linkName
AV. HARVEY SPECTER
GZT YAZARI

Anne, ben şövalye oldum!

av.harveyspecter
AV. HARVEY SPECTER
GZT YAZARI

Açıkçası; en son ne zaman mesleğin gerektirdiği dilekçe yazımı ve benzeri işler haricinde bir şeyler yazmak için elime kâğıt-kalem aldım hatırlamıyorum. Yıllarca hikâye ve şiir karaladım; şu anda bu satırları yazarken fark ettim de uzun zamandır bu huyumu da devam ettirmiyorum. Sanırım artık içimizi sosyal medyaya döküyoruz. Elimize kâğıt-kalem alma isteğini de gideriyor sosyal medya. Her neyse…

Çocukken hep süper kahraman olmak isterdim. Hangimiz istemedik ki? Hatta içten içe, özel yeteneklerimizin olduğunu düşündük hepimiz.  Ben çok zeki olduğumu zannederdim mesela. Haklı mıydım bilmiyorum. Çocukluk geçti, büyüdük. İnanın bana hiçbir zaman büyümek istemedim. İçimdeki çocuğun oralarda bir yerlerde olmasının kime ne zararı vardı ki. 
Hayal ettiğim gibi fantastik bir kahraman olamadım ama cübbemi giydiğim zaman kendimi süper kahraman gibi hissediyorum. Cübbem üzerimdeyken öyle bir mutluluk kaplıyor ki içimi sormayın. Öğrenciyken “Hukuk okuyorum.” Derken yaşadığımız mutluluktan çok daha farklı bir mutluluk bu. 

Aslında çok da farklı bir iş yapmıyorum süper kahramanların yaptığından. Sonuçta işimiz aynı, adaleti tesis etmek. Süper kahramanlar bu işi özel güçleriyle yaparken ben Hukukla yapıyorum. Acilen kendime bir takma isim bulmam gerek. Aslında Clark Kent ismi Super-Man’den daha karizmaydı bence.  Belki de Hukuk okumamın çocukken izlediğim çizgi filmlerle bir alakası vardır, uzman bir psikologla konuşmam lazım bu konuyu.

Fransa kralı 18.Louis’nin “Fransa Kralı olmasaydım Bordeaux’da avukat olmak isterdim.” Dediği rivayet edilir. O dönem Fransa’da avukatlar, mesleklerini sabit bir yerde yapmadıkları için “Adalet’in gezici şövalyeleri” olarak adlandırılıyordu ve yeri geldiğinde krallar dahi avukatlardan çekinirdi. Anne, ben şövalye oldum!

Dracon ve Solon’la başlayan serüveninde Avukatlık mesleğinin ne ara şövalyelikten, paracıya döndüğünü bir bilsem… Gerçeği yansıtsa içim yanmayacak. Eski Roma’da avukatların ücret almaları yasaktı mesela. Ama avukat olmak da önemli görevlerin kapısını açıyordu. Cicero konsül olduğu zaman avukatlık yapıyordu. Şimdilerde konsül olamayacağımıza göre, yaptığımız işten ücret almamız da gayet normal. Evlenirken düğün fotoğrafçısına verilen para boşanırken avukata verilince avukat paracı oluyor. Oldu canım.

Ne çok taktılar bizim şu danışmanlık ücreti meselesine anlamıyorum. Doktora gidip muayene olduğunda ücretini öderken sorun etmiyorsun. Çoğu zaman şöyle gelişiyor olay; ağrılarını tarif ediyorsun, ilacını yazıp gönderiyor seni. Siz hiçbir doktora “Epi topu bir soru sorduk doktor bey, ne parası diyen bir hasta gördünüz mü?” 

Bizim meslek hiçbir zaman sadece avukatlık da değil. Ben yeri geldiğinde müvekkilimin mali müşaviri, yeri geldiğinde insan kaynakları uzmanı hatta çoğu zaman psikologluğunu yapıyorum. Evlilik terapistliği yapmışlığım bile var. Gecenin 12’sinde “Avukat beni boşa.” Diye arayan müvekkilimin evlilik sorunlarını dinliyor ve ona çözüm önerileri sunuyorum mesela.
Bütün bunlara rağmen hak ettiğimiz saygıyı görmüyoruz ya, isyan etmeyeyim de ne yapayım yani. Kimseye karşı kendimi üstün görmüyorum. Süper güçlerimin olmadığının farkındayım. Ne Clark Kent’im, ne Super-Man’im. Ama gün oluyor çantamızda bir insanın hayatını taşıyoruz, ağzımızdan çıkacak bir kelime bir insanın hayatına anlamına gelebiliyor. Şahsımıza değil, sadece yaptığımız işe Hukuk çerçevesinde saygı gösterilmesini bekliyorum. Çok mu şey istiyorum?

AV. HARVEY SPECTER GZT YAZARI

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.