Sosyal medya filtreleri özgüven kaybına ve kaygıya yol açıyor

Yüz filtrelerinin sosyal medyada ilk kullanım amacı sadece eğlenceydi. Mesela yüzünüzü bir hayvana benzetecek şekilde değiştirebiliyordunuz, ya da bıyık bırakabiliryordunuz. Ancak bugün birçok genç insan ve özellikle de genç kızlar görünümlerini güzelleştiren(?) filtreler kullanıyor. Peki neden filtre kullanma yoluna başvuruyoruz? Kimden neyi saklıyoruz?
Instagram’da her gün 100 milyondan fazla fotoğraf yayınlanıyor. Özellikle fotoğraflara sık maruz kaldığımız bu tür uygulamalardan çok fazla etkilenmediğimizi düşünebiliriz; ancak işin aslı öyle değil. Çünkü beynimiz gördüğümüz tüm bu görüntüleri not alıyor ve yeni bir görüntüye sahip olmak için motive oluyoruz. Bu konuda Michigan Eyalet Üniversitesinde yapılan yeni bir araştırma öğrencilerin %90’ının fotoğraf çekilirken filtre kullandığını; daha beyaz dişleri, estetik bir burnu veya başka bir fiziksel değişiklikleri varmış gibi görünecek şekilde düzenlediklerini ortaya koydu. Yani insanlar kusurlarını örterek daha fazla beğeni alma ve ilgi görmenin hazzını yaşıyorken, aynı zamanda “Ya beğenilmezsem?” düşüncesini de büyük bir endişe kaynağı haline getirmiş durumda. Evet, telefonlarımız artık yeni bir uzvumuz gibi ve özellikle sosyal medyayı da sık kullanıyoruz. Ancak sosyal medya sayesinde sunulan “gerçekçi olmayan güzellik standartları” insanların özgüvenini ciddi şekilde baltalayabiliyor. Büyüklerimiz bu standartları eskiden sadece moda dergilerindeki ünlülerden takip ederken, bizler bugün tanıdığımız insanlarda dahi görüyor ve “Neden ben de böyle olmayayım ki?” duygusunu güçlü şekilde hissediyoruz. Bu sebeple de zaman zaman ailemizle gerginleşebiliyoruz. Ancak kendimizi başkalarıyla karşılaştırmak en doğal davranış. Hatta bir ihtiyaç. Ancak bu karşılaştırma başka birinin "gelişmiş" versiyonuna karşı yapıldığında kendilik algımız ve benlik sevgimiz üzerinde zararlı bir etkisi olabilir. Gördüğümüz yüzlerin çoğu değiştirilmiş olduğunda gerçekçi olmayan bir zihinsel güzellik standardı ortaya çıkıyor ve bu da kendimizde gerçekçi olmayan bir güzellik standardı oluşturuyor. Bu konuda Londra Üniversitesinde yapılan araştırma ise oldukça ilginç. Bu araştırmada “Sosyal medya paylaşımlarınız hayatınızı yansıtıyor mu?” sorusuna katılımcıların %86’sı "hayır" yanıtını verdi.Yani insanlar sadece yansıtmak istediklerini yayınlıyor ve mükemmel olmadığını göstermek istemiyor. Sonuçta "Bugün çok kötü bir gün." ya da "Hiçbir şeyle mücadele edemiyorum." şeklinde paylaşımlarla çok sık karşılaşmıyoruz.
Peki neler yapabiliriz?
1-Sosyal medya büyük bir eğlence kaynağı. Ancak kullanım süremizi sınırlandırmak benlik saygımızı ve duygularımızı kontrol altına alma konusunda bize yardımcı olabilir. Mesela, bir uygulamaya girmeden önce kendinize 5-6 dakikalık bir zamanlayıcı ayarlayın. Böylece vaktinizi daha verimli kullanabilirsiniz.
2-Sosyal medyayı eğlenmek ve bilgi edinmek için kullanıyoruz. Neden bunlara engel olana hesapları takip edelim ki? Kendinize saygınızı ve duygularınızı olumsuz etkileyen hesapları düzenlemeyi deneyebilir, bir süreliğine kendinizi nasıl hissettiğinize odaklanabilirsiniz.
Reklam
3-Sosyal medyayı kullanmadan önce, kullanırken ve kullandıktan sonra nasıl hissettiğinizi anlamak için kendinize zaman ayırın. Kendinizi daha mı endişeli hissediyorsunuz? Tekrar bakmayın. Kendinizi düşünün. İzlediğiniz videolar kendinizi yetersiz mi hissettiriyor? Ara verin ya da takibi bırakın. Doğru insanları takip edersek kendimizi daha iyi hisseder ve bir şeyleri başarmak için motive bile olabiliriz.
4-Yalnız hissederken başkalarıyla bağlantı kurmak için sosyal medyada vakit geçirmek kulağa mantıklı geliyor. Ancak bu eskisinden daha kötü hissetmenize neden olabilir. Mesela "Ben neden bunu yaşamıyorum" gibi düşünebiliyoruz. Bu yüzden yalnızlığımızı giderecek aktivitelerde bulunabiliriz.
5-Şu anda insanları görmenin ilk yolunun sosyal medya olduğunu düşünürsek bu tür uygulamaları gerçeklikten ayırmak zor olabilir. Ancak fotoğraflara bakarken gerçeklik algısını aklımızda tutmak benlik saygımız için fazlasıyla yararlı olabilir. "Mükemmel ciltler", "harika kıyafetler" gördüğümüzde %100 bu şekilde yaşanılamayacağını kendimize hatırlatmak daha iyi hissetmemizi sağlayabilir.
Sonuç olarak fotoğrafları düzenlemek, filtre kullanmak normal olsa da, bunun motivasyonumuzu ve özgüvenimizi nasıl etkilediğinin farkında olmak kendimize yapabileceğimiz en büyük iyiliklerin başında geliyor.
Reklam
*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.