Ayşe Döne

SPOR YAZARI

Oyunun favorisi belli skorun değil

Süper ligin şampiyonluk düğümünü çözen haftalar haricindeki en önemli haftasına geldik. Galatasaray- Fenerbahçe derbisi.  Ligin kaçıncı haftası olursa olsun iki takımın zirveye uzaklığı ya da yakınlığının bir öneminin olmadığı zamanlar bile bu derbi her maçtan önemlidir. Taraftarlar arasındaki atışmalar, futbolcuların motivasyonu, tvlerin derbiyi konuşmaları derbiye özel programların yapılması günler önceden başlar. Fenerbahçeli futbolcu Soldado’nun dünkü basın toplantısında da söylediği gibi“Bu...

Furkan Gençoğlu

HABER YAZARI

Sonra Bir Uyandım / 1

Sonra bir uyandım Malta’dayız. Yaklaşık 6 ay burada kalacağız diye ümit ediyoruz. Endişeli gözlerle etrafı seyrediyoruz. İnternette araştırma yaptığımda bir küçücük adalar ülkesi olarak bahsetmişler bu adadan. Adalar ülkesi diyorum çünkü üç adadan oluşuyor burası. Malta, Gozo, Comino... Sadece Malta ve Gozo’da yerleşim mevcut. Comino’da ise Avrupa’nın en güzel koyu olarak ünlenmiş Blue Lagoon bulunuyor. Bu yüzden yerleşim olmamasına rağmen Malta’yı Malta yapan en büyük etkenlerden biri Comino ad...

Mehmet Ali Söylet

HABER YAZARI

Yabancı sınırlaması mı yerli kıyağı mı?

Futbolda ve basketbolda yabancı sınırlaması Türkiye’de hala bitmeyen, yakın gelecekte bitecek gibi de görünmeyen büyük bir tartışma. Özellikle futbolda yabancı sınırlaması son haftalarda A Milli Futbol Takımı’nın aldığı kötü sonuçlar neticesinde yeniden alevlendi, bazı futbolcuların destekleriyle devam etti, milli takımların “yabancı” teknik direktörü de Dünya Kupası elemelerindeki kritik maçların kaybedilmesiyle konuyu gündeme getirdi ve siyaset de tartışmaya dahil oldu. Peki bu tartışmaların n...

Tunahan Elmas

HABER YAZARI

Yakın Tarihten Bir Utanç Vesikası: 6-7 Eylül

–”Vali Bey İstanbul yakılıp yıkılırken, siz polislerin size sağladığı emniyet içinde nasıl orada gönül rahatlığıyla oturuyorsunuz. Ayıp değil mi? Bu büyük bir felaket, bu milli bir felaket.” -”Efendim yanımda İç İşleri Bakanı Namık Gedik var, dilerseniz ona vereyim.” Namık Gedik; -”Öyle milli felaket falan değil. Bu milli bir isyan. Şu anda yaşadıklarımızın adı milli bir kıyamdır. Gençlik kıyama kalktı. Ortada dram yok.” -”Çok yazık Namık… Yaşanan trajediyi milli bir kıyam olarak nit...

Mehmet Ali Gökalp

HABER YAZARI

Olmayacak Dua: Altın Tahvili ve Sukuk İhracı

Türk insanının yastık altında 100 milyar dolarlık altın rezervi olduğu tahmin ediliyor. Bu altınları ekonomiye kazandırmak için ekonomi yönetimini altın tahvili ve altına dayalı sukuk ihracı başladı. İlk anda kulağa çok hoş gelse de bence aşağıda yazacağım sebeplerden ötürü tahvil talebinin istenen rakamlara ulaşması mümkün olmayacak. Türk ekonomisinin en büyük sorunu olan yetersiz tasarruf oranını arttırmak için ekonomi yönetimi birtakım çalışmalar denedi, ancak çalışmaların altyapı yetersizliğ...

