Taha Güvendi

SPOR YAZARI

İsyancı Pep

Josep Guardiola… Son zamanların en iyi teknik direktörlerinden birisi; belki de en iyisi… Guardiola’nın Barcelona, Bayern Munich ve şu sıralar Manchester City ile neler yaptığını uzunca anlatmaya gerek yok. Her gittiği kulüpte futbolu sanata dönüştüren usta bir sanatçı o. Aynı zamanda isyancı da bir sanatçı… Futbola getirdiği yenilikler ile sisteme başkaldıran Guardiola Barcelona’da Messi’yi sahte 9 numara oynattığında da, Bayern’de Neuer’i oyunun önemli bir parçası haline ...

Şeyma Özin

HABER YAZARI

Bir kanser hastası yakını olarak nasıl delirmedim?

4. evre kanser hastası yakınlarının aşama aşama neler yaşadığını yazmak istiyorum. Belki aynı derdin muzdaribi, aynı ızdırabın bekçisi başkaları da bu satırları okur ve dile dökemediği duyguların cümleler halinde önüne dizilmesinden bir nebze ferahlık duyar. 1. Durumu öğrendikten sonra, yapmaması gerektiğini, yaparsa dezenformasyona maruz kalacağını bilse de kendisini yenemez ve internette “4. evre kanser hastası ne kadar yaşar?” ve benzeri cümlelerle arama yapar. 2. İnternet ortamında...

Erdal Hoş

SPOR YAZARI

Yanılıyorsunuz Şenol Hocam

Hâlihazırda Lig’in en iyi, en başarılı hatta en muktedir teknik direktörü Şenol Hoca… Bu nesnel gerçeklere ilave olarak kişisel fikrimce Hoca, aynı zamanda en iyi Türk teknik direktör… Üstelik zaman zaman verdiği mesajlarla da bir zamanlar ifade ettiğim gibi “futbol entelektüeli”. Lakin bütün bu özelliklerine rağmen Hoca’nın da yanıldığı oluyor. İki gün önce yapmış olduğu açıklamalardaki mukayesesi ile Şenol Hoca, “Herkes, kendi Doğu’suna oryantalist” tezini haklı çıkarıyor adeta. Oysa İstanbul’...

Ayşe Çoban

HABER YAZARI

İletişim teknolojileri çağında yalnızlık

Günümüzde iletişimde teknolojinin ilerlemesiyle sosyal medya ağlarının ve kullanıcılarının sayısı gittikçe artıyor. 2018’de mobil aboneliklerin 9 milyarı geçtiği söyleniyor. Bu sayı Mobility Report raporuna göre 2013’te 6.4 milyarmış. Yeni iletişim teknolojilerine bağlı olarak sosyal ağlarla birlikte bunların toplumsal hayattaki rolleri de arttı. Gerçek hayat ile sosyal medyadaki  hayat arasındaki ayrım bulanıklaştı. Teknoloji karşı konulacak bir şey değil elbette. Teknolojinin amacı hayatı k...

Ayşe Döne

SPOR YAZARI

Teknik Direktör Sorunu!

2013-2017 yılları arasında Galatasaray’da gerçekleşen teknik direktör değişiklikleri; Galatasaray’ı 2 yıl üst üste şampiyon yapıp CL’de çeyrek final oynatan Fatih Terim gitti Mancini geldi. Galatasaray’ı lig ikincisi yapan Mancini gitti Prandelli geldi. Ligin 10.haftasında liderin 1 puan gerisindeki Galatasaray’ın teknik direktörü Prandelli gitti Hamza Hamzaoğlu geldi. Galatasaray’ı şampiyon yapan Hamza Hamzoğlu gitti sezon ortası Mustafa Denizli geldi. Geldiği sezonu bitiremeyen ...

Erdal Hoş

SPOR YAZARI

Hedef Avrupa Daima Avrupa

Bursaspor maçı, Trabzonspor’un “nev-i şahsına münhasır” oluşunu bir kez daha hatırlatması anlamında verimli idi. Türkiye’de bir maçta üç penaltısı verilmeyen tek takım olma rekorunu egale etti Trabzonspor (2015-2016 sezonundaki Rizespor deplasmanında 10 dakika içinde 3 penaltısı verilmemişti). Bu anlamda Trabzonspor taraftarı hakem arkadaşlara müteşekkir olmalı, kendilerinin bu “özel” konumunu bir kere daha hatırlattıkları için. Oyunun en güzel tarafı içinden mizah çıkarabilmesi ve verilmeyen pe...

