"POSTUMUZU SERDİK!". POST ÖYKÜ, 2014'TE BU SLOGAN İLE MATBAANIN YOLUNU TUTTU. ÖYKÜYÜ MERKEZİNDE TUTAN DERGİ; KURMACA METİNLER, MAKALELER, İNCELEMELER VE RÖPORTAJLARI DA SAYFALARINA ALIP, İKİ AYDA BİR SATIŞ ŞUBELERİNİN RAFLARINDA YERİNİ ALIYOR. ŞİMDİ, SİZ BU KAYDI DİNLERKEN POST ÖYKÜ, DİJİTAL DÜNYADA DA YENİ BİR ÖYKÜYE İMZA ATIYOR. ATÖLYELER, İLGİNÇ DOSYALAR VE YAZARLARIN MUTFAĞINDA OLUP, BİTENLER! TÜM BUNLAR VE DAHA FAZLASI SAYFALARDAN EKRANLARINIZA TAŞACAK! POST ÖYKÜ VE GZT'Yİ SOSYAL MEDYA MECRALARI ÜZERİNDEN TAKİP ETMEYE BAŞLAYIN.

20.356 Takipçi
POST ÖYKÜ HAKKINDA

En uzak ihtimal

Mustafa ​Çevikdoğan, biçimsel numaralarla okumaya alıştığımız pek çok kurgu yapısını, dili esnetmeden tamamlamayı başarıyor.
Mustafa ​Çevikdoğan, biçimsel numaralarla okumaya alıştığımız pek çok kurgu yapısını, dili esnetmeden tamamlamayı başarıyor.

Form tercihi direkt olarak Çevikdoğan öykü yapısının omurgasını da oluşturuyor. İçerik olarak yakın kurgular anlatan çağdaşlarından temel farkı da bu noktada kendini açığa çıkartıyor. Çoğunlukla tercih edilen teknikte anlatının yapısına uygun olarak hikaye genellikle çözüm noktasına yakın bir yerden başlayıp ardından geriye sıçrarken, Çevikdoğan’da zaman çizgisi bozulmuyor.

İçindekiler

Mustafa Çevikdoğan öyküleriyle ilk olarak Ğ dergisinde tanışmıştım. Tür üzerine yeni yeni düşünmeye başladığım, hikayelerime uygun bir dil geliştirmeye çalıştığım yıllardı. Ana akımdaki kurgu tekniklerini esnetmenin yollarını ararken Çevikdoğan’ın yayımladıklarından oldukça etkilenmiştim. Benim için erken keşfedilmiş metinlerin Can Yayınları’ndan çıkan geç kalmış kitabı Temiz Kâğıdı 13 öyküden oluşuyor.

Yetkin bir editör olarak da tanıdığımız Çevikdoğan, eserlerinde temel aktarım aracı olarak dilin duruluğunu tercih ediyor.
Yetkin bir editör olarak da tanıdığımız Çevikdoğan, eserlerinde temel aktarım aracı olarak dilin duruluğunu tercih ediyor.

Metinler hakkında ilk başlıkta konuşulacak şey ön plana çıkan yazarın dili kullanma becerisi. 50 kuşağı öykücülerinden miras sade ve temiz bir Türkçe öykülerin tamamına hâkim durumda. Yetkin bir editör olarak da tanıdığımız Çevikdoğan, eserlerinde temel aktarım aracı olarak dilin duruluğunu tercih ediyor. Biçimsel numaralarla okumaya alıştığımız pek çok kurgu yapısını, dili esnetmeden tamamlamayı başarıyor. Bu tutum, kitaptaki öykülerin tümü için geçerli bir tespit. Yazarın üslubunun temel taşı. Bunu korumak adına da iç ses, bilinç akışı gibi tekniklerden sıklıkla faydalanıyor: “Farz et ki edebi bir metnin içindesin. Seversin sen hikaye okumayı. Hikayenin ana unsurları nelerdir? Olay, mekân, zaman ve karakterler.”

Form tercihi direkt olarak Çevikdoğan öykü yapısının omurgasını da oluşturuyor. İçerik olarak yakın kurgular anlatan çağdaşlarından temel farkı da bu noktada kendini açığa çıkartıyor. Çoğunlukla tercih edilen teknikte anlatının yapısına uygun olarak hikaye genellikle çözüm noktasına yakın bir yerden başlayıp ardından geriye sıçrarken, Çevikdoğan’da zaman çizgisi bozulmuyor.

Yazar, alışık olduğumuz hayattan bir karakteri anlatmaya başlıyor (A). İstanbul’da her an rastlayabileceğiniz kişiler bunlar. Bu bölüme gelecekte yaşanacaklara ilişkin notlar ekliyor. Ardından açıklanamaz bir durum karakterin başına gelerek hayatını alt üst ediyor (B). Öykülerde çoğunlukla bu durum (B) gerçeküstü ve kendi içinde tutarsız bir olgu. Hikayesi anlatılan, hızla içinde bulunduğu durumu çözmeye ve bir yandan da alışmaya çalışıyor (C). Büyük kentlerde sıklıkla karşılaştığımız absürt durumlar Çevikdoğan’ın öykülerinde en uzak ihtimallere kadar götürülerek ortaya yeni düşünme biçimlerinin çıkmasına neden oluyor.

Okurların keyifle, yazarların titiz notlar çıkartarak okuyacağı bir kitap Temiz Kâğıdı.
Okurların keyifle, yazarların titiz notlar çıkartarak okuyacağı bir kitap Temiz Kâğıdı.

Kitaptaki eserlerin büyük bir kısmı A-B-C sırasına sahip akışlarıyla günümüzde sıklıkla kullanılan B-A öykü girişinden ayrılıyor. Burada yazının başında bahsettiğimiz dil kullanımı da başarıyı katlıyor. Ardından okumaktan en çok keyif aldığım olaylar silsilesinin zamanı geliyor. Çevikdoğan C’nin içinde çok sayıda küçük öyküler anlatıyor, yeni karakterler ekliyor, ihtimalleri sonuna kadar götürüyor. Metinlerin en kuvvetli bölümünü buradaki anlatılar oluşturuyor. Bu bölümde dilin formunu bozmayan karakter, alıştığı mantık dışı durumu kabullenip çözmeye çalışırken yaşadığı küçük olaylar, metnin tamamındaki düğümlerle birleşerek akıştaki bütünlüğü sağlıyor. Öykülerde “Geçen gün dilimi ısırdım, bütün hayatım değişti. Anlatayım” ya da “... Naci Doğru, henüz aracın sahanlığındayken diğer yolculara, ‘Beyler, arkaya ilerleyelim!’ diyerek tarihe geçti.” gibi cümlelerin ardından karakterin macerası başlıyor. C bölümde öykünün hacmi artıkça, düğümler sıklaşıyor. Son bölümde ise başlangıçta garipsenen durum normale dönüyor ve anlatı noktalanıyor.

Okurların keyifle, yazarların titiz notlar çıkartarak okuyacağı bir kitap Temiz Kâğıdı. Devamını bu kadar bekletmemesi dilekleriyle bahtı açık olsun!