linkName
AYŞE ÇOBAN
GZT YAZARI

İletişim teknolojileri çağında yalnızlık

aysecoban
AYŞE ÇOBAN
GZT YAZARI

Günümüzde iletişimde teknolojinin ilerlemesiyle sosyal medya ağlarının ve kullanıcılarının sayısı gittikçe artıyor. 2018’de mobil aboneliklerin 9 milyarı geçtiği söyleniyor. Bu sayı Mobility Report raporuna göre 2013’te 6.4 milyarmış. Yeni iletişim teknolojilerine bağlı olarak sosyal ağlarla birlikte bunların toplumsal hayattaki rolleri de arttı. Gerçek hayat ile sosyal medyadaki  hayat arasındaki ayrım bulanıklaştı.

Teknoloji karşı konulacak bir şey değil elbette. Teknolojinin amacı hayatı kolaylaştırmak ve üreticisi olan insana hizmet etmektir fakat amacına uygun kullanılmayan teknoloji belirli zamandan sonra kendisine bağımlı edilgen insanlar oluşturuyor. Bu anormal kullanımdan dolayı distopya  kurguların  gerçekleşme ihtimalini düşünür olduk.  Teknolojinin en önemli avantajı boş zaman kazandırmasıdır. Boş zamanı düşünmeye, üretmeye, dinlenmeye ayırmadıktan sonra ve yine teknoloji ile bağımlı bir ilişki kurarak geçirdikten sonra aracı, amaç haline getirmiş oluyoruz.  Yaşam kalitesini arttırmak amacıyla üretilen teknoloji, sosyal hayat alanını daraltıyorsa ciddi sorunların dışa vurumu söz konusu demektir.

İnternet çoğu kişinin hayatında artık olmazsa olmazlardan.  Sosyal değişmelerde en önemli faktör teknoloji olduğu için internet kullanımı da hayatın her yönünü geri dönülmez biçimde etkiledi, dönüştürdü ve şekillendirmeye devam ediyor.  Kişilerin çevresiyle ve dünyayla kurduğu iletişime bağlı olarak sosyalleşme biçimleri değişiyor. Artık sosyalleşme ağlar etrafında gerçekleşiyor. Enformasyon çok hızlı bir şekilde aktarılıyor. Sanal kültür oluştu. Organik bağların yerini dijital ortamlar aldı. Bu dijital evrende gerçeğin üretimi de değişti.  Bu anlamda internet  bireyin davranışlarını etkileyen dışsal kuvvet haline geldi. Bireyler kendi içeriklerini de üretip paylaştıklarından kontrol sistemi tüketiciye geçti. Yeniye adapte olurken eskiden kopuş meydana geldi. Okuma ve düşünme şeklimiz de değişti.   Hayatın biçimlenmesi ve ritmi değişti. Sosyal konumlar ve kimlikler de değişti. “ Ben kimim?” sorusuna cevap bulmak kadar  dışarının beklentileriyle, başkalarına göre “kim olmalıyım?” da önemli hale geldi. Yaşam tarzları değişti. Sosyal ağlar üzerinden iletişim yüz yüze iletişimin önüne geçti. Zaman ve mekan kavramı da önemli değil artık, daha az emek ile daha çok iletişim kuruyoruz, çoğu kez yapay ve aldatıcı. Bu yapay sosyalleşme, yabancılaşma ve yalnızlaşmanın üzerini örtüyor sadece çare olmuyor maalesef.

Sosyal medya hayattan bunalmış kişinin yakın arkadaşı oluyor ve duygusal bir bağ kuruluyorsa burada sıkıntı başlamış demektir. Duygusal anlam içermiyor, sosyal destek içermiyor, bilgi edine aracı olmak gibi ihtiyaçlar için kullanılıyorsa sorun yok ancak bir boşluğu doldurması, psiko- sosyal anlam taşıması  gerçeklikle bağın kopması açısından tehlikeli olabilir. Marx’ın aktardığı biçimde kapitalist düzen içerisinde bir makinenin parçası gibi sürekli üretip ürettiğine ve kendisine yabancılaşan insan kaçış yerleri arıyor. From da kapitalizmin  toplum üzerindeki yalnızlaştırıcı etkisinden bahsederken yabancılaşmanın bireyin kendi  benliği ile olan ilişkisinde görüldüğünü söylüyor. Kendi benliğinden uzaklaşan, yabancılaşan insan, başkalarının kendisine biçtikleri değere muhtaç halde yaşar. Kendi değerini kendisi belirleyemez. Kullandığımız sosyal ağlar bizi kendi dışımızdakilerin elinde bir araç haline getiriyor ve özneliğimizden uzaklaştırıyorsa muhakeme zamanı gelmiş demektir.

