YOLA ‘SEYAHAT KÜLTÜRÜ DERGİSİ’ OLARAK ÇIKAN SKYROAD ARTIK DİJİTALDE! HEM TÜRKİYE’Yİ HEM DE DÜNYAYI KEŞFETMEK, FİLM, KİTAP VE MEKANLARLA İLGİLİ ÖNERİLERDE BULUNMAK YA DA KEYİFLİ ETKİNLİKLERİ HERKESTEN ÖNCE DUYURMAK İÇİN SKYROAD SİZİNLE.

20.356 Takipçi
SKYROAD HAKKINDA

Güllerin içinde bir şehir: Isparta

Isparta, Isparta ilinin merkez ilçesidir.
Isparta, Isparta ilinin merkez ilçesidir.

Ege, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerinin kesiştiği noktada bulunan Isparta ili, Göller Bölgesinde yer almasından dolayı zengin bir fauna ve floraya sahiptir. Isparta yakın çevresi ile birlikte "Pisidia" yöresinin önemli yerleşim merkezlerinden birisidir. Yöredeki yerleşmenin tarihi paleolitik (eskitaş) dönemine kadar dayanmaktadır.

İçindekiler

Adı tarihin derinliklerinden

Büyük İskender kral olduktan sonra (MÖ 356 - MÖ 323), Anadolu'nun batısı Yunan egemenliği altına geçmiş. İskender'in ölümünden sonra bu bölge, 36 yıl Atina'ya bağımlı kalmış. Bu yıllarda Mora yarımadasında yaşamakta olan Ispartalılar ile Atina Yunanları, Anadolu'nun batısına göç etmeye başlamışlar. Batıya doğru göçen bu kitle, geldikleri bu toprak parçasının adını Isparta koymuşlar.

Şehir, yöreye özgü el dokuması halılarıyla ve gül yetiştiriciliğiyle tanınmaktadır.
Şehir, yöreye özgü el dokuması halılarıyla ve gül yetiştiriciliğiyle tanınmaktadır.

Güllerin içinde bir şehir

Özellikle klasik edebiyatın has malzemelerinden biridir gül. Edebiyatımızın bülbülle birlikte eskimeyen iki önemli aktörü desek yeridir. Edebiyatın derin kökleri biraz da gülde saklıdır. Isparta’nın derin köklerinin de gülde saklı olduğu gibi…

Oldukça uzun bir tarihi olan gülün bilinen ilk izlerine 35 milyon yıl önce rastlanmış. İnsan yokken gül varmış kısacası. Belli ki insan özlemin ne olduğunu, kendinden çok vakit önce dünyada bulunan bu haberciden öğrenmiş.

Isparta ve çevresindeki yerleşim tarihi Paleolitik döneme kadar uzanmaktadır
Isparta ve çevresindeki yerleşim tarihi Paleolitik döneme kadar uzanmaktadır
Isparta’nın hayalindeki güle kavuşması ise bir buçuk asır öncesine, İsmail Efendi’ye gider.

O, hayli çileli, yorucu uğraşlardan sonra hem kendini hem de gülü kabul ettirir bütün Isparta’ya. Buna kabul ettirmek değil tanıtmak ya da haber vermek de diyebiliriz. Çok çalışmış, çok yorulmuş ama sonunda başarmış. Sonunda başardığı ise Isparta’yı yıllar sonra bir gül şehri haline getirmekmiş.

Gül yağı, Anadolu’ya 1870’lerin başlarında Bulgaristan’dan gelen göçmenler tarafından getirilmiştir.

Isparta’da ise gülyağı üretimi 1892 yılında -yukarıda bahsettiğimiz- Müftüzade İsmail Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir.

Uzunca bir süre, İsmail Efendi’nin gerçekleştirdiği ilk basit üretim tipiyle gülyağı üretilmeye devam edilmişti Isparta’da. Köy tipi yağ üretimi, Atatürk’ün 1935 yılında verdiği talimatla beraber, sanayi ölçekli üretime geçilerek sona ermiştir.

 Isparta' nın da önemli yerleşim merkezlerinden biri olduğu Pisidia bölgesine M.Ö. 2000’lerde Luvi ve Arzava toplulukları yerleşmiştir.
Isparta' nın da önemli yerleşim merkezlerinden biri olduğu Pisidia bölgesine M.Ö. 2000’lerde Luvi ve Arzava toplulukları yerleşmiştir.

Sesiz, sakin, derinden

Yeryüzündeki 1350 gül türünden 24 tanesi Türkiye’de bulunur. Rosa damascena Mill nam-ı diğer Isparta Gülü bunların en kıymetlisidir. Bu gül türü yarım katmerli, kokusu kuvvetli, dikenli ve kışa dayanaklıdır. Antalya, Burdur ve Isparta’yı içine alan bir bölge var; Göller Bölgesi yahut daha güzel bir söyleyişle Göller Yöresi. İşte Isparta, bu yörenin en müstesna bölgesidir. Denizin baskınlığından uzak, bir nehrin darlığından azade, yayvan ve hem bize hem de kendine sakin.

Kulaktan kulağa dolaşan bir halk hikayesi

 M.Ö. 323’te Büyük İskender’in ölümüyle beraber sırasıyla Seleukos, Bergama Krallığı ve sonrasında Roma hakimiyetine girmiştir.
M.Ö. 323’te Büyük İskender’in ölümüyle beraber sırasıyla Seleukos, Bergama Krallığı ve sonrasında Roma hakimiyetine girmiştir.

Vaktiyle Gülistan denilen bir diyarın Gülsultan adında bir hükümdarı, onun da ahu bakışlı bir kızı varmış. Kız, gül tarlaları arasında doğup büyüdüğü için kendisi de güller gibi kokarmış. Bütün tabiat bu kıza âşıkmış. Bu güzel kız yüzünden komşu dağlar yıllarca birbirleriyle mücadele etmiş, didişip durmuşlar. Neden sonra bir karara varıp demişler ki:

"El ele, omuz omuza verelim de geniş bir dağ halkası yapalım. Halkanın ortasında hâsıl olacak ovayı bereketlendirelim. Ovanın güney bölgesini bağ, bahçe ve gül tarlaları ile süsleyelim. Hiçbirimize yâr olmayan sevgilimizi oraya yerleştirelim ve onun güzelliğini uzaktan seyredelim."