20.356 Takipçi

Nihayet Dergi zengin içeriğini artık dijital yüzüyle de okuruna ulaştırıyor! Dinleyici olan sizleri Nihayet ve GZT'yi takip etmeye çağrıyor. Yazarlarımız, Doğu’dan ve Batı’dan sesleri başka yerlerde bulamayacağınız içeriklerle ele alıyor. Standartları tartışırken gözden kaçanları “özel dosyalarla” gündeme getiriyor, okuma önerileri sunmayı da ihmal etmiyor. Niteliğin Egemenliği, Kayıtlar, Hayat Memat, Çizgi Hikâye, Kültür Atlası, Türkiye’den-Dünyadan kitaplar ve her ay merak uyandıran dosya konuları… Sizi size anlatan bölümler farklı kalem, çizgi ve fotoğraflarla derginiz Nihayet’te!

Türkiye' den ve dünyadan kitaplar

Türkiye'den ve dünyadan kitaplar
Türkiye'den ve dünyadan kitaplar

Toz,Michael Marder, çev. Öznur Karakaş, İthaki Yayınları
Toz,Michael Marder, çev. Öznur Karakaş, İthaki Yayınları

Michael Marder’in Toz isimli eseri bizim tozla olan ilişkimizi yansıtan, sıradan şeylerin saklı yönlerini gösteren bir kitap. Kitap gerçek manasıyla tozu konu alıyor. Bizim insan olarak toz ile olan fiziksel ve felsefi ilişkimizi irdeliyor. Marder’in görünüşte çok alelade ve sıradan olan “toz”a bakışı, yaşanmış olaylara dayandırdığı örneklerle ve onun dikkatli gözlemleriyle birleşince hem eksiksiz hem de bir yanıyla gizemli bir dünya sunuyor. “Tozografi”yi oluşturmak için geçmişteki pek çok teorisyenden yararlanarak tozun işleyişini gösteriyor bize… Tozun kaçınılmaz olduğunu, ne kadar iyi şekilde temizlemeye çalışsak da ondan hiçbir zaman kurtulamayacağımızı ve yağan kar gibi sessiz, bir süre sonra etrafımızdaki her şeyi kaplayacağından emin olduğumuzu söyleyen Marder, toza dair disiplinlerarası bir okuma sunuyor.

Michael Marder, çev. Öznur Karakaş, İthaki Yayınları

Kalbin Sesi, Mustafa Kutlu, Dergah Yayınları
Kalbin Sesi, Mustafa Kutlu, Dergah Yayınları

Mustafa Kutlu; hepimizin başından geçecek olayları, hırslarımızı, umutlarımızı, hüznümüzü, sevincimizi anlatır hikâye ve romanlarında. Samimi diliyle bizi her seferinde olayın içine çeker. Kutlu, bu sefer aynı samimiyetiyle bir deneme kitabıyla çıktı karşımıza: Kalbin Sesi. Öykülerinin özünü oluşturan hak ve hakikat arayışı denemelerinde de öne çıkıyor. “Hayatın manası nedir?” diye soruyor bize Kutlu. Ve bu sorunun etrafında hakikate giden yolda “Ne yapmalı?”nın cevabını arıyor. “Aramakla bulunmaz fakat bulanlar arayanlardır” denir ya… Kutlu da “Aramak” vazifedir” diyor. Hududullah, Bilenlerle Bilmeyenler, Ahlak Nizamı, Ahlakın Adaleti, Hicret, Haddini Bilmek Kendine Gelmek gibi başlıklar altında bu vazifeyi yerine getiriyor. Mustafa Kutlu, denemeleriyle Amentü’ye inanlara sesleniyor: “Ey kalbi olanlar! Ümit ve korku arasında bulunanlar! Takva sahipleri için zaman yok hükmündedir. Her an her şey olabilir!

Mustafa Kutlu, Dergâh Yayınları

Kayıp Aydınlanma, S. Fredrick Starr, çev. Yusuf Selman İnanç, Kronik Yayınları
Kayıp Aydınlanma, S. Fredrick Starr, çev. Yusuf Selman İnanç, Kronik Yayınları

İslam medeniyetini konu edinen eserler çoğu zaman merkezini bir coğrafi alan üzerinden kurgulamazlar; hadiseler, keşifler, felsefi yaklaşımlar soyut bir evrenden bize akıyor gibi olur. Zaman zaman değinilen kişiler ve mekânlar sebebiyle yeryüzünü ve ölümlüleri şöyle bir sıyırıp geçer anlatı. Kayıp Aydınlanma’yı hususi bir yere konumlandıran tam da bu nokta; İslamiyet’in kabulünden Timur’a kadar Orta Asya’da düşünce, felsefe ve bilim nâmına neler olup bitti, hadiseler arasında nasıl bir irtibat söz konusuydu, kavimlerin kaynaşıyor olması nasıl bir zenginlik ortaya çıkardı gibi pek çok soruya tarihsel akışı sekteye uğratmadan cevaplar üretebiliyor. Vermiş olduğu bilgilerin yanı sıra sunmuş olduğu bakış açısı sayesinde bölgenin tevarüs ettiği birikimi göstermiş, mevcut farklı dinlerin bölgenin zihin dünyasına yaptığı değişikliklere değinmiş ve söz konusu entelektüel coşkunluğun neden ve nasıl ortaya çıktığını ve niçin yok olduğunu tüm tafsilatıyla ele alıyor. Kayıp Aydınlanma, bölge ekonomisinden medeniyet tarihinde dönüm noktası oluşturan bilimsel keşiflere, önemli savaşlardan itikadi meselelere kadar pek çok değişik alana temas ediyor.

S. Fredrick Starr, çev. Yusuf Selman İnanç, Kronik Yayınları

Umut, kendi enkazından, Armağan Ekici, Everest Yayınları
Umut, kendi enkazından, Armağan Ekici, Everest Yayınları

Türkçe deneme, gün geçtikçe güçlenerek yoluna devam ediyor. Yalnız iyi dil ve üslup ürünlerinin ortaya çıkması değil söz konusu olan, denemenin geçmişi ile de hesaplaşan, düşüncenin usul usul sokulduğu metinler de görücüye çıkıyor. Son beş yıl içinde kimileri için sürpriz isimlerden biri de Armağan Ekici’ydi. Düzeyli bir okuma serüveninin ve edebiyatla kuytu köşe kurduğu irtibatın verimlerini parça parça dergilerde ve kendi bloğunda yayımladı sessizce. İlk deneme toplamı Lacivert Taşından Tabletler, Cevdet Kudret Deneme Ödülü’nü aldı. İkinci kitabının kaderinde yeni bir ödül var mıdır bilmek mümkün değil ancak en az ilki kadar heyecan verici, başka kitaplara çağıran; yakaladığı küçük, zarif ayrıntılar sebebiyle edebiyat tarihine daha dikkatle eğilmeye teşvik eden bir yönü olduğu kesin. Sosyal medyanın hayatımıza kattığı güzelliklerden biri olarak sayabiliriz çevirmenin işinin daha görünür kılınmasını; umut, kendi enkazından bir o kadar daha fazlasını, çevirmenin zihin evrenini kuşatmaya çalışıyor.

Armağan Ekici, Everest Yayınları

Düş Kırpıntıları,Enis Batur, Sel Yayıncılık
Düş Kırpıntıları,Enis Batur, Sel Yayıncılık

Deneme-anlatı türünü, edebî dünyasının merkezine alan yazar sayısı -Türkçe için konuşursak- iki elin parmaklarını geçmez. Behçet Necatigil’in İlhan Berk için söylediğini EB için uyarlayarak tekrarlayalım: “Yazının uçbeyi o.” Her kitabında dilin gizlerine sokulmasını, aşinası olunmayan edebiyat dünyasından seçkiler yapmasını, denemeyi zihnin kuytu köşelerine sokulmak için vesile kılmasını izlemek okurları açısından keyifli bir süreçtir. Tüm bunların arasında kendi bütünlüğünü gözetmek, kendi gönderme evrenini inşa etmek bir başka cephesi. Düş Kırpıntıları, EB’nin yazı yolculuğunun sıradaki akın cephesi değil ama mühim bir yazı durağı. Bir süredir dergilerde ve Cumhuriyet Kitap’taki köşesinde yayımladığı yazılardan bir seçki. Burada durup “seçki”nin hangi yönde işlediğini sorgulamak gerekiyor yazar açısından: Yayımlanan mecralar için yazıldıktan sonra kitap için bir araya getirilip mi kurgulandı, yoksa kitabın gövdesi yazarın zihninde kurulup yazma aşaması başladıktan sonra ortaya çıkan ürünler yavaş yavaş mecralarına mı dağıldı? Soruyu sorduğumuz yerde bırakalım en iyisi.