Asya Karagül

HABER YAZARI

Sınırlandırılan iktidar

Geçmişi bugünün değerleriyle yargıladığımızda çoğunlukla yanlışa düşeriz. Örneğin Cumhuriyet rejimi ile yönetilen bizler geçmişe baktığımızda monarşiyi çoğunlukla eleştiririz. Oysa toplumlar gibi devletler de zaman ve mekana göre şekil değiştirirler. Yani bugün içinde yaşadığımız dünya siyasi sistemi ve benimsediğimiz kültürel değerler mutlak iyiye ulaştığımızı kanıtlamaz.  Retrospektif bakış açısı, içerisinde yanlış yargılar çıkmasına sebep olan riskler barındırır. Tarihin sürekli iyiye doğr...

Tunahan Elmas

HABER YAZARI

Kriz, Ambargo ve 21 Amerikan Üssünün Kapatılması

‘İktidarını kaybetmiş bir şekilde, zorunlu ikamet kararıyla getirildiği Çanakkale’nin Lapseki ilçesine bağlı Zincirbozan’daki askeri tesiste geceyi geçiriyordu. Yeni dönemin neler getireceği sorusu kafasını kurcalarken, bulunduğu üssün eski bir Amerikan radar üssü olduğunu öğrendi. Bu tesis yaklaşık beş sene önce bizzat onun emriyle kapatılan 21 Amerikan tesisinden biriydi. Tesisin girişinde dalgalanan Türk Bayrağına baktı ve gülümsedi. Kaderin cilvesi miydi bilinmez yıllar önce kapattırdığı Ame...

Tuncay Güneş

HABER YAZARI

Güçlü Sermaye Piyasası için neler yapmalı

Sermaye piyasasında yapılan yatırımlar ülkemizin büyümesi ve dünya ile rekabet edebilmesi için son derece önemlidir. Ülkemizin sermaye piyasasındaki oyuncuları 1- Aracı Kurumlar 2-Portföy Yönetim şirketleridir. Ve bu şirketler fon yönetimi ile faaliyet göstermektedir. Bu fonlar kendi içinde Konvansiyonel fonlar ve Serbest fon (Hedge fon) olarak 2’ye ayrılmaktadır. Borsa İstanbul’da yatırımcı sayısı 200 bin civarındadır. Ve bunların 80 bini 50.000 TL’nin üstünde yatırım yapmaktadır. Ülke ge...

Tunahan Elmas

HABER YAZARI

Tarihe geçen bir sözün anlattıkları

Bir hayal kırıklığı hikayesi; tarihe geçen bir sözden arda kalanlar 12 Eylül yargılamaları devam ederken ülkücüler davasında söylenen bir söz tarihe geçti. 12 Eylül öncesi MHP ve ülkücü siyasetin ideologlarından Agah Oktay Güner’in mahkemede söylediği ‘fikirlerimiz iktidarda, biz zindandayız’ sözü, 80 öncesi ülkücülerin 12 Eylül’de yaşadığı hayal kırıklığını tarif ediyordu. Bu söz yıllarca tartışılacak, 12 Eylül’e milliyetçi bir çizgi yükleyerek karşıtlığını bunun üzerinden kurmak isteyen Tür...

Şeyma Özin

HABER YAZARI

Emrah Serbes ile Raskolnikov arasındaki farklar

Edebiyatta bir damar yakalayabilmenin yolu, Dostoyevski’yi defaatle okumuş olmaktan geçer.Popüler edebiyat dergilerindeki kullanılışıyla Dostoyevski bugün iyice sulandırılmış olsa da, 80 kuşağının kendi dilini bulmasında büyük emeği vardır. Dostoyevski’nin vicdanı ve ahlakı, dini imanı para olmuş dünyada İsmet Özel’in deyimi ile tam düşerken tutunduğumuz tuğlalar olarak baş ucumuzda duruyor. Kendimize Rabb da bellemedik onları. Şeksiz şüphesiz iman etmedik. Çünkü şüphe de imandandır, b...

