Mazhar Yasin Tüylüoğlu

SPOR YAZARI

2 Puandan Fazlası

Beşiktaş, Konyaspor’la deplasmanda 1-1 berabere kaldı. Ama 2 puandan çok daha fazlasını kaybetti. Şampiyonluk yarışındaki rakiplerini yakalama fırsatını kaçırmasının yanı sıra, kritik Fenerbahçe mücadelesi öncesinde iki önemli futbolcusu, Pepe ve Talisca sarı kart görerek cezalı duruma düştü. Rotasyonlu Beşiktaş kadrosu, aslında maça fena başlamamıştı. Hatta, son haftalardaki oyun planından çok farklı bir şekilde, kanat ortalarına dayalı statik düzenden, kısa ve çabuk paslarla alanları hızlı bir...

Faruk Aydın

SPOR YAZARI

Lider Galatasaray

Kendi seyircisi önünde liderlik şansını yakalayan Galatasaray, bu fırsatı iyi kullandı.Sezon başında Antalyaspor deplasmanında kaybettiği puanın bilincinde sahaya çıkan Galatasaray, rakibine aynı fırsatı bu defa vermedi.Galatasaray’ı kendi evinde yenmek oldukça zor.Antalyaspor maça ortak olma adına atak bir futbol oynamayı tercih etse de ilk yarıda kalesinde 3 gol birden gördü.Kendi sahasında bu kadar çok etkili olan bir takım karşında açık futbolu tercih etmek, Hamza Hamzaoğlu adına talihsiz bi...

Mazhar Yasin Tüylüoğlu

SPOR YAZARI

Gençlerbirliği-Beşiktaş Maç Analizi

Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final ikinci maçında Gençlerbirliği ve Beşiktaş, Ankara 19 Mayıs Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Beşiktaş, ilk maçta aldığı 3-1’lik skorun avantajıyla, fazla forma şansı bulamayan oyuncularıyla çıktığı maçta, Ankara temsilcisini 0-1 mağlup ederek yarı finale yükseldi. Her ne kadar yedek ağırlıklı olsa da, maç öncesinde Pepe, Medel ve Babel gibi futbolcuları Beşiktaş ilk 11’inde görmek şaşırtıcıydı. Zira bu isimler, önümüzdeki günlerde Şampiyonlar Ligi’nde ve Spor T...

Faruk Aydın

SPOR YAZARI

Terim de Kaybetti

Rakiplerinin puan kayıplarının ardından Galatasaray , Demir Grup Sivasspor  deplasmanına mutlak galibiyet için  geldi. Maçın başında rakibi , Galatasaray karşısında daha istekli ve etkili olmaya çalışan bir Sivasspor izledik. Orta sahada oyun kurmakta sıkıntı yaşayan bir Galatasaray vardı sahada ,Donk ve Tolga Ciğerci aldıkları topları basit pas  hataları yaparak  kaybettiler, orta sahada sezon başında ki aksaklıklar maalesef devam ediyor ve hala bir çözüm sağlanmış değil.  ...

Asya Karagül

HABER YAZARI

Tarih şuuru ve 'onurluca yaşamak' mirası

Dünya pek çok açıdan sömürülmeye hazırdır. İnsanoğlu ilk olarak doğayı sömürmüş ardından devletler, insanlar, madenler, enerji kaynakları, hammaddeler, denizler ve kültürler gelmiştir. Kültürel sömürgecilik ise diğer sömürgecilik çeşitlerinin başlangıcı olarak kabul edildiğinden hepsinden daha tehlikelidir. Zira kültürün kaybı, mali bağımsızlığın sonu, siyasi bağımsızlığın ölümü demektir. Kültürel sömürgeciliğin gerçekleşebilmesi için sosyal medya, film sektörü, kitaplar gibi birçok kaynak kulla...

Faruk Aydın

SPOR YAZARI

İyi başlangıç

İkinci yarının ilk maçında Galatasaray zorlu Kayserispor deplasmanına 3 puan almak için geldi. Takımda  saha içi faktörlerden çok saha dışı faktörler gündem oluşturmaktaydı. Kongrede yaşanan büyük sürpriz  hocasından sonra başkanı da değişen Galatasaray'ın  nasıl bir tablo yaratacağı merak konusu. Bu gelişmeler arefesinde Kayserispor karşısında oyuna oldukça etkili başladı. Selçuk'un performansı eski dişli Galatasaray'ı ve kaliteli futbolu hatırlatır nitelikteydi. Oyu...

