Savaşın tahkiye rejimi: İran'ın gerçekliği yeniden yazma sanatı

Mesele hayatta kalmak değil, mânâ üretmektir. Şehadet bu sistemde bir son değil, bir doruktur. Böylece İran propaganda dili, klasik devlet söyleminden köklü biçimde ayrılır. Modern devletler ya güç üzerinden ya da mağduriyet üzerinden konuşurken İran bu iki dili aynı anda kurar; hem kuşatılmış bir mazlumdur hem de boyun eğmeyen bir kudret.” Bu çifte kod, ona olağanüstü bir esneklik sağlar. Her durumda hikâye ayakta kalır; her netice anlamlandırılabilir hâle gelir.
İran’ın savaş propaganda sanatı, basit bir iletişim faaliyeti değildir. O, devletin kendine yazdığı ve her kriz anında yeniden kaleme aldığı bir ‘kader’ metnidir. Burada mesele yalnızca bilgi üretmek değildir. Haklılık üretmek, hafıza inşa etmek, duyguyu yönlendirmek ve nihayetinde gerçekliğin hangi mefhum çerçevesinde algılanacağını belirlemektir. İran’ın asıl mahareti burada başlar: Hâdiseleri kontrol etmekten ziyade, hâdiselerin hangi mânâ evreninde okunacağını tayin etmek.
Bu tahkiye makinesinin kalbi modern siyaset teorisinin alışıldık kavram setlerinde değil, Kerbela’nın tarîhî ve sembolik ufkunda atar. Aşura burada bir geçmiş hatırası değildir. Sürekli çalışan bir siyâsî yazılım, her yeni şeyi içine çeken ve onu yeniden yorumlayan bir anlamlandırma çekirdeğidir. Her savaş, her kriz, her kayıp bu çekirdeğe yüklenir; yeniden kodlanır ve daha büyük bir tarîhî sürekliliğin parçası hâline getirilir. Mazlum ile zâlim arasındaki o kadim karşıtlık, modern jeopolitiğin karmaşık denklemlerini anında çözen bir sadeleştiriciye dönüşür.

Savaşın tabiatı yeniden tanımlanır: Artık mesele hayatta kalmak değil, mânâ üretmektir. ‘Şehadet’ bu sistemde bir son değil, bir doruktur. Böylece İran propaganda dili, klasik devlet söyleminden köklü biçimde ayrılır. Modern devletler ya güç üzerinden ya da mağduriyet üzerinden konuşurken İran bu iki dili aynı anda kurar; “hem kuşatılmış bir mazlumdur hem de boyun eğmeyen bir kudret.” Bu çifte kod, ona olağanüstü bir esneklik sağlar. Her durumda anlatı ayakta kalır; her sonuç anlamlandırılabilir hale gelir.
Reklam
Devletin sinir sistemi olarak propagandası
Bu esneklik tesadüfi değildir; kurumsal olarak ve sürekli yeniden üretilir. İran’da propaganda, yalnızca medya aygıtlarının işi değildir; devletin ideolojik eğitim sistemiyle iç içe geçmiş bir yapıdadır. Devrim Muhafızları bu sistemin merkezinde yer alır. Burada propaganda, dış dünyaya mesaj vermekten çok daha fazlasıdır; kadro üretmek, duygu rejimi kurmak ve gerçekliği filtrelemek mânâsına gelir. İnsanlara ne düşünecekleri değil, neyi gerçek sayacakları öğretilir. Bu nedenle propaganda kriz anında ortaya çıkan bir refleks değildir; zaten içselleştirilmiş bir dünya görüşüdür. Bu da İran’a kriz anlarında yüksek bir anlatı disiplini sağlar.
Ancak İran’ın propaganda başarısını yalnızca Şiî sembolizmle açıklamak eksik olur. Bu semboller güçlüdür ama belirleyici olan, onların nasıl kullanıldığıdır. İran burada son derece pragmatiktir. Kerbela’nın dili, mücerret bir metafizik söylem olarak kalmaz; doğrudan müşahhas siyasi hedeflere hizmet eder.

