Sular seller ve insanın ahvali ne olacak?

Sel, tabiatın kendi dengesini koruma mekanizması sınırları içinde kaldığı sürece normal bir meteorolojik durumdur.
Sel, tabiatın kendi dengesini koruma mekanizması sınırları içinde kaldığı sürece normal bir meteorolojik durumdur.

Amerikalı şehirci J. Ocshsendorf “İnsanoğlu sonradan görmelere özgü bir acullukla sanayi devrimi ile beş bin yıllık gelişme tecrübesini tutup camdan dışarı attı” diyor. Geleneksel tıbbı, ziraatı, beslenmeyi bilmediğimiz gibi eski insanların selden korunmak için başka nasıl tedbirler aldığını bile bilmiyoruz, bilmediğimiz için de sele kapılıp gidiyoruz. Geçmişin bilgisine sahip son yaşlılardan bildikleri ne varsa toplamalı ve kaydetmeliyiz.

Giresun’da yaşanan sel ne ilkti ne de son olacak. Unutulmamalıdır ki, iklim hâdiseleri her zaman düzenli seyir takip etmez. İnişler, çıkışlar, düzensizlikler tabiatın fıtratında olan bir durum. Tabiatta sürprizlerden hele sürpriz şiddetli yağmurlardan söz etmek mümkün değildir. ‘Bu kadar yağmur beklemiyorduk’ denemez. Hele iklim düzensizliğinin vukuat-ı adiye sayıldığı bu dönemde artık her mevsimde, her yerde şiddetli yağmur beklenmelidir. Dünyada yıllık yağış ortalaması değişmiyor, ama yağmurun düştüğü yerler değişiyor. Bazı coğrafyalarda kuraklık seviyesinde yağmur kıtlığı yaşanırken bazı coğrafyaları sular seller götürüyor. Yeni bir felaket daha yaşanmadan harekete geçmeliyiz.

İnsanların afet olarak adlandırdığı hâdiseler tabiat için normal hareketliliklerdir.
İnsanların afet olarak adlandırdığı hâdiseler tabiat için normal hareketliliklerdir.

Yağmur ne kadar şiddetli yağarsa yağsın tabiatta sel felaketi yaşanmaz. Bazı yerlerde toprak kayabilir, ağaçlar devrilebilir, fakat tabiatta durum bir süre sonra dengelenir. Aslında sel, tabiatın kendi dengesini koruma mekanizması sınırları içinde kaldığı sürece normal bir meteorolojik durumdur. Başımıza gelen felaketlerin sebebi tabiat hâdiseleri değil bizatihi kendimizdir. İklim hareketleri nihai olarak tabiatın yararınadır.

Bir coğrafyacı tanıdığım bazen Afrika çöllerinden fırtınalarla taşınan, Akdeniz’i aşarak Anadolu’ya toz ve çamur bulutları olarak düşen kumların topraklarımızda mineral eksikliğini giderdiğini, büyük bir nimet olduğunu anlatmıştı. Şimdi adeta mucize eseri bu tabiat hâdiseleri için, ‘ne biçim çamur yağdı, üstümüz toz toprak oldu’ diyebilir miyiz? Bu örnekte görüldüğü gibi deprem, fırtına, aşırı yağış, erozyonlar sadece tedbirsiz insanlar için felaket mânâsına gelirken tabiat için hem canlılık işareti, hem yeni bir denge anlamına gelmektedir.

Tabiatın bizim gibi ağzı, dili yok, kendi dilimizde bizi ikaz edemez.
Tabiatın bizim gibi ağzı, dili yok, kendi dilimizde bizi ikaz edemez.

İnsanların afet olarak adlandırdığı hâdiseler tabiat için normal hareketliliklerdir. Deprem, onun dikkate almayan insanlar için bir felaket sebebi ama yeni dağların, yeni kaynak suların vb. oluşumu için gerekli bir kuvvettir. Depremler olmasaydı böyle zengin bir tabiat da olmayacaktı.

Tabiatın dilin öğrenmek şart

O halde tabiat içinde yaşamaktan başka çâresi olmayan insanın yapması gereken öncelikli iş tabiatın yasalarını (âdetullah) öğrenmek ve itaat etmek olmalıdır. Tabiatın bizim gibi ağzı, dili yok, kendi dilimizde bizi ikaz edemez. O bizim dilimizi öğrenemeyeceğine göre bizim onun dilini öğrenmemiz gerekiyor. Onun dili tabiat yasalarıdır. Nedir bu yasalar?

  • ● Tabiat ile mücadele edilmez.
  • ● Tabiat ile rakip gibi değil dostça yaşanır.
  • ● Tabiatın kendine uzanan dostluk elini geri çevirdiği görülmemiştir.
  • Başka?
  • ● Su yukarıdan aşağı akar. Su kuvveti önünde durulmaz. Su yatakları doldurulmaz... vb.

Tabiatın dili kimden öğrenilir?

Bu yasanın dilini artık öğrenmemiz gerekiyor. Bu yasaları öğreneceğimiz bir başka imkân daha var; tecrübeli yaşlılar. Yaşanan bunca felakete rağmen eski insanların fikrine müracaat etmiyoruz. Çağdaş insan (buna Anadolu insanını da dâhil edebiliriz artık) tipik modern tavırlar gösteriyor, geleneksel bilgiye itibar etmiyor.

