Türkiye’nin resmî meşruiyet krizi

Her güçlü hamleye karşı atatürkçülüğün kullanılmasının önüne geçilmelidir. Başlangıç olarak Anayasa’dan altı ok ilkelerine atıf yapan maddelerin çıkarılması gerekir. Daha sonra diğer kanunlarda ve devlet teşrifatındaki törenlerde aynı şey yapılmalıdır. Büste, heykele tapma şeklinde seyreden bu törenler bütün dünyada gülünç karşılanırken, bizde ciddiye alınmaktadır. Türkiye’de iktidara muhalefet atatürkçülük ve milliyetçilik referans gösterilerek yapılmaktadır.
Kriz esasen Millî Mücadele’nin fikir zemininin terk edilip, Lozan’ın kabuller zemininde bir rejim değişikliği yapılması ile açıkça ortaya çıktı.
Millî Mücadele güçlü bir dinî arka plana sahipti. Mecliste hocalar, şeyhler, medreseliler büyük bir yekûn tutuyor, Mehmed Âkif mücadelenin başlangıcında “İslâm şairi” sıfatıyla Ankara’ya davet ediliyordu. Ne Mustafa Kemal ne de mücadelenin diğer öncüleri dini, imanı, İslâm’ı, hilafeti dilden bırakmıyordu.
Mustafa Kemal, Loyd Corc İstanbul’un sadece dini bir merkez, hilafet merkezi olacağını öne sürdüğünde şiddetle itiraz ediyor ve bunun millî ve dînî geleneklerimize aykırı olduğunu söylüyordu.
Gün geldi ki, İstanbul’un sadece hilafet merkezi olmasını kabul etti. Daha sonra da İngilizlerin bir numaralı düşmanı hilafet kaldırıldı.
Dört yılda ne değişti?
Dört yıl içinde ne değişmişti?
Yoksa mağlup mu olmuştuk?

Cumhuriyet’ten sonra Milli Mücadeleyi zafere ulaştıran dini ve milli değerlerimize karşı “inkılap” adı altında yıkıcı uygulamalara girişildi. Türk kavramına büyük güç katan dil, alfabe, musiki yok edilmek istendi. Alfabe kaldırıldı, dil zayıflatıldı, musiki öğretimi yasaklandı.
Bu büyük bir meşruiyet krizi meydana getirdi. Cumhuriyetin ilk döneminde klasik hiçbir hürriyetin, bilhassa din hürriyetinin esamesi okunmadığı için halkın tepki göstermesi mümkün değildi. En ufak tepki bile “gerici ayaklanma” iddiasıyla şiddetle bastırıldı.
Reklam
Türk milleti CHP’yi hep reddetti
Türkiye 2. Dünya Savaşı sona ererken, dış baskılarla çok partili hayata geçmeye zorlandı. 1950’de millet Türkiye’yi kurtarmak iddiasında olan CHP’yi seçmeyerek tavrını ortaya koydu. 1950 zaferini kazanan Demokrat Parti’nin meşruiyetle ilgili köklü bir değişiklik hamlesi yapması beklenirdi. CHP’nin 6 ok ilkeleriyle donatılmış tek parti anayasasını değiştirmedi. Kriz böylece süreklileşti, neredeyse her 10 yılda bir darbe ve müdahalelerle karşılaşıldı.
Darbecilerin temel tezi şuydu: Anayasa ihlâl ediliyor!
DP 6 oku yok etmedi cezasını da çekti
Türkiye’de CHP ideolojisi, altı ok yahut da atatürkçülük bütün muhafazakâr iktidarların meşruiyetini sorgulamak için kullanıldı. Bu yüzden bu iktidarlarla sıkıntısı olan dış merkezler, atatürkçülüğü kullanışlı bir tahrik malzemesi olarak gördüler. Son defa yılın ilk günlerinde koparılan fırtınalar bu yöndeki seyrin nasıl olacağına işaret ediyor. Entipüften vak’alar üzerine hemen rejimi yıkma kıyafeti giydirildi. CHP başta bazı teferruat partileri meseleyi bu merkezde yorumlayarak tahriklere giriştiler.
Türkiye’nin İslamsızlaştırılması için çalışıyorlar
Atatürkçülüğün kullanılmasının önüne geçilmeli
Bu son fırsat olabilir! Eğer yabancı istihbarat ajanlarının kullanışlı aletleri ellerinden alınamazsa, Allah göstermesin, büyük felaketlerle karşılaşılabilir.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.