Yarım kalan şiirler adına

​Yarım kalan şiirler adına
​Yarım kalan şiirler adına

Karalama yaptığı sayfanın üzerine yarım yamalak kapattığı gazetedeki manşete takıldı gözü bir an, en son iyi bir haberine zaman gördüğünü hatırlamaya çalıştı. arkadaşı gelmeden önceki 1 saatlik süreçte kağıda yazıp yazıp karaladığı veya karalamaya kıyamadığı veya baş harflerinin üzerinden 3 kez geçip işaretleyerek beğendiğini belli ettiği mısraları havaya atıp masaya dökülmelerini hayal etti geri kalan yarım saniyede.

- selamünaleyküm.

- aleykumselam hoş geldin.

- nasılsın abi? meşgul müydün?

- yine yarım kalacak bir şiir yazıyordum.

- abi ben mi sebep oldum yoksa, kusura bakma…

- senden kaynaklanmıyor rahat ol, bu benim lanetim... otursana…

karalama yaptığı sayfanın üzerine yarım yamalak kapattığı gazetedeki manşete takıldı gözü bir an, en son iyi bir haberi ne zaman gördüğünü hatırlamaya çalıştı.

arkadaşı gelmeden önceki 1 saatlik süreçte kağıda yazıp yazıp karaladığı veya karalamaya kıyamadığı veya baş harflerinin üzerinden 3 kez geçip işaretleyerek beğendiğini belli ettiği mısraları havaya atıp masaya dökülmelerini hayal etti geri kalan yarım saniyede. arkadaşı masaya cep telefonunu, sigarasını, çakmağını ve kitabını bırakmakla meşguldü ve bu aksiyonu fark edecek durumda değildi henüz.

- ‘ayıp olmazsa yazdıklarını görebilir miyim’ dedi gülümseyerek arkadaşı, ileride çok beğenilmesi ihtimali olan bir şeyi ilk gören olma, hatta yapım aşamasına şahitlik etme üzerine saatlerce sohbet etmeleri geldi aklına her ikisinin de, karşılıklı gülümsediler.

Aslında bir kaç gündür aklımda dönüp duran mısralar vardı, bu ilhamla bir şeyler yazarım diye umutlandım ama acele etmişim galiba.


- ‘inan ki bu sefer sağlam bir şey çıkmadı, debelenip durdum sen gelene kadar ama nafile. aslında bir kaç gündür aklımda dönüp duran mısralar vardı, bu ilhamla bir şeyler yazarım diye umutlandım ama acele etmişim galiba’ dedi. arkadaşı hiç istifini bozmadan aynı meraklı ve ısrarcı çocuk bakışlarıyla;

- ‘fark etmez abi yabancı yok burada, hem belki ikinci bir gözün görmesi ile kurtarılabilecek mısralar vardır yazdıkların arasında, dur bir bakayım şunlara’ diyerek teklifsizce ve muhatabının da aslında yapmasını dilediği şeyi yapıp gazetenin altında kalmış sayfayı önüne çekti.

bu dakikadan sonra arkadaşının, paketinden bir sigara çekerse iyi bir mısraya denk geldiğini haber vermiş olacağını biliyordu, gözlerini ovuşturup biraz zaman verdi ve ardından mekanın sahibi mi yoksa çalışanı mı olduğunu 2 senedir anlayamadığı genç adama iki çay işareti vermek için sağ eliyle ‹victory’ yaptı.

neyse ki çayların gelişi ve her ikisinin sigaralarına uzanışı aynı ana denk geldi eski bir kuralmışcasına, garsona içten bir ‘eyvallah’ dedikten sonra arkadaşının karalamalara bakarken takındığı ciddi yüz ifadesinden manalar türetecek kadar vaktim var mı acaba diye düşündü, vazgeçip sigarasını yaktı.

Bu umutsuz bir şiirin ilk mısraı olabilir...
Bu umutsuz bir şiirin ilk mısraı olabilir...