Enis Batur, Sel Yayıncılık

Harem ve Mahrem ,Ali Akyıldız, Timaş Yayınları
Harem ve Mahrem ,Ali Akyıldız, Timaş Yayınları

Prof. Dr. Ali Akyıldız’ın Harem ve Mahrem kitabı özellikle oryantalist bakış açısıyla hayalî ve uydurmalarla bildiğimiz haremin kapılarını açıyor ve ayrıntılarıyla tanıtıyor. Kapalı bir kutu olan saray teşkilatında iç düzeneği ayrıntılarıyla el alan, haremin işleyişini Osmanlı’nın muhteşem organizasyonunu göstermesi açısından öğretici ve aydınlatıcı bir çalışma. Sekiz bölüme ayrılan kitap, bölümler içindeki bütünlük ve birbirleri arasındaki irtibat sebebiyle minör tarihle nasıl geniş bir çerçeve kurulabileceğini de göstermiş. Kitapta, Enderun, Bîrun ve Harem bağlamında Osmanlı Devleti’nin saray teşkilatı; padişahlık makamı olarak Mâbeyn-i Hümayun; yenilikçi padişah II. Mahmud’un ölümü etrafındaki iddia ve tartışmalar; Sultan Abdülaziz’in annesi Pertevniyal Valide Sultan’ın hayatı, karakter yapısı ve devlet işlerine müdahaleleri; padişah haremindeki cariyelerin evlendirilme problemi; Sultan Abdülmecid ile Sultan Abdülaziz’in Osmanlı taht veraset sistemini değiştirme çabaları; II. Abdülhamid’in hanedan üyelerinin geleceğiyle ilgili kaygıları: Hanedan Yardımlaşma Sandığı tasarısı; son dönem padişahlarının hür kadınlarla evli olma sorunu gibi pek çok mevzuyu mecrek altına alıyor.

Ali Akyıldız, Timaş Yayınları

Dava, Sadakat Kadri, çev. Gökhan Arıkan, Kolektif Kitap
Dava, Sadakat Kadri, çev. Gökhan Arıkan, Kolektif Kitap

Sadakat Kadri’nin Dava’sı yalnızca Batı hukuk geleneğiyle ilgili ve her ne kadar Kıta Avrupası hukukunu ilk birkaç bölümde ayrıntılarıyla inceliyor olsa da Anglo-Amerikan tarzı jürili mahkemelerle savaş suçları yargılamalarına odaklanıyor. İlk elde konunun daha geniş bir perspektiften ele alınması daha uygun olabilir gibi geliyorsa da böyle bir durumda kitabı bekleyen iki tehlike olabilirdi: ya kitap şimdiki hâliyle sahip olduğu derinliği basitliğe terk edecek veyahut 600 sayfaya yakın hacmini ikiye katlayacaktı -ya da ikisi aynı anda! Kadri, incelemesi boyunca Batı adaletinin başka kültürlerin adaletinden daha iyi mi yoksa daha mı kötü olduğu sorusunu mümkün olduğunca savuşturmayı başarabilmiş. Dava, Batı’nın kurumlarının gaddarlığını ve asaletini ve bu kurumların varoluş sebebi olarak ileri sürdüğü ülküleri ne kadar şereflendirdikleri ya da bu ülkülere ne derece ihanet ettiklerini de kuşatmaya çalışıyor. Terazinin kefeleri hareket etmeye başlamadan, yargılamanın tarihsel dönemeçlerini keşfetmek için işe yarar bir kaynak.

Sadakat Kadri, çev. Gökhan Arıkan, Kolektif Kitap

 Kant'ın Siyaset Felsefesi Üzerine Dersler, Hannah Arendt, çev. Devrim Sezer&İsmail Ilgar, İletişim Yayınlar
Kant'ın Siyaset Felsefesi Üzerine Dersler, Hannah Arendt, çev. Devrim Sezer&İsmail Ilgar, İletişim Yayınlar

Hannah Arendt’in 1970’te Kant’ın siyasi felsefesi üzerine verdiği dersler, hem Kant’ın hem de asıl, Arendt’in düşüncesinin yeniden inşasına katkıda bulunmuştur. Kant’ın Yargı Yetisinin Eleştirisi eserine odaklanan Arendt, bu muhakemeye dayanarak, kendi siyaset felsefesini geliştirip tamamlar. Arendt, siyasetin, düşünce etkinliğinin ve insanların birbirleriyle konuşarak var olmalarının anlamı, olanakları, sorunları üzerine konuşuyor, tartışıyor Kant’la. Ders notlarını toparlayıp açıklayıcı dipnotlarla yayına hazırlayan Ronald Beiner kitabı şöyle değerlendiriyor: “Kant dersleri organik bir bütünlük arz eder. Ele alınan temaların hepsi birbiriyle yakından ilişkilidir: İnsan yaşamına anlam ve değer verenin tam olarak ne olduğu sorunu; temaşa insanlarının insani ilişkiler dünyasına beslediği husumet; metafizik hakikatlerden yoksun oluşumuz ve eleştirel düşünme ihtiyacı; ortak duyu ile anlama yetimizin savunusu; evrensel ile tikel arasındaki ilişki ve son olarak, yargı yetisinin kurtarıcı gücü.”

