linkName
ASYA KARAGÜL
GZT YAZARI
1996 yılında İstanbul'un Fatih semtinde dünyaya geldi. Lise öğrenimini Kadıköy Anadolu İmam-Hatip Lisesi'nde tamamladı. Lise yıllarında bazı internet sitelerinde yazarlık yaptı. Kitap okumaya düşkünlüğü ve tarih sevgisinin, her zaman hayal ettiği gazetecilik mesleğinin önüne geçmesiyle İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünü kazandı. Arkadaşlarıyla Medeniyet Araştırmaları kulübünü kurdu ve çeşitli etkinliklere imza attı. Kulübün blog sayfasında akademik düzeye ulaşmaya çabaladığı yazıları hala yayınlanmakta olan yazar, lisans eğitimine devam etmektedir ve tek büyük korkusu okumak istediği kitapların hepsini okumadan bu dünyadan göçmektir.  devamı

Kudüs'ü sahiplenmek!

asyakaragul
ASYA KARAGÜL
GZT YAZARI

İsrail, 1950’de Kudüs’ü başkent ilan ettiğinden beri gittikçe artık demografik, coğrafi, dini ve siyasi değişimi zor kullanarak dikte etme çabası içerisinde. BM’nin 1947’deki kararı ile Kudüs’ün ‘corpus separatum’, uluslararası bir şehir, olması kararlaştırılsa da uluslararası hukuku her zamanki gibi çiğneyen İsrail, bölgede insanların onurlu yaşama çabalarına müdahale etmeye devam ediyor. Kudüs’ün İslam âlemi ve diğer tüm semavi dinler için mukaddes olduğu dünya çapında ortak kabul edilen bir nokta olmasına rağmen bölgedeki istikrarsızlık ve beraberinde gelen sıkıntılara tepkisizlik devam etmekte.

Bugünlerde Kudüs, ABD’nin İsrail’deki konsolosluğunu Kudüs’e intikal ettirme kararı almasıyla gündemde. Bu bizi neden şaşırtıyor? ABD ile İsrail’in en başından beri ‘beraber’ dünyayı salladıklarını bilmiyor muyduk? İsrail’in kuruluşunu ve uluslararası ortamda tanınmasını destekleyen, onun adeta şımarık bir hâlet-i rûhiyeye bürünmesini sağlayan bizzat Amerika Birleşik Devletleri değil midir? Tüm bunların yanında üzerinde durulması gereken daha korkunç ve elim bir durum var; Müslümanların sessizliği. Arap milletleri ve İslam coğrafyasının bu durum karşısında birkaç yazılı tepkiyle işin içerisinden sıyrılma çabalarını göz ardı mı edeceğiz? Bunların büyük bir yanlış anlaşılma durumu olduğunu birkaç güne kadar tüm coğrafyanın ayağa kalkacağına o kadar inanmak istiyorum ki…

Fakat eğer Arap milletleri ve İslam coğrafyasındaki diğer müttefiklerimiz Kudüs'e ihanet edeceklerse bizler Türkiye olarak, tarihsel sürecin içerisindeki bütünlük ile 1917'de bize gurbet olmuş Kudüs'ü tekrar sahipleniriz.

Kimse sahip çıkmayacaksa, Beytü’l Makdis’e biz siper oluruz.

400 yıl boyunca Osmanlı himayesinde huzurla yaşayan Filistin halkının içerisinde bulunduğu bu karmaşadan kurtarmak eğer bizim kaderimize yazıldıysa, bunun için elimizi taşın altına koymaya her zamankinden daha fazla hazırız. Zira biz bir şeye inanmaktayız; Şehirlerin tarihsel kimlikleri ve hafızaları vardır. Medeniyetler, şehirler ve milletler ekseninde büyür ve tarihe mâl olur. Bizler, şehirleri korumalı ve onların bizden soracağı hesaptan korkmalıyız. Oysa 21. Yüzyılda şehirleri ölüme terk ediyorlar. Peki biz Kudüs’ü terk mi edeceğiz?

