Dokuz kitap 9 öykü

Drago Jancar, tehlikeyle yüzleşmenin ödülü: çıkış kapısını okura, sonuna kadar aralar.
Drago Jancar, tehlikeyle yüzleşmenin ödülü: çıkış kapısını okura, sonuna kadar aralar.

John Ot, hangi hikayeyi izliyorsa anlatmadıklarını bize bırakıyor. Bazen kendini unutturuyor, bazen ise durun diyor! hayır hayır böyle olmalıydı aslında! Yolları sürekli çatallanan bu eser için arka kapak yazısına atıf yapacak olursak; evet, kesinlikle: “hem klasik hem de çağdaş bir roman!”

İÇİNDEKİLER

Ortaçağ Avrupa’sının karanlık dehlizlerinde, elinde meşaleyle bize yol gösteren Yazar’a ne kadar güvenebiliriz?
Ortaçağ Avrupa’sının karanlık dehlizlerinde, elinde meşaleyle bize yol gösteren Yazar’a ne kadar güvenebiliriz?

Ortaçağ Avrupa’sının karanlık dehlizlerinde, elinde meşaleyle bize yol gösteren Yazar’a ne kadar güvenebiliriz? Işık nereyi aydınlatırsa aydınlatsın, tam arkamızda, nelerin gizlendiğini bilmediğimiz köşeden hışırtılar geliyor.

Tehlikeyle yüzleşmenin ödülü: çıkış kapısını okura, sonuna kadar aralar. Veba, büyüler ve iblisler... John Ot, hangi hikayeyi izliyorsa anlatmadıklarını bize bırakıyor. Bazen kendini unutturuyor, bazen ise durun diyor! hayır hayır böyle olmalıydı aslında!

Yolları sürekli çatallanan bu eser için arka kapak yazısına atıf yapacak olursak; evet, kesinlikle: “hem klasik hem de çağdaş bir roman!”

Kürek Mahkumu, Drago Jancar, Çev: Neşe Ay Başman, Dedalus Yayınları

  • Çağdaş okurun, modern idolleri Benjamin ve Kafka’yı biraraya getiren bu kitapçık, Walter Benjamin’in, Kafka’nın 10. ölüm yıldönümü için yazdığı bir değerlendirme ve RédaBensmaïa’nın yazdığı “Kafka Efekt” başlıklı metinden oluşuyor. Kafka’nın küf kokulu ofisleri, karanlık “şato”su, bitip tükenmek bilmeyen “dava”sı ve düşmeye mahkûm iktidar sahibi “baba” figürleri ile “böcek”lerinin izini Benjamin’in gözünden sürmek isteyen okur, bütün bunların üzerine RédaBensmaïa’nın değerlendirmelerini de okuduğunda Deleuze ve Guattari’nin minör merkezli Kafka yorumu ile Benjamin’in değerlendirmelerini karşılaştırma imkânı bulacaktır.
  • Kafka Üzerineı, Walter Benjamin, Çev: Barış Tanyeri, Deniz Kurt, Altıkırkbeş Yayın

 Anadolu halk masallarında görmeye alışık olduğumuz olağanüstü yapıya başvurarak pek sahici hikayeler anlatıyor.
Anadolu halk masallarında görmeye alışık olduğumuz olağanüstü yapıya başvurarak pek sahici hikayeler anlatıyor.

Tam da yerli fantastiği, fantastiğin Anadolu masalları, halk hikayeleri, kocakarı masalları ve menkıbelerle ilişkisini tartışırken Deniz Tarsus’un İt Gözü ile karşılaştık.

Deniz Tarsus, yerli malı kullanıyor. Anadolu halk masallarında görmeye alışık olduğumuz olağanüstü yapıya başvurarak pek sahici hikayeler anlatıyor. Mekanlarını uzak diyarlardan değil memleketin kasaba ve köylerinden seçiyor.

Fakat bunlar hiçbir şekilde gelenek güzellemesi değil, eskiyi hatırlatmıyor, eskiymiş gibi davranmıyor.

Tam da olması gerektiği gibi mensubu olduğumuz kültürün unsurlarını kullanarak yeni bir şey yapmaya girişiyor. İt Gözü, yerli ve yeni.

İt Gözü, Deniz Tarsus, Can Yayınları

  • Hakan Bıçakcı; son kitabı “Hikayede Büyük Boşluklar Var” ile selamlıyor okuru. Acaba boşlukları okurun doldurmasını mı istiyor? Yoksa zaten bu öyküler o boşluklarla mı anlamlı? Aslında Bıçakcı’nın düşünce dünyası hikayelerine sinmiş biçimde ve arka kapaktaki ifade hikayelerini en iyi şekilde tanımlıyor : “Kafa karıştırıcı.” Söz konusu ettiği insan tiplerini öykülerinde çok iyi canlandıran yazar, kurduğu ironilerin yanısıra tanıdık kahramanlarla karşılaştırıyor bizleri... Kimi zaman ikili ilişkilerin denizinde yüzdürüyor, kimi zaman tanıdık bir yazarlık kursu hocasını tasvir ediyor. Kimi zaman “sahnede olan” bir “dinleyici” ile karşı karşıya kalıyoruz. Kimi zaman imkansız öyküler göz kırpıyor bize. Mizahın da bu hikayelerde öne çıktığı bir gerçek ve özetle: Sonunu merak ettiğimiz öyküler bunlar.
  • Hikâyede Büyük Boşluklar Var, Hakan Bıçakçı, İletişim Yayınları

Nihat Genç’in kendi meşrebince yaptığı politik/sosyolojik tahlillere/gözlemlere dayandırdığı bir roman ile karşı karşıyayız.
Nihat Genç’in kendi meşrebince yaptığı politik/sosyolojik tahlillere/gözlemlere dayandırdığı bir roman ile karşı karşıyayız.