Caydırıcılık üretmek, yaptırımlar altında dayanıklılığı meşrulaştırmak, vekil ağlarını ahlâkî bir çerçeveye oturtmak ve iç muhalefeti gayrımeşrulaştırmak bu hedefler arasındadır. Yani İran’ın propaganda makinesi, mistik bir dil ile bürokratik aklı aynı potada eritir. Bir ayağı mersiyede, diğer ayağı stratejik hesapta olan bu yapı, onu klasik propaganda örneklerinden ayıran temel özelliktir.
Dijital cephe: Mem, algoritma ve yeni estetik
İran için savaş artık yalnızca askeri bir çatışma değildir; aynı zamanda bir medya ve algı savaşı, bir meşruiyet mücadelesidir. Özellikle son yıllarda bu alan dijital düzleme kaymıştır. İran propaganda makinesi burada dikkat çekici bir dönüşüm geçirmiştir. Geleneksel, ağır ve didaktik dil; yerini daha hızlı, daha ironik ve platforma özgü bir dile bırakmaya başlamıştır. Memler, kısa videolar ve yapay zekâ üretimli içerikler bu yeni estetiğin araçlarıdır. İlk bakışta bu dönüşüm, Kerbela estetiğiyle çelişir gibi görünür. Ancak çekirdek değişmemiştir. Mazlumiyet ve direniş hâlâ hikâyenin merkezindedir; sadece form değişmiştir. İran burada eski sembolik sermayesini yeni dolaşım teknolojilerine eklemleyerek hibrit bir propaganda estetiği üretir.
Reklam
Bu dönüşüm aynı zamanda bir mecburiyettir. Çünkü dijital çağda görünürlük, hız ve dolaşım kapasitesi olmayan hiçbir tahkiye yaşayamaz. İran’ın bu yeni estetiğe yönelmesi, güçten çok adaptasyonun göstergesidir. Ancak bu adaptasyon beraberinde yeni gerilimler getirir. Hızlı dolaşım, yüzeysellik üretir; ironi, kutsî sembollerin ağırlığını aşındırabilir. İran bu gerilimi çift katmanlı bir stratejiyle yönetmeye çalışır: İç kamuoyuna daha ağır ve ritüel dil, dış kamuoyuna daha hafif ve paylaşılabilir içerik sunulur.
İran dış cephede, özellikle ahlâkî çerçeve kurma konusunda beklenenden daha etkili olabilir. Saldırgan ve güçlü rakibini “haksız” gösterebildiği ölçüde, askerî dengesizliği kısmen telafi edebilir. Ancak içeride durum daha kırılgandır. Ekonomik sorunlar, bilgiye erişimin artması ve resmî medyanın güven kaybı, tahkiyenin inandırıcılığını aşındırır. İran propagandası bu yüzden dışarıda esnek, içeride ise giderek yıpranan bir yapı sergiler.
Sınır: Güvenin erezyonu
Bu noktada şu tespit kaçınılmaz hale gelir: İran’ın hikâyeleştirme gücü aynı zamanda onun zayıflığının telafisidir. Konvansiyonel mânâda güçlü olmayan bir aktör, savaşın alanını değiştirir ve mânâ üretimini merkeze alır. Zekice yönetildiğinde, bu zorunluluk ciddi bir stratejik avantaja dönüşebilir. İran’ın yaptığı tam olarak budur: Savaşın ağırlık merkezini maddî kapasiteden bilişsel ve sembolik alana kaydırmak.
Netice olarak İran’ın propaganda sanatı üç ayrı katmanın bileşimidir: Kerbela’nın duygusal yoğunluğu, devrim devletinin kurumsal disiplini ve dijital çağın hız estetiği. Bu üç katman birlikte çalıştığında ortaya son derece esnek ve dayanıklı bir sistem çıkar. Ancak bu sistem aynı zamanda aşırı yüklenmiş bir anlam makinesidir. Çok konuşur, çok sembol üretir ve çok fazla kutsallık taşır. Bu da onu kaçınılmaz bir soruyla karşı karşıya bırakır: Gerçeklik ile tasvir arasındaki mesafe ne kadar açılabilir?
İran bu soruya henüz kesin bir cevap vermiş değildir. Ancak yaptığı şey açıktır: Hakikati mutlak biçimde kontrol etmekten ziyade, dayanıklılığı örgütlemek. Ve belki de çağımızın en keskin gerçeği tam burada kendini belli eder: Savaşlar yalnızca sahada değil, tahkiyede kazanılır; kimi zaman en çok anlatan, en kudretli ve galip olandır.
Reklam
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.