Avrupa’nın insanlık zevali!

Eskiden Türkiye’de ‘Avrupa görmüşlük’ bir rütbe idi. Onu ‘Avrupa övmüşlük’ takip ederdi. Bununla ilgili çok zengin bir literatüre sahip olduğumuz malûmdur.
Avrupa her bakımdan muazzamdı. Orada insana değer verilir, bütün hak ve hürriyetler tanınır, vatandaş inanç ve düşüncesinden ötürü dışlanmazdı. Avrupa çok kültürlülüğü desteklerdi, insan haklarını savunurdu.
Avrupa’yı gözümüzde büyüten insânîliği değil, maddî gücüdür. Bu gücü elde etmek için başvurduğu sömürgecilik siyaseti dünyanın geri kalanı için hiç de hayırhah sonuçlar doğurmamıştır.
Sömürgecilik kan ve ateşle dünyaya hâkim olmuştur. Avrupa’nın bütün büyük güçleri veya zamanında büyük olan güçleri, sömürgeleştirmek istedikleri ülkelerin halklarını katletmiştir. Kendileriyle eşit şartlarda savaşacak gücü olmayan milyonlarca insan onların eliyle katliama maruz bırakılmıştır.
Reklam
Amerika’da, Afrika’da ve Avustralya’da bu mânâda olup bitenler gerçek mânâsıyla yazılsa idi, kütüphaneler dolusu eser ortaya çıkardı. Bu halkların tarihini de galipler, sömürgeciler yazmıştır.
- Mehmed Âkif’in Balkan harbi sırasında Rumeli’de yapılan katliamları ve buna göz yuman Avrupalıları tasvir eden şu mısralarını bugün yüksek sesle okumalıyız:
- Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım:
- Elemim bir yüreğin kârı değil paylaşalım:
- Ne yapıp ye'simi kahreyleyeyim bilmem ki?
- Öyle dehşetli muhîtimde dönen mâtem ki!
- Ah! Karşımda vatan nâmına bir kabristan
- Yatıyor şimdi. Nasıl yerlere geçmez insan?
- Şu mezarlar ki, uzanmış gidiyor, ey yolcu,
- Nereden başladı yükselmeye, bak, nerede ucu!
- …
- Azıcık kurcala toprakları, seyret ne çıkar:
- Dipçik altında ezilmiş, paralanmış kafalar!
- Bereden reng-i hüviyyetleri uçmuş yüzler!
- Kim bilir hangi şenaatle oyulmuş gözler!
- “Medeniyyet” denilen vahşete lâ’netler eder.
Türkiye’nin coğrafi olarak burnunun dibinde, yüz küsur yıl önce siyasi sınırları içinde olan bir bölgede olup bitenler ne Avrupa’da ve ne de ABD’de insanlık haysiyetine yakışır şekilde karşılanmadı.
Avrupa zulme mâruz kalan insanların, en ağır silahlar kullanılarak çoluk çocuk katledilmelerinin önüne geçmek için kılını kıpırdatmak bir yana zalimin arkasında saf tuttu.

Türkiye'deki Avrupacılar!
Öyle acayip tepkiler ortaya koydular ki, en önce Avrupa’nın vicdan kanatan zalimin arkasında saf tutmak tavrını desteklediler. Avrupa’nın ötekisine yapılan konusundaki duyarsızlığı, bir gün Türkiye için de söz konusu olsa, bunların yapacakları farklı bir şey olmayacaktır.
- Aynı şiirde Âkif işte bu Batı taklitçilerini tasvir etmeye başlıyor.
- Bizde leşten daha hissiz, daha kokmuş can var!
- Bakmayın, hem tükürün çehre-i murdârımıza!
- Tükürün: Belki biraz duygu gelir ârımıza!
- Tükürün cebhe-i lâkaydına Şark’ın tükürün!
- Kuşkulansın, görelim, gayreti halkın, tükürün!
- Tükürün milleti alçakla vuran darbelere!
- Tükürün onlara alkış dağıtan kahbelere!
- Tükürün Ehl-i Salîb’in o hayâsız yüzüne!
- Tükürün onların asla güvenilmez sözüne!
- Medeniyyet denilen maskara mahlûku görün:
- Tükürün maskeli vicdânına asrın, tükürün!
Sadece İsrail değil, batının bazı Hıristiyan yapıları da dinî bir muhteva geliştirerek siyonizmi destekliyor.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.