Şeyma Özin

HABER YAZARI

Tek taş üstüne beş taş hayat

Bazıları istediği hayatı yaşar. Bazıları kendi hayatını idealize eder ve ‘bak, benimki çok güzel’ diye kendi idealini kafanıza kakar. Bundan sebep bazılarımız da vay benim güngörmemişliğim diye sızlanır durur. Ben şimdi ne idealize etmiş ne kafaya kakmış ne de sızlanmış olmamak için yazmayı tercih ediyorum. Yazının sonunda yol hangisine çıkarsa siz ilk sapaktan gerisin geri dönün. Hepimizin hayattaki varoluş kaygısı farklı. Hatta bazılarımız böyle bir kaygının var...

Şeyma Özin

HABER YAZARI

Çocuk yetiştirmek de sahne sanatlarına dahil

Doğumun gerçekleşeceği tarihe aylar kala banka hesabına yüklü miktarda para yatır ve Amerikan vizesine başvur. Vize çıkarsa kalacağın yeri bul ve doğumdan sonra da bir süre orada kalacağın için kendini bu duruma göre ayarla. Doğmamış çocuğa biçtiğin donun astarının, yüzünden pahalıya geleceğini bil ve doğmamış çocuğun rızkını yine bunun için harca. Tamam mı, doğdu mu, evladın artık çifte vatandaş. Senin gibi geleceği öngörüp daha bugünden evladiyelik planlar yapan bir annesi old...

Asya Karagül

HABER YAZARI

Modern Ortaçağ ve Türkofobi

İnsanoğlu yaratıldığından beri bir takım endişe ve korkular içerisindedir. Eski çağlarda bu korku, bir hayvandan veya bir olaydan ötürüdür. Modern zamanlara gelindiğindeyse insan, kendisine farklı gelen her türlü ayrıntıdan kaçınır. Avrupai deyişle bu "fobiler" gündelik yaşamı etkilediği kadar devlet yönetimlerine, uluslararası politikaya dahî yön vermiştir. Her devletin, milletin ve medeniyetin tarihsel deneyimine bağlı olarak bir takım devlet, millet ve medeniyetlere karşı ön yargısı ve bu ön ...

Mehmet Ali Gökalp

HABER YAZARI

Doların Ekonomimize Olan Etkisini Azaltmak İçin Ne Yapmalı

Gerçekten millet olarak Amerikan para birimi olan dolardan bıktık.İşçisini,patronunu,politikacısını,çiftçisini,köylüsünü,kentlisini,bekarını,evleneceklerini,finansçısını,esnafını, alacaklısını,  borçlusunu kısaca  80 milyonu canından bezdirdi. Dolar kurunun inmesi bir dert, çıkması başka bir dert.  Dolar kuru indiği zaman ihracatçıyı yurtdışındaki üreticiyle fiyat rekabeti yapamadığı için vuruyor, iç piyasaya üretim yapan sanayiciyi ithal etmesi üretmekten daha ucuza geldiği için vuruyor ve r...

Şeyma Özin

HABER YAZARI

Gülmeseydim iyiydi

Evren dedik olmadı, karma dedik bu sefer de farklı bir anlama meyyal olmadı, iyi enerji dediğimiz güneş enerjisinin yanına yaklaşamadı. Çok satan Amerikan menşeili olumlama kitaplarını aldık gizli gizli, kimsecikler yokken okuduk. Varsa yoksa ayna diyordu bu kitaplar. "Bre deyyuslar şimdi Lacan’dan ne farkınız kaldı? " demedik dikkate aldık.  Bir kere olsun kendimizi görmek için bakmadığımız, hep başkalarındaki aksimizi yokladığımız aynaların karşısına geçtik. Derin bir nefes alıp gür ...