Tunahan Elmas

HABER YAZARI

Zulüm, baskı, sürgün ve YPG

"Üzülerek belirtiyorum ki savaşta öncelikle siviller zarar görüyor. Bazı durumlarda seçme şansı kalmaz. Savaş cephesinde yaşayan aileler. IŞİD onlara saldırırsa sorumlu kim tutulacak? Orada çatışmalar olduğunda ateş ediliyor, arabalar patlatılıyor, hava operasyonları yapılıyor. Her türlü silah kullanılıyor. En doğru çözüm sivilleri durum iyileşene kadar uzaklaştırmak. Askeri olarak başka bir çözüm yok. Ayrıca o bölgede binlerce bubi tuzağı ve bomba var. Aileleri, kadınları, çocukları bu kadar bu...

Tunahan Elmas

HABER YAZARI

Beşiktaş’tan Afrin’e: Büyük insanlık dersi

10 Aralık 2016 saat 21:30 sularında Beşiktaş Vodafone Arena’da bomba yüklü bir araç patladı. Bomba yüklü araç Beşiktaş-Bursaspor maçını izlemeye gelen taraftarların tahliye edilmesi sırasında kapatılan trafikte yarım saat beklemiş, bu sırada saldırı gerçekleşmeden yakalanmaktan korkan canlı bombalardan biri araçtan inerek Maçka Parkındaki çevik kuvvet polislerine yönelmişti. Orada beklemeye koyulan canlı bomba Burak Yavuz, araçtaki diğer terörist Kadri Kılıç’ın saldırıyı gerçekleştirmesinin ardı...

Taha Güvendi

SPOR YAZARI

İsyancı Pep

Josep Guardiola… Son zamanların en iyi teknik direktörlerinden birisi; belki de en iyisi… Guardiola’nın Barcelona, Bayern Munich ve şu sıralar Manchester City ile neler yaptığını uzunca anlatmaya gerek yok. Her gittiği kulüpte futbolu sanata dönüştüren usta bir sanatçı o. Aynı zamanda isyancı da bir sanatçı… Futbola getirdiği yenilikler ile sisteme başkaldıran Guardiola Barcelona’da Messi’yi sahte 9 numara oynattığında da, Bayern’de Neuer’i oyunun önemli bir parçası haline ...

Şeyma Özin

HABER YAZARI

Bir kanser hastası yakını olarak nasıl delirmedim?

4. evre kanser hastası yakınlarının aşama aşama neler yaşadığını yazmak istiyorum. Belki aynı derdin muzdaribi, aynı ızdırabın bekçisi başkaları da bu satırları okur ve dile dökemediği duyguların cümleler halinde önüne dizilmesinden bir nebze ferahlık duyar. 1. Durumu öğrendikten sonra, yapmaması gerektiğini, yaparsa dezenformasyona maruz kalacağını bilse de kendisini yenemez ve internette “4. evre kanser hastası ne kadar yaşar?” ve benzeri cümlelerle arama yapar. 2. İnternet ortamında...

Erdal Hoş

SPOR YAZARI

Yanılıyorsunuz Şenol Hocam

Hâlihazırda Lig’in en iyi, en başarılı hatta en muktedir teknik direktörü Şenol Hoca… Bu nesnel gerçeklere ilave olarak kişisel fikrimce Hoca, aynı zamanda en iyi Türk teknik direktör… Üstelik zaman zaman verdiği mesajlarla da bir zamanlar ifade ettiğim gibi “futbol entelektüeli”. Lakin bütün bu özelliklerine rağmen Hoca’nın da yanıldığı oluyor. İki gün önce yapmış olduğu açıklamalardaki mukayesesi ile Şenol Hoca, “Herkes, kendi Doğu’suna oryantalist” tezini haklı çıkarıyor adeta. Oysa İstanbul’...

Ayşe Çoban

HABER YAZARI

İletişim teknolojileri çağında yalnızlık

Günümüzde iletişimde teknolojinin ilerlemesiyle sosyal medya ağlarının ve kullanıcılarının sayısı gittikçe artıyor. 2018’de mobil aboneliklerin 9 milyarı geçtiği söyleniyor. Bu sayı Mobility Report raporuna göre 2013’te 6.4 milyarmış. Yeni iletişim teknolojilerine bağlı olarak sosyal ağlarla birlikte bunların toplumsal hayattaki rolleri de arttı. Gerçek hayat ile sosyal medyadaki  hayat arasındaki ayrım bulanıklaştı. Teknoloji karşı konulacak bir şey değil elbette. Teknolojinin amacı hayatı k...

