Allah Resulüne (sas) defalarca suikast düzenlenmişti

Tebliğ başlayınca Hz. Peygamber (sas) pek çok düşman kazandı. Mekkeli müşriklerin başını çektiği İslam düşmanlarına Yahudiler ve münafıklar da eklenmişti. Şimdi onu öldürmek için planlar yapacaklardı.

Allah Resulüne (sas) defalarca suikast düzenlenmişti

Allah Resulüne defalarca suikast düzenlenmişti!

Resulullah (sas) daha peygamberliğini ilan ettiği andan itibaren Mekkeli müşriklerin tepkisiyle karşılaşmıştı. O tebliğde ne kadar kararlıysa müşrikler de onu durdurmak hususunda o kadar inatçıydı. Suikast dahil her yola başvuracaklardı.

Suikast girişimlerinin ilki, hicret sırasında gerçekleşti. Mekkeli müşrikler Müslümanların Medine’ye gidip yerleşmesini tehdit olarak algılamışlardı. Medine ticaret yolu üzerindeydi ve Müslümanların orada yaşaması kervanlarının güvenliği için bir tehdit oluşturuyordu. Mesele Dârü’n-Nedve’deki bir toplantıda ele alındı. Toplantıya Mekkelilerin hepsi değil, sadece Hâşimoğullarıyla gerginlik yaşayan kabileler iştirak etmişti.

Ve karar açıklandı: “Kureyş’in her boyundan iri yarı ve güçlü birer delikanlı seçilecek, onlara keskin birer kılıç verilecek, sonra toplanıp hep birlikte onu öldürecekler!” (Belâzurî, I, 306). Böylece Resulullah’ın katlinden bütün boylar sorumlu olacak; Abdümenâfoğulları, Kureyşlilerin hepsine birden savaş açamayacaklarından durumu kabullenmek zorunda kalacaklardı.

Karardan haberdar olan Hz. Peygamber kendi yatağına Hz. Ali’yi (ra) yatırarak Hz. Ebubekir’in (ra) evine gitti. Suikastçılar Efendimizi öldürmek için gittiklerinde karşılarında Hz. Ali’yi buldular. Ona “Amca oğlun nerede?” diye sorunca “Hiçbir bilgim yok” cevabını aldılar (Belâzurî, I, 307).

Hz. Peygamber ile Hz. Ebubekir müşrikleri şaşırtmak maksadıyla Sevr mağarasına giderek orada birkaç gün kaldılar. Bu sırada Âmir b. Füheyre o civarda Hz. Ebubekir’in koyunlarını otlatıyordu. Gündüzleri uzaklaşıyor, geceyi onların civarında geçiriyordu. Böylece Resulullah ile Hz. Ebubekir koyunların sütünden içerek aç kalmıyorlardı.

Hz. Ebubekir önceden müşrik olan Abdullah b. Uraykıt ed-Dilî adında biriyle kendilerine rehberlik yapması için anlaşmıştı. Hicret yolculuğu onun mihmandarlığında gerçekleştirildi.

Müşrikler Hz. Peygamber’i ellerinden kaçırdıklarını anlayınca onu ölü ya da diri getirene 100 deve vereceklerini ilan ettiler. Ancak bu yüklü ödül de işe yaramadı.

İslam düşmanlarının girişimleri sonraki yıllarda da devam etti. Bedir Savaşı’nın ardından Mekkeli Umeyr b. Vehb el-Cümahî adlı birinin Safvan b. Ümeyye’ye giderek, “Borcum ve ailem olmasaydı gidip Muhammed’i öldürürdüm. Bedir’de ileri gelenlerin öldürülmesiyle felaket büyüdü. Muhammed’in çarşılarda dolaştığını duydum” dediği rivayet edilir. Bunun üzerine Safvan b. Ümeyye, sözünü tutarsa ona borcunu ödemeyi ve ailesinin geçimini sağlamayı garanti etti.

Umeyr gizlice Medine’ye gitti. Zehir sürdüğü ve bileylediği kılıcını kuşanmıştı.

Hz. Peygamber’e doğru yürüdü. O anda orada bulunan Hz. Ömer (ra) onu yakaladı ve Resulullah’a götürüp onun Umeyr b. Vehb olduğunu ve silahıyla mescide girdiğini söyledi. Hz. Peygamber ile Umeyr arasında şu konuşma geçer:
- Seni buraya getiren sebep ne?
- Bizi görüştürürsünüz diye yanınızda esir olan oğlum için geldim.
- Öyleyse bu kılıç neyin nesi?
- Allah’ın lanetlediği kılıçlardan biri! Bedir’de bize bir faydası oldu mu ki? İndiğimde onu boynumda asılı unutmuşum.
- Niye geldiğine beni inandır!
- Esirim Vehb b. Umeyr b. Vehb için geldim.
- Safvan sana benim öldürülmem karşılığında borcunu kapatma ve ailenin geçimini sağlama garantisi verdi, değil mi? Allah yapmak istediğin şeye engel olacaktır.
- Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve sen de Allah’ın elçisisin. Yemin ederim ki bu gökten gelen bir vahiydir. Vallahi bu planı Safvân’dan ve benden başka hiç kimse bilmiyordu.

Hz. Peygamber onu ve Bedir Savaşı’nda Müslümanlar tarafından esir alınan oğlunu serbest bıraktırdı.

Mekke’ye dönen Umeyr Müslüman olduğunu ilan ederek insanları İslama davet etti. Daha sonra İslamın önde gelen savunucularından biri olarak Medine’ye hicret edenlerden olacaktır (Belâzurî, I, 365).

Geçtiğimiz yıllarda Hadis-i Şeriflerden yola çıkarak Hz. Peygamber’in (sas) evi yeniden canlandırılmıştı. Cidde’de yapılan replika online bir müze olarak internetten gezilebiliyor.

Geçtiğimiz yıllarda Hadis-i Şeriflerden yola çıkarak Hz. Peygamber’in (sas) evi yeniden canlandırılmıştı. Cidde’de yapılan replika online bir müze olarak internetten gezilebiliyor.

Hz. Cebrail haber verdi

Hicretten sonra Müslümanlar Medine’de Yahudilerle birlikte yaşadı. Müşriklerin yanı sıra Yahudilerin de Hz. Peygamber’i öldürmeye yönelik girişimleri olduğunu biliyoruz. Bunlardan biri Uhud Savaşı’nın ardından gerçekleşti.

Hz. Peygamber Medine’ye gelen Amiroğulları kabilesinin talebi üzerine çoğu Ashab-ı Suffa’dan olan 70 kadar Müslümanı Kur’an öğretmek ve İslamı tebliğ amacıyla onlarla birlikte gönderdi. Ne yazık ki kafiledekiler Maune kuyusu civarında pusuya düşürülerek şehit edildiler. İçlerinden sadece Amr b. Ümeyye kurtulabilmişti. O da Medine’ye dönerken kendisini takip ettiklerini düşündüğü iki kişiyi öldürdü. Hâlbuki bunlar düşman olmadıkları gibi Müslümanlarla anlaşma yapmış bir kabiledendi.

Bunun üzerine Hz. Peygamber telafi için ölenlerin yakınlarına diyet ödemeyi teklif etti. Kararlaştırılan meblağın toplanmasına -Medine Vesikası maddelerine göre - Nadiroğulları Yahudilerinin de katkı yapmasını isteyen Hz. Peygamber, yaşadıkları mahalleye gitti. Bu talebe olumlu cevap veren Nadiroğulları, “İstediğin kadar yardım ederiz! Sen bizi pek ziyaret etmezdin. Otur, yemek yedirelim” dediler. Bir evin duvarının dibinde gölgede oturup sohbete başladılar.

Bu sırada Nadiroğullarından birileri aralarında konuşmaya başladı. Huyey b. Ahtab, “Muhammed birkaç arkadaşıyla gelmiş. Sayıları bir elin parmakları kadar bile değil. Bu evin üstünden üzerine taş atıp öldürün. Bir daha onu böyle yalnız bulamazsınız. Eğer öldürülürse ashabı etrafından dağılır. Onunla birlikte olan Kureyşliler de kendi memleketlerine giderler. Buradaki Evs ve Hazrecliler de sizinle dostluk anlaşması yapmış kimseler olarak kalırlar. İleride yapmayı düşüneceğiniz bir iş önünüzde duruyor” dedi.

Bunun üzerine Amr b. Cihâş teklifi kabul etti. Sellam b. Mişkem ise “Arkadaşlar! Ne olur bu kez bana itaat edin, sonra yine muhalefet edersiniz! Vallahi böyle bir şey yaparsanız ihanet ettiğimiz ona haber verilir ve bu onunla aramızdaki sözleşmeyi bozmak anlamına gelir. Sakın yapmayın!” sözleriyle plana karşı çıktı.

