LUGATHaçlıların korkulu rüyası 1'inci Murad: Hüdavendigâr - Bir Hikaye

Haçlıların korkulu rüyası 1'inci Murad: Hüdavendigâr

Haçlıların korkulu rüyası 1'inci Murad: Hüdavendigâr
Haçlıların korkulu rüyası 1'inci Murad: Hüdavendigâr

Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi'nin oğlu olan Orhan Gazi'nin 6 çocuğundan biridir Murad. Aynı zamanda Osmanlı Devleti'nin 3'üncü padişahıdır.

Hayatını devlet sınırlarını genişletmeye adamış olan Murad, aynı zamanda bu hedef doğrultusunda Kosova Savaşı'nda şehit oldu.

Babasından aldığı 95 bin kilometrekareden Osmanlı toprağını 500 bin kilometrekareye çıkarmış başarılı bir komutandır.

Savaşçıl özelliklerinin yanında çok yönlü olan Murad, bilim, sanat, mûsiki ve diğer alanlarda da bilgi sahibiydi.

Bursa'da bulunan Somuncu Baba türbesi.
Bursa'da bulunan Somuncu Baba türbesi.

Sancılı doğum yılları

Annesi Nilüfer Hatun tarafından 1326 yılında Bursa'da dünyaya geldi.

Ne yazık ki doğduğu sene dedesi Osman Gazi (Osmanlı Devleti'nin Kurucusu) vefat etti. Bu yüzden olsa gerek halk tarafından doğumu pek hoş karşılanmadı.

Sultan I. Murad'ın dikkat çeken fiziksel özellikleri ve kişiliği

Belki de padişah olmanın bir avantajı mıdır bilinmez ama I. Murad'ın fiziksel özellikleri zamanın cengaverlerine taş çıkartacak derecedeydi.

Orta boylu, uzun boyunlu, değirmi çehreli, seyrek dişli, koç burunlu, şahin bakışlı olarak betimleniyordu. Kalın ve adaleli (kaslı) bir vücuda sahipti. Tek başına üç Osmanlı piyadesini devirebilecek güce sahip olduğu anlatılıyor.

Bu özelliklerin yanı sıra kişiliğinden söz etmemiz gerekirse Hüdavendigâr çok merhametli biriydi.

Hatta ileride okuyacağınız gibi bu merhameti onun ölümüne bile yol açacak derecede kuvvetli.

Alim ve sanatkarlara hürmet gösterir ve onları destekler, fakir ve kimsesizlere yardımcı olurdu.

Hayatı boyunca planlı ve programlı hareket etmiştir. Az ve güzel konuşması, cengaverliği ve avcılığa düşkünlüğünden söz edildi.

Katıldığı savaşlarda çarpışmalar başlamadan önce ordusuna yaptığı ateşli moral verici söylevler hala rivayet edilmektedir. Dosta güven düşmana korku salsa bile yabancı kaynaklar ondan "Kibar Şövalye" olarak bahsederler.

Döneme damga vuran yaptırımları

I. Murad tam bir askeri deha olduğu için daha babası Orhan Gazi vefat etmeden orduda adını duyurmuş ve ün saldı.

Yenilikçi bir yapıya sahip olan Murad, askeri kısımda bir çok yenlik ve düzenlemeler yaptı.

İlk kazasker tayinleri, Tımar Kanunu ve efsanelere konu olan Yeniçeri Ocağı'nın temeli sayılabilecek olan Pençik Kanunu'nu çıkardı.

Bu sayede Osmanlı Devleti'nin askeri idaresi ve aynı zamanda fethedilen yerlerde hem Müslümanlığı yaymak, hem de orduya katkı sağlamak için "devşirme" sistemi ile ordu gücü güçlenmiş oldu.

Bursa'daki türbesinden bir görüntü.
Bursa'daki türbesinden bir görüntü.

Hayatı savaş meydanlarında geçti

Geldik en heyecanlı ve aksiyonu bol kısma;Sultan Murad Hüdavendigâr'ın bütün hayatı sınır boylarında ve savaş meydanlarında geçti.

Rumeli'den Anadolu'ya, Anadolu'dan Rumeli'ye durmadan, dinlenmeden seferler yapan Sultan Murad Hüdavendigar, bizzat katıldığı 37 savaşın hepsini kazandı. Emrindeki kumandan ve valilerle uyum içinde çalıştı.

Yaklaşık olarak 30 yıl padişahlık yapmış olan I. Murad babasının sağlığında katıldığı savaşların haricinde, tahta oturduktan sonra; tahtta boşluk olduğunu sanan Bizanslılar, Çorlu, Burgaz ve Malkara'yı işgal etmişler, bunun üzerine I.Murad ilk hareketi buralara düzenlemiş ve geri aldı.

Ayrıca Ankara'da aynı şekilde elden çıkmış fakat orayı geri aldı. Ardından Edirne, Gümülcine'yi de aldı.

Bunun üzerine paniğe kapılıp haçlı seferi düzenleyen, Bizans, Sırp ve Macar orduları ile savaşa tutuştu ve haçlı ordusunu Meriç Nehrine döktü.

Bu savaşa Sırp Sındığı Savaşı denilir. Devamında Anadolu'da Kütahya Simav, Tavşanlı, Emet ve Konya ve Isparta dolaylarını ele geçirdi.

Oğlu ile 'taht' kavgası yaşadı

I. Murat bu seferlerden birinde iken Tahtına vekalet eden oğlu Savcı bey bir isyan çıkardı. Babasının yokluğundan istifade eden ve daha 14 yaşında olan Savcı Bey, dolduruşlara gelip padişahlığını ilan etti ve merkezde bırakılan ordunun komutasını aldı.

Bunu duyan I. Murad seferi iptal edip oğlu ile savaşa tutuştu. Oğlunun ordusunu bozguna uğrattı. Oğlu Bizans'a kaçtı. Ama orada yakalanıp babasının huzuruna çıkarıldı.

Babası o kadar kin ve nefret doluydu ki oğluna karşı önce gözlerine mil çektirip, sonra da boğdurdu. Bizim buradan anladığımız Sultan Murad'ın ihanete asla göz yummadığı ve ihanet eden oğlu bile olsa, cezasını vermekten hiç çekinmediğidir. Bu olay ise onun adaletinin ve gazabının büyüklük derecesini gözler önüne serdi.

Tabi bu olaylar gerçekleşirken fetihlerde herhangi bir duraksama olmayıp, komutanları Balkanlarda Sofya'yı, Vardar'ı, Makedonya'yı, Selanik'i, Manastır'ı ve irili ufaklı birçok şehri ele geçirdi.

Bir Hüdavendigâr'ın ahiret yolculuğu

Ve bu hikayenin sonuna ve en üzücü kısmına geldik. I. Kosova Muhârebesi'nin sonunda zaferin kesinleştiğini gören I. Murat Han, bunun şükrânesi olarak muhârebe sahasında geziniyor, bir şehîde rastladığında:

“Muhakkak ki biz, Allâh içiniz ve hiç şüphesiz ki biz O’na döndürüleceğiz!..” (el-Bakara, 156) diyordu.

Yaralı bir cengâverinin yanına geldiği zaman ise, onu okşuyor ve ıstırabı olup olmadığını, bir arzusunun bulunup bulunmadığını sorarak merhamet ve şefkat gösteriyordu.

I. Murad'ın portre çalışması.
I. Murad'ın portre çalışması.

Bu esnada ölüler arasından yaralı bir Sırp askeri kalkarak;

  • Beni bırakınız; Sultanın elini öpüp Müslüman olacağım! Ayrıca size bir müjdem var! Kral Leyan da yakalandı. Getiriliyor...” dedi.

Hünkâr’ın muhâfızları, bir anlık gafletle, getirilmekte olduğu söylenen kralı görmek üzere etrafa bakınırken, yaralı taklidi yapan Sırplı, sultanın elini öper gibi yaptı ve koltuğunun altında sakladığı hançerini hızla çıkararak kaşla göz arasında Hünkâr’ın göğsüne sapladı.

Muhâfızlar, neye uğradıklarını şaşırmışlardı ki katili yakalayıp bir anda paramparça ettiler. Böylece I. Murad Hân’ın duâsı da kabul olmuş oldu.

Zîrâ Sultan I. Murad Han, daha önce Rabbinden şehidlik temennî eden ve târihde meşhur olan bir duâ (“Ya Rab! beni şehit eyle, ahirette beni said eyle!..”) yaptı.

Sultan Murad’ın naaşı tahnit edilerek Bursa’ya getirilir. Bugünkü çekirge semtinde yaptırmış olduğu türbesine defnedildi.

İç Organları ise vefat ettiği yere gömülmüş ve üzerinde “Meşhed-i Hüdavendigâr” adıyla bir türbe yapıldı.

BEĞEN
YORUMUNUZU YAZIN, SORUNUZU SORUN
{{ entity.comments.quantity }} KİŞİ YORUM YAZDI
İLK YORUM YAZAN SİZ OLUN
YUKARI DÖNÜN

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz