Yunanistan ve Arnavutluk arasındaki asırlık sorun: Kuzey Epir

Kuzey Epir'in 1 Mart 1914'te gerçekleşen bağımsızlık ilanı.
Kuzey Epir'in 1 Mart 1914'te gerçekleşen bağımsızlık ilanı.

Arnavutluk'un güneyi ve bir bölümü bugün Yunanistan'ın içinde merkezi Yanya şehri olan Çameria bölgesini ifade eden Kuzey Epir, Birinci Dünya Savaşı’ndan beridir Yunanistan gündemini meşgul etmektedir. Yunanistan’ın Kuzey Epir olarak tanımladığı bölge aslında Arnavutluk sınırlarında kalan Güney Epir’dir. Güney Arnavutluk’un Yunanistan tarafından Yunan hakimiyetine alınmaya çalışılması, Yunanistan ve Arnavutluk'u sık sık karşı karşıya getirmektedir. Öte yandan, Arnavutluk ve Türkiye, Birinci Dünya Savaşı sırasında aynı gizli anlaşmalarla paylaşılmış ve her iki ülke de aynı işgalci ülke ile mücadele etmiştir. Kuzey Epir meselesi ile Ege adaları ayrı düşmeyen sorunlar olarak ele alınmıştır. Türkiye açısında Balkanlar, Avrupa’ya açılan kapı olarak görülmüş ve 1990’lardan sonra bölge ile ilişkiler gelişme göstermiştir. Tarihten gelen dostluk bağları, Balkan ülkeleri ile Türkiye arasında ilişkilerin gelişmesine katkıda bulunmuştur.

İÇİNDEKİLER

Güney Arnavutluk’ta bulunan ve azınlık olarak nitelendirilen Kuzey Epir, Yunanistan’ın gündeminde Birinci Dünya Savaşı’ndan beridir sorun olarak ele alınmaktadır. Yunanistan’ın Kuzey Epir olarak tanımladığı bölge aslında Arnavutluk sınırlarında kalan Güney Epir’dir. 12 Ekim 2003 tarihinde Yunanistan’da gerçekleştirilen yerel seçimlerde de Kuzey Epir sorunu halen tartışılmaya devam etti.

Güney Arnavutluk’un Yunanistan tarafından Yunan bölgesine dönüştürülmeye çalışılması, Yunan ve Arnavut halklarının karşı karşıya gelmesine neden olmaktadır.

Kuzey Epir, Arnavutluk'un güneyi ve bir bölümü bugün Yunanistan'ın içinde merkezi Yanya şehri olan Çameria bölgesidir. Arnavutların iki boyu olan Kuzeyli Geg ve Güneyli tosklardan, toskların yaşadığı bölgedir. Balkanlarda dağınık halde yaşayan etnik Arnavut nüfusu yoğun olarak yaşasa da Arnavutluk’un güneyinde etnik Yunanlar yoğun olarak yaşamaktadır.

Adriyatik denizine batı sınırı boyunca sahili bulunan Arnavutluk’un başkenti Tiran’dır, nüfusu ise 3.074.579’dur. Ülke nüfusunun yüzde 95’i Arnavut’tur. Bunun dışında ülkede yüzde birin altında Yunan, Makedon, Roman gibi etnik unsurlar da yaşamaktadır.

Arnavutluk’un başkenti Tiran.
Arnavutluk’un başkenti Tiran.

  • 2011 nüfus sayımına göre Müslüman sayısı %56 iken, Bektaşi olarak ayrı bir kategoride kendilerini tanımlayanların sayısı %2’dir. Katolikler yüzde 10 oranında seyrederken, Ortodokslar ise %6.7’dir. Ayrıca Müslüman nüfusunun sayımında usulsüzlük yapıldığı da iddia edilmiştir.
Arnavutluk 1912'de Osmanlı İmparatorluğu'ndan bağımsızlığını ilan etti, ancak 1939'da İtalya, 1943'te de Almanya tarafından işgal edildi. Komünist partizanlar 1944'te ülkeyi devraldı.

Güney Epir, literatürde Çamerya olarak da bilinir. Çamerya, Yunanistan’ın kuzey-batısında yer almaktadır. Burada yaşayan halka Epirli denir. Arnavutların çoğunlukta yaşadığı Preveze yarımadası, Yunanistan’ın Avrupa ile ulaşımının en yakın olduğu alandır. Osmanlı Devleti’nin 1908 nüfus sayımına göre Çamerya’nın 80 bine yakın nüfusun yüzde 92’si Arnavutlardan oluşmaktaydı.