Ayşe Döne

SPOR YAZARI

Teknik Direktör Sorunu!

2013-2017 yılları arasında Galatasaray’da gerçekleşen teknik direktör değişiklikleri; Galatasaray’ı 2 yıl üst üste şampiyon yapıp CL’de çeyrek final oynatan Fatih Terim gitti Mancini geldi. Galatasaray’ı lig ikincisi yapan Mancini gitti Prandelli geldi. Ligin 10.haftasında liderin 1 puan gerisindeki Galatasaray’ın teknik direktörü Prandelli gitti Hamza Hamzaoğlu geldi. Galatasaray’ı şampiyon yapan Hamza Hamzoğlu gitti sezon ortası Mustafa Denizli geldi. Geldiği sezonu bitiremeyen ...

Erdal Hoş

SPOR YAZARI

Hedef Avrupa Daima Avrupa

Bursaspor maçı, Trabzonspor’un “nev-i şahsına münhasır” oluşunu bir kez daha hatırlatması anlamında verimli idi. Türkiye’de bir maçta üç penaltısı verilmeyen tek takım olma rekorunu egale etti Trabzonspor (2015-2016 sezonundaki Rizespor deplasmanında 10 dakika içinde 3 penaltısı verilmemişti). Bu anlamda Trabzonspor taraftarı hakem arkadaşlara müteşekkir olmalı, kendilerinin bu “özel” konumunu bir kere daha hatırlattıkları için. Oyunun en güzel tarafı içinden mizah çıkarabilmesi ve verilmeyen pe...

Şeyma Özin

HABER YAZARI

Günler öylece yaşamasız geçerken

“Böğrünü, yanını kolaya neye alıştırma çocuk” dedi. “Sayrı düşersin. Soğuk iyidir, bize soğuk iyidir. Allahım sen büyüksün, çok şükür…” Füruzan, Gecenin Öteki Yüzü Kendisiyle ilgili ilk intibayı hep olumlu veren, hiç değilse güler yüzü ile hatırlarda hoş bir sada bırakan insanlara hep imrendim. Bu insanlar ki, çevreleriyle sağlıklı ilişkiler kurar, az düşünür, daha da azını söyler, tüm bunlar sayesinde de karşı tarafın zihninde mümkün olabildiğince az zan bırakırlar. Belirgin renkleri olmayan bi...

Derbi; tüm spor dallarında geçerli olan, aynı şehirde ya da bölgede yer alan iki takımın birbiriyle yaptığı karşılaşma manasına gelen kelimedir. Türkiye’de zaman zaman iddialı ve büyük takımların yaptığı tüm karşılaşmalara bu tabirin kullanıldığını görüyoruz ancak kelimenin aslı aynı bölge-şehir takımlarını kapsadığından bu şekilde incelendiğinde daha sağlıklı cevaplar alınabiliyor. Dünyanın en popüler sporu olan futbolda da bütün sezon boyunca futbolseverlerin iple çektiği, en heyecanlı ve iddialı maçlar derbi maçları oluyor ancak bunun her ülkede sebebinin sadece sportif rekabet olduğunu söylemek mümkün değil. Aksine, birçok ülkede derbilerin önemi futbol ya da spordan çok daha ötede, çok farklı anlamlar taşıyor, dolayısıyla bir futbol maçından daha fazla gerilim üretmesi muhtemel. Peki ülkemizdeki özellikle her sezon gerilimin maksimum düzeye çıktığı üç büyük olarak anılan İstanbul takımları arasındaki derbilerin futboldan farklı anlamlar taşıdığını söylemek mümkün mü? Türkiye’deki derbiler ne derbisi?

Derbilere baktığımızda çeşitli ülkelerde çeşitli sebeplerle her seferinde büyük gerginliğe, çetin mücadelelere hatta şiddet olaylarına sebep olan maçlara rastlamak mümkün. Bunların bir kısmı futbolun adeta bir din gibi, yaşam sebebi gibi algılandığı, futbol takımları ve futbolcular adına kiliselerin kurulduğu, tabutların takım renklerine büründürüldüğü Güney Amerika’da cereyan eden derbiler. Bunların başında dünyanın en büyük derbileri dendiğinde de başa oynayabilecek Arjantin’in başkenti Buenos Aires’in iki köklü kulübü River Plate ve Boca Juniors arasında oynan derbiler gelir. İki takımın taraftarlarını birbirine düşman etmiş, zaman zaman ölümlere varan kanlı olaylara sahne olmuş bu rekabet aslında toplumdaki sosyo-ekonomik sınıf farklılığına dayanır. River Plate 1900’lü yılların başında yoksul La Boca semtinde kurulmasına rağmen sonrasında zenginler tarafından satın alınarak hala ekonomik olarak üst denilebilecek tabakadan insanların yaşadığı Belgrano’ya, şehrin kuzeyine taşınır. Boca Juniors ise ismini de aldığı La Boca’da yani yoksul ve göçmenlerin yaşadığı varoş diye tabir edilebilecek semtte kalır. River Plate “Los Millionares” yani “Milyonerler” adıyla anılırken Boca Juniors “Los Puercos” yani “Domuzlar” adıyla anılır.  İşte bu sınıf farkı yüz yılı aşkındır bu derbiyi zaman zaman alınan skora karşılık cinayetlerin yaşandığı, polislerin dahi
taraf tuttuğu, her seferinde büyük gerginliğe sebep olan bir çatışma ortamı olarak süregelmesine sebep olur. Güney Amerika’da buna benzer başka derbiler de elbette var.

Bugün futbolun en üst düzeyde oynandığı Avrupa Kıtası’na bakıldığında son 20 - 25 yılda endüstriyelleşmenin de etkisiyle şiddet olayları kontrol altına alındı, ancak ekonomik sınıfsal farklara dayanan, bunların da ötesinde mezhep ve ırk farklılığına dayanan gerilimlerin yaşandığı büyük derbiler birçok ülkede mevcut. Futbolun beşiği olarak bilinen, bugün dünyanın en çok izlenen liginin oynandığı İngiltere’de özellikle mezhep ve sınıf farkına dayanan derbiler uzun yıllar şiddet olaylarına sahne oldu. Kuzey Londra’da levazım işçilerinin takımı Arsenal ile “Yahudiler” olarak bilinen Tottenham Hotspur arasındaki derbilerde çoğu zaman antisemitik ifadelerin de gündeme geldiği sınıfsal mücadele öne çıkmıştır. Londra’nın en ateşli ve şiddetli derbileri dendiğinde ise akıllara bugün başarılarıyla pek de gündeme gelemeyen West Ham United ve Millwall derbileri gelir. Bu derbi “liman işçileri derbisi” olarak anılır, sebebi 1800’lerin sonunda kurulan bu iki kulübün Thames Nehri’nde bulunan, birbirlerine çok yakın iki tersaneyi işleten rakip firmalar tarafından kurulmuş olmaları ve bu tersanelerin işçileri tarafından ölesiye desteklenmeleridir. Hatta zaman zaman ciddi şiddet olaylarına sahne olan bu mücadele Green Street Hooligans adıyla 2005’te beyaz perdeye aktarılmıştır. Adanın kuzeyine, İskoçya’nın başkenti Glasgow’a bakıldığında ise bambaşka bir derbi mücadelesi göze çarpar. “Old Firm” adıyla anılan derbinin hem dinsel hem etnik temeli var denebilir. Rangers kurulduğundan beri Protestan İskoçların desteğiyle bir futbol takımından çok öteye giderken Celtics isminden, renklerinden ve ambleminden anlaşılacağı gibi Katolik Keltlerin ve İrlandalıların takımı olmuştur. Bu derbinin geçmişinde ciddi şiddet olayları, etnik köken ve mezhep tartışmaları futboldan daha çok yer tutmuştur. 