Bu yüzyıl kötü, elde tutulacak bir yanı yok, ülke desen ateş çemberinde. Evet, haklısınız hepiniz. Ama bugün yaradılış kadar kadim, Miraç kadar özel, yıldızlar kadar uzak bir ideal için savaşmak gerek. Bugün zayıflık gösteremezsiniz, bugün yorulamazsınız ve sırtınızı dönemezsiniz. Bugün Kudüs düşerse, İstanbul düşer. Dünya beşten, idealler ise hayatın acı gerçeklerinden büyüktür, bunu unutmamak lazım. Kudüs bir idealdir, bir dava ve yürünecek bir yoldur. 

Bizler, 15 Temmuz’da sokaklarda boğazımızı yırtan bir bağırtı ile özgürlüğümüzü ve vatanımızı esasen bize mukaddes olan her şeyi şehitler vererek, kanımızı yere dökerek yenen bir millet olarak, Filistin’e inanıyoruz.

Tarihin başladığı yerde yeniden bir tarih yazılacağına, haritaların değiştiği masaların bir gün devrileceğine ve bu coğrafyaya adım attıkları günden beri kederden başka bir şey getirmeyen o ‘büyük adamların’ kalemlerinin bir gün kırılacağına inanıyoruz.

Genç şehitler vererek, dünyanın geç fark edişlerine inat varoluş mücadelesi veren bir halka inanıyoruz.

Bir açık hapishanede yaşayıp, dua listesinin en başına özgürlüğü koyan kadınlara, adamlara, çocuklara inanıyoruz.

En çok da yeni nesile inanıyoruz. Genelde yeni nesillerden pek ümitvârî bahsedilmez. Oysa bu denklemin sakatlığını 15 Temmuz’da sokağa çıkan ve vatanı için canını feda eden gençlerden öğrendik. Bir daha bir Çanakkale destanı yazamaz denilen bir milletin tekrar dirildiğini ve direndiğini attığı her adımda yeri titrettiğini gördük.

Zamana bağlı olarak her şey değişir; insanlar, sokaklar, marşlar, sloganlar, direnişler. Fakat değişmeyen bir şey var. Gökyüzüne baktığımızda aynı şeyi görüyoruz ve vatan denildiğinde içimizde bir küheylan şahlanıyor. İşte bu bizim bağlamımızdır. Her şeyi bu bağlam üzerinde ve her şeyi bu coğrafyada, bu çınar ağaçlarının altında düzelteceğiz.

Bizler Aksa’nın çocuklarına tekrar baharı getirecek her şeye inanıyoruz. Bizim Aksa ile aramıza duvarlar örmeye çalışanların güçleri bir gün tükenecek.

İşte o gün, bayramdır. O gün, Aksa’da kuşların özgürce uçtuğu gündür. O gün, dünyayı bize mescid kılan Yaradanın ilk mescidinin özgürlüğüdür.

Ayağa kalkın, bilirsiniz rahat oturmak Müslümana haramdır. Unutmayın sokaklar özler insanları, marşlar özler, bayraklar özler. Mazlum neredeyse elimiz oraya uzansın diyeyse tüm bu çabamız o halde ayaklanın.

Memalik-i Mahrusa-i Şahane’nin mirasçılarıysak adım atalım ki, çiğler düşmüş vatan toprağı ayaklarımızın altında güçlensin. O toprak ki bizi içine alınca ana kucağı, üzerinde durunca bir koca dağdır. Sizlere bir Kudüs davası armağan ediyorum al bayrağa sarılı.

Kalkın.

ASYA KARAGÜL GZT YAZARI

1996 yılında İstanbul'un Fatih semtinde dünyaya geldi. Lise öğrenimini Kadıköy Anadolu İmam-Hatip Lisesi'nde tamamladı. Lise yıllarında bazı internet sitelerinde yazarlık yaptı. Kitap okumaya düşkünlüğü ve tarih sevgisinin, her zaman hayal ettiği gazetecilik mesleğinin önüne geçmesiyle İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünü kazandı. Arkadaşlarıyla Medeniyet Araştırmaları kulübünü kurdu ve çeşitli etkinliklere imza attı. Kulübün blog sayfasında akademik düzeye ulaşmaya çabaladığı yazıları hala yayınlanmakta olan yazar, lisans eğitimine devam etmektedir ve tek büyük korkusu okumak istediği kitapların hepsini okumadan bu dünyadan göçmektir.  devamı

Tüm Yazıları

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.