Pasni; satranç tahtasındaki kritik kare

Pakistan neden böyle riskli bir kumarı göze alıyor? Cevap, ülkenin dış politika DNA’sında saklı. Pakistan, 1950’lerden beri varlığını sürdürmek için sürekli bir “denge diplomasisi” yürüttü. Başlangıçta ABD müttefiki olarak komünizmle mücadeleye katıldı. 1962 Hindistan-Çin Savaşı’ndan sonra ise kademeli olarak Pekin’e yöneldi. Tarih, Pakistan’ın “ya bu ya bu” ikilemi yerine “hem bu hem o” diyerek hayatta kalmayı başardığını gösteriyor. Burada duygular değil, çıkar ön planda; gerçek, soğuk ve duygusallıktan uzak bir realpolitik örneği.
Soğuk Savaş’ın nispeten sade ve anlaşılır iki kutuplu dünyası geride kaldı. Yerini karmaşık, belirsizliklerle ve tehlikelerle örülü bir jeopolitik labirent aldı. Bu labirentin en dikkat çekici ve riskli köşelerinden biri, Umman Denizi kıyısında, haritalarda neredeyse fark edilmeyen sakin bir Belucistan kasabasında ortaya çıkıyor: Pasni.
Reklam
Küçük bir liman, Çin’in öne çıkan projesi CPEC’in (Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru) kalbi olan Gwadar Limanı’nın sadece 70 mil ötesinde, ABD kontrolünde stratejik bir lojistik üs ve Belucistan’ın dillere destan Reko Diq bakır ve altın madenlerine açılan kapı hâline getirilmek isteniyordu. 1,2 milyar dolarlık bu proje, bir yatırımdan öte bölgesel güç dengelerini sarsabilecek büyük bir jeopolitik kumar.
ABD için Pasni, Çin’in Hint Okyanusu’ndaki “İnci Dizisi” stratejisine doğrudan bir Amerikan müdahalesi yapmak, İran’ın hemen yanına nüfuz alanı kazanmak ve teknoloji için kritik nadir toprak elementleri ile minerallere erişmek mânâsına geliyor. US Strategic Metals firması ile yapılan 500 milyon dolarlık anlaşma, bu yeni stratejik ortaklığın ilk müşahhas ticârî göstergesi.

Hint istihbaratının da maharetiyle
Pasni’deki bu jeopolitik sarsıntı, bölgeyi anında etkisi altına aldı. İran, sınırına sadece 100 mil mesafede potansiyel bir ABD deniz üssü fikrinden hoşnut değil. Hindistan ise Çin’in baskı altında kalmasından memnun olsa da, stratejik ortağı ABD’nin ezeli rakibi Pakistan ile bu kadar yakınlaşmasına karşı karmaşık duygular içinde. Burada her hamle, bir sonraki hamleyi engellemeye yönelik. ABD, Hint-Pasifik’te QUAD ve AUKUS gibi ittifaklarla Çin’i kuşatmaya çalışırken, Çin de “Yol ve Kuşak Girişimi” ile ekonomik nüfuzunu genişletiyor, Güney Çin Denizi’ndeki yapay adaları askerîleştirerek karşılık veriyordu. Pasni, bu devasa stratejik satranç tahtasında giderek daha kritik bir kare hâline geliyor.
Reklam
Kumarbaz zarını attı
Peki, Pakistan neden böyle riskli bir kumarı göze alıyor? Cevap, ülkenin dış politika DNA’sında saklı. Pakistan, 1950’lerden beri varlığını sürdürmek için sürekli bir “denge diplomasisi” yürüttü. Başlangıçta ABD müttefiki olarak komünizmle mücadeleye katıldı; 1962 Hindistan-Çin Savaşı’ndan sonra ise kademeli olarak Pekin’e yöneldi. Tarih, Pakistan’ın “ya bu ya bu” ikilemi yerine “hem bu hem o” diyerek hayatta kalmayı başardığını gösteriyor. Burada duygular değil, çıkar ön planda; gerçek, soğuk ve duygusallıktan uzak bir realpolitik örneği.
Pakistan trapez sanatçısı gibi bir ipte Çin ile dengede dururken, diğer ipe ABD’yi çağırıyor. Tek bir yanlış adım, onu derin bir uçuruma sürükleyebilir. Çin stratejik sabrını sınarken, ABD rakibine alan daraltmak için fırsat kolluyor. Hindistan ve İran ise kendi perspektiflerinden bu tehlikeli oyunu izliyor. Belucistan’ın kavruk topraklarındaki mahallî öfke ise bu büyük satranç tahtasını altüst edebilecek patlamaya hazır bir bomba.
Hamlelerin nihai şekli, küresel dengeleri ve dünyanın kaderini belirleyecek. Bu kader, Pasni’nin durgun sularında, yapay zekâ laboratuvarlarında ve Tayvan Boğazı’nın dalgalarında sessizlik içinde yazılıyor. Pakistan’ın iki dev arasındaki tehlikeli dansı devam ediyor.
Kumarbaz zarını attı, sıra şimdi diğer oyuncularda.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.