LUGATSabahattin Ali - Bir Hikaye

Sabahattin Ali

Sabahattin Ali
Sabahattin Ali

41 yıllık kısa sayılabilecek yaşamına Kürk Mantolu Madonna, Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan, Kağnı, Ses gibi çok önemli roman ve hikayeleri sığdıran ünlü yazar Sabahattin Ali'nin hayat hikayesini sizler için hazırladık.

25 Şubat 1907'de Gümülcine sancağına bağlı olan Eğridere'de dünyaya gelen Sabahattin Ali, asker kökenli bir ailenin çocuğudur. Babası piyade yüzbaşısı Salahattin Bey, annesi ise yine bir asker çocuğu olan Hüsniye Hanım'dır. Salahattin Bey jöntürkleri destekleyen, oğluna ismini verdiği Prens Sabahattin ve Tevfik Fikret ile dostlukları bulunan biridir. Salahattin Bey'in askerlikten istifa etmesi sebebiyle aile Edremit'e yerleşir. Böylelikle bir ömrü meskensiz geçiren bir adam için ilk yolculuk yapılmış olur.

1914 yılında I. Dünya Savaşı nedeni ile Salahattin Bey askere alınınca, aile Çanakkale'ye geçer. 1918 senesine kadar savaşın olduğu bu bölgede kalmak, Sabahattin Ali'yi oldukça etkileyecektir.

Çocukluğunun genelinde annesinin rahatsızlığı ile sıkıntılı günler geçiren Sabahattin Ali, babasının işlerinin bozulması ve ailenin ekonomik durumu nedeniyle de erken yaşlarda hayat mücadelesinin içinde yer alır.

1928 senesinin yazında İstanbul'a gelen Sabahattin Ali, Maarif Vekâleti'nin yabancı dil öğretmeni yetiştirmek için Avrupa'ya öğrenci göndereceği haberi üzerine sınava girer ve sınavda başarılı olarak Almanya'ya gider.
1928 senesinin yazında İstanbul'a gelen Sabahattin Ali, Maarif Vekâleti'nin yabancı dil öğretmeni yetiştirmek için Avrupa'ya öğrenci göndereceği haberi üzerine sınava girer ve sınavda başarılı olarak Almanya'ya gider.

Histeri olan annesinin tüm olumsuzluklarına, kendisi ve iki kardeşi için göğüs gerdiğini düşündüğü babasının, onun gözünde çok ayrı bir yeri vardır. Nitekim babasının ardından, "Hayatımın direği yıkıldı sandım!" diyecektir. Sabahattin Ali'nin, eserlerindeki gerçekçiliğin temellerini atan Salahattin Bey'in gözündeki değerini onun için yazdığı Babam İçin adlı şiirde bulmak da mümkündür.

Eğitimi

Eğitimine İstanbul Üsküdar Doğancılardaki Füyûzat-ı Osmaniye Mektebi'nde başlayan Sabahattin Ali, ailesinin Çanakkale'ye gitmesi ile Çanakkale İbtidaî Mektebi'ne girer. Okul savaş nedeniyle öğretmensiz kalınca kapansa da, babası ve diğer subayların yardımı ile tekrar açılır ve Türkçe derslerini Salâhattin Bey verir. Aile 1918'de Salahattin Bey'in askerlikten istifası üzerine İzmir'e yerleşir.

1934 senesinde Talim ve Terbiye Dairesi'nde ikinci sınıf mümeyyizliğine verilir.
1934 senesinde Talim ve Terbiye Dairesi'nde ikinci sınıf mümeyyizliğine verilir.

İzmir'in Yunan işgaline uğraması sonucu Edremit'e, annesinin ailesinin yanına gitmek zorunda kalırlar. Bu süreçte Sabahattin Ali Edremit İdadisi'ne devam eder. Bu yıllarda okumaya düşkün, başarılı, zeki bir çocuktur. 1921 senesinde eğitimine devam etmek için İstanbul'a, dayısının yanına gelir; ancak bir yere giremeyince bir yıl sonra Balıkesir Dârülmuallimîn'e girer. Sabahattin Ali aslında baba mesleğine devam etmek, orduya katılmak istemişse de, o yıl askerî okula öğrenci alınmayınca bu isteğini hayata geçiremez.

