Ne Okumalı?Azrail'in Vilayetine Yolculuk sonrası başkalaşmak

Azrail'in Vilayetine Yolculuk sonrası başkalaşmak

SİNEM BEKTA MECRA 2 DAKİKADA OKUNUR
Azrail'in Vilayetine Yolculuk sonrası başkalaşmak
Celal Ali Ahmed imzalı "Azrail'in Vilayetine Yolculuk" isimli eserde, sosyalist bir "Acem"in İsrail seyahati ile düşünce dünyasında meydana gelen değişiklikler konu ediliyor.
BEĞEN

2018 yılında Zeynep Özel ve Zeynep Akçora çevirisiyle Ketebe Yayınları tarafından dilimize kazandırılan İranlı düşünür Celal Ali Ahmed imzalı "Azrail'in Vilayetine Yolculuk" isimli eserde, bir "Acem"in sosyalist düşünceyle başlayan hayatının, yaptığı İsrail gezisi ile farklı bir yöne evrilmesi konu ediliyor. Bu kitabı okuduğum da aklıma en çok sevdiğim "seyahat ediniz sıhhat bulunuz" hadisi gelmişti. (bk. Ahmet b. Hanbel, 3/280; Aclunî, 1/445) Hadisin sahihliği bir yana, sanırım her seyahat öncesi bu hadisi hatırlamam ve gittiğim yerlerden dönüşüm tıpkı Celal Ali Ahmed gibi farklı bir atmosferi özümseyip hayata farklı bir gözle bakmamı sağlıyor.

Siyonizm ile Nazizmi eşitleyen bir duvar resmi.
Siyonizm ile Nazizmi eşitleyen bir duvar resmi.

Celal Ali Ahmed, Türkçe'de fazla eseri olmayan bir düşünür ama bu kitapla birlikte daha çok eserini raflarda görmek istiyorum. Ahmed'in İran sosyalist partisinde başlayan politik yaşamı, İsrail gezisinden sonra hem "doğulu" olmanın farkına varmasını sağlamış hem de içinde bulunduğu politik ortamın siyonizmle nasıl benzerlik taşıyabileceğini görmesine vesile olmuş. Bulunduğu sosyalist ortamın ve dönemin Sovyetler modelinin onu cezbetmesi ailesiyle arasının açılmasına da sebep olmuş. Babasının onu medreseye göndermesinden sonra dönemin atmosferine kapılan Ahmed, çeşitli kitaplar okumuş, çevirmiş, yayınlamış ve bu sebepten pek çok sıkıntı çekmiş.

İran’daki Tudeh (Komünist) Partisi’nin üyeleri, 21 Temmuz’da Tahran’ın Parlamento Meydanı’ndaki büyük gösteri sırasında ABD’yi ve Büyük Britanya’yı kınayan afişler taşıyor.
İran’daki Tudeh (Komünist) Partisi’nin üyeleri, 21 Temmuz’da Tahran’ın Parlamento Meydanı’ndaki büyük gösteri sırasında ABD’yi ve Büyük Britanya’yı kınayan afişler taşıyor.

Kitaba tekrar dönecek olursak, isminin "Azrail'in Vilayetine Yolculuk" olması, yazarın İsrail'i bir devlet olarak tanımaktan ziyade, bir vilayet olarak görmesinden kaynaklanıyor.

REKLAM

Ahmed şöyle diyor: "İki anlamda vilayet diyorum. Birincisi İsrail hükümeti Filistin topraklarında bir tür vilayettir, devlet değildir. Daha doğrusu İsrailoğulları’nın yeni varislerinin ‘vaadedilmiş topraklardaki’hükümetidir. Filistinlilerin hükümeti değil. Zaten problemin ilk kaynağı da İsrail hükümetinin varlığı, bu topraklara girmiş olmasıdır. İkinci olarak da İsrail bizim anladığımız manada bir devlet değildir; Save şehrinin sınırında, 8000 m2’den küçük bir avuç toprak parçasıdır.”

Filistin topraklarındaki İsrail yerleşimleri.
Filistin topraklarındaki İsrail yerleşimleri.

Şu ana kadar gördüğüm tanımlamaların aksine, "vilayet" farklı bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. Vilayet kelimesi yoruma açık bir şekilde kullanılıyor.

Ali Ahmed, kitabında yer yer "vaad edilme" meselesine de alaycı bir dille yaklaşıyor: "Vaat edilmiş topraklara yerleşmek" hezeyanıyla asırlarca pek çok sefalete katlanmış, sürgün edilmiş bir millet düşünün.

Sayelerinde emellerine yaklaştıkları Ben Gurion(İsrail’in ilk başbakanı) gibi günümüz siyasileri onların gözlerinde tabiri caizse peygamberler kadar kutsaldır. Ve yeni kutsal varisler, bu küçücük toprak parçasına sığdırmak için, New York ve dünyanın dört bir tarafına dağılmış milyonlarca Yahudiyi (aslında o kadar da vaat edilmemiş) bu topraklara davet etmektedir.”

''Vadedilmiş topraklar''
''Vadedilmiş topraklar''

İsrail gezisinden sonra düşünceleri ciddi ölçüde değişen Celal Ali Ahmed'in şu sözleri onun bu seyahatten nasıl etkilendiğine iyi bir örnektir: "2. Dünya savaşında ‘Dachau’ ve ‘Buchenwald’ toplama kamplarında Batılı faşistlerin fırınlarda yaktığı Yahudilerin günahının kefaretini neden ben ‘Doğulu’ ödüyorum. Üstelik Batı’nın İsrail için yaptığı jestin faturasını ödemem de cabası.”

REKLAM

Dachau toplama kampı.
Dachau toplama kampı.

Son olarak kitabında kullandığı ve beni etkileyen bir başka söz ise "garpzede" ifadesi, tıpkı vilayet ifadesi gibi ilginç, "batılılaşma" sonucu kendi toplumuna yabancılaşan "aydın" diye tanımlıyor. Sadece kendi toplumu içindeki garpzedelere, Batılılara ya da diğer toplumlara değil, Araplara'da sitemde bulunuyor sık sık. Kitabının 58. sayfasında acemliğinden ötürü Araplar tarafından hor görüldüğünü iddia ediyor ve bazı Arap hükümetlerini sert sözlerle eleştiriyor.

Bu kitabı okumadan önce İran sosyalizmi
ve siyonizm ile ilgili okumalar yapmak Celal Ali Ahmed'in kitabını daha iyi anlamak için faydalı olacaktır. Celal Ali Ahmed'in kardeşi Şems Ali Ahmed'in de önsözü, yazıları ve yazışmaları bulunan bu kitap, İran-İsrail hakkında okuma yapmak isteyenler için listelerine eklemek isteyecekleri bir kaynak olacaktır...

YORUMUNUZU YAZIN, SORUNUZU SORUN
{{ entity.comments.quantity }} KİŞİ YORUM YAZDI
İLK YORUM YAZAN SİZ OLUN
SİNEM BEKTA Pirimedya

Kudüs ve Bratislava'da kısa bir gazetecilik serüveninden sonra İngiliz Edebiyatı ve İtalyanca eğitimine devam ediyor.

BEĞEN
YUKARI DÖNÜN

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz