büyüğe saygı duymak genlerimize işlediği için, ben halen yolda yanımdan geçen yaşlı bir insan görünce sigaramı saklarım. Bütün yaşlılara “Baba” deriz çünkü. Yaşlılar da herhangi bir gence “Oğlum” diye seslenmekten gocunmazlar.

Saydıklarım şunu gösteriyor: Hepimiz, ana-baba-oğul olmuşuz. Bu duyguyu yaşadığım için bahtiyarım, gurur duyuyorum. Elinde iki poşetle yürüyen yaşlı bir insanı görüp yardıma koştuğumuzda, batılılar gibi karakolu aramaz ve büyük bir nezaketle “Teşekkür ederim evlâdım, iki elimde birer poşet olunca beni dengede tutuyor, çok teşekkür ederim, Allah seni ailene bağışlasın…” der.

Osmanlı İmparatorluğu Viyana’ya kadar gitti, diğer ucu da Kuzey Afrika ve Arap Yarımadası’ndaydı. Kökleri Söğüt’te, kolları batıya ve doğuya açık; tıpkı teyzelerin, ninelerin iki elindeki poşetler gibi bir taraf gidince öbür tarafına kaykıldı, topalladı, arada derede kaldı.

  • Aziz milletimiz, 1856’dan beri süregelen batılılaşma hareketleriyle halifelik kurumunun, Kutsal Emanetler’in sorumluluğundan kurtulamadı. İmparatorluk dağılınca, öz evlâtlarının yarısı batıda diğer yarısı da doğuda kaldı.

Şimdi bir yandan Avrupa Birliği’ne girmeye çalışırken Müslüman ülkeleri küstürüyoruz, doğuya yaklaşınca da Avrupa ve Amerika’yı kızdırıyoruz. Sentez dedik, kültürlerin kardeşliği, medeniyetlerin beşiği dedik bir türlü kendimizi izah edemedik.

Kafası insan, alt tarafı at olan mitolojik kahramanlar gibiyiz. Bizim halimizden Roma İmparatorluğu anlardı, talihsizliğe bakın ki onlar da tarih olup gittiler. Bir çizmeleri kaldı İtalya’da, o da kimsenin ayağına uymuyor!

Anadolu, yüzyıllardır batının kışkırtmasıyla; acı olaylar, kargaşalar, fukaralıklar yaşadı.

Türk-Kürt, dediler. Alevi-Sünni, Sağ-Sol, Laik-Şeriatçi dediler ama onlar bizi hep dengede tuttu. Çünkü dünyada, bir arada yaşama kültürünü bu kadar mükemmel becerebilmiş başka bir medeniyet daha yoktur.

Anadolu’da birlik olmaktan, beraber hareket etmekten kimse gocunmaz. Merhametin, yaşayan her şeye saygı gösteren insanların kol gezdiği, başak verdiği bu topraklarda, oy avcılığı yapan siyasiler problem yaratmayı bir bıraksınlar, göreceksiniz ki memleket süt liman olacak.

Her türlü sömürüyü yaparak insanına konfor sağlayan, sonra da vatandaşlarıyla, düzenleriyle övünen batı, bizim halkın fukaralığını iki gün yaşasın da görelim. İnanın birbirlerini keserler, ateşe verirler orayı… Sadece askerleri değil, vatanseverleri de paralıdır. Yoksa seyredin gümbürtüyü! Oturup gülmeyiz onlar gibi, yine de acırız ya, ona yanarım…