Bir yerde sel felaketi yaşandıysa sebebini uzakta aramaya gerek yok, oraya mutlaka bir insan eli değmiştir.
Bir yerde sel felaketi yaşandıysa sebebini uzakta aramaya gerek yok, oraya mutlaka bir insan eli değmiştir.

Sözgelimi geleneksel tıbbı, ‘kocakarı ilaçları’ diye küçümsüyor, hikmet dolu bir kıssaya inanmıyor, masal deyip geçiyor. Çağdaş insan geleneksel mimari tecrübeye de gözlerini kapamıştır. Eski insanların dere üzerine ve kenarına ev yapmadığını ısrarla görmüyor. Geçmiş tecrübeleri hiçe sayan insanın hayatı bir çocuk gibi sıfırdan öğrenmeye başlamasına benziyor.

Bütün birikimi camdan attılar

Amerikalı şehirci J. Ocshsendorf “İnsanoğlu sonradan görmelere özgü bir acullukla sanayi devrimi ile beş bin yıllık gelişme tecrübesini tutup camdan dışarı attı” diyor. Geleneksel tıbbı, ziraatı, beslenmeyi bilmediğimiz gibi eski insanların selden korunmak için başka nasıl tedbirler aldığını bile bilmiyoruz, bilmediğimiz için de sele kapılıp gidiyoruz. Geçmişin bilgisine sahip son yaşlılardan bildikleri ne varsa toplamalı ve kaydetmeliyiz.

İklim hareketleri nihai olarak tabiatın yararınadır.
İklim hareketleri nihai olarak tabiatın yararınadır.

Bir yerde sel felaketi yaşandıysa sebebini uzakta aramaya gerek yok, oraya mutlaka bir insan eli değmiştir. Deprem, fırtına, yağmur gibi tabiat hâdiseleri bizzat felaket sebebi değildir. İnsan tabiat kânunlarını öğrenir ve faaliyetlerini bu yasalara göre düzenlerse hiçbir şey olmaz. Bundan böyle gerek kırda/açık arazi gerek şehir içinde yeni bir insânî faaliyete girişirken şuurlu hareket etmeli, her ihtimali düşünmeliyiz.

İnsanoğlu sonradan görmelere özgü bir acullukla sanayi devrimi ile beş bin yıllık gelişme tecrübesini tutup camdan dışarı attı.


Tecrübe kurulu şart

Biz yazımızı yine yazalım, yine tavsiyede bulunalım, ama işin doğrusu alınacak tedbirler yeni tesis edilecek İLMÎ BİR HEYET (TECRÜBE KURULU) tarafından ilan edilmeli ve resmiyet kazanmalıdır. Bir sel felaketini önlemek şimdilik mümkün değilse bile alınacak tedbirlerle orta-uzun vadede durdurulabilir.

  • ● Yerli halkın tecrübelerinden de istifade ile muhtemel sel bölgelerini tespit etmeli ve sel riski haritalarına işlemelidir.
  • ● Riskli bölgelerde evler, binalar, köyler tahliye edilmelidir.
  • ● Yamaçlarda yöreye uygun evler yapılmalıdır.

Tedbirler, tedbirler

Sellere karşı öncesinde, anında ve sonrasında alınacak tedbirler var. En önemlisi sel olmadan önce alınması gereken tedbirlerdir. Kırda ya da şehirlerde sellere alınacak tedbirler farklı farklıdır. Önce kırda alınması gereken tedbirleri sıralarsak; en önemlisi arazi yetenek sınıflandırması yapmaktır.

● Ziraat, orman, çalılık, mera vb arazileri tespit edilmelidir. Böylece gevşekliği tespit edilen arazilerde ziraat yapılması önlenmiş olacaktır. Çünkü bu araziler su tutamadığı için yağmurlar su ve toprağı birlikte taşıyor.

● Gevşek araziler ya mera olarak bırakılmalı yahut ağaçlandırılmalıdır.

● Dere yatakları üzerinde her türlü bina boşaltılmalıdır ve yapılaşma yasağı getirilmelidir.

● Dere kenarları ağaçlandırılmalıdır.

Şehirlerde alınacak tedbirler de şöyle;

● Dere yataklarının ortalama 50 metre sağına soluna imar izni verilmemelidir.

● Buralarda yapılmış binalar boşaltılmalı, zamana yayılarak başka yerlere taşınmalıdır

● Boşaltılan binaların yerlerine ağaç dikilmeli, park yapılmamalıdır.

● Her şehirde yeşil alanlar artırılmalı, beton ve asfalt alanlar azaltılmalıdır.

● Ayrıca yağmur sularının hiç olmazsa belli bir yüzdesinin toprak tarafından emilebilmesi için ana arterler dışında kalan tüm sokak ve caddelerden asfalt sökülmeli yerine granit küp taş döşenmelidir.

● Deniz seviyesinde ya da düşük seviyelerde imar kısıtlanmalı, bodrum kat yaptırılmamalıdır.