Hannah Arendt, çev. Devrim Sezer&İsmail Ilgar, İletişim Yayınları

 The Anthropology of the Future, Rebecca Bryant, Daniel M. Knight, Cambridge University Press, 226 s., 2019.
The Anthropology of the Future, Rebecca Bryant, Daniel M. Knight, Cambridge University Press, 226 s., 2019.

Geleceğin incelenmesi, antropoloji disiplininde görece yeni teşekkül etmiş bir alandır. Aristoteles’ten, Heidegger’den Schatzki’ye kadar uzanan felsefi bir geleneğe dayanan Geleceğin Antropolojisi [The Anthropology of the Future] isimli bu kitap, “yönelimler” kavramını günlük yaşamı incelemenin bir yolu olarak sunmaktadır. Geleceğin şimdiki zamanımızı etkileyebileceği altı farklı şekli analiz eder: beklenti, önsezi, spekülasyon, olanak, umut ve kader. Oryantasyonlar geleceğe yönelik planlama ve hayal kurmayı gerektirirken, aynı zamanda bu çabaların çöküşünü veya tükenmesini de içerir: umudun ilgisizliğe, hüsrana uğramış düşlerin uyanıklığa, düşüncelerin karamsarlığa dönüştüğü anlar. Bu yönelimleri farklı noktalarda inceleyerek, bu kitap eylem teleolojilerini dikkate alan bir antropolojiyi savunuyor.

The Anthropology of the Future, Rebecca Bryant, Daniel M. Knight, Cambridge University Press, 226 s., 2019.

The Concept of Action, N. J. Enfield, Jack Sidnell, Cambridge University Press, 217 s., 2017.
The Concept of Action, N. J. Enfield, Jack Sidnell, Cambridge University Press, 217 s., 2017.

İnsanlar kelimeler kullanarak bir şeyler yaptıklarında tam olarak ne yaptıklarını nasıl bilebiliriz? Birçok bilim insanı “eylem” olarak adlandırılan şeylerin “talepler”, “teklifler”, “şikâyetler”, “mazeretler” kategorilerine girdiğini söylemektedir. Bu fikrin kullanışlı olduğu söylenebilir, ancak bu kitabın iddia ettiği gibi, bunlar gerçekten eylem oluşturmazlar, sadece “sahte” bir eylem kavramı icat ederler. Bir insanla iletişim hâlindeyken insanın birincil görevi, o kişinin ne yaptığını kategorize etmek değil, nasıl yanıt vereceğine, o kişinin davranışlarına nasıl tepki vereceğine karar vermektir. Bu kitap, insan sosyalliğinin doğası hakkındaki bazı temel fikirlere dayanan yeni bir “eylem” düşüncesi geliştiriyor. Kitabın yazarlarının sosyal davranışların doğal olarak amaçlı yorumlandığına; insan davranışının bir sosyal sorumluluk bilinci altında şekillendiğine ve dilin, sosyal eylem ve tepki için temel kaynağımız olduğuna dair sağlam dayanakları var.

The Concept of Action, N. J. Enfield, Jack Sidnell, Cambridge University Press, 217 s., 2017.

The Will of the People, T. H. Breen, Harvard University Press, 240 s., 2019
The Will of the People, T. H. Breen, Harvard University Press, 240 s., 2019

Ödüllü bir tarihçi olan T. H. Breen, Halkın İradesi [The Will of the People] isimli bu kitabında Amerika’nın kuruluş öyküsündeki eksik parçayı tamamlamaktadır. Breen, bizi sömürgeci yönetime karşı başlatılan bir isyanı beklenmedik biçimde güçlü ve kalıcı bir devrime dönüştüren sıradan kadın ve erkeklerle tanıştırır. Sekiz yıl süren savaş boyunca, sıradan Amerikalılar olağanüstü bir şey başardı. Kıta Kongresi ve Kıta Ordusu eylemlerinden uzak, devrimin sorumluluğunu üstlendiler. Onlar katılmasalardı, İngiltere’ye karşı hiçbir zafer kazanılamaz, Amerika Birleşik Devletleri bağımsız olamazdı. Sömürgeci isyan, -diğerleri gibi- başarısızlıkla sona ererdi. Çarpıcı özgünlüğü ile, Breen bu kayıp Amerikalıların Amerika Birleşik Devletleri’nin kuruluşundaki rolünü bizlere çok iyi anlatır. Okurun önüne yüzlerce öykü seren yazar, kendi kaderini tayin etme hakkını, doğal eşitlik ve sorumluluk duygusunu bize çok iyi yansıtmayı başarmaktadır.

The Will of the People, T. H. Breen, Harvard University Press, 240 s., 2019

İLGİLİ HABERLER