Mehmet Ali Söylet :Derbiler Ne Derbisi?

Derbiler Ne Derbisi?

Derbi; tüm spor dallarında geçerli olan, aynı şehirde ya da bölgede yer alan iki takımın birbiriyle yaptığı karşılaşma manasına gelen kelimedir. Türkiye’de zaman zaman iddialı ve büyük takımların yaptığı tüm karşılaşmalara bu tabirin kullanıldığını görüyoruz ancak kelimenin aslı aynı bölge-şehir takımlarını kapsadığından bu şekilde incelendiğinde daha sağlıklı cevaplar alınabiliyor. Dünyanın en popüler sporu olan futbolda da bütün sezon boyunca futbolseverlerin iple çektiği, en heyecanlı ve iddialı maçlar derbi maçları oluyor ancak bunun her ülkede sebebinin sadece sportif rekabet olduğunu söylemek mümkün değil. Aksine, birçok ülkede derbilerin önemi futbol ya da spordan çok daha ötede, çok farklı anlamlar taşıyor, dolayısıyla bir futbol maçından daha fazla gerilim üretmesi muhtemel. Peki ülkemizdeki özellikle her sezon gerilimin maksimum düzeye çıktığı üç büyük olarak anılan İstanbul takımları arasındaki derbilerin futboldan farklı anlamlar taşıdığını söylemek mümkün mü? Türkiye’deki derbiler ne derbisi?

Derbilere baktığımızda çeşitli ülkelerde çeşitli sebeplerle her seferinde büyük gerginliğe, çetin mücadelelere hatta şiddet olaylarına sebep olan maçlara rastlamak mümkün. Bunların bir kısmı futbolun adeta bir din gibi, yaşam sebebi gibi algılandığı, futbol takımları ve futbolcular adına kiliselerin kurulduğu, tabutların takım renklerine büründürüldüğü Güney Amerika’da cereyan eden derbiler. Bunların başında dünyanın en büyük derbileri dendiğinde de başa oynayabilecek Arjantin’in başkenti Buenos Aires’in iki köklü kulübü River Plate ve Boca Juniors arasında oynan derbiler gelir. İki takımın taraftarlarını birbirine düşman etmiş, zaman zaman ölümlere varan kanlı olaylara sahne olmuş bu rekabet aslında toplumdaki sosyo-ekonomik sınıf farklılığına dayanır. River Plate 1900’lü yılların başında yoksul La Boca semtinde kurulmasına rağmen sonrasında zenginler tarafından satın alınarak hala ekonomik olarak üst denilebilecek tabakadan insanların yaşadığı Belgrano’ya, şehrin kuzeyine taşınır. Boca Juniors ise ismini de aldığı La Boca’da yani yoksul ve göçmenlerin yaşadığı varoş diye tabir edilebilecek semtte kalır. River Plate “Los Millionares” yani “Milyonerler” adıyla anılırken Boca Juniors “Los Puercos” yani “Domuzlar” adıyla anılır.  İşte bu sınıf farkı yüz yılı aşkındır bu derbiyi zaman zaman alınan skora karşılık cinayetlerin yaşandığı, polislerin dahi
taraf tuttuğu, her seferinde büyük gerginliğe sebep olan bir çatışma ortamı olarak süregelmesine sebep olur. Güney Amerika’da buna benzer başka derbiler de elbette var.

Bugün futbolun en üst düzeyde oynandığı Avrupa Kıtası’na bakıldığında son 20 - 25 yılda endüstriyelleşmenin de etkisiyle şiddet olayları kontrol altına alındı, ancak ekonomik sınıfsal farklara dayanan, bunların da ötesinde mezhep ve ırk farklılığına dayanan gerilimlerin yaşandığı büyük derbiler birçok ülkede mevcut. Futbolun beşiği olarak bilinen, bugün dünyanın en çok izlenen liginin oynandığı İngiltere’de özellikle mezhep ve sınıf farkına dayanan derbiler uzun yıllar şiddet olaylarına sahne oldu. Kuzey Londra’da levazım işçilerinin takımı Arsenal ile “Yahudiler” olarak bilinen Tottenham Hotspur arasındaki derbilerde çoğu zaman antisemitik ifadelerin de gündeme geldiği sınıfsal mücadele öne çıkmıştır. Londra’nın en ateşli ve şiddetli derbileri dendiğinde ise akıllara bugün başarılarıyla pek de gündeme gelemeyen West Ham United ve Millwall derbileri gelir. Bu derbi “liman işçileri derbisi” olarak anılır, sebebi 1800’lerin sonunda kurulan bu iki kulübün Thames Nehri’nde bulunan, birbirlerine çok yakın iki tersaneyi işleten rakip firmalar tarafından kurulmuş olmaları ve bu tersanelerin işçileri tarafından ölesiye desteklenmeleridir. Hatta zaman zaman ciddi şiddet olaylarına sahne olan bu mücadele Green Street Hooligans adıyla 2005’te beyaz perdeye aktarılmıştır. Adanın kuzeyine, İskoçya’nın başkenti Glasgow’a bakıldığında ise bambaşka bir derbi mücadelesi göze çarpar. “Old Firm” adıyla anılan derbinin hem dinsel hem etnik temeli var denebilir. Rangers kurulduğundan beri Protestan İskoçların desteğiyle bir futbol takımından çok öteye giderken Celtics isminden, renklerinden ve ambleminden anlaşılacağı gibi Katolik Keltlerin ve İrlandalıların takımı olmuştur. Bu derbinin geçmişinde ciddi şiddet olayları, etnik köken ve mezhep tartışmaları futboldan daha çok yer tutmuştur. 