1914 yılına gelindiğinde ise, Çam Arnavutların yüzde 50’si Müslüman yüzde 50’si Ortodoks dinine mensuptu. Birinci Dünya Savaşı sırasında Yunan Hükümeti, Çamerya’da bulunan Arnavutluk vatandaşlarını, Arnavutluk ve Türkiye’ye sürgün etmiştir. İkinci Dünya Savaşı esnasında ise, Çamerya Müslümanları yok olmaktan kurtulmak için Yunanistan'dan kaçmakta çareyi bulmuştur.

Arnavutluk ve Türkiye’ye sürgün edilen Çameryalı mülteciler, 1945.
Arnavutluk ve Türkiye’ye sürgün edilen Çameryalı mülteciler, 1945.

İtalya ve Yunanistan arasında Birinci Dünya Savaşı başlamadan önce iki sorun baş göstermiştir: On iki ada ve Güney Arnavutluk sorunu. Bu sorunlar, 1913 Londra Büyükelçiler Konferansında ele alınmış ve Arnavutluk’un güney sınırının tespiti 6 büyük devletin elçileriyle karara bağlanmıştır. Bu toplantıda Güney Arnavutluk sorunu, kurulan Uluslararası Sınır Komisyonlarınca ele alınarak Balkan devletleri ve Arnavutluk ile ilgili toprak parçaları belirlenmiştir.

İtalya ve Yunanistan arasındaki yayılmacı rekabet On iki Ada sorununda kilitlenmiştir. Masa başında iki devlet amaçlarına ulaşmak için arkalarına aldıkları büyük devletlerin desteğiyle diğer sorunları araç olarak kullanmaktan çekinmemişlerdir. Bu sorunlardan biri Batı Anadolu diğeri ise Güney Arnavutluk sorunudur. En çok gündem edilen sorun Güney Arnavutluk sorunu olmuştur.

7 Mayıs 1913’te İtalyan büyükelçi Imperiali, Ege Denizi’ndeki Yunan emellerine karşıydı. İtalya, Ege denizinde kalışının bir art niyet göstergesi olmadığı ve Osmanlı, Trablusgarp’ta askerlerini çektiği halde Adaları, Osmanlı’ya teslim edeceğini bildirdi. İtalya, Güney Arnavutluk hususunda istediğini alana kadar Adaları, Yunanistan’a vermek yerine Osmanlı Devleti’nin elinde kalmasını tercih ediyordu. 8 Mayıs’ta ise Roma’daki İngiliz büyükelçi ile İtalya Dışişleri Bakanı ile Ege sorunları ve Adriyatik konularında görüşme yaptı. Bu görüşmede İtalyan Bakan, Yunanistan’ın Güney Arnavutluk topraklarını ele geçirmesine kesin dille karşı çıktı.

13 Ağustos 1913 tarihinde Bükreş Antlaşması imzalandığında Balkanlarda yeni bir Arnavutluk Devleti ortaya çıktı. 1913 Londra Konferans’ında, Yunanca konuşan Koritza ve Ergeri bölgesi bağımsız Arnavutluk’a verilmekle birlikte Arnavutça konuşan Tsamerya bölgesi de Yunanistan’a verilmiştir. Arnavutluk ve Yunanistan arasında konferans kararları sonrası sınır kavgası patlak verdi.

1913 tarihinde imzalanan Bükreş Antlaşması’nın tarafları.
1913 tarihinde imzalanan Bükreş Antlaşması’nın tarafları.

Yunanistan, Konferans kararlarını hiçe sayarak Arnavutluk’taki ayrılıkçı hareketleri desteklemeye başlar. Ergeri’de, J.Zographos’un liderliği altında Kuzey Epir (Güney Arnavutluk) bağımsızlığını ilan etti. Bununla yetinmeyerek Görice ahalisini, Kuzey Epir hakimiyetine girmeye zorladılar. Yunan ordusu büyük devletlerin araya girmesiyle Görice bölgesini boşalttı, fakat bu çekilme sırasında yaralı askerlerini hastanede çete faaliyetlerine destek olsun diye bıraktı.

