linkName
BEYBİN SOMUK
GZT YAZARI
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2015 mezunu olan Beybin Somuk, TRT Haber ve Habertürk TV'de yayınlanan Şimdi ve Burada programında gazetecilik yapmıştır. Yaptığı işler ulusal basın organlarında yer aldığı gibi Independent, BBC ve Middle East Eye gibi yabancı medya kuruluşlarında da yer almıştır. İnsan hakları ve dış politika konusunda birçok sivil toplum örgütünde çalışmış olan Beybin Somuk, halen Uluslararası Özel Hukuk alanında uzmanlaşmış bir avukat olarak çalışmalarını sürdürmektedir.  devamı

Netflix’ten Al Haberi

beybinsomuk
BEYBİN SOMUK
GZT YAZARI

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hepimizi etkisi altına alan bir Amerikan dizileri  furyası oluştu. Amerikan dizilerinin bu popülerliğini ise içinde birden çok diziyi bulunduran dijital yayın platformlarına borçlu olduğunu söyleyebiliriz. Bu platformların en başında Netflix geliyor. Peki siz bir Türk kullanıcı olarak bu platformlarda masumca oturmuş dizilerinizi izlerken bu diziler ülkenizi tüm dünyaya nasıl yansıtıyor? Gelin hep beraber bakalım. 

İlk sırada politik bir gerilim dizisi olan Homeland var. Bir İsrail dizisi olan Hatufim (Savaş Mahkumları) dizisinden esinlenerek yapılmış olan Homeland’te, bipolar CIA ajanı 'Carrie Mathison'ın maceralarını izliyoruz. Dizinin 'A False Glimmer' isimli bölümünde, Türk vatandaşı Numan Almanya'dan sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Laura isimli bir başka karakter ise Numan sınır dışı edilmesin diye Alman yetkililere "Onu sınır dışı edemezsiniz. Çünkü Türkiye'de idam cezası var" diyor. Oysa 2004'ten bu yana Türkiye'de idam cezası olmayıp son infaz ise 1984'te gerçekleştirildi. Avrupa Konseyi üyesi olan Türkiye’nin, ölüm cezasını tamamen kaldıran Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 13'üncü protokolünü de Şubat 2006'da imzaladığını bilmek için bir küçük internet araması yetecekken milyonlarca izleyicisi olan dizi ya bu özeni göstermiyor yada ikinci ihtimal olan kasıtlı olarak Türkiye’yi kötü göstermeyi seçiyor. Dizinin bir başka bölümünde ise Türkiye’ye gelen Carrie’yi saçlarının bir kısmını örten bir şal ile görüyoruz. Belli ki bu konuda da kafalar biraz karışık.

Homeland canınızı sıktıysa gelin Netflix’te bir tıkla diğer bir politik dizi olan Madam Secretary’ye geçelim. ABD Dışişleri Bakanı eski CIA analisti Elizabeth McCord’un siyasi başarılarına tanık olduğumuz dizinin aslında kullanıldığı amaçsa dizinin başladığı dönem Dışişleri Bakanı olan Hillary Clinton ABD başkanı yapabilmek…Ne yazık ki diziyle pompalanan Clinton propagandası Clinton’ı başkan yapmaya  yetmiyor. Clinton’ın koltuğu Trump’a kaptırmasıyla birlikte Elizabeth McCord’un kaderine de Dışişleri Bakanı olarak kalmak düşüyor.