Yalnızlık duygusundan kurtulmak için başkalarıyla etkileşime  geçmek isteyenler zaman, mekan, insan ilişkilerinin dönüşüme uğradığı sosyal ağlarda daha da yalnızlaşabilirler. Küresel iletişim olanağı, süreklilik sağlaması, anlık bilgi vermesi, ortak ilgi alanlarına sahip kişilerden daha fazla haberdar olmak ve etkileşime geçmek açısından pek çok faydası var sosyal medyanın ancak başkalarının gözünde olumlu bir imaj oluşturma çabasında olup gerçeği gizleyenlerin de ruhsal hallerinin daha da kötüye gitmesine zemin oluşturuyor.  Ciddi sayıda kullanıcı başkalarınca nasıl görünmek gerekiyorsa beklenene uygun profil oluşturuyor, idealize kimlik sunarak beklenenleri sergileyip o kimlikle uyuşmayan davranışlarını gizliyor. Bu tür pasif kişiler gündelik hayatta rahatsız oldukları özelliklerini gizleyip daha güçlü bir kimlik var etmeye çalışıyorlar.

Sosyal medya sınırsız sosyal ilişki imkanı sunması, kolay nüfuz edilebilir olmasıyla tatminkar, ortak paylaşıma dayalı ilişkiden yoksun kişilerin bu alanlara daha fazla yönelmelerini sağlıyor. Bu da gerçek ilişkilerin zayıflamasına ve bağların kopmasına zemin hazırlıyor. Aslında aile içi ilişkilerin sağladığı doyum yetersizse sosyal medya burada da kaçış olarak görülüyor. Eşler arasında aynı mekan içinde uzaklaşma durumunda alternatif olduğu gibi sevgi, saygı, kabul görme ihtiyaçları ebeveynlerince karşılanmayan çocukların da  sığınağı oluyor. Çocuk ailenin etkisinin azalmasıyla dış faktörlerden etkilenmeye açık hale geldiği için karşılanmayan psiko-sosyal ihtiyaçları gidermek adına  internete aşırı yöneliyor ve gerçek hayattaki sosyal etkileşim eksikliğini telafi etmeye çalışıyor.

Artan sosyo-kültürel izolasyon bir problem olarak görülmüyor.  Sosyal ağlarda kurulan yakınlık, manevi yakınlığa dönüşmüyor ya da çok az dönüşüyor. Yapay bir yaklaşma varken gerçekte uzaklaşma söz konusu. 

Nedensiz sıkıntılardan,boşluk hissinden,anlamsızlıktan, kaybolmuşluktan bahsediliyor çoğu zaman. Kalabalık artıyor, iletişimsizlik de. Modern insan yalnız ve bunalımda. Neden? Psikolojik bağlar neden bu kadar zayıfladı? Niçin temel duygusal ihtiyaçlar karşılanmıyor ve güven duyulmuyor kimseye? Nasıl oluyor da özel alanlarından kopup başka bir gerçekliğin içine hapsolacak, yalnızlığını, güvensizliğini, arayışını gönderileriyle bağıracak ve bütün duygularını iletişim teknolojileri aracılığıyla yaşayacak kadar kimsesiz olabiliyor insan?

Sosyal medya bu sorunların tek başına nedeni değil, sunduğu iletişim imkanından dolayı, modernleşmeyle beraber bazı önemli değerlerini yitiren bireylerin bunalımlarının, toplumdan uzaklaşmalarının açığa çıktığı yer. Gerçek kimliği ile yarattığı sanal kimliği iç içe geçen sorunlu kişiler fazlaysa, uzak ile olan iletişim güçleniyorken en yakından, aileden, eşten, dostan uzaklaşılıyorsa, kendinde eksik olanı tamamlamaya yönelik bağımlı kullanım artıyorsa, internet ile  evrensel köy haline gelen dünyada insanlar  giderek birbirinden daha haberdar hale geliyor ancak birbirlerinin sorunlarını çözme noktasında daha isteksiz hale geliyorsa sosyal medyada daha fazla beğeni kaygısı gütmek  yerine “nasıl bir toplum oluyoruz?”,  “dünya nereye gidiyor?”, “ben ne yapıyorum?” diye daha fazla sormak gerekiyor sanırım.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.