Epir bölgesi Arnavutluk ve Yunanistan’ın arzuladığı bir alan halini aldı. Bölge, Mayıs 1914 imzalanan Korfu Anlaşmasıyla Yunanistan’a verilmiş ve Ekim 1914’te Yunan ordusunca işgal edilmiştir. Haziran 1917’de Kuzey Epir, İtalyan koruması altında Arnavutluk’a verildi. Yunanistan uygulamaya geçen bütün kararlara rağmen 1918 Paris Barış Konseyi sırasında da Kuzey Epir’i talep etmiştir.

Yunanistan’da Arnavutluk azınlık, Lozan Barış Antlaşması gereği Türk-Rum Mübadelesi gerekçe gösterilerek göç ettirilmiştir. Türklerle birlikte bu bölgelerde yaşayan binlerce Müslüman Arnavut halk, Türkiye'ye göç etmek zorunda bırakılmıştır. Geriye kalan Ortodoks ve Müslüman Arnavut halk ise, asimilasyon ve dışlanmayla karşı karşıya kaldı.

Sünni ve Bektaşi din adamları Arnavutluk bayrağı tutan yurtseverler ile yan yana 1914.
Sünni ve Bektaşi din adamları Arnavutluk bayrağı tutan yurtseverler ile yan yana 1914.

Yunanistan, Konferansa katılan devletlerin delegelerine, 30 Aralık 1918 günü gönderdiği nota’da On iki Adalar, Kuzey Epir, Doğu ve Batı Trakya, Trabzon ve bölgesi (Pontus), Batı Anadolu, Gökçeada, Bozcaada ve Wilson İlkeleri Self Determinasyon ilkesi gereği, bu bölgelerde Rum nüfusun Türk nüfusundan çok olduğu ve kendilerinin hakkı olduğunu söylemiştir.

2 Kasım 1918'de Yunanistan Başbakanı Venizelos, İngiltere Başbakanı Lloyd George'a gönderdiği bir mektupta, Yunanistan, Küçük Asya’nın Yunan olan batı tarafını alarak sınırlarını genişletmek, bunun olmaması halinde Trakya'dan Karadeniz'e kadar sınırlarını genişletmek için uğraşacağını bildiriyordu. George, Venizelos'un fikirlerine katılmakla birlikte İtalya’nın, Yunan emellerine karşı Osmanlıyı ayaklanmaları için kışkırttığını ifade ediyordu. Venizelos Yunanistan’ın toprak isteklerini resmen bildirmek için 3 ve 4 Şubat 1919 Paris Barış Konferansında Yunan tezini Wilson prensiplerine özellikle de 12. maddesine atıfta bulunarak self determinasyona dayandırıyordu. Yunan istekleri, ufak değişiklikler yapılarak Paris Barış Konferansında önemli bir hale büründü.

1919 Paris Barış Konferansı, Milletler Cemiyeti Komisyonu üyeleri, Yunanistan Başbakanı Venizelos (en önde sağda).
1919 Paris Barış Konferansı, Milletler Cemiyeti Komisyonu üyeleri, Yunanistan Başbakanı Venizelos (en önde sağda).

Aralık 1918’de Yunan heyeti başkanı Venizelos, yanında götürdüğü materyaller ile Yunan tezini kanıtlamak için elinden geleni yapıyordu. Hatta bu tezlerinin yanında istedikleri topraklarda yaşayan gayrimüslimlerin hayatlarının tehlikede olduğunu söylüyordu. Yunanistan’da bulunan ABD büyükelçisine bu tehlikeyi gösteren raporlar sunuluyordu. ABD büyükelçisi, bu tehlikeye karşı ABD hükümetinden olaya el atmasını talep etti.

Yunan Hükümeti, sahte bilgi ve raporlar ile ABD’yi yanına çekmek istiyordu.

İtalya, bu durumu hiç hoş karşılamadı, çünkü bu bölge yapılan gizli bir anlaşma ile İtalya'ya verilmişti. Savaş son bulunca istekleri reddedilen İtalya, Paris Barış Konferansı'nı terk etti. 29 Nisan 1919'da Kuşadası'nı Yunanlılar işgal etmiş. İki ay geçmeden Bodrum, Marmaris yöresi İtalyanlarca işgal edilmiş ve yedi İtalyan Savaş Gemisinin çoktan İzmir'e yola çıkmıştı. İtalyanların bu kararına jet hızıyla cevap verilerek ABD, İngiltere ve Fransa koruması altında Yunanistan, İzmir’i işgale başladı.

15 Mayıs 1919 günü İzmir'e çıkarma yapan Yunan askerleri.
15 Mayıs 1919 günü İzmir'e çıkarma yapan Yunan askerleri.

Yunanlılar geçici bir işgal için gelmediğini Batı Anadolu'yu, Yunanistan'a katmak ve böylece Megali İdea'yı gerçekleştirmek istiyordu. 1919 İzmir’in işgal edilmesi Yunanistan’ın büyük kayıplar vermesine neden oldu.

  • Büyük ideal için ayak bastığı Anadolu’da Türk direnişini beklemiyordu. Yunanistan, yaklaşık üç yıl süren geçici işgali sonucunda büyük bir hezimet yaşadı. Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış antlaşmasıyla Türkiye ile arasındaki savaş resmen sona erdi.

 İzmir sahilinde muzaffer Türk ordusu 1922.
İzmir sahilinde muzaffer Türk ordusu 1922.

İki Dünya Savaşı arasında Arnavutluk

İtalya, Yunanistan ve Sırbistan arasında yapılan üçlü antlaşma ile Arnavutluk 1920 yılına kadar bilhassa İtalya tarafından işgale maruz kaldı. Üçlü Anlaşma ile Arnavutluk’un, kuzeyini Karadağ ve Sırbistan, güneyini Yunanistan, kalan topraklarının ise İtalya’ya bırakılmasına karar verilmiştir. İtalya, bu paylaşımla Adriyatik’te daha çok söz sahibi olmak istiyordu.

İkili oynayan İtalya, hem anlaşma imzaladığı Yunanistan’ın, Kuzey Epir talebine görünürde destek veriyor hem de Arnavutluk halkını silahlanmaya ve siyasi mücadele vermeye sevk ediyordu.

İtalya’nın Arnavutluk’u işgali.
İtalya’nın Arnavutluk’u işgali.

Anadolu ve Arnavutluk topraklarının bir kısmının İtalya'ya vaat edilmesine rağmen Birinci Dünya Savaşı sonrasında bu topraklar Yunanistan'a verilmiştir. İtalya bu süreçlerden sonra işgal ettiği Arnavutluk topraklarını Yunanistan’a kaptırmak istemiyordu. Vakit Gazetesi 3 Mayıs 1920 günü “Arnavutluk Ahvali” manşetinde İtalya'nın Arnavutluk’u bağımsız bir devlet olarak tanıdığını yazmıştır. Hakimiyet-i Milliye Gazetesi 9 Mayıs 1920 tarihli “Arnavutluk” başlığı altında yaptığı haberde, Sırbistan'ın da desteklemiş olduğu yeni hükümetin Tiran’da kurulduğu bütün Şimali Epir’in Arnavutluk'a katıldığını, Arnavutluk kuvvetinin, İtalyanlardan silah, cephane ve mitralyöz ganimet elde ettiğini, köyleri gezip Arnavutluk hükümetinin tanınmasını talep edildiği ve Yunan sınırına yaklaştığı bilgisi verilmiştir.

3 Arnavutluk askeri, kuzeye Yugoslavya’ya doğru ilerlerken görülüyor.
3 Arnavutluk askeri, kuzeye Yugoslavya’ya doğru ilerlerken görülüyor.

Arnavutluk’ta Emekli Erkanıharp Miralay Selahattin Bey'in, Milli Savunma Bakanı olması ve TBMM ordularının birinci ve ikinci İnönü zaferlerini kazanması Arnavutluk’un Yunan işgalcileri ülkesinden atmasına hız kazandırmıştır. Gelişmeler, Arnavutluk’u kendisini toparlayacak ve koruyacak hale gelmesine yardımcı olmuştur. Türk basınında yoğun olarak ele alınan Arnavutluk, Arnavut ordusunun Yunanistan sınırında toplanması ve Arnavut-Yunan sınırındaki sorunlu alanlardan Epir ve Himare bölgesindeki mücadeleler ele alınmıştır.