Konservatuar'dan ayrıldıktan sonra İstanbul'a gelen Sabahattin Ali; Gün dergisinde hikâyeler, LA Turquie ve Yeni Dünya gazetelerinde siyasal fıkralar yazar
Konservatuar'dan ayrıldıktan sonra İstanbul'a gelen Sabahattin Ali; Gün dergisinde hikâyeler, LA Turquie ve Yeni Dünya gazetelerinde siyasal fıkralar yazar

İlk öyküsü Horoz Mehmet'i bu yıllarda kaleme almış ve şiir yazmaya başlamıştır. Okumayı ve okulunu seven Sabahattin Ali için ilk şikâyet (ya da ilk ihbar) o yıllarda olur ve intihara giden bu yolda, çabuk döndürülse de, okul gözünde soğur. Öğretmenlerinin desteği ile İstanbul Öğretmen Okulu'na geçiş yapar. Son sınıfı burada tamamlayan Sabahattin Ali, 1927 senesinde okulu bitirip Yozgat Cumhuriyet Mektebi'ne atanır. Bir yıl ilkokul öğretmenliği yaptığı Yozgat'ta çok bunalır. İstanbul özlemini, "İstanbul hasreti fena halde beni sardı. Evleri, sokakları, denizleri, insanları gözümden gitmiyordu..." şeklinde ifade ederken, bu yıllar Bir Siyah Fanila için adlı hikâyesinin temelini teşkil eder.

19 Aralık tarihinde tutuklanıp, Sultanahmet'te 12 gün hapis yatar.
19 Aralık tarihinde tutuklanıp, Sultanahmet'te 12 gün hapis yatar.

Evliliği ve savrulan yıllar

Cumhuriyet'in onuncu yıl dönümünde çıkarılan Af Kanunu ile hapishaneden kurtulan Sabahattin Ali, önce İstanbul'a sonra da Ankara'ya gider. Niyeti işine bir an önce geri dönmektir. Memurluktan kaydı silinen Sabahattin Ali, yeniden memur olabilmek için bir dilekçe verir. 7 aylık bir inceleme sonucunda kendisinden kanaatlerini değiştirdiğine dair bir kanıt istenir. Benim Aşkım adlı bir şiir yazarak Atatürk'e sevgisini belirttikten sonra dilekçesine "Muvafıktır" yazılır. Önce Neşriyat Müdürlüğü'nde büro şefliğine atanır, daha sonra 1934 senesinde Talim ve Terbiye Dairesi'nde ikinci sınıf mümeyyizliğine verilir.

Sabahattin Ali ve eşi
Sabahattin Ali ve eşi

Düzenli bir hayat ve belki de bir yuva sıcaklığı, yerleşik bir hayat özlemi ile evlenmeye karar verir. 1935 senesinde Aliye Hanım ile evlenir ve bu evlilikten kızı Filiz dünyaya gelir. Sabahattin Ali için bu mutlu günler Ankara'da devam etmektedir. Mümeyyizlik kadrosu kaldırılınca Neşriyat Dairesi'nde ikinci sınıf kalembaşılığına getirilir. Ayrıca bu dönemde Ankara ikinci Ortaokulu'nda Almanca öğretmenliği yapar. 1936 senesinde 'Ali' soyadını alır.

Sabahattin Ali, eşi ve çocukları
Sabahattin Ali, eşi ve çocukları

Askerlik yılları ve devam eden yazılar

1937 senesinin başında askere çağrılan Sabahattin Ali, ailesi ile İstanbul'a gelir. 2 ay er, 6 ay öğrenci olarak eğitim aldığı Harbiye'den sonra 1938 başlarında yedek subay olarak Eskişehir'e gönderilir. Terhisinden sonra Ankara'ya gelir; ama II. Dünya Savaşı nedeni ile önce Sarıkışla, ardından da İstanbul'da tekrar görev yapar. Bu süre içerisinde eser vermeye devam ederken, Kürk MantoluMadonna İstanbul'da iken yazılmaya başlanmıştır.

Sabahattin Ali'nin askerlik yıllarından bir kare
Sabahattin Ali'nin askerlik yıllarından bir kare

1938 senesinde, Ankara Musiki Öğretmen Okulu Türkçe öğretmenliğine atanan Sabahattin Ali, daha sonra bu okulun yerini alan Devlet Konservatuarında; önce Karl Ebert'in asistanlığına daha sonra da dramturgluk görevine getirilir.

Çalkantılı bir hayatın içerisinde yaşadıkları ve uğradığı ihanetler onu yalnızlaştırmış, tabiata daha fazla sığınmasına sebep olmuştur
Çalkantılı bir hayatın içerisinde yaşadıkları ve uğradığı ihanetler onu yalnızlaştırmış, tabiata daha fazla sığınmasına sebep olmuştur

Sabahattin Ali yıllar içersinde hep gözlenen ve şüphe ile bakılan biri olmuştur. 1941 senesinde bir akrabasının düğünü için gittiği Edremit'te, bir sabah gezintisi sırasında tuttuğu notlar, onun casus olarak suçlanmasına sebep olmuştur. 1935-1945 yıllan arası en verimli dönemi olurken, 1944 senesinde Nihal Atsız tarafından içimizdeki Şeytan adlı romanından ötürü başbakana yazılan mektup ve ardından Ali'nin açtığı dava onun düzenini bozar. Mahkeme, sonuçta Atsız'ı mahkûm etse de bunu izleyen günlerde Sabahattin Ali şahsına yapılan saldırılardan yakasını kurtaramaz. Hayatını yazarlık yaparak kazanmaya karar verir ve Konservatuardan ayrılır.

Sabahattin Ali için, tüm yazdıklarında samimiyet kendini belli eder.
Sabahattin Ali için, tüm yazdıklarında samimiyet kendini belli eder.

Gazetecilik, kovuşturmalar ve baskılar

Konservatuar'dan ayrıldıktan sonra İstanbul'a gelen Sabahattin Ali; Gün dergisinde hikâyeler, LA Turquie ve Yeni Dünya gazetelerinde siyasal fıkralar yazar. Muhalif seslerin susturulduğu 1945 senesinde gerçekleşen olaylar neticesinde Sabahattin Ali tekrar işsiz kalır. Bu olaydan sonra önce Gerçek gazetesinde, daha sonra Aziz Nesin ve Rıfat İlgaz ile Marko Paça, Malûm Paşa, Merhum Paşa, Mazlum Paşa gibi gazetelerde çalışır.

Yazıya erken yaşlarda başlayan Sabahattin Ali'nin yayımlanan ilk öyküsü, 1928 senesinde Irmak dergisinde çıkan O Arkadaşım adlı öyküdür
Yazıya erken yaşlarda başlayan Sabahattin Ali'nin yayımlanan ilk öyküsü, 1928 senesinde Irmak dergisinde çıkan O Arkadaşım adlı öyküdür

Buralarda yazdığı yazılardan ötürü hakkında 'neşren hakaret' davaları açılır. Topunuzun Köküne Kibrit Suyu adlı yazı Aziz Nesin'e ait olmasına rağmen sorumluluğu üzerine alır. Davalardan biri kesinleşince 3 aya mahkûm olur. İstanbul ve Üsküdar'da günlerini doldururken, 1947 Eylülünde hapisten çıkar; ancak Adalet Koridorlarında yazısından dolayı hakkında tekrar dava açılır. 19 Aralık tarihinde tutuklanıp, Sultanahmet'te 12 gün hapis yatar.

Hayata tutunamama ve ölüm

"Çalmadan, çırpmadan, bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli; hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" diye sorar kendine; artık gücü kalmamıştır.

Kürk Mantolu Madonna İstanbul'da iken yazılmaya başlanmıştır.
Kürk Mantolu Madonna İstanbul'da iken yazılmaya başlanmıştır.

Hapishaneden sonra Zincirli Hürriyetteki yazısının ardından kovuşturmaya uğramak artık son nokta olur ve bir kamyon alıp nakliyeciliğe başlar. Sürekli gözlem halinde olmak, onda pek çok değişikliğe sebep olur; sokaklarda tebdili kıyafet dolaşmaya başlar. Çareyi yurtdışına çıkıp hayata yeniden başlamakta gören Sabahattin Ali, Fransa'ya gitmek için pasaport ister fakat kendisine pasaport verilmez. Bunun üzerine kaçma planlarına başlayan Ali, Amerika'dan getirtilen baskı makinesini satarak borçlarını öder ve kalan parayı da Ankara'ya ailesine bir mektupla gönderir.

Sabahattin Ali, okuma merakı ve öğrenme arzusu içinde ilerlettiği Almancası ile pek çok çeviri de yapmıştır.
Sabahattin Ali, okuma merakı ve öğrenme arzusu içinde ilerlettiği Almancası ile pek çok çeviri de yapmıştır.

Hapisteyken tanıştığı Hasan Tural isimli biri, onu Ali Ertekin ile tanıştırır. Yapılan plan sonucu; Edirne'ye peynir götürmek için yine cezaevinden tanıdığı şoför Salim, Ali Ertekin ve Sabahattin Ali yola çıkarlar. 31 Mart'ta Kırklareli'ne hareket edilip Kızılcadere köyüne gelindiğinde Sabahattin Ali ve Ali Ertekin yola kendileri devam ederken, kamyon Salim ile geri gönderilir.