- ‘abi bak bu mısra mesela, ilk mısra olsun diye yazılmış adeta’ dedi arkadaşı da yakmayı unuttuğu sigarasını içine çekerek, çakmağı uzatıp duman çıkarmasını sağladıktan sonra yarı merakla kâğıda eğdi kafasını ve işaret edilen mısraa baktı ilk kez görüyormuş gibi.

‘’sabah ayazı özenle bedenini sürüdüğün, ismi yedi heceli güvercin ürkekliği’’

- ‘evet’ dedi, ‘bu umutsuz bir şiirin ilk mısraı olabilir' ve ardından sigarasını küllüğe değil yere silkeleyerek çayına uzandı.

- ‘abi küçük görme şu yazdıklarını, tamam bunca şair arasında esamen bile okunmaz ama sen de gönül telimize dokunan şeyler yazıyorsun ve bizim için önemlisin işte, kabullen bunu artık’ dedi yine o güleç simasıyla ve gayet ciddiydi arkadaşı. içinden ‘’varlığına şükür’’ dedi ve uysal bir teslimiyetle o mısraı temiz bir kağıda özenle yazdı.

- tamam o halde, bitirmeyi becerebilirsek bu mısrala başlayacak şiirim

- bereketli olur inşallah.

başlangıcı yapmışlardı işte, yaklaşık 15 dağınık mısraı daha gözden geçirirseler adına şiir diyebilecekleri bir şey çıkabilirdi ortaya, bu heyecan vericiydi.

- ya buna ne dersin ‘’çocuk telaşlı bir sokak yalınayak yürüdüğün’’ ?

- evet abi, sanki bu mısraları bu sıralamayla düşünmüşsün sen zaten.

  • - ‘şiir yazmayı bilmeden şiir yazmaya kalkıştığımı bilseler ne dalga geçerdi insanlar benimle bir düşünsene› dedi çayın son yudumunu çekmeden önce, gülüştüler ve ikinci mısraı da not ettiler o temiz sayfaya.

- ‘eğer öyleyse abi, bunun ardından kesinlikle ‘’ardında bıraktığını yalnız kalanın bildiği’’ mısraı gelmeli› dedi arkadaşı. aslında bilmeden kendi kafasında kurduğu sıralamayı tekrarlıyordu ama bunu söyleyip hevesini kaçırmak istemedi.

- ‘seni de şiir editörü yaptık, al buyur işte yeni bir meslek dalını da kazandırdık piyasaya’

bir zafer işareti daha ve çayları beklerken yapılan rutin sigara hazırlama hareketleri... ardı ardına içilen 4 bardak çay ve ikisi filtreli ikisi filtresiz dört sigaranın pek faydası olmadı bu yarım kalması yüksek ihtimal şiire yeni mısralar eklemeye, elemeleri geçenler bir sonraki turda hep o çıtayı yükseltmiş usta şairlerin çatık kaşlı bakışlarının hayali karşısında kaybetti birer birer.

- ‘artık kalkalım istersen’ dedi arkadaşını daha fazla yormamak için, yazık zaten mesaiden çıkıp gelmişti ve insanla uğraşmanın ekstradan ödüllendirilmediği bir meslek dalındaydı.

bir zafer işareti daha ve çayları beklerken yapılan rutin sigara hazırlama hareketleri...
bir zafer işareti daha ve çayları beklerken yapılan rutin sigara hazırlama hareketleri...

- ‘tamam abi nasıl istersen’ dedi, toparlanmaya başladılar. tam kalkacakları anda arkadaşı;

- ‘ama sanki bir mısra daha var bu şiire umut bağlamamızı sağlayabilecek. bak istersen şuna’ dedi ve karalama sayfasına diklemesine yazılmış olan o mısraı gösterdi;

‘’tekrar uğranmayan liman kırık aynada gördüğün’’

"Bir zafer işareti daha ve çayları beklerken yapılan rutin sigara hazırlama hareketleri... ardı ardın aiçilen 4 bardak çay ile ikisi filtreli ikisi filtresiz dört sigaranın pek faydaıs olmadıbu yarım kalması yüksek ihtimal şiire yeni mısralar eklemeye"