Başbakan Yıldırım: Pimi çekilmiş bir bomba

Başbakan Binali Yıldırım, "Kudüs'ün statüsüyle oynamak adeta pimi çekilmiş bir bomba şeklinde bir sonuç doğurur" dedi.

Başbakan Yıldırım: Pimi çekilmiş bir bomba

Başbakan Binali Yıldırım, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı'nda konuşuyor.

Başbakan Binali Yıldırım, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı'nda konuşuyor. Başbakan Yıldırım'ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle;

2018 hedefleri belirlendi

Türkiye'nin ekonomisi ve gelecek vizyonu ile ilgili kapsamlı bir değerlendirme yaptılar. Bu değerlendirmeleri not ettik. Bir kısmı bizim de iştirak ettiğimiz konular, bir kısmı da herhalde bu toplantı sonrası yapacağımız geniş kapsamlı açıklığa kavuşacak, birbirimizi daha iyi anlamamıza vesile olacak konulardır.

Türkiye ekonomisini yakından ilgilendiren birkaç süreci, bir arada yaşadığımız süreçten geçiyoruz. Başınıza gelenler yüzde 10'dur. Nasıl tepki vereceğiniz nasıl davranacağınız da yüzde 90'dır. Türkiye'nin son 15 yılına baktığımız zaman başına gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmemiştir.

Özel sektör

Hizmet açığını kalkınma için kamunun yapması gereken işleri yaparken, diğer yandan Türkiye'nin ekonomisini geliştirmek için gayret gösteriyoruz. 2007-2017 kıyaslamasını yaptığımız da 3 katına çıkmıştır.

Küresel kriz, 2008 krizi 1929 buhranına bir ölçüde benzetiliyor. Bu doğrudur. Üzerinden yaklaşık 10 sene geçmesine rağmen, küresel krizin henüz bittiğini söyleyemeyiz. Zamanlıca alınan tedbirler sayesinde en asgari düzeyde etkilenen ülke olduk. Küresel krizde büyümesini artırmaya devam etmiş, istihdama, üretime katkı sağlayan bir ülke olarak yakata kalmasını bilmiştir.

2013'e geldiğinde Türkiye neredeyse faiz oranlarını yüzde 5'in altına indirmiş, İMF ile olan borcunu bitirmiştir. En büyük havalimanını ihale etmiş tam o sırada Gezi olayları ile karşı karşıya kaldı Türkiye. Daha kısa süre sonra da 15 Aralık FETÖ Örgütü'nün yargı kumpası ile yüzleşmek zorunda kaldı. Altın vuruşunu 15 Temmuz Darbe Girişimi ile gerçekleştirmiş. Türk milleti bu belayı def edebilmiştir.

Türkiye'nin büyüme oranları

Başka bir ülkede yaşansa 10 senede belini doğrultamaz. Burada adalet vurgusu yapılıyor. Adalet mülkün temelidir. Bundan şüphe yoktur. 15 Temmuz'un hedefi Türkiye idi, Türkiye'nin önünü kesmekti. Geçmiş yıllarına, geri dönmesini ve gelecek vizyonunu ortaya koyamayan bir ülke olması için adım atılan bir hamle idi. 15 Temmuz sonrası 3. çeyrekte Türkiye 4.9 küçüldü. Yılın sonuna geldiğimizde 3.2 büyüme ile AB ülkelerinin üzerine çıkan bir büyüme oranını yakaladı ve yılı böyle tamamladı. Aylar süren süre içinde tamamlamış ve yoluna devam etmiş bir ülke olan Türkiye'den bahsediyoruz. 2017'de büyük kriz olacak, iflaslar olacak, faizler kontrol edilemeyecek denildi. 2017'ye geldiğimizde Türkiye birinci çeyrekte yüzde 5.2 büyüdü, 2. çeyrekde 5.1 büyüdü, üçüncü çeyrekte büyüme 2 haneli olursa şaşmayın diyorum. Yüzde 5-6 arasında bir büyüme gerçekleşecek.

Özel sektörümüze, ekonomimize güveniyoruz ve bu yüzden gerekli tedbirleri aldık, kredi garanti fonu ile 250 milyar lira bir kaynak oluşturduk ve bundan 250 bin civarında işletmemizin yararlanmasını sağladık. KOSGEB'in KOBİ'lere sağladığı imkanlar ile 500 bin işletmemiz burada nefes aldı, işlerini yoluna koydu ve ekonomimiz büyümeye devam etti. Kriz senaryolarını ters yüz edip geride bıraktık. Aynı şeyler 2018 için de söylenmeye başladı.