Anadolu’da TBMM’nin Yunanistan’a karşı verdiği mücadelede Sakarya Savaşına girildiğinde Yunan Hükümeti, Arnavutluk sahillerinin ablukasını takviye ediyordu. 4 Eylül 1921 günü Hakimiyet-i Milliye gazetesi haberine göre, Avlonya’da Arnavutların mitingler düzenleyip Yunan sınırında hazırlıklar yaptığı yazmıştır. Yazının devamında İşkodra halkı, İtalya konsolosluğu önünde kendilerine verdikleri destek için İtalya’ya şükranlarını sunuyordu. Arnavutluk, Yunan sınırında Epir ve Adriyatik’teki hakları için askeri güç olarak hazırlandılar.

Sakarya Savaşının gidişatı Yunanistan’ın aleyhine işlediğini gören İngiltere acil çözümler üretmeye başladı. Bu çözüm Arnavutluk’u tek cephede savaşmasıydı. Bu yüzden İngiltere, Yunanistan’ın Arnavutluk’taki işgalinden vazgeçtiğini açıklamıştır. Vakit Gazetesi 12 Eylül 1921 günü haberinde ise Arnavutluk sınırının 1913 senesinde belirlendiği haliyle kalmasına, bunun yanında Yunanistan’ın işgali ile terk edilen Görice ve Ergir’in Arnavutluk’a verilmesi kararının kesinleştiğini yazmıştır.

II. Dünya Savaşı’na İtalya, Almanya’nın safında yer alarak savaşa girdi. İtalya, Yunanistan’ı işgal etti. İşgal sırasında ortak düşman İtalya’ya karşı Yunan-Arnavut iş birliği yapılmadı. Hem Yunanlıların hem de Arnavut milliyetçilerin, Epir bölgesinden hak iddia etmeleri bu iş birliğini engelledi.

Arnavutluk 29 Kasım 1944 tarihinde İşgal devletlerine yani İtalya ve Nazi Almanya’sına karşı başarılı bir mücadele verdi. Bu başarılı mücadeleyi veren Stalin hayranı Enver Hoca’ydı.

Partizan Enver Hoca.
Partizan Enver Hoca.

Yugoslavya’nın desteğiyle Arnavutluk, diktatörlüğe geçmiş oldu. 1945 Seçimlerinde %93 gibi ezici çoğunluk Komünist Partisini desteklemiştir. Ülke resmi olarak 1946’da Arnavutluk Halk Cumhuriyeti adını almıştır. Hoca döneminde Arnavutluk, ülkenin modernizasyonu ve ekonomik kalkınmasını gerçekleştirmek için yüzünü sosyalist ülkelere çevirmiştir.

Arnavutluk, sosyalist devletler ile bazı dönemler çok daha yakın iş birliği içerisinde olmuştur: 1944–48 yılları arasında Yugoslavya; 1948–61 arasında Sovyetler Birliği; 1961–1978 arasında ise Çin. Çin ile yakınlaşma Stalin’in ölümünden sonra mümkün olmuştur.

Yugoslav hegemonyasına giren Arnavutluk, başlarda iyi ilişkiler içerisindeydi; ama zamanla kaynakları sömürüldüğünü fark eden Arnavutluk, ilişkileri tekrar gözden geçirme kararı aldı. Bu gözden geçirme işlevi yeni sosyalist bir ülke ile müttefiklik kurması şeklindeydi.

Enver Hoca, 1946.
Enver Hoca, 1946.

Yugoslavya ile arası açılan Sovyet Rusya, COMİNFORM üyeliğinden Yugoslavya’yı çıkarma kararı alması Arnavutluk için yeni bir ilişkinin başlangıcı oldu. Sovyet yardımları artık kaçınılmaz oldu. Şubat 1949’da COMECON’a katılan Arnavutluk, Sovyetler Birliği ile ticaret anlaşmaları imzalamıştır. 1960 tarihine kadar Sovyet yardımları Arnavutluk ekonomisine büyük katkılarda bulunmuştur. Arnavutluk dış yardımlar ile ayakta kaldığı için yeni müttefik arayışına girdi. Bu müttefiklik çağrısına Çin yanıt verdi. Çin, Arnavutluk sayesinde Akdeniz’de faaliyetlerde bulundu.

Çin ve SSCB arasında yaşanan gerginlik, Arnavutluk’un Sovyetlere vermiş olduğu üssü geri almasıyla daha karmaşık hale geldi.