Kaleme aldığı eserlerine bakıldığında; ilk yazdıklarında aşk teması öne çıkarken, sonraları toplumsal sorunlara yönelik olarak köy ve köylüler, doktorlar ve hastaneler, cezaevi ve tutuklular ile aydınlar ve yöneticiler eserlerinde sıklıkla işlenmeye başlanır
Kaleme aldığı eserlerine bakıldığında; ilk yazdıklarında aşk teması öne çıkarken, sonraları toplumsal sorunlara yönelik olarak köy ve köylüler, doktorlar ve hastaneler, cezaevi ve tutuklular ile aydınlar ve yöneticiler eserlerinde sıklıkla işlenmeye başlanır

Bu tarihten sonra Sabahattin Ali'den bir daha haber alınamaz. Pek çok kişi onun yurtdışına çıktığını düşünürken, 16 Haziran 1948 tarihinde bir çobanın bulduğu cesedin Sabahattin Ali'ye ait olduğu tesbit edilir. Bulunan cesedin dağılmış olması kimlik tesbitine izin vermediğinden geride pek çok soru işareti kalır.

Düzenli bir hayat ve belki de bir yuva sıcaklığı, yerleşik bir hayat özlemi ile evlenmeye karar verir. 1935 senesinde Aliye Hanım ile evlenir ve bu evlilikten kızı Filiz dünyaya gelir.
Düzenli bir hayat ve belki de bir yuva sıcaklığı, yerleşik bir hayat özlemi ile evlenmeye karar verir. 1935 senesinde Aliye Hanım ile evlenir ve bu evlilikten kızı Filiz dünyaya gelir.

6 ay süresince devam eden incelmelerde, Bulgaristan'a adam kaçıran bir şebekenin izlenmesi sırasında, Ali Ertekin bu işle ilgisi olduğu gerekçesi ile tutuklanır ve ifadesinde, "Söylediği sözler bende nefret uyandırmaya başlamıştı" diyerek millî duygular içerisinde Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eder. 4 yıla mahkûm olan Ali Ertekin Af Kanunu ile hapisten çıkarken, geride pek çok söylenti kalmış, bu işin arkasında kimlerin olduğu ve Sabahattin Ali'nin gerçekten kaçarken mi öldürüldüğü, bugün bile üzerinde tartışılan bir konu olarak kalmıştır.

Sabahattin Ali'nin eserleri

  • Roman

  • Kuyucaklı Yusuf (1937)İçimizdeki Şeytan (1940)Kürk Mantolu Madonna (1943)

  • Öykü

    Değirmen (1935)Kağnı (1936)Ses (1937)Kağnı - Ses (1943 - İki Kitap Birlikte)Yeni Dünya (1943)Sırça Köşk (1947).

    Çeviri

    Tarihte Garip Vakalar, Max Memmerich (1941)Antigone, Sofokles (1942)Minna Von Barnhelm, Lessing (1943)Üç Romantik Hikaye, H. Von Kleist - A.V. Chamisso - E.T.A. Hoffmann (1944)Fontamara, Ignazio Silone (1944)Gyges Ve Yüzüğü, Fr. Hebbel (1944)Yüzbaşının Kızı, A.S. Puşkin (1944) (Erol Güney ile birlikte)

    Bestelenen Şiirleri

    Hapishane Şarkısı V (Aldırma Gönül - Kerem Güney, Edip Akbayram)Leylim Ley (Zülfü Livaneli)Hapishane Şarkısı I (Göklerde Kartal Gibiydim - Edip Akbayram)Hapishane Şarkısı III (Geçmiyor Günler - Ahmet Kaya)Çocuklar Gibi (Sezen Aksu)Kız Kaçıran ( Ahmet Kaya)Kara Yazı (Ahmet Kaya)Melankoli (Nükhet Duru)Eskisi Gibi (Ben Yine Sana Vurgunum - Nükhet Duru)Dağlar (Dağlardır Dağlar - Sezen Aksu)

    Şiir

    Dağlar ve Rüzgâr (1934 - Yeni Eklerle 1943).Kurbağanın Serenadı ve Öteki Şiirler'le birlikte (1937)

BEĞEN
YORUMUNUZU YAZIN, SORUNUZU SORUN
{{ entity.comments.quantity }} KİŞİ YORUM YAZDI
İLK YORUM YAZAN SİZ OLUN
YUKARI DÖNÜN

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz