Cumhurbaşkanı Erdoğan: Adana Mutabakatı masaya gelmeli

Erdoğan-Putin
Erdoğan-Putin

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkışını sağlayan 1998 tarihli Adana Mutabakatı’nın “Türkiye’yi Suriye’ye kim davet etti” diyenlere önemli bir cevap olduğunu söyledi. ‘Adana Mutabakatı nedir?’, ‘Adana mutabakatı neler içeriyor?’ sorularını cevaplandırdık.

Türkiye ile Suriye arasında 21 sene önce imzalanan Adana Mutabakatı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Putin’le görüşmesinin ardından tekrar yeniden gündeme geldi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (solda) ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (sağda) , Kremlin Sarayı'nda baş başa ve heyetlerarası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenlemişti.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (solda) ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (sağda) , Kremlin Sarayı'nda baş başa ve heyetlerarası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenlemişti.

ABD'nin Suriye'den çekilme kararının ardından iki lider arasında yapılan bu ilk yüz yüze görüşmede, başta Türkiye-Suriye sınırında oluşturulması gündeme gelen güvenli bölge, DAEŞ’le mücadele, İdlib'teki son durum ve siyasi çözüm çabaları olmak üzere birçok konu masaya yatırıldı.

Görüşme sonrası yapılan ortak basın toplantısında Türkiye-Suriye Adana Mutabakatı'nı anımsatması görüşmelerin sürpriz konu başlığı olarak öne çıktı.
Görüşme sonrası yapılan ortak basın toplantısında Türkiye-Suriye Adana Mutabakatı'nı anımsatması görüşmelerin sürpriz konu başlığı olarak öne çıktı.

Putin'in Türkiye ile Suriye arasında imzalanan 1998 Adana Mutabakatı'nı hatırlatmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan da, Ankara'da Kara Harp Okulu'ndaki konuşmasında, 'Adana Mutabakatı'nın üzerinde ısrarla durulması gerektiğini' söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Adana Mutabakatı açıklaması

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putinle görüşmesinde gündeme gelen Adana Mutabakatına ilişkin şunları kaydetti:

“Altında baba Esed’in yetkililerinin imzası var”

  • “Suriye meselesinde birçok aktör var, aynı anda müzakere yapabiliyor. Bu nasıl oldu?) Bizim buradaki konumumuz hiçbirine benzemiyor ki. Suriye ile 911 kilometre sınırımız var. Sınırdaş ülke olmanın ötesinde, bizim Suriye ile ortak tarihimiz var... En son baba Esed’in olduğu dönemde 1998’de imzalanmış Adana Mutabakatı var. PKK terör örgütünün mensuplarının bize teslim edilişini, terörle mücadeleyi ele alan bir mutabakat. Önemli bir adımdı. Şu anda belki bunun tekrar gündeme getirilmesi söz konusu olabilir. Nitekim Sayın Putin de bunu özellikle gündeme getirdi; “Adana Mutabakatı önemli bir konu. Türkiye bunu işlemeli” dedi. Bunun Türkiye’nin bölgedeki ağırlığını hissettirebileceği önemli bir anlaşma olduğu kanaatindeyim. “Türkiye’yi buraya kim davet etti?” diyenlere karşı o mutabakatı masaya getirmemiz lazım. Altında baba Esed’in yetkililerinin imzası var. Türkiye adına da o dönemdeki Dışişleri Müsteşar Yardımcımız Büyükelçi Uğur Ziyal’ın imza koyduğu bir mutabakat; ki Uğur Bey benim Başbakanlık dönemimde de müsteşarlık yaptı. .Mutabakatın geçersiz olduğunu söyleyebilen kimse yok. Tam aksine Sayın Putin, o mutabakatın orada bizim terörle mücadelemiz açısından önemli olabileceğine işaret ediyor. 2011’e kadar işledi. Bizim, 1 milyona yakın insanın ölümüne sebep olmuş, milyonlarca insanın göçe zorlamış biriyle üst düzey temasımız olmaz.”

Adana Mutabakatı Anlaşması nedir?

Suriye, 1980 ve 1990'lar boyunca terör örgütü PKK ve elebaşı Abdullah Öcalan'ın kendi topraklarında konuşlanmasına, eğitim kampları oluşturmasına, her türlü propaganda faaliyetine ve topraklarından Türkiye'ye dönük terör eylemleri gerçekleştirmesine izin vermişti.