COMİNFORM, SSCB’nin ABD’nin Marshall Planı'na karşıt bir girişim olarak Polonya, Bulgaristan, Çekoslovakya, Romanya, Macaristan, Yugoslavya, Fransa, İtalya komünist parti liderlerini bir araya getirip oluşturduğu bir örgüttür.
COMİNFORM, SSCB’nin ABD’nin Marshall Planı'na karşıt bir girişim olarak Polonya, Bulgaristan, Çekoslovakya, Romanya, Macaristan, Yugoslavya, Fransa, İtalya komünist parti liderlerini bir araya getirip oluşturduğu bir örgüttür.
  • Hoca yönetimi, bağımlı ülkeler modelini bire bir uygularken bazı değişiklikler görüldü. Hoca, 1967’de dine karşı tutumunu yeni anayasa ile daha da sertleştirdi ve ülkede dini yasaklamış oldu. Bu yasaklama dünya çapında bir ilke imza attı. Bu ilk, Arnavutluk’u Ateist bir ülke haline getirirken aynı zamanda dindarlara karşı uygulanan zalimane uygulamaları da beraberinde getirdi.

41 yıl boyunca Arnavutluk'u diktatör olarak yöneten Enver Halil Hoca'nın komünizmden ateizme uzanan sonunda hocaizm olarak vücut bulan ideolojilerle yoğrulu hayat hikâyesi...


Yunan azınlık da dini özgürlüğünü yitirmiş oldu.1971’deki ticaret anlaşmasına kadar iki ülke arasında hep gerginlik söz konusu olmuştur. Birçok din adamı hapsedilmiş ya da idam edilmiştir. Despotça uygulamalar hemen hemen hayatın her alanında görülür oldu.

Özel araba yasağı, sakal tıraşının zorunlu hale getirilmesi gibi... Yarım asır boyunca Arnavutluk bu uygulamalara birebir şahitlik etti.

Arnavutluk, ekonomik olarak destek aldığı Çin ile komünist dönemin sonlarında ilişkilerini sonlandırmıştır. Ekonomik olarak ülke adeta çökmüştü. Devlet önlem olarak ekonomik kuruluşlardan elini çekmekte çözüm buldu. Bu ekonomik hedef, Arnavutluk’u ekonomik krizlerin elinden alamıyordu. Buna rağmen 1992-95 yılları arasında ülke ekonomisi büyüme kaydetti. Bu büyümenin en önemli aktörleri yurt dışında yaşayan birikimlerini ülkelerine aktaran, Arnavutlardan başkası değildi. Ama taşıma su ile değirmen nasıl ki dönmüyorsa ülke ekonomisi de dönmüyordu, 1997 Banker Krizi ile iyimser hava son bulmuş ve ülkede ayaklanmaların önü alınamamıştır.

Arnavutluk’taki olaylar sırasında cephanelikler yağmalandı.
Arnavutluk’taki olaylar sırasında cephanelikler yağmalandı.

Soğuk Savaş’ın bitişi ve AB üyelik süreci

Soğuk Savaşın bitmesi ile Yunanistan-Arnavutluk ilişkilerinin düşmanlıktan dostluğa evrilmesi beklenmekteydi. Arnavutluk, Yunan azınlığa, dini alanda özgürlükler, azınlık haklarını savunması için OMONIA adında birliğin seçimlere girme ve 5 üyesini parlamentoya katma sözü vermiştir. Yunan Hükümetinin Epir bölgesinde ayrılıkçı fikirleri empoze ettiği gerekçe gösterilerek ilişkiler bozulmuştur. 1993 Döneminin Yunan Yönetimi, Güney Arnavutluk’ta ikamet eden Yunan azınlık için, Kosova’daki Arnavutlar gibi eşit haklar talep etmesi Arnavutluk devletini rahatsız etmiştir. Cumhurbaşkanı Sali Berişa böyle bir uygulamanın hayata geçirilmesini özerklik ile biteceğini bildiğinden bu teklifi kabul etmedi. Zaten özerklik talepleri OMONIA liderleri tarafından açıktan yapılmakta ve desteklenmekteydi.

1992-1997 yılları arasında Arnavutluk Devlet Başkanlığı görevini yürüten Sali Berişa.
1992-1997 yılları arasında Arnavutluk Devlet Başkanlığı görevini yürüten Sali Berişa.

