LUGATMuhsin Yazıcıoğlu'nun hayatından bir kesit - Bir Hikaye

Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatından bir kesit

Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatından bir kesit
Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatından bir kesit

Sivas'ın Sarkışla ilçesinde 1954 yılında dünyaya gelen Muhsin Yazıcıoğlu, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakülte'sini tamamladı. Üniversite döneminde vatanseverliğiyle dikkat çekti. Ülkücü hareket içerisinde yer alan Yazıcıoğlu, hiçbir suçu olmamasına rağmen 7,5 yıl cezaevinde kaldı. Yardımseverdi. Mağdur olan vatandaşlara yardım etmek için Sosyal Güvenlik ve Eğitim Vakfı’nda başkanlık yaptı. Her zaman siyasetin içerisindeydi ama ilk kez “O, inançlarınızı Meclis’e taşıyacak” sloganıyla 1991'de meclise girdi.

Muhsin Yazıcıoğlu
Muhsin Yazıcıoğlu

İki yıl sonra Büyük Birlik Partisi'ni (BBP) kurdu. Siyaset içerisinde ve çevresinde açık sözlüğü ve mütevazi yaşam tarzıyla bilinirdi. 2009'da vahim helikopter kazasında yaşamını yitirdikten sonra partisinin Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) üyesi olan Mustafa Toygar onun mütevazi yaşadığı hayatını şöyle anlattı:

“Parti genel merkezindeyiz. Cuma namazına 5-6 dakika var ve namazı Kocatepe Camisi'nde kılacağız. Genel başkan yardımcıları araçların hazırlanması için talimat verirken genel başkanımız 'Ne yapıyorsunuz siz, Kocatepe Camisi şurası değil mi? Yürüyerek gideriz' dedi. Tabii arkadaşlar hemen itiraz ettiler, 'Yetişemeyiz başkanım' dediler. Çünkü yürüyeceğimiz mesafe yine 600-700 metreydi. Genel başkanımız 'Yetişiriz, yetişiriz' diyerek yürümeye başladı. 15 kişi kadardık. Ben ve 1-2 kişi ona yetişmek için koşturuyorduk. Diğerleri çok arkalarda kalmışlardı. Tam caminin kapısından girerken ezan okunmaya başlamıştı. Başkan, kapıdan içeri girerken dönüp arkasına baktığında göz göze gelmiştik. Gözleriyle 'Bakın nasıl yetiştik' diyordu. Namazdan sonra yine yürüyerek Tuna Caddesi'ndeki genel merkeze döndüğümüz de herkes nefes nefese kalmıştı. Başkanımız bize dönüp bıyık altından tebessüm ederek 'Hadi gelin size yemek ısmarlayayım' dedi. 11 kişi Mithatpaşa Caddesi'nde bir lokantaya gittik. Yemekler yendi, sonra tatlılar söylendi, bir kişi tatlı istemedi. Hesap pusulası geldi. Elini cebine sokarken 'İnşallah param yeter' dedi. Hesap pusulasındaki miktarla başkanımızın cebinden çıkan para, kuruşu kuruşuna aynıydı. Herkes birbirinin gözüne bakmaya başlamıştı. O bir kişinin tatlı yememesi de ayrı bir tesadüf müydü? Yoksa Allah sevdiği kulunu mahcup etmemiş miydi?”

BEĞEN
YORUMUNUZU YAZIN, SORUNUZU SORUN
{{ entity.comments.quantity }} KİŞİ YORUM YAZDI
İLK YORUM YAZAN SİZ OLUN
YUKARI DÖNÜN

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz