Trump, Antifa'yı 'terörist grup' ilan etti

ABD Başkanı Trump
ABD Başkanı Trump

George Floyd'un katledilmesinin ardından ateş yerine dönen Amerika sokaklarında gerginlik sürüyor. Twitter'dan açıklama yapan ABD Başkanı Donald Trump, gösterileri organize eden grupların başında gelen ANTIFA'yı terörist grup ilan ettiklerini duyurdu.

ANTIFA'yı terörist grup ilan ettikten sonra bir paylaşımda daha bulunan Trump, Amerikan medyasının sahte haberlerle nefret ve anarşiyi körüklemek istediğini belirterek duruma tepki gösterdi.

Anti-faşistler olarak da bilinen özerk yapıdaki Antifa üyeleri, kölelik ve soykırım dehşetlerinden sonra beyazların üstünlüğünü savunanlara fiziksel şiddet uygulamanın hem etik olarak meşru buluyor hem de stratejik olarak etkili buluyorlar.

Antifa, siyahilere karşı cinayetler sonrası sahaya çıkıyor

GazeteKarınca'nın haberine göre militan antifaşizm ya da ‘Antifa’, aşırı sağ ile savaşmayı içeren toplumsal devrime dair radikal solcu siyasi görüş. Bu görüşü destekleyenler büyük oranda polisin ve devletin beyazların üstünlüğü üzerinden uygulamalar geliştirmesini durdurmaya çalışan komünist, sosyalist ve anarşistler.

İlginizi çekebilirABD'de Floyd'un öfkesi dinmiyor: 25 şehirde sokağa çıkma yasağı ilan edildi

Özerk gruplardan oluşuyorlar

Dünya çapında çeşitli Antifa grupları var fakat Antifa sosyalizm ideolojisi gibi birbiriyle uluslararası bağlamda ilişikli bir organizasyon değil. Antifa, yerel neo-Nazilerin hareketlerini gözlemleyen ve buna göre konum alan özerk anti-faşist gruplardan oluşuyor. Yerel faşistleri komşularına ve işverenlerine teşhir ediyor, toplumsal eğitim kampanyaları düzenliyor, mültecileri destekliyor ve beyaz üstünlüğünü savunan yapılar ve organizasyonları engelliyor.

  • Antifaşist örgütlenmenin büyük bir kısmı pasif. Fakat kendilerini ve diğerlerini beyazların üstünlüğünü savunan gruplardan fiziksel olarak savunmaya ve faşist örgütlenmeleri ölümcül hale gelmeden engellemeye istekli oluşları onları liberal ırkçılık karşıtlarından ayırıyor.

Anti-faşistler kölelik ve soykırım dehşetlerinden sonra beyazların üstünlüğünü savunanlara fiziksel şiddet uygulamanın hem etik olarak meşru buluyor hem de stratejik olarak etkili buluyorlar. Onlara göre, erdemler ve bunların arkasındaki bağlamların eksikliğinde, soyut olarak şiddetin etik konumunu tartışmamalıyız: Bunun yerine çok geç olmadan, Nazilere karşı savaşmak için etik açıdan tutarlı yöntemler sunuyorlar. Charlottesville’deki neo-Nazi saldırıdan kurtulan Cornel West’in belirttiği gibi: ‘Eğer anti-faşistler bizi neo-faşistlere karşı savunmasaydı hamam böceği gibi ezilirdik’.

Trump döneminde yükselişe geçtiler

2016 Eylül ayında ABD'nin Kuzey Carolina eyaletinin Charlotte kentinde polisin açtığı ateş sonucu bir siyahi Amerikalının hayatını kaybetmesinin ardından kent meclisinde konuşan 9 yaşındaki siyahi kız Zianna Oliphant, çocuksu ama dokunaklı ifadeleriyle ABD'nin ve dünyanın dikkatini polis şiddeti ve ırkçılığa çekti.

Zianna'nın kent meclisindeki ırkçılık karşıtı konuşması ABD gündemine damga vurmuştu.

Antifa Trump’ın yükselişinden bu yana Amerika siyasetinde yeni bir güç olarak görünse de aslında anti-faşist gelenek yüz yıl daha geriye dayanıyor. İlk anti-faşistler İtalya kırsalında Benito Mussolini’nin ‘Siyah Gömlekliler’ine karşı savaştı, Munich’in ara sokaklarında Adolf Hitler’in ‘kahverengi Gömleklileri’yle çatıştı ve Madrid’i Francisco Franco’nun milliyetçi ordusuna karşı savundu. Avrupa’nın dışında da anti-faşizm, İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya emperyalizmine karşı çıkan Çinlilere ve Latin Amerika diktatörlüğüne direnenlere bir direniş oldu.