Komünist rejimin çöküşü ile yasa dışı yollardan Yunanistan’a göç dalgası yaşandı. Bu göç dalgasına hem Arnavut vatandaşı hem de Yunan azınlık katılmıştı. Yunan hükümeti sadece Yunan azınlık için geçiş izni verirken Arnavut göçmenler yasa dışı yollardan Yunanistan’a göç etti. Bu göç Yunanistan’ı hem ekonomik hem de sosyal olarak olumsuz etkiledi ve Yunan vatandaşların kaçak Arnavut göçmenlere düşmanca yaklaşımını tetikledi. 1994 yılına gelindiğinde yarım milyona yakın kaçak göçmen Yunanistan sınırlarında yaşamaktaydı. Arnavutluk yönetiminin Yunan azınlığa uyguladığı baskıları bahane ederek çok sayıda Arnavut göçmen sınır dışı edilmiştir.

1991'de İtalya'ya göç eden Arnavutlar.
1991'de İtalya'ya göç eden Arnavutlar.

Yunan militanları “Kuzey Epir Özgürlük Cephesi” ismi ile bir örgüt kurdu. Kurdukları bu örgüt, Güney Arnavutluk’ta bir kışlayı basarak iki Arnavut askerini öldürdü. Nisan 1994’te yaşanan bu olayın ardından 5 OMONIA üyesi bu olaya karıştıkları için tutuklandı. “Kuzey Epir Özgürlük Cephesi” örgütü saldırıyı üstlendi. Tiran yönetimi bu olayın sorumlusunu Yunan Hükümeti olarak belirtti. 5 OMONIA üyesinin ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Yunanistan ve Arnavutluk ilişkileri yeniden bozuldu. Yunan hükümeti yine çözümü Arnavut göçmenlerin sınır dışı edilmesinde bulur. Binlerce Arnavut göçmen yine sınır dışı edilir.

Güney Arnavutluk’ta yaşayan Yunan azınlıkları kışkırtma görevi Yunanlı din adamı Chrysostomos Maidonis’e verilmiştir. Tiran Yönetimi, Maidonis’i sınır dışı edince tepkiler Yunan hükümetince 30.000 Arnavut göçmen ülkeden sınır dışı edilmiştir. Bu gelişme iki ülke arasında karşılıklı göç sorunlarını ortaya çıkarmıştır.

Yunanistan, Arnavutluk’a karşı AB üyesi ülkelerin desteğini çok iyi kullanmışdır. Arnavutluk, OMONIA üyesi 5 kişiyi serbest bırakma yoluna zorunlu olarak gitmiştir. Bu gelişme, Yunan Dışişleri Bakan’ının Arnavutluk ziyareti ile karşılıklı güvenceler verilmiştir. Arnavut parlamentosunun çıkardığı yasa ile Yunan azınlık, kendi dillerinde okul kurma imkânı doğmuştur. Arnavutluk, bu uygulamaları, özellikle Yunan engeline takılmadan AB ve NATO üyeliğine giriş için faydalı görüyordu, bu yolda diğer bölge ülkelerinden olan Türkiye ile iyi ilişkiler de kuruldu.

Arnavutluk ekonomisinin zayıf olması vatandaşlarının Yunanistan’a ekonomik kazanımlar için göç etmesiyle sonuçlanmış. Bu göçlerde Arnavut göçmenler, Yunan asker ve polisinin şiddetine maruz kalmıştır.

Ülkelerinden ayrılan Arnavutlar.
Ülkelerinden ayrılan Arnavutlar.
  • 2003 senesinde Selanik’te bir kasabada yaşanan olay bu iddiaları destekler mahiyettedir. Kasabada okul birincisi olan ortaokul son sınıf Arnavut öğrenciden 28 Ekim Ulusal Bayrak Resmi Geçit Töreninde Yunan bayrağı taşıması istenmiş. Bu olay halk tarafından duyulunca neredeyse ayaklanma çıkacaktı. Irkçılığı protesto etme için çocuk bayrağı taşımamış ve ayaklanma son bulmuştu.