Türkiye'nin 1996'da verdiği çok sert notaya rağmen PKK eylemlerini engellemeyen Suriye, Fırat'ın suları ve Hatay meselesini de sürekli gündeme getirerek Türkiye'yi uluslararası baskı altına almaya çalışıyordu.
Türkiye'nin 1996'da verdiği çok sert notaya rağmen PKK eylemlerini engellemeyen Suriye, Fırat'ın suları ve Hatay meselesini de sürekli gündeme getirerek Türkiye'yi uluslararası baskı altına almaya çalışıyordu.

Dönemin hükümeti 1998 yılının ikinci yarısından itibaren Suriye'yi teröre destekten vazgeçirmeye dönük "kuvvet politikası" uygulamaya başladı.

Cumhurbaşkanı ve hükümet yetkilileri güçlü ifadelerle Suriye yönetimini uyarırken, Türk Silahlı Kuvvetleri de sınır hattında takviye ettiği birlikleriyle askeri tatbikatlar yapıp Şam yönetimine gözdağı veriyordu.

  • 20 Ekim 1998 günü Adana'da bir araya gelen iki ülke heyetleri Adana Mutabakatı'nı imzaladı.

Türkiye-Suriye terörle mücadele belgesi

  • Türkiye adına Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Uğur Ziyal ve Suriye adına Tümgeneral Adnan Badr al-Hasan'ın imza attığı Adana Mutabakatı, terör örgütü elebaşı Öcalan'ın Suriye'nin dışında olduğu ve bir daha asla girmeyeceği, yurt dışındaki PKK unsurlarının Suriye'ye dönemeyeceği, ülke topraklarındaki PKK kamplarının bir daha kullanılmayacağı ve tutuklanan PKK üyelerinin listelerinin Türkiye'ye verilmesi taahhütlerini içeriyordu.

Mutabakat, Suriye tarafının kısa vadede yerine getireceği taahhütlerin yanı sıra iki ülkenin uzun vadeli terörle mücadele çerçevesini de çiziyor:

  • Suriye kendi topraklarından Türkiye'nin güvenlik ve istikrarını tehlikeye atacak eylemlere izin vermeyecek. Suriye, terör örgütü PKK'nın silah, lojistik ve mali destek sağlamasına ve propaganda faaliyetlerine izin vermeyecek.
  • Suriye, PKK'yı terör örgütü olarak ilan etmiştir.
  • Suriye, diğer terör örgütlerinin yanı sıra PKK ve uzantılarının topraklarındaki faaliyetlerini yasaklamıştır.
  • Suriye, PKK'nın topraklarında eğitim kampı kurmasını ve ticari faaliyetlerde bulunmasını yasaklamıştır.
  • Suriye, PKK üyelerinin transit yollarla üçüncü ülkelere gitmesine izin vermeyecektir.
  • Suriye, PKK liderlerinin topraklarına girmesini engelleyecek ve gümrük yetkililerine bunun için talimat verecektir.
  • Aynı mutabakat, tarafların bu taahhütlerin yerine getirilmesini sağlamak ve gözlemek için bazı mekanizmalar kurmasını da sağlıyor.
  • İki ülkenin üst düzey güvenlik yetkilileri arasında doğrudan telefon hattı kurulması, diplomatik temsilciliklerde güvenlik işleri için özel temsilcilerin atanması bunlardan sadece birkaçını oluşturuyor.

Anlaşmaya göre süreç nasıl devam edecekti?

Anlaşmada yürürlük süresine ilişkin de hüküm yer aldı. Buna göre anlaşma üç yıl yürürlükte kalacak.

Taraflardan birinin anlaşmanın sona erdirilmesi yönündeki niyetini, anlaşmanın sona ermesinden en az üç ay (90 gün) önce diğer tarafa diplomatik kanallardan yazılı olarak bildirmesi gerekiyor. Aksi taktirde anlaşmanın yürürlük süreci üçer yıllık süreler halinde otomatik olarak uzayacak.

Hem Türkiye hem de Suriye'nin söz konusu anlaşmanın yürürlükten kaldırılmasına yönelik girişimde bulunduğuna ilişkin bir bilgiye ulaşılamadı.