20.356 Takipçi

Yola ‘seyahat kültürü dergisi’ olarak çıkan Skyroad artık dijitalde! Hem Türkiye’yi hem de dünyayı keşfetmek, film, kitap ve mekanlarla ilgili önerilerde bulunmak ya da keyifli etkinlikleri herkesten önce duyurmak için Skyroad sizinle.

2017 Türk Dünyası Kültür Başkenti: Türkistan

Türkistan’ın sokaklarında adım başı şehrin misafirperverliğini ve felsefesini anlatan hikmetli sözlerin yer aldığı levhalar ve taklarla karşılaşacaksınız.
Türkistan’ın sokaklarında adım başı şehrin misafirperverliğini ve felsefesini anlatan hikmetli sözlerin yer aldığı levhalar ve taklarla karşılaşacaksınız.

Kazakistan’ın kadim şehri Türkistan, gizli kalmış güzelliği ile sürekli gelişen ve değişen bir yer. Türk dünyasının önemli sembollerinden Ahmet Yesevi’nin ihtişamlı türbesinin yer aldığı, her yıl renkli Nevruz kutlamalarına sahne olan ve mimarisi ile hayranlık uyandıran şehir, bu yıl Türk Dünyası Kültür Başkenti seçildiği için birçok önemli etkinliğe de ev sahipliği yapacak.

Kazakistan’ın Çimkent bölgesinde bulunan, hem nüfus hem de yüzölçümü bakımından en küçük kentlerinden birisi olan Türkistan, Güney Kazakistan Eyaletine bağlı, 100 bini aşan nüfusuyla ilk bakışta sıradan görünen bir şehir. Eski adı Yesi olan şehirde bugün Kazaklar, Özbekler ve Ahıska Türkleri yaşıyor. Gelir kaynağını tarımdan ve hayvancılıktan sağlayan Türkistan, bir zamanlar dünya ticaretinin aktığı İpek Yolu’nun da hala bir parçası. Türkistan’a ulaşmak için Türk Hava Yolları’nın Kazakistan’ın Almatı uçuşunu tercih etmek en mantıklısı. Buradan Türkistan’a olan 100 kilometrelik yolu trenle aşmak, yol boyunca uzanan uçsuz bucaksız arazilerde otlayan koyun, sığır, at ve deve sürülerin bize eşlik etmesini ve dinlenmemizi sağlıyor.

Şehrin girişinde bir elinde kımız diye adlandırılan at sütü, diğer elinde kımran denilen deve sütü kasesi tutan ve Kazakların misafirperverliğini sembolize eden dev “Kazak Kızı” heykeli karşılayacak sizi. Yüksek binaların bulunmadığı, en fazla iki üç katlı evlerin yer aldığı şehirde modern şehirlerde yaşayan insanlar olarak ilk dikkatimizi çeken ilk şey ise, uzun zamandır gökyüzünü bu kadar berrak ve uçsuz bucaksız görmediğimiz olacak. Tarihte bilinen ilk Türk mutasavvıfı olan, Türklüğün ve İslam’ı kavrayış tarzının Türkistan ve Anadolu coğrafyasında yayılmasını sağlayan, “Hazret-i Türkistan” namlı Hoca Ahmet Yesevi’nin binli yıllarda yaşadığı Türkistan’ın sokaklarında adım başı şehrin misafirperverliğini ve felsefesini anlatan hikmetli sözlerin yer aldığı levhalar ve taklarla karşılaşacaksınız. Şehre adım attığımız andan itibaren, Türkistanlıların özellikle Türkiye’den gelen misafirlere gösterdiği özel ilgi ve güler yüz ise, yabancı bir ülkede olmadığınız hissini yaşatacak size.

Türkistan’a gitmek için en doğru tarih, bana göre bu ay. Çünkü her yıl mart ayında gerçekleşen Nevruz kutlamaları şehri bambaşka bir havaya bürüyor. Bugünlerde giderseniz eğer, rengarenk milli kıyafetlerini giymiş kadınların, erkeklerin bütün sokaklarına yayıldığı şehirden gökyüzüne yayılan yemek kokuları, insanın ruhunda dans etme isteği uyandıracak müzik sesleri ile sanki yüz yıllar önceden kopup gelmiş bir masal şehrinde olduğunuz duygusu kuşatacak sizi. Nevruz kutlamalarından arda kalan zamanlarda ise, Hoca Ahmet Yesevi Türbesi’ni, Etnografya müzesini ve İpek Yolu’nun ruhunun yaşadığı Aziz Pazarı’nı gezebilirsiniz. Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı TÜRKSOY Daimi Konseyi tarafından da 2017 Türk Dünyası Kültür Başkenti seçilen Türkistan, bu yıl Türki Cumhuriyetlerden birçok sanatçının katılımıyla düzenlenen etkinliğe sahne olacak.