The Guardian, Avrupa Sosyal Araştırmalar Merkezine atıfta bulunarak AB’de yabancı düşmanlığın en yaygın olduğu ülkenin Yunanistan olduğunu deklare etmiştir. Araştırmada ayrıca ülkede göçmen Arnavutlar hastanelere kabul edilmemekte, ev verilmemekte ve bazı göçmen köylerinde gece dışarı çıkma yasağı uygulandığı öne sürülmektedir.

2009 yılında Nato üyesi olan Arnavutluk, dış politika hedefini AB üyeliğine kilitlemiş durumda. 1990 yılından itibaren Sali Berişa Başkanlığında ulusal hedef AB üyeliği için AB değerleri ile uyumlu demokrasi hedeflenmiştir. AB macerasına potansiyel aday ülke olarak 2000 yılında başlayan Arnavutluk, 2006’da istikrar ve ortaklık anlaşmasını imzalayarak devam etmiştir. Tam üyelik başvurusunu 2009 yılında yapan Tiran Yönetimi, 2010 tarihinde üyelik müzakereleri için başvurdu. 2010 üyelik sürecinde ülke vatandaşlarına Schengen bölgesinde vizesiz dolaşım hakkı verilmiştir. Arnavutluk bu haklardan sonra reformlara hız kazandırmıştır. 2013 tarihinde Avrupa Konseyi yolsuzluk ve organize suçlar ile mücadelesini yeterli bulmadıkları için üyelik statüsünü 2014 yılına ertelemiştir. 2014’te AB, Arnavutluk’a eksikleri gidermesi şartıyla adaylık statüsünü vermiştir.

Arnavutluk, dış politika hedefini AB üyeliğine kilitlemiş durumda.
Arnavutluk, dış politika hedefini AB üyeliğine kilitlemiş durumda.

Soğuk Savaş boyunca Yunanistan ve Arnavutluk birbirine düşmanca duygular beslemiştir. Kuzey Epir bu dönemde düşmanlığın cereyan ettiği bölgedir. Soğuk Savaşın bitişiyle yalnız kalan Arnavutluk, yalnızlıktan kurtulabilmek için AB üyesi olan Yunanistan ile iyi ilişkiler kurması gerektiğini fark etmiştir. Balkan ülkelerine AB’nin ekonomik ve siyasi politikalarını aktarma görevini Yunanistan üstlenmiştir. Bu görev Arnavutluk’un üyelik sürecini doğrudan etkilemektedir. Bu süreci samimiyet ile sürdürmek isteyen Arnavutluk, Güney Arnavutluk’ta Yunan azınlığa bazı haklar tanımıştır. Yunanistan 1981 yılında Avrupa Birliğine dahil olmakla birlikte bölgede etkin bir rol üstlenmiştir. Avrupa Birliği ülkelerinin desteğini arkasına alan Yunanistan, ekonomik açıdan yatırımlar yaparak Balkan ülkeleri ile iyi ilişkiler kurmaya gayret göstermektedir.

Arnavutluk ve Türkiye, Birinci Dünya Savaşı sırasında aynı gizli anlaşmalarla paylaşılmış ve her iki ülke de aynı işgalci ülke ile mücadele etmiştir. Bu mücadelede işgalcilere karşı küçük zaferler kazanan Arnavutluk olunca Türk gazetelerinde müjdeli haber olarak verilirdi.

Kuzey Epir meselesi ile Ege adaları bitişik problemler olarak ele alındı. Birinin tutsaklığı diğerinin özgürlüğünde yatmaktaydı. Türkiye açısında Balkanlar, Avrupa’ya açılan kapı olarak görülmüş ve 1990’lardan sonra bölge ile ilişkiler gelişme göstermiştir. Tarihten gelen dostluk bağları, Balkan ülkeleri ile Türkiye arasında ilişkilerin gelişmesine katkıda bulunmuştur.

  • Gallup Balkan Monitor’un yaptığı bir araştırma oranlarına göre, Bosna ve Hersek halkının yüzde 60,2’si, Arnavutluk’un yüzde 75,1’i, Makedonya’nın yüzde 76,6’sı, Kosova’nın ise yüzde 93,2’si Türkiye’yi dost ülke olarak kabul etmektedir.

Bu oranlar çarpıcı bir şekilde sıralandığında Arnavut nüfusun yoğun olarak yaşadığı ülkeler Arnavutluk, Makedonya ve Kosova Türkiye’yi dost olarak kabul etmektedir.