İnsanlar dünyayı mesken edindiklerinde henüz hiç bir kavram ve mantalite şeması çizilmemişti. Ne zaman ki insanlar, olayların ve durumların getirisi ile; medeniyet, kültür, adalet, özgürlük, hukuk, insan hakları gibi terimlere gereksinim duydular, işte o zaman kendilerini bunlara muhtaç ettiler. Aslında doğada bulunmayan bu tip kavramlar ile insanoğlu kendini bir kutuya hapsetti ve bu kutu içerisinde özgürlük mücadelesi vermeye başladı. En özgür olanlarımız bile aslında bugün sadece o kutunun sınırları içerisinde özgür.

Ne diyorduk, kavramlar... Kavramlar bugünlerde entelektüellik seviyesini belirler hale gelmiş. Bir cümle içerisinde kaç kavram kullandığınız önemli değil. Asıl mesele kavramın mahiyetini/özünü benimsemekte.

Bu yazıda bahsedeceğim "medeniyet" kavramı da bunlar arasında en popüleri. Günümüzde pek çok yerde karşımıza çıkan bu kavramın anlamını ve üzerinde muhalefet edilen kısımlarını pek azımız biliyoruz.

Medeniyet kavramının anlam tartışmalarına girmeden önce meşhur tarihçi Fernand Braudel'in bu konuyla ilgili bir sözünü hatırlatmak istiyorum;

"Medeniyet sözcüğünü, düz bir çizgiyi, üçgeni veya bir kimyasal elementi tanımlarmış gibi basit ve kesin bir biçimde tanımlayabilmek güzel olurdu. Maalesef sosyal bilimlerin sözcük dağarcığı böylesi tanımlara pek az izin verir."

Unutmayın; Medeniyet mefhumu, sahranın ortasında aranan meçhul bir hurma ağacıdır.
Batı'da kullanılan "civilisation" kavramı, pek çok batılı kavram ile Türkleri tanıştıran Reşid Paşa sayesinde, Osmanlıca'ya "medeniyet" olarak aktarılmıştır. Bu kavram, Arapça'da “şehir" anlamına gelen "Medine" kelimesinden türetilmiştir.

Üzerinde çok tartışılan "civilisation/medeniyet" kavramı hakkında aydınlarımızın yaptığı yorumlara değinerek bu tünelin sonunu bir nebze aydınlatmaya çalışalım. (Burada anlatmaya çalışacağım zat-ı muhteremler, üzerinde uzun okumalar yapılması ve anlaşılmaya çalışılması gereken kişilerdir. Ben ise sadece bir reklam filmi sunuyorum.)

1913-17 yılları arası Osmanlı sadrazamı olan Said Halim Paşa'nın 'Buhranlarımız" adlı eserinde medeniyet için yapılmış kesin bir tanımlama bulunmamakla birlikte pek çok yazısında medeniyet kavramı geçer. Paşa'ya göre medeniyetlerin temeli dindir, “ideallerimiz, sosyal ve siyasi kanaatlerimiz tamamıyla dinimizden doğmuştur".

Toplumsal yapıyı ve milliyet unsurunu medeniyet kavramının mihenk taşları olarak gören Said Halim Paşa, Batı'yı anlamadan uygulanan her yeniliğin taklitten öteye gitmeyeceğini savunur. Medeniyetin taklit edilmeye çalışılmasını dönemin kötü şartlarının sebebi olarak görmüştür. Batı'nın çözümlerinin Osmanlı'ya uymayacağı kanaatindedir. Paşa'ya göre, “içinde ümitsizce çırpınıp durulan şu elemli buhranın tek sebebi, Batı medeniyetine kayıtsız şartsız girmek ve kendi medeniyetimizi tanımamak isteyişimizdendir."

Mehmet Akif Ersoy ise medeniyeti iki yönlü tahlil eder. Onun anlayışında din, dil ve kültür değişmez asli değerlerdir. İnsanların bu asli değerlere olan bağlılıklarını yitirmeleri aralarındaki bağların kopmasına sebep olacaktır. Akif, ülke gelişiminde her medeniyetin fenni olarak iyi yanlarını alma taraftarıdır. Bunu da şu sözleriyle açıklar;

"Bu cihetten , hani, hiç yılmasın, oğlum, gözünüz;
Sade Garb'ın, yalınız ilmine dönsün yüzünüz.
O çocuklarla beraber, gece gündüz, didinin;
Giden üç yüz senelik ilmi sık elden edinin!
Fen diyarında sızan na-mütenahi pınarı,
Hem için, hem getirin yurda o nafi suları,
Aynı menbaları ihya için artık burada,
Kafanız işlesin, oğlum, kanal olsun arada."

Sezai Karakoç, yaygın kullanılan Batı ve Doğu medeniyetlerinin yanında İslâm medeniyetini Doğu'dan ayrı bir medeniyet olarak açıklar.

Karakoç'a göre, Batı'nın net coğrafi sınırları yoktur ve ideolojisi “Bilim ve teknolojiyle donanan bir emperyalizm"dir. Doğu ise bütün olarak Asya'dır ve esas olan ideolojisi “değişmeden kalabilmektir." İslam ise bu ikisinden ayrıdır. Üstada göre;

“İslâm ne Doğu ne de Batı'dır, Orta'dadır. Bu da pek çok Batılı bilim adamı tarafından fark edilmemekte ve Doğu ile İslâm özdeşleştirilmektedir. İslâm'ı herhangi bir Doğu sistemi olarak görmektedirler."

İslam medeniyeti Hz. Adem'den bu yana gelişmiş kökleri vahiyde saklı olan ve kurucuları peygamberler olan bir medeniyettir.

Bu konuda yabancı düşünürlere değinilebilir ve yorumları olan aydın sayısı arttırılabilir. İnanıyorum ki bahsettiğim her şahıs, hakkında uzunca külliyatlara layıktır fakat tam da bu noktada esas değinmek istediğim mevzuya geliyoruz. Türk ve yabancı pek çok aydının kesiştiği bir nokta burası, merkezi din olan bir medeniyet algısı.

Tüm Avrupa ve Amerika neden İngiliz, Fransız, Alman, Amerikan medeniyeti olarak değil de, Batı medeniyeti olarak anılmaktadır? İmparatorluk somut siyasal bir organizasyonken medeniyet soyut bir kavramdır ve bu ikisi birbirini tamamlar. Fakat Avrupa'nın çoğuna hakim olan Roma İmparatorluğu bile şuan ki Batı medeniyeti olarak adlandırdığımız coğrafi sınırlara vakıf değildi. Yeni Dünya henüz keşfedilmemişti. Peki hiç bir zaman tek siyasi otorite altında yaşamamış Avrupa'yı buluşturan ortak payda nedir?

Roma, Latince konuşan, Katolik, Akdeniz kıyısında kurulmuş, tarıma dayalı antidemokratik bir imparatorluktu. Amerika ise İngilizce konuşan, Protestan, Atlantik Okyanusu'nun öbür yakasında bulunan, ekonomisi teknolojiye dayalı, demokratik bir devlet. Bu ikisini aynı payede buluşturan nokta neresidir? Hristiyanlık.

Dünya'ya bu perspektiften bakmakta yarar var. Zira Hristiyan batılılar da bizi devletler olarak değil, doğulu Müslümanlar olarak görüyorlar.

İşte tam burada hepimiz aklına aynı fotoğraf gelmelidir; Papa'nın iki yanına dizilmiş Avrupa Birliği liderleri.

Unutmayın, Osmanlı devrinde Tanzimat'ta, Cumhuriyet'te ve günümüzde, yüzümüzü Batı'ya döndüğümüzden beri sadece gün batımlarını görüyoruz. Yeni bir gün için, güneşin doğduğu yöne yüzümüzü dönmeli ve gözlerimizi kısmadan Doğu'dan yükselen ışığı görmeliyiz. İçimizde bir cevher var.

Ve o cevher, artık üzerindeki tozları silkelemeye başladı.

"Biz apayrı bir medeniyetin çocuklarıyız; düşman bir medeniyetin, bambaşka ölçüleri olan, çok daha eski, çok daha asil, çok daha insanca bir medeniyetin.-Cemil Meriç"