Stratejik vatan

Sınırların yok edilmeye çalışıldığı dünyada, Osmanlı’nın halefi olan Türkiye Cumhuriyeti’nin stratejik vatan sınırları, Edirne ile Hakkâri arasında ve çevresindeki mavi sulardan da ziyade, Amerika’ya, Çin’e, Afrika’ya, Sibirya’ya yani Atlantik’ten pasifiğe kadar uzanır.
Sınırların yok edilmeye çalışıldığı dünyada, Osmanlı’nın halefi olan Türkiye Cumhuriyeti’nin stratejik vatan sınırları, Edirne ile Hakkâri arasında ve çevresindeki mavi sulardan da ziyade, Amerika’ya, Çin’e, Afrika’ya, Sibirya’ya yani Atlantik’ten pasifiğe kadar uzanır.

Zaman değiştikçe bazı mefhum ve tarifler de değişiyor. Bir millet ve devlet için şüphesiz ki en mühim şey, vatan ve onun muhafazasıdır. Lakin artık vatan mefhumu sadece toprak ve onun askerî olarak muhafazasından da ibaret değil.

Özellikle milleti, inancı ve insanlık için tarihî, siyasî, dînî, kültürel ve coğrafî olarak mükellefiyet ve mesuliyetleri olan Türkiye için Misak-ı Millî’nin daraltılmış hâli vatanın tarifine yetmiyor.

  • Bu yüzden son yılların en çok konuşulan konularından biri haline gelen “mavi vatan” mefhumu; Türkiye’nin taviz veremeyeceği güvenlik duvarı, iktisadî sahası ve nefes alanlarıdır.

Sınırların yok edilmeye çalışıldığı dünyada, Osmanlı’nın halefi olan Türkiye Cumhuriyeti’nin stratejik vatan sınırları, Edirne ile Hakkâri arasında ve çevresindeki mavi sulardan da ziyade, Amerika’ya, Çin’e, Afrika’ya, Sibirya’ya yani Atlantik’ten pasifiğe kadar uzanır.

İlginizi çekebilirSiber cephe ciddiyet ister

Öte yandan dijitalleşmenin alabildiğine yayıldığı ve hatta kişilerden şirketlere, ailelerden devlete, sivilinden askerî alanlarına kadar her sahayı kuşatan, tabiri caizse istila eden internet, vatan sınırlarını sonsuz uzunluktaki 0 ile 1 aralığına kadar uzatır.

Artık vatan sadece elinde silah sınır beklemekle savunulamaz.
Artık vatan sadece elinde silah sınır beklemekle savunulamaz.

Nitelikli insan, temiz ve mümbit toprak, su, orman, gıda, ilaç, medya, enerji ve her nev’i mâden, en az silahlı ordular kadar mühim olmanın ötesinde “stratejik vatan”ın da mahiyet ve sınırlarını belirler.

Hâsılı vatanın tarif ve sınırları genişlediği gibi mücadele biçimleri de değişmiş ve genişlemiştir. Evet, artık vatan sadece elinde silah sınır beklemekle savunulamaz. Veri (data) merkezine kesintisiz elektrik sağlamak ve gelişen teknolojilerle yenilemekle de korunamaz.

Ülkeler artık sadece ateşli silahlarla işgal ve talan edilmiyor. Köleleştirilmiş zihin ve şuur, çalınmış bilgi ve veri, kirletilmiş su, toprak ve gıda, bozulmuş sağlık, hasta edilmiş toplum, dağıtılmış aile, zihnî ve fizikî olarak kısırlaştırılmış gençlikle yapılıyor işgaller.

  • Şayet veri merkezleriniz zayıf, fiberleriniz durağan, dijital askerleriniz kifayetsiz, IP’leriniz yetersiz, motor, mikroçip, işletim sistemi ve veri tabanında müstemlekecilere bağımlı iseniz...
  • İlacınız tabiî değilse, tabiî üretim, fıtrî hayvancılık yapamıyorsanız ve tabiattan kopmuşsanız…
  • Çaplı medyanız yoksa…
  • Sanatlarınız ölmüş veya ölmekteyse…
  • Eğitim sisteminiz değerlerine yabancı, diplomalı cahiller üretiyorsa…
  • Milletinizin can, akıl, mal, din ve nesil emniyeti yerli yerinde değilse…
  • Liyakat ve tecrübeye gerekli âlâkayı göstermiyorsanız…
  • Dostunuz ve düşmanınızı tam mânâsıyla tanımıyorsanız…
  • İhtiras ve siyasi cedel ülkeyi sarıp sarmalamışsa…
Hâsılı rahmanî hasletlerle mücehhez kılınmış stratejik akıldan mahrumsanız, vatan topraklarını korusanız da stratejik vatanı anlamamışsınız ve koruyamıyorsunuz demektir. Şükür, Türkiye artık bunların ehemmiyetini kavramakta olan bir ülke.

Ayrıca başkalarının veri tabanı, mikroçipi, işletim sistemi, sosyal medya araçları, uydusu, routeri, güvenlik (frewall) duvarı ve diğer araçları ile de stratejik vatan kurulamaz yahut korunamaz.

Muhtemelen en stratejik suallerden bir kaçı şöyle sorulabilir: Dijital ordular artık neden çok önemli? ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, neden Amerikalı Microsoft’un Windows’unu değil de özel geliştirilmiş bir işletim sistemi kullanıyor? Alman’ın SAP’ı, Çin’in Huawei’si, Amerika’nın Windows’u, SQL’i, İsrail’in bilmem nesi ile kendimizi nasıl savunacağız?

Şüphesiz ki, 20 yıl evvelki Türkiye ile 19 yıl önce kurulan ve 18 yıldır Türkiye’yi idare eden AK Parti iktidarındaki Türkiye arasında inanılmaz büyük ve etkileyici bir fark var. Lakin henüz daha yolun başındayız.

Vesselam!