Ne var ki Amr b. Cihâş kayayı Resulullah’ın üzerine atmak için hazırlanmıştı. Fakat tam fırlatacaktı ki, Hz. Peygamber aniden oturduğu yerden kalkıp uzaklaştı. Etraftakiler tuvalet ihtiyacı için kalktığını zannettilerse de, Medine’ye dönmek niyetiyle ayağa kalkmıştı.

Öte yandan Nadiroğulları mahallesine beraber gittiği heyet bundan habersiz oturuyor, sohbete devam ediyordu. Vakit uzayınca Hz. Ebubekir, “Boşuna bekliyoruz” diye ayaklandı. Bu sırada Huyey b. Ahtab, “Ebü’l-Kâsım (Muhammed) acele etti. Biz onun ihtiyacını gidermek ve ona yemek yedirmek istiyorduk” diyerek durumu örtbas etmeye çalıştı (Vâkıdî, I, 364-365).

İşin aslı, Hz. Peygamber Cebrail (as) vasıtasıyla suikast planından haberdar edilmiş, bunun üzerine oradan ayrılmıştı.

Bu hain girişimle Nadiroğulları Medine Vesikası’nı imzalarken verdikleri sözde durmamış ve Müslümanlara ihanet etmiş oluyorlardı. Sonuçta Hz. Peygamber’in emriyle oturdukları mahalle muhasara edilecek ve yaptıklarının cezası olarak Medine’den sürüleceklerdi.

Cidde’deki replika evdeki temsili mutfak eşyalarının bulunduğu köşe(solda)._Kureyşlilerin kendisini öldürme planlarından haberdar olan Hz. Muhammed’in (sas) Hz. Ebubekir (ra) ile birlikte konakladığı mağaranın bulunduğu Sevr Dağı(sağda).

Cidde’deki replika evdeki temsili mutfak eşyalarının bulunduğu köşe(solda)._Kureyşlilerin kendisini öldürme planlarından haberdar olan Hz. Muhammed’in (sas) Hz. Ebubekir (ra) ile birlikte konakladığı mağaranın bulunduğu Sevr Dağı(sağda).

Yahudilerin Hz. Peygamber’e bir başka suikast girişimi de Hayber’in fethinden sonra gerçekleşti.

Fetihten sonra Zeyneb bt. el-Hâris adında Yahudi bir kadın Hz. Peygamber’in hangi hayvanın etini sevdiğini öğrendi. Bir keçiyi pişirerek ona ikram etti. Yanındaki sahabiyle birlikte sofraya oturan Allah Resulü yemeğin zehirli olduğunu anlayıp hemen arkadaşlarını uyardı. Fakat etten bir lokma yemiş olan Bişr b. el-Berâ’nın rengi bembeyaz oldu, ardından da vefat etti.

Bunun üzerine Resulullah Efendimiz Zeyneb’i yanına çağırttı. Aralarında şöyle bir diyalog geçti:
- İkram ettiğin keçinin kollarına zehir sürmüşsün.
- Kim söyledi?
- Keçinin kolları söyledi.
- Evet, zehirledim.
- Peki bunu neden yaptın?
- Babamı, amcamı ve kocamı öldürdün ve kavmimin varını yoğunu aldın. Dedim ki, eğer o peygamber ise yaptığımı keçi ona haber verir. Eğer hükümdar ise ondan kurtuluruz. Ne ceza vereceksen ver.

Kaynaklarda Hz. Peygamber’i zehirlemeye çalışan kadına Peygamberimizi zehirlemeye teşebbüs ettiği için değil, Bişr’i öldürdüğü için kısas uygulandığı rivayet edilir (Vâkıdî, II, 677-678).

Hz. Peygamber yaklaşık 22 yıl süren tebliğ sürecinde yüzbinlerce insanın imanını kurtarırken pek çok düşman da kazanmıştı; hatta onların suikast girişimlerine de maruz kaldı.

Lakin arkasında müşrikler, Yahudiler ve münafıkların bulunduğu suikast girişimlerinin hepsi de akim kaldı ve peygamberlik vazifesi Allah’ın izniyle dar-ı bekaya irtihaline kadar devam etti.