Türkiye’de İslamcılık’ın yükselişi(?) üzerine Nihat Genç’in kendi meşrebince yaptığı politik/sosyolojik tahlillere/gözlemlere dayandırdığı bir roman ile karşı karşıyayız.

Her ne kadar o eski ve sağlam hikâyelerindeki tadı yakalayamamış olsa da... Nihat Genç, öfkeli, içten ve yerli -o kendine has- üslubunu İslamcı Erol Nasıl Çıldırdı romanında da koruyor.

Bu damarı sevenler ya da henüz tanışmamış olanlar için Nihat Genç’ten edebiyata tekrar bir merhaba!

İslamcı Erol Nasıl Çıldırdı, Nihat Genç, April Yayıncılık

  • Kara mizah dalında önemli bir örnek olan Rus yazarın 1923-1945 yılları arasında kaleme aldığı kısa öykülerinden oluşan kitap, Ekim Devrimi’nin Rusya üzerindeki etkisini sade bir dille okura sunuyor. Öyküler, insanı Sovyet Rusya sokaklarına çekip, tahrif olmuş sistemin eleştirisini okuyucuya bırakıyor. Zoşçenko, gündelik hayatın sıradanlığını en baştan kurguluyor ve tuhaflıklar serisinden okura sesleniyor: “Bu olay, yoldaşlar, kısa zaman önce oldu.”
  • Eve Giderken, Mihail Zoşçenko, Çev: Hazal Yalın, Helikopter Yayınları

Bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlanan öykülerden oluşan bir roman Düş Parası.
Bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlanan öykülerden oluşan bir roman Düş Parası.

Bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlanan öykülerden oluşan bir roman Düş Parası.

Hepsi de bir şekilde birbiriyle ilişkili olan karakterlerin hikâyeleri, elden ele dolaşan 10 lrietlik bir madeni para aracılığıyla anlatılıyor.

Para bir karakterden diğerine geçerken, hikâyenin odağının değişmesiyle adeta edebi bir bayrak koşusuna tanık oluyoruz.

Düş Parası her şeyden önce, hepimizin hayatlarının nasıl iç içe geçmiş olduğunu, tanımadığımız insanlarla bile nasıl her daim temas halinde olduğumuzu bize çarpıcı bir şekilde hatırlatıyor.

(Basın Bülteninden)

Düş Parası, Marguerite Yourcenar, Çev: Roza Hakmen, Metis Yayınları

  • Tam bir “kaybeden” olan Colonna (50), gazeteci Simei’den iyi bir iş teklifi alıyor: “Yazı işleri sorumlusu ya da benzeri bir şey” sıfatıyla bir yıl boyunca bir günlük gazete için hazırlanan 12 “sıfır sayı”yı yönetecek ve “asla çıkmayacak olan bir günlük gazetenin hazırlanışıyla geçen bir yılın öyküsü”nü anlatan bir kitap yazacak. Eco gözde konuları aracılığıyla İtalya’nın 50 yıllık tarihini yeniden yazıyor: Gladio, bir Papa’ya suikast, başka bir Papa’nın öldürülmesi, hükümet darbeleri, gizli servislerle terör örgütlerinin karmaşık ilişkileri… Ve bir soru: Acaba Mussolini sağ mı? (Basın Bülteninden)
  • Sıfır Sayı, Umberto Eco, Çev: Eren Yücesan Cendey, Doğan Kitap

Yazar bu makalelerde ayrıca V. G. Belinski’nin Rus edebiyat eleştirisine yaptığı katkının altını çizmektedir.
Yazar bu makalelerde ayrıca V. G. Belinski’nin Rus edebiyat eleştirisine yaptığı katkının altını çizmektedir.

Ünlü Rus düşünce ve eylem adamı Çernişevski, “Gogol Dönemi Rus Edebiyatı”nda yer alan makalelerinde Gogol’ün ortaya çıkışını ve sahiciliğini Rus edebiyatında bir dönüm noktası olarak nitelemektedir.

Çernişevski’ye göre Gogol’ün Rus edebiyatına getirdiği gerçekçi soluk adeta bir devrim niteliğindedir; Gogol’le birlikte Rus edebiyatı, Batı edebiyatlarının etkisinden sıyrılarak gerçek kimliğini kazanmaya başlamıştır.

Yazar bu makalelerde ayrıca V. G. Belinski’nin Rus edebiyat eleştirisine yaptığı katkının altını çizmektedir. (Basın Bülteninden)

Gogol Dönemi Rus Edebiyatı, N. G. Çernişevski, Çev: Arif Berberoğlu, Yapı Kredi Yayınları