TÜRKISTAN’DA BIR BAŞKADIR NEVRUZ KUTLAMALARI

Nevruz törenleri Türkistan’da her yıl 21-24 Mart tarihlerinde yapılıyor. Dostluk, kardeşlik, paylaşım ve birlikte eğlenmenin en güzel örneklerinin yaşandığı kutlamalarda, şehirde yaşayanlar rengarenk milli kıyafetleriyle meydanları adeta bir gökkuşağına çeviriyor. Nevruz’a özel büyük çadırların kurulduğu, Türkistan’a has kazan kazan pilavların pişirildiği, kımızların içildiği, baursak, samsa, at eti ve Nevruz kojesi gibi çeşit çeşit yemeklerin yer aldığı büyük sofraların kurulduğu kutlamalarda, bir yandan yemek yerken diğer yandan kopuz, dombra dinliyorsunuz. Kazak kızların yaptığı danslar ise kutlamalara şahane bir görsellik katıyor. Eğer bu kutlamalara yolunuz düşerse, ömrünüzün bütün baharlarını Türkistan’da karşılamak isteyeceksiniz.

KÖKPAR OYUNU / BUZKASHI

Nevruz kutlamaları sırasında karşılaşacağınız sahnelerden biri de Kazakların milli at sporu olan “kökpar oyunu”. Geniş bir düzlükte darbelere dayanıklı, eğitimli atlarla takım halinde ya da bireysel olarak oynanan bu oyun, bir oğlağın yerden alınarak bayrak direğinin bulunduğu yuvarlak alana bırakılmasıyla sonuçlanıyor. Oğlağı taşıyan atlı kişiye takım arkadaşları yardım ederken, rakip atlılar bunu engellemeye ya da oğlağı çalmaya çalışır.

AZİZ PAZARI

Şehirde yer alan Kahramanlık Parkı’nın karşısından tüm Türkistanlıların aradığı her şeyi bulabildiği Aziz Pazarı yer alıyor. Haftanın her günü açık olan bu pazarda, semaverden bitki tohumuna, keçeden yapılmış hediyelik eşyalardan kımıza, kuru yemişten çanta ve çoraba kadar her şeyi bulmak mümkün.

TARİHİ-KÜLTÜREL ETNOGRAFYA MERKEZİ

Şehir merkezinde, Hoca Ahmet Yesevi Türbesinin bulunduğu arkeolojik sit alanının çok yakınında bulunan Tarihi- Kültürel Etnografya Merkezi.

ABİLAY HAN HEYKELİ

Türkistan’ın batısında yer alan tarihi tren garı görülmeye değer güzellikte. Garın önünde Abilay Han’ın heykeli de bulunuyor.

ÜÇ ARIS CAMİİ / ÜÇ ARIS MOSQUE

Ahmet Yesevi Türbesi’ne giden yolun başında bulunan Üç Arıs Camii değişik mimarisi ile dikkat çekiyor.

HOCA AHMET YESEVİ TÜRBESİ

“Hazret-i Türkistan” namlı Hoca Ahmet Yesevi Türbesi şehrin merkezinde ve mis kokan gül bahçelerinin ortasında yer alıyor. Bir zamanlar oldukça mütevazi olan türbe, Çağatay Hanı Timur’un bir gün rüyasında Hoca Ahmet Yesevi’nin kendisine Buhara’yı alacağını müjdelemesinin ardından, onun talimatıyla 1389 yılında büyütülmüş. Türbenin duvarlarındaki özel şekiller Kur’an-ı Kerim’deki ayetlerden ve sözlerden oluşuyor. Giriş kapısının üstündeki ağaç dalları ise Yesevi’nin yalın yaşam felsefesini, mimarisinde kullanılan tuğla ve ağaç ise gösterişten uzak bir yaşam sürmesini yansıtıyor. 16. yüzyılda bazı ilaveler ve restorasyon çalışmaları yapılan, 19. yüzyılda Kokand Hanı tarafından etrafına surlar çektirilen türbe, Sovyetler Birliği döneminde kendi haline bırakılarak neredeyse yıkılacak hale gelmiş. Türbe, 1991 yılında Kazakistan Cumhuriyetinin kurulmasının ardından, 2000 yılında Türkiye Türk İş Birliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) desteği ile restore edilerek bugünkü görünümüne kavuşmuş. Türbe, 2003’de UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine eklenmiş.

TÜRKISTAN'IN TEK ÜNIVERSITESI: AHMET YESEVİ

Türkistan’ın 1992 yılında açılan ve tek olan üniversitesi Ahmet Yesevi Üniversitesi (AYÜ) Kazakistan’da üniversiteye bağlı çalışan tek hastaneye sahip yer. Türkiye ve Kazakistan Cumhuriyetlerinin ortak eğitim-öğretim kurumu olan bu üniversite, hem kentin hem de ülkenin en önemli yüksek öğretim kurumlarından birisi. Türkiye’den ve Türki Cumhuriyetlerden birçok öğrencisi bulunan üniversite, şehrin gelişimine, değişimine ve ekonomisine önemli katkı sağlıyor.

İLGİLİ HABERLER