Dizinin bir bölümünde Tarlabaşında yaşanan bir çatışmada ABD vatandaşı Brett Boris ve 2 Türk vatandaşı hayatını kaybediyor. Sonrasında gerilen ilişkiler sonucu bakanın başdanışmanı, “Türkler son zamanlarda iyice güvenilmez bir müttefik oldu. Elçilerini kovalım. Karadeniz’deki ortak askeri tatbikatı iptal edelim’ tavsiyeside bulunuyor. 29  NATO ülkesinde de izlenen dizide  “Türkler son zamanlarda iyice güvenilmez bir müttefik oldu”  cümlesi ile verilmek istenen mesajın  ne olduğu açıkça anlaşılıyor. Gelelim dizideki diğer sorunlara… Bakan McCord gerilen ilişkileri düzeltmek için soluğu hemen Ankara’da alıyor. Ve o an bir de ne görelim Ankara sokaklarındaki bütün erkekler fes takıyor. Netflix’inizin ayarlarıyla oynamayın ama diğer yandan da Türk bakan elinde Türk kahvesi fincanı tutarken Türk çayı içtiğini iddia ediyor. Bir ajda çay bardağı bulamadınız da koskoca bakana Türk kahvesi fincanı ile çay övdürüyorsunuz demek istiyor tabi insan. Bunlar ezelden beri var olan oryantalizm ne yapalım diyerek bir tıkla daha da tehlikeli sularda yüzen dizilerimize geçelim.
Eski bir deniz komandosunun ABD Başkanına suikast düzenlediği komplosu karşısında adını temize çıkarmak için verdiği mücadeleyi anlatan Shooter dizisi…Dizinin 2.sezonu Almanya’da terör saldırısı gerçekleştiren DAEŞ’li teröristlerin ‘Türklerden oluşan bir hücre’ olarak gösterilmesiyle başlıyor. Türkiye DAEŞ’i destekliyor iddialarına dayanak bulamayanlar bu açığı bu diziyle kapatmış oluyor böylelikle.
Bunlar yetmedi derseniz Netflix’ten hemen adrenalin dolu bir başka yapım seçelim birlikte. Fox TV’de yayınlanan Family Guy adlı çizgi dizinin 16. Sezon 5. bölümüne bir göz atalım mesela. Dizinin Amerikalı karakterleri ‘büyük kilise’ olarak nitelendirdikleri Ayasofya’yı kurtarmak için Türkiye’ye geliyor. Ve bu ziyarette FETÖ’nün hain darbe girişiminde yüzlerce insanımızı kaybettiğimiz 15 Temmuz Şehitler Köprüsü havaya uçuruluyor…
Gelelim FETÖ’nün asıl kilit nokta olduğu diziye…Bu haftanın en çok konuşulanı:Designated Survivor. Amerika 11 Eylül’den sonra bir kez daha büyük bir terörist saldırısına uğrar ve saldırıda başkan, yardımcısı, Senato ve Temsilciler Meclisi üyelerinin neredeyse hepsi ölür. Böylece başkanlık koltuğuna İskan ve Şehircilik Bakanı olan Tom Kirkman oturur. Ülkesini terör saldırısı sonrası toparlamaya çalışan başkan Kirkman ne ironiktir ki kendini bizdeki FETÖ gibi devletin önemli kademelerine sızmış bir paralel yapıyla mücadele ederken bulur. Neden ironik dediğimi anlamak için birlikte dizinin bu hafta yayınlanan 2.sezon 7.bölümünü inceleyelim. Bu bölümün başında Türkiye Cumhurbaşkanı Turan aleyhine “kendine 20 milyon dolarlık villa yaptırıyor” sloganının atıldığı bir eylem görüyoruz. Ardından  Türkiye Cumhurbaşkanı Turan Beyaz Saray’ı ziyarete gidiyor. ABD başkanı ile birlikte düzenledikleri ortak basın toplantısında Turan, "Ülkemde darbe yapmaya çalışan Nuri Şahin isimli teröristi bize iade etmemek stratejik müttefikliğe aykırı" diyor. ABD Başkanı ise ‘O bir düşünür ve eğitimci’ diyor. Dizideki Nuri Şahin’in Fethullah Gülen olduğu tartışmasız. Peki bu Nuri Şahin ismi nasıl seçilmiş olabilir?
Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 2015 yılında hazırlanan ‘'Fetullah Gülen Örgütü'' raporunda Fethullah Gülen'in kod isimleri yer alıyor. Rapora göre Fethullah Gülen; Abdulfettah Şahin, Şemsettin Nuri, Saffet Senih adlarını kullanmış. Gülen'in Abdulfettah Şahin adıyla yazılmış birçok kitabının bulunduğunu da belirtelim. Dizideki FETÖ propagandası bununla da sınırlı kalmıyor. Oval Ofis’te iki liderin tartışması şu şekilde devam ediyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Turan: Devletimizin düşmanına sığınma hakkı verdiğiniz için utanmalısınız. Şahin’i sınır dışı edin adaletle yüzleşsin.
ABD Başkanı Kirkman: Onun için yasal bir dayanak yok. O suç işlemedi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Turan: Sizin ülkenizde… Benim ülkemde ise o bir katil. Darbe girişiminde 97 sivil hayatını kaybetti.
ABD Başkanı Kirkman: İstihbaratımıza göre darbe girişimi Türk ordusundaki bir grup tarafından gerçekleştirildi. Bay Şahin’in konuyla ilgisi yok.

Ve böylelikle Gülen ve FETÖ yüzlerce insanın şehit olduğu darbe teşebbüsünden bir çırpıda aklanıyor. Bu rezalet bu noktada da kalmıyor ve Başkan, Nuri Şahin’i Beyaz Saray’a davet ediyor. Başkan burada Şahin’e yaptıklarına hayran olduğunu ve ABD’de güvenle yaşamaya devam edebileceğini söylüyor. 

Belli ki ABD’nin de bizdeki tahşiye davası gibi bir davaya ihtiyacı var. Dava demişken ne hikmetse bu bölüm tam da ABD’de Rıza Sarraf ve Halkbank genel müdür yardımcısı Hakan Atilla’nın tutuklu bulunduğu davanın duruşmasının görülmesine denk geliyor.

ABD’de tutuklanan Rıza Sarraf ve Hakan Atilla aleyhindeki davayı açan eski New York Güney Bölgesi Başsavcısı Preet Bharara hakkında Türkiye’de soruşturma başlatılması üzerine ise Bharara şöyle bir twit atıyor: 

Better call Saul.

Twitte yazdığı “Better Call Saul” (iyisi mi Saul’u ara ) cümlesi bir diğer kült ABD dizisi Breaking Bad’te duymaya alışık olduğumuz bir replik. Breaking Bad bitince başrolünde Saul’un olduğu Better Call Saul ismiyle bir dizi daha yapıldı. Eski savcı Preet Bharara bu twitiyle uyuşturucu işi yapan Walter White ve Jesse'nin avukatı Saul Goodman’a gönderme yapıyor. Benimle ilgili dava açacaksanız iyisi mi Saul’u arayayım diye…
Bu durumda gerçekle kurgu arasındaki ince çizgi netliğini kaybederken bize de haberleri Netflix’ten almak düşüyor… 

BEYBİN SOMUK GZT YAZARI

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2015 mezunu olan Beybin Somuk, TRT Haber ve Habertürk TV'de yayınlanan Şimdi ve Burada programında gazetecilik yapmıştır. Yaptığı işler ulusal basın organlarında yer aldığı gibi Independent, BBC ve Middle East Eye gibi yabancı medya kuruluşlarında da yer almıştır. İnsan hakları ve dış politika konusunda birçok sivil toplum örgütünde çalışmış olan Beybin Somuk, halen Uluslararası Özel Hukuk alanında uzmanlaşmış bir avukat olarak çalışmalarını sürdürmektedir.  devamı

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.