Avrupa’nın diğer ülkelerinde de politik geçmişle direk bağlantılı, sosyal ve sınıfsal ayrışma temelinde oynanan ve hala ciddi olaylarla gündeme gelen derbiler göze çarpar. Örneğin Romanya’da Çavuşesku döneminde ortaya çıkan ordu - polis geriliminin tezahürü Steau Bükreş - Dinamo Bükreş derbileri büyük çekişmeye sahne olmuştur. Çavuşesku - ordu birlikteliğinin takımı Steau ile polisin ve muhalif halkın takımı Dinamo rekabeti eskisi kadar olmasa da hala politik bir altyapı taşıyor. Rusya’da geçmişte savunma bakanlığının ortağı olduğu, dolayısıyla ordunun takımı olarak bilinen CSKA Moskova ile halkın takımı Spartak Moskova derbileri uzun yıllar bu politik temelde anlamlandırıldı. İtalya’da Mussolini dönemine dayanan başkent derbisi Roma - SS Lazio her daim yüksek gerilimli maçlara sahne oldu. Roma göçmenlerin ve sol ideolojiye yakın insanların desteklediği takım haline dönüşürken Lazio ırkçı ve tutucu bir takım olarak uzun yıllar siyahi oyuncu oynatmayı bile reddetti. Yunanistan’da “ezeli düşmanların derbisi” Panathinaikos – Olympiakos günümüzde de sıkça şiddet olaylarına sahne oluyor. Pana zenginlerin takımıyken Olympiakos sosyal adaletsizliğe karşı emekçilerin, işçilerin takımıdır. Eski Yugoslavya, bugünkü Sırbistan’da tabiri caizse kanın gövdeyi götürdüğü Belgrad derbisi Kızılyıldız - Partizan, faşizm karşıtı komünistlerin takımı Kızılyıldız ile Büyük Yugoslavya idealine inanan milliyetçilerin takımı Partizan arasında. Asya ve Afrika’ya baktığımızda futbolun dışında başka branşlar da ilgi topladığından bu denli yoğun derbilerden bahsedemeyebiliriz ancak bir tanesi var ki değinmeden olmaz: Kahire derbisi Al Ahly - Zamalek. İngiliz sömürgeciliğine direnenlerin takımı Al Ahly ile yabancıların yani sömürge döneminde İngilizler’in ve işbirlikçi Kral Faruk’un takımı Zamalek derbileri her daim her türden gerilime gebedir. 

Türkiye özeline döndüğümüzde ise özellikle İstanbullu büyüklerin arasındaki derbiler her zaman gerilimli olmuştur. Türkiye futbol tarihinde Trabzonspor’un bir dönemki ambargosu ve Bursaspor’un 2010’daki sürprizi hariç tüm şampiyonlukları paylaşan üç büyüklerin maçları haliyle tüm futbolseverlerin ilgisini toplamaktadır. Bu noktada Galatasaray - Fenerbahçe rekabetine ayrı bir pencere açmak gerekir, zira bu iki takımın birbirleriyle olan rekabetleri Türkiye’de futbolun ve diğer birçok branşın temelini oluşturmaktadır. Öte yandan diğer ülkelerdeki derbilerden farklı olarak iki takımın da ne politik, ne sosyo-ekonomik, ne mezhepsel ne de ırksal farkları var. Kuruldukları günden bugüne büyük halk kitleleri tarafından desteklenmiş, milyonları peşinden sürükleyen bu iki takımın en büyük farkları İstanbul’un iki yakasında kurulması denebilir. Burada bir parantez olarak Galatasaray’ın Mekteb-i Sultani yani Galatasaray Lisesi kökenli bir kulüp olması, bugün hala tüzük olarak lisenin mezunlarının kontrolünde yönetilmesi ve bu liseden yetişen kişilerin Türkiye tarihinde sıklıkla bürokrasi ve diplomasi içerisinde etkili olmaları zaman zaman elitlik ya da “monşerlik” benzetmelerine sebep olmuştur ancak bu yönetim şekli destekçisi olan halk kitlelerini etkilememiş, kulüp yakaladığı ulusal ve uluslararası başarılarla her sınıftan, inançtan, bölgeden insan tarafından desteklenerek bugüne ulaşmıştır. Fenerbahçe’nin de ordu mensuplarıyla her daim iyi ilişkileri olan bir kulüp olarak anılması taraftarları açısından bir fark yaratmamıştır. Beşiktaş’a baktığımızda daha çok bir semt takımı olarak yükselen kulüp yakaladığı başarılarla milyonlarca taraftara ulaşmış ve İstanbullu üç büyükten biri olarak tanınmasıyla herhangi bir sınıfsal fark yaratmaksızın herkes kesimden insanlarca desteklenmiştir. Tüm bunlara bakıldığında; Türkiye’de derbilerin neyin derbisi olduğu, neden bu kadar kavga ve gürültü çıkardığı toplumsal gerginlik dışında açıklanamıyor. Çoğunlukla sadece sportif rekabet olarak gözüken bu derbilerin neden yoğun gerginlik hatta şiddet yarattığı, bu kulüp taraftarlarının aynı aileden kişiler bile olduğu düşünüldüğünde bu düşmanlığın altyapısı, sebepleri izahı zor bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor. Dünyadaki örnekleriyle karşılaştırıldığında bu derbilerin birçok önemli derbiden daha büyük gerginlik ürettiği de göz önüne alındığında mutlak araştırılmaya ve temellendirilmeye muhtaç bir durum olarak uzmanları bekliyor.

YUKARI DÖNÜN

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz