Alaska’daki gösteri ve gerçekler

Alaska’da barış değil, bir illüzyon sahnelendi. Putin, sahnenin arkasındaki gerçek yönetmen olarak çıktı. Trump, alkış toplayan ancak senaryoyu okuyamayan başrol oyuncusu oldu. Zelenski, oyunun sonunda sahneye çağrılmayan karakter. Çin ise bir sonraki oyun için biletini almakta tereddüt eden, ancak yine de bir dahaki performansı merakla bekleyen seyirci.
Ağustos sıcağından bile pek etkilenmeyen Alaska, iki gladyatörün tuhaf mücadelesine sahne oldu. Meydanda biri gösteriyi yönetmekte usta, sahne ışıklarının parıltısına alışkın bir figür; diğeri ise karanlık köşelerde, soğuk ve sabırla hamlelerini hesaplayan bir satranç ustası vardı. Trump ile Putin’in Alaska’daki buluşması, bir barış zirvesinden ziyade, güç dinamiğinin tüm çıplaklığıyla sergilendiği bir tiyatro oyunuydu. Sahnenin arkasında ise bu oyunun asıl mağlubu Volodymyr Zelenski ile en tedirgin seyircisi Çin oturuyordu.
Gösteri sanatı olarak diplomasi
Reklam
Putin’in sabır oyunu
Rus ekonomisi, savaş ekonomisine uyum sağlamış durumda. Askeri-endüstriyel kompleksi tam kapasite çalışıyor. Putin için her ay, yeni askerler yetiştirmek, yeni silahlar üretmek ve Ukrayna’nın Batı’dan gelen desteğinin azalmasını beklemek mânâsına geliyor. Trump’la yapılan birkaç saatlik bir görüşme, Batı’daki savaş yorgunluğunu beslemek ve “bakın, diplomasi deneniyor” algısı yaratmak için mükemmel bir araçtı. Bu, bir siper savaşındaki ateşkes çağrısı gibiydi; çağrıyı yapan taraf, nefes alıp yeni bir taarruz için pozisyon almaya çalışıyordu.
Mağlup
Reklam
Gölgedeki seyirci
Bu diplomatik tiyatronun en ilginç seyircisi ise Çin’di. İlk bakışta, Rusya ve Çin’in “sınırsız ortaklık”ı göz önüne alındığında, Putin’in diplomatik bir manevra alanı kazanması, Pekin’i memnun etmeliydi. Ancak gerçek, çok daha karmaşık.
Çin, Washington-Moskova hattında ikili bir oyun görüyor. Bir yandan, ABD’nin dikkatinin ve kaynaklarının Rusya’ya kayması, Çin’e karşı olan baskının azalması anlamına geliyor. Tayvan, Güney Çin Denizi ve teknoloji savaşı konularında, ABD’nin eli zayıflayabilir. Bu, Çin için stratejik bir fırsat.
Ancak diğer yandan, Çin’in en büyük korkusu, ABD ve Rusya’nın beklenmedik bir şekilde yakınlaşmasıdır. Eğer Trump ve Putin, Ukrayna konusunda -Çin’in çıkarlarına danışılmadan- bir uzlaşmaya varırsa, bu yeni Washington-Moskova ekseni, Çin’i jeopolitik olarak izole edebilir. Çin’in “Batı’yı bölme” stratejisi, ABD-Rusya gerilimine dayanır. Bu gerilim azalırsa, Çin, Batı’nın tek ve birleşik hedefi haline gelebilir.
Bu nedenle Çin, Alaska görüşmesini derin bir dikkatle, âdeta nefesini tutarak izledi. Neticeden memnun kaldı mı? Muhtemelen evet, çünkü müşahhas bir anlaşma çıkmadı. Batı ittifakında çatlaklar derinleşti, Rusya hâlâ yaptırımların baskısı altında ve Çin, ABD’nin bir sonraki hamlesini beklerken stratejik manevra alanını koruyor.
Güç, illüzyon ve gerçeklik
Alaska’daki buluşma bize çağımızın uluslararası ilişkilerine dair üç acımasız gerçeği hatırlattı:Güç, sesten çok sessizliktir: Trump’ın tüm tweet’leri ve gösterişli açıklamaları, Putin’in soğuk ve hesaplı sessizliği karşısında buharlaşıp gitti. Gerçek güç, medyayı yönetmekte değil, jeopolitik gerçekleri manipüle etmekte yatıyor.
Reklam
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.