Avrupa’nın diğer ülkelerinde de politik geçmişle direk bağlantılı, sosyal ve sınıfsal ayrışma temelinde oynanan ve hala ciddi olaylarla gündeme gelen derbiler göze çarpar. Örneğin Romanya’da Çavuşesku döneminde ortaya çıkan ordu - polis geriliminin tezahürü Steau Bükreş - Dinamo Bükreş derbileri büyük çekişmeye sahne olmuştur. Çavuşesku - ordu birlikteliğinin takımı Steau ile polisin ve muhalif halkın takımı Dinamo rekabeti eskisi kadar olmasa da hala politik bir altyapı taşıyor. Rusya’da geçmişte savunma bakanlığının ortağı olduğu, dolayısıyla ordunun takımı olarak bilinen CSKA Moskova ile halkın takımı Spartak Moskova derbileri uzun yıllar bu politik temelde anlamlandırıldı. İtalya’da Mussolini dönemine dayanan başkent derbisi Roma - SS Lazio her daim yüksek gerilimli maçlara sahne oldu. Roma göçmenlerin ve sol ideolojiye yakın insanların desteklediği takım haline dönüşürken Lazio ırkçı ve tutucu bir takım olarak uzun yıllar siyahi oyuncu oynatmayı bile reddetti. Yunanistan’da “ezeli düşmanların derbisi” Panathinaikos – Olympiakos günümüzde de sıkça şiddet olaylarına sahne oluyor. Pana zenginlerin takımıyken Olympiakos sosyal adaletsizliğe karşı emekçilerin, işçilerin takımıdır. Eski Yugoslavya, bugünkü Sırbistan’da tabiri caizse kanın gövdeyi götürdüğü Belgrad derbisi Kızılyıldız - Partizan, faşizm karşıtı komünistlerin takımı Kızılyıldız ile Büyük Yugoslavya idealine inanan milliyetçilerin takımı Partizan arasında. Asya ve Afrika’ya baktığımızda futbolun dışında başka branşlar da ilgi topladığından bu denli yoğun derbilerden bahsedemeyebiliriz ancak bir tanesi var ki değinmeden olmaz: Kahire derbisi Al Ahly - Zamalek. İngiliz sömürgeciliğine direnenlerin takımı Al Ahly ile yabancıların yani sömürge döneminde İngilizler’in ve işbirlikçi Kral Faruk’un takımı Zamalek derbileri her daim her türden gerilime gebedir. 

Türkiye özeline döndüğümüzde ise özellikle İstanbullu büyüklerin arasındaki derbiler her zaman gerilimli olmuştur. Türkiye futbol tarihinde Trabzonspor’un bir dönemki ambargosu ve Bursaspor’un 2010’daki sürprizi hariç tüm şampiyonlukları paylaşan üç büyüklerin maçları haliyle tüm futbolseverlerin ilgisini toplamaktadır. Bu noktada Galatasaray - Fenerbahçe rekabetine ayrı bir pencere açmak gerekir, zira bu iki takımın birbirleriyle olan rekabetleri Türkiye’de futbolun ve diğer birçok branşın temelini oluşturmaktadır. Öte yandan diğer ülkelerdeki derbilerden farklı olarak iki takımın da ne politik, ne sosyo-ekonomik, ne mezhepsel ne de ırksal farkları var. Kuruldukları günden bugüne büyük halk kitleleri tarafından desteklenmiş, milyonları peşinden sürükleyen bu iki takımın en büyük farkları İstanbul’un iki yakasında kurulması denebilir. Burada bir parantez olarak Galatasaray’ın Mekteb-i Sultani yani Galatasaray Lisesi kökenli bir kulüp olması, bugün hala tüzük olarak lisenin mezunlarının kontrolünde yönetilmesi ve bu liseden yetişen kişilerin Türkiye tarihinde sıklıkla bürokrasi ve diplomasi içerisinde etkili olmaları zaman zaman elitlik ya da “monşerlik” benzetmelerine sebep olmuştur ancak bu yönetim şekli destekçisi olan halk kitlelerini etkilememiş, kulüp yakaladığı ulusal ve uluslararası başarılarla her sınıftan, inançtan, bölgeden insan tarafından desteklenerek bugüne ulaşmıştır. Fenerbahçe’nin de ordu mensuplarıyla her daim iyi ilişkileri olan bir kulüp olarak anılması taraftarları açısından bir fark yaratmamıştır. Beşiktaş’a baktığımızda daha çok bir semt takımı olarak yükselen kulüp yakaladığı başarılarla milyonlarca taraftara ulaşmış ve İstanbullu üç büyükten biri olarak tanınmasıyla herhangi bir sınıfsal fark yaratmaksızın herkes kesimden insanlarca desteklenmiştir. Tüm bunlara bakıldığında; Türkiye’de derbilerin neyin derbisi olduğu, neden bu kadar kavga ve gürültü çıkardığı toplumsal gerginlik dışında açıklanamıyor. Çoğunlukla sadece sportif rekabet olarak gözüken bu derbilerin neden yoğun gerginlik hatta şiddet yarattığı, bu kulüp taraftarlarının aynı aileden kişiler bile olduğu düşünüldüğünde bu düşmanlığın altyapısı, sebepleri izahı zor bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor. Dünyadaki örnekleriyle karşılaştırıldığında bu derbilerin birçok önemli derbiden daha büyük gerginlik ürettiği de göz önüne alındığında mutlak araştırılmaya ve temellendirilmeye muhtaç bir durum olarak uzmanları bekliyor.