Şeyma Özin

HABER YAZARI

Günler öylece yaşamasız geçerken

“Böğrünü, yanını kolaya neye alıştırma çocuk” dedi. “Sayrı düşersin. Soğuk iyidir, bize soğuk iyidir. Allahım sen büyüksün, çok şükür…” Füruzan, Gecenin Öteki Yüzü Kendisiyle ilgili ilk intibayı hep olumlu veren, hiç değilse güler yüzü ile hatırlarda hoş bir sada bırakan insanlara hep imrendim. Bu insanlar ki, çevreleriyle sağlıklı ilişkiler kurar, az düşünür, daha da azını söyler, tüm bunlar sayesinde de karşı tarafın zihninde mümkün olabildiğince az zan bırakırlar. Belirgin renkleri olmayan bi...

Erdal Hoş

SPOR YAZARI

Trabzonspor’a Dair

Kitabın ortasından yazalım; hala kırılgan Trabzonspor. Hala takımın beden dili “Bu maçı alırım ben” demiyor. Hala takımın sahaya yayılışı çok problemli ve hala Ömer ağabeyin kulakları çınlasın “Bloklar arasında bağlantı” kopuk… Hala “Birkaç iyi adam”ın sırtında Trabzonspor, hala birkaç iyi harekete endeksli… Hadi öncesini geçelim, Burak’ın golü attığı dakika ile Onur’un golü kurtardığı dakika arasında geçen ıstırap maç sonları gelen 3 puanla unutulmamalı ve Trabzonspor top oynamalı. Bu kadron...

Ayşe Çoban

HABER YAZARI

Ahlakî erozyona karşı “edep”

Karşılıklı anlayış ve saygı çerçevesinde gelişen sosyal davranış kuralları dediğimiz görgü kurallarına uyulmaması, gündelik hayatta karşılaştığınız kabalıklar sizi de rahatsız etmiyor mu? Nezaketsizlikten, anlayışsızlıktan, toplu yaşama adabına uygun davranmayanlardan yakınanların sayısı gittikçe artıyor. Toplumun ve ailenin parçalanıp atomize bireylerin oluşmasıyla nesilden nesile aktarılan dinî ve örfi geleneklerden, davranış kurallarından, adab-ı muaşeretten uzaklaştık. Samimiyet kisvesi a...

Asya Karagül

HABER YAZARI

Kudüs'ü sahiplenmek!

İsrail, 1950’de Kudüs’ü başkent ilan ettiğinden beri gittikçe artık demografik, coğrafi, dini ve siyasi değişimi zor kullanarak dikte etme çabası içerisinde. BM’nin 1947’deki kararı ile Kudüs’ün ‘corpus separatum’, uluslararası bir şehir, olması kararlaştırılsa da uluslararası hukuku her zamanki gibi çiğneyen İsrail, bölgede insanların onurlu yaşama çabalarına müdahale etmeye devam ediyor. Kudüs’ün İslam âlemi ve diğer tüm semavi dinler için mukaddes olduğu dünya çapında ortak kabul edilen bir n...

Erdal Hoş

SPOR YAZARI

Trabzonspor'a Dair

Futbol, taktik mental ve fizik anlamda çok fazla değişkenin denkleme dahil olduğu bir oyun. Dolayısıyla çoğu zaman sahaya yansıyan sorunun kaynağını sadece o mevkide aramak çözüm bulmak adına yeterli olmuyor. Misal Trabzonspor orta sahasında sık sık gördüğümüz geniş alanda adam kovalama sahnesinin sebebi orta sahanın yetersizliği değil sadece. Savunmanın mesafeyi çok açması (ki bunu da yapmaya mecburdular çünkü ağır bir savunması var) orta sahayı çok geniş bir alanda savunma yapmaya zorluyor. Bu...

Ayşe Döne

SPOR YAZARI

Eksi Kredi

Galatasaray sezona beklenmedik şekilde iyi başladı muhteşem futbolla alınan seri galibiyetler taraftarda umut ışığı oldu. Ama! Seri galibiyetler devam ederken de 8.hafta en büyük rakiplerinden Beşiktaş ve Fenerbahçe’ye 8 puan fark attığında da Tudor’a tam anlamıyla güvenilmedi. Tudor derbi kazanamıyor evet sezon başında beri bu cümleyi her hafta duyduk. Medyadan taraftara Tudor’a asla güvenilmedi. Tudor da bu baskının getirdiği stresle derbilerde oyun sistemini değiştirerek risk aldı ve hepsi...

Şeyma Özin

HABER YAZARI

Vallahi artık cümle kurasım da gelmiyor

Yaşanabilecek tüm rezillikleri yaşayıp bitirmişiz gibi hissediyorum. Ne kadar alçalabileceksek alçalmış, unufak ve kimsesiz kalarak naçarlıkta kaybolmuşuz. Modern insan duygusallık diye nitelendiriyor böyle cümleleri. Ona yavan ve yapış yapış geliyor. Bu cümleler hayatına pratik bir katkı sağlamıyor. Mesela maaş bordrosunda belirgin bir yükselme olmuyor yahut beyaz yakasına yeni bir kat kola geçilmiyor bu sözlerle. E tabi rahatsız ve tedirgin oluyor. Onu oyalayan, yolundan alıkoyan fazla sulugöz...

Tunahan Elmas

HABER YAZARI

Tabutluktan Başbuğ Otağına(1): Asker Türkeş

1934 yılında Kuleli Askeri Lisesinden iki öğrenci Nihal Atsız’ı İstanbul’daki evinde ziyaret etti. Öğrencilerden biri Atsız’dan çok etkilenmiş, o günden sonra aralarında yıllarca sürecek bir mektuplaşma ve dostluk serüveni başlamıştı. Kuleli Harp Okulu ve daha sonra subaylığı boyunca Atsız’a düzenli olarak mektup yollayan bu genç subay yıllar sonra yazdığı mektuplar yüzünden başına geleceklerden habersizdi… Yıl 1944 Yer AnkaraKonu: Türkçülük Davası  Mahkeme salonundaki sanıkların bir çoğu ...

Tunahan Elmas

HABER YAZARI

ASELSAN'daki şüpheli ölümler: 11 yıl, 8 mühendis

ODTÜ makina mühendisliği bölümünü okulun şeref listesine girerek bitirdikten sonra en büyük hayali olan ASELSAN’da göreve başlamıştı. Kanas silahlarına monte edilen ve gece atış yapılmasını sağlayan çelik nişan dürbünlerinin mucidi olan 31 yaşındaki bu mühendis, çok genç yaşta milyar dolarlarla ifade edilen ASELSAN’ın milli tank projesinde çalışmaya başladı.  Her şeyin olağan akışında gittiği 2006 Ağustosunda, 2 aylık evli olan Hüseyin Başbilen, bir sabah işe gidiyorum diyerek kendisine ait o...

İsrail, 1950’de Kudüs’ü başkent ilan ettiğinden beri gittikçe artık demografik, coğrafi, dini ve siyasi değişimi zor kullanarak dikte etme çabası içerisinde. BM’nin 1947’deki kararı ile Kudüs’ün ‘corpus separatum’, uluslararası bir şehir, olması kararlaştırılsa da uluslararası hukuku her zamanki gibi çiğneyen İsrail, bölgede insanların onurlu yaşama çabalarına müdahale etmeye devam ediyor. Kudüs’ün İslam âlemi ve diğer tüm semavi dinler için mukaddes olduğu dünya çapında ortak kabul edilen bir nokta olmasına rağmen bölgedeki istikrarsızlık ve beraberinde gelen sıkıntılara tepkisizlik devam etmekte.

Bugünlerde Kudüs, ABD’nin İsrail’deki konsolosluğunu Kudüs’e intikal ettirme kararı almasıyla gündemde. Bu bizi neden şaşırtıyor? ABD ile İsrail’in en başından beri ‘beraber’ dünyayı salladıklarını bilmiyor muyduk? İsrail’in kuruluşunu ve uluslararası ortamda tanınmasını destekleyen, onun adeta şımarık bir hâlet-i rûhiyeye bürünmesini sağlayan bizzat Amerika Birleşik Devletleri değil midir? Tüm bunların yanında üzerinde durulması gereken daha korkunç ve elim bir durum var; Müslümanların sessizliği. Arap milletleri ve İslam coğrafyasının bu durum karşısında birkaç yazılı tepkiyle işin içerisinden sıyrılma çabalarını göz ardı mı edeceğiz? Bunların büyük bir yanlış anlaşılma durumu olduğunu birkaç güne kadar tüm coğrafyanın ayağa kalkacağına o kadar inanmak istiyorum ki…

Fakat eğer Arap milletleri ve İslam coğrafyasındaki diğer müttefiklerimiz Kudüs'e ihanet edeceklerse bizler Türkiye olarak, tarihsel sürecin içerisindeki bütünlük ile 1917'de bize gurbet olmuş Kudüs'ü tekrar sahipleniriz.

Kimse sahip çıkmayacaksa, Beytü’l Makdis’e biz siper oluruz.

400 yıl boyunca Osmanlı himayesinde huzurla yaşayan Filistin halkının içerisinde bulunduğu bu karmaşadan kurtarmak eğer bizim kaderimize yazıldıysa, bunun için elimizi taşın altına koymaya her zamankinden daha fazla hazırız. Zira biz bir şeye inanmaktayız; Şehirlerin tarihsel kimlikleri ve hafızaları vardır. Medeniyetler, şehirler ve milletler ekseninde büyür ve tarihe mâl olur. Bizler, şehirleri korumalı ve onların bizden soracağı hesaptan korkmalıyız. Oysa 21. Yüzyılda şehirleri ölüme terk ediyorlar. Peki biz Kudüs’ü terk mi edeceğiz?

Bu yüzyıl kötü, elde tutulacak bir yanı yok, ülke desen ateş çemberinde. Evet, haklısınız hepiniz. Ama bugün yaradılış kadar kadim, Miraç kadar özel, yıldızlar kadar uzak bir ideal için savaşmak gerek. Bugün zayıflık gösteremezsiniz, bugün yorulamazsınız ve sırtınızı dönemezsiniz. Bugün Kudüs düşerse, İstanbul düşer. Dünya beşten, idealler ise hayatın acı gerçeklerinden büyüktür, bunu unutmamak lazım. Kudüs bir idealdir, bir dava ve yürünecek bir yoldur. 

Bizler, 15 Temmuz’da sokaklarda boğazımızı yırtan bir bağırtı ile özgürlüğümüzü ve vatanımızı esasen bize mukaddes olan her şeyi şehitler vererek, kanımızı yere dökerek yenen bir millet olarak, Filistin’e inanıyoruz.

Tarihin başladığı yerde yeniden bir tarih yazılacağına, haritaların değiştiği masaların bir gün devrileceğine ve bu coğrafyaya adım attıkları günden beri kederden başka bir şey getirmeyen o ‘büyük adamların’ kalemlerinin bir gün kırılacağına inanıyoruz.

Genç şehitler vererek, dünyanın geç fark edişlerine inat varoluş mücadelesi veren bir halka inanıyoruz.

Bir açık hapishanede yaşayıp, dua listesinin en başına özgürlüğü koyan kadınlara, adamlara, çocuklara inanıyoruz.

En çok da yeni nesile inanıyoruz. Genelde yeni nesillerden pek ümitvârî bahsedilmez. Oysa bu denklemin sakatlığını 15 Temmuz’da sokağa çıkan ve vatanı için canını feda eden gençlerden öğrendik. Bir daha bir Çanakkale destanı yazamaz denilen bir milletin tekrar dirildiğini ve direndiğini attığı her adımda yeri titrettiğini gördük.

Zamana bağlı olarak her şey değişir; insanlar, sokaklar, marşlar, sloganlar, direnişler. Fakat değişmeyen bir şey var. Gökyüzüne baktığımızda aynı şeyi görüyoruz ve vatan denildiğinde içimizde bir küheylan şahlanıyor. İşte bu bizim bağlamımızdır. Her şeyi bu bağlam üzerinde ve her şeyi bu coğrafyada, bu çınar ağaçlarının altında düzelteceğiz.

Bizler Aksa’nın çocuklarına tekrar baharı getirecek her şeye inanıyoruz. Bizim Aksa ile aramıza duvarlar örmeye çalışanların güçleri bir gün tükenecek.

İşte o gün, bayramdır. O gün, Aksa’da kuşların özgürce uçtuğu gündür. O gün, dünyayı bize mescid kılan Yaradanın ilk mescidinin özgürlüğüdür.

Ayağa kalkın, bilirsiniz rahat oturmak Müslümana haramdır. Unutmayın sokaklar özler insanları, marşlar özler, bayraklar özler. Mazlum neredeyse elimiz oraya uzansın diyeyse tüm bu çabamız o halde ayaklanın.

Memalik-i Mahrusa-i Şahane’nin mirasçılarıysak adım atalım ki, çiğler düşmüş vatan toprağı ayaklarımızın altında güçlensin. O toprak ki bizi içine alınca ana kucağı, üzerinde durunca bir koca dağdır. Sizlere bir Kudüs davası armağan ediyorum al bayrağa sarılı.

Kalkın.