2018 kolay olmayacak ama ülkemizin bugüne kadar kazanımları sayesinde, güven sayesinde 2018'de de inşallah büyüme aynen devam edecek. İki haneli duruma gelen enflasyonun aşağı doğru seyri devam edecek. Gerekli tedbirleri alıyoruz, etkilerini gösterecek. Özellikle 2018'de yol haritamızı hazırlıyoruz. Beraber yapacağız.

Türkiye'nin kalkınmasına kamu 1 katkı sağlıyorsa, özel sektör 8 katkı sağlıyor. Sizleri dikkate almadan, meseleye dahil etmeden yapılması söz konusu edilemez. Yol haritasını birlikte yapacağız. Bu işler nedir? Bir kere reformları yapmaya devam edeceğiz. Vergi reformunu yapacağız. Yatırım ortamının iyileştirilmesi için iddialı bir eylem planını hayata geçireceğiz.

Hedefimiz önümüzdeki 3 yıl içerisinde Türkiye'yi ilk 20 ülke arasına sokmak.

Eğitim

Eğitimde göstergelerimiz tam da bizim arzu ettiğimiz seviyede değil ama birkaç hususu burada aydınlatmak isterim. Okul öncesi eğitim özellikle son 15 yılda kayda değer bir şekilde artmıştır. Okul öncesi eğitim yüzde 50 seviyesine ulaşmıştır. 15 yıl önce yüzde 10'un altındaydı. İlköğretimde yüzde 97, ortaöğretimde yüzde 83 seviyesine erişmiş bulunuyoruz. Üniversitelerimizin sayısı fazla. 4+4+4'ü getirdiğimiz yıldan itibaren okulda kalış süreleri 5.5 yıldan 2015 yılda 8 yıla çıktı, 2030 yılında 14.5 yıla çıkacak.

Üniversitelerimizin sayısını artırmak eleştiri konusu olabilir. 1 milyon gencimiz de lise mezunu oluyor ve üniversite kapısında bekliyor. Sayıları artırmasaydık, üniversiteye girecek sayıları daha fazla artacaktı.

Türkiye büyümeye devam ediyor

Bütün şartlara rağmen Türkiye büyümeye gelişmeye devam ediyor. Bu konuda tereddüt göstermeyin, ülkemize güvenelim, bölgemizin ülkemiz açısından ne kadar önemli olduğunun farkıdna olup, çalışmalarımızı sürdürelim.

Suriye sorunu çözüm noktasına geldi ise Türkiye'nin büyük payı vardır. Kimin gerçekte terör ile mücadele ettiğini bilen biziz. Dünyada hiçbir ülke aynı anda 3 terör örgütü ile mücadele etmiyor. Bir yandan DAEŞ, PKK, FETÖ...

Bu ülke kimliğini taşıyan herkesin başımızın üzerinde yeri var. Son 2 yılda taarruz esasına dayanan bir mücadele yöntemi ile 780 kilometrekare her noktasında Türkiye Cumhuriyeti'nin bayrağı dalgalanıyor. Bunu gören dış güçler, yeni versiyonlarını hayata sokmak gayreti içerisindedir.

Terör örgütü ile açık ve seçik bir şekilde işbirliği yapmak, DAEŞ'i yok etmek için böyle bir işbirliğği yapmaya mecburlarmış. Bunu asla ve asla ikna edemezler. Önem verdiği dostluk ilişkisine zarar verdiğini söyledik.

Başbakan Binali Yıldırım, ABD’nin Kudüs kararına tepki gösterdi. Kudüs kararını Kuzey Irak yönetiminin referandum ilan etme kararına benzeten Yıldırım,

"Bu biraz Kuzey Irak yönetiminin referandum ilan etme kararına benziyor. Bütün dünya karşısında, ona rağmen bu referandumu, bu gayrimeşru referandumu ilan ettiler ve sonunda da neler olduğunu hep beraber gördük.

İslamiyet, Hristiyanlık ve Musevilik... Her üç semavi din için burası (Kudüs) kutsal bir mekan. Dolayısıyla buranın konumuyla, statüsüyle oynamak adeta pimi çekilmiş bir bomba şeklinde bir sonuç doğurur."