linkName
ŞEYMA ÖZİN
GZT YAZARI

Bir kanser hastası yakını olarak nasıl delirmedim?

seymaozin
ŞEYMA ÖZİN
GZT YAZARI

4. evre kanser hastası yakınlarının aşama aşama neler yaşadığını yazmak istiyorum. Belki aynı derdin muzdaribi, aynı ızdırabın bekçisi başkaları da bu satırları okur ve dile dökemediği duyguların cümleler halinde önüne dizilmesinden bir nebze ferahlık duyar.

1. Durumu öğrendikten sonra, yapmaması gerektiğini, yaparsa dezenformasyona maruz kalacağını bilse de kendisini yenemez ve internette “4. evre kanser hastası ne kadar yaşar?” ve benzeri cümlelerle arama yapar.

2. İnternet ortamında, bilhassa hasta yakınlarını deneyim paylaşımına iten yegane motivasyon olumsuz tecrübeler olduğu için, içini ferahlatmak bir yana dursun, hastanın  sayılı günlerle ölçülü bir zamanın kaldığına yönelik, istatistik ile insan ömrünün aynı cümlede geçebilmesine kahrettiren rakamlara maruz kalır.

3. Ağlar.

4. Herkesin, en ufak bir şüpheden dahi münezzeh muhteşem yorumlarına maruz kalır.

5. Dert anlatmaktan usanır.

6. Ağlamaktan usanır.

7. “Şifa senden yarabbim, medet senden kesmedim” diyerek en etkili tedavi neyse araştırıp o doktor ile görüşür.

8. İnsülinli kemoterapi ve hipertermi gören 4. evre hastalar, bu evrede en etkili tedaviyi yapan doktoru bulduktan sonra, başka bir şehirde, akrabalarında, otelde yahut kirada oturmaya başlar.

9. “Kanser tedavisini devlet karşılıyor”daki karşılama içeriği bu tip tedavilerde sağ kalım süresine hiçbir fayda sağlamadığı için, devletin karşılamadığı ek tedavi, ilaç, serum, kan gibi acil ve hemen müdahalelik birçok işlem için varı yoğu harcanır.

10. Gerçekliğiyle insanda şok etkisi yaratan durumların ağırlığı altında üzülmek, abesle iştigal ve lükstür. Dolayısıyla artık duygulanmaz ve ağlamaz hale gelir.

11. Dört gözle PET sonuçlarını bekler.

12. İnternetteki istatistiklerde 2 ay olarak biçilen hasta ömrü, ilmin dışına taşıp Allah’ın ilmi ile nurlandığında, yanisi hasta hayata devam ettiğinde ağlar. Ağlamaya ancak o zaman hakkı vardır.

13. Şükrün coşkusu ile hastanın huysuzluğunu ve tedaviye direncini kırmaya çalışır.

14. Hasta yiyemez, içemez, yediğini de kusar, ishal olur, dermanı kalmaz, herkesle kavga eder, en çok hasta yakınını kırar, elini kolunu bağlayan hareketler yapar ve hasta yakını tüm bunların karşısında demir gibi -çünkü başka çaresi yok- durur.

15. Hastalık tekrar metastaz yaptıysa kahrolur.

16. Bu durumda tekrar ışın tedavisine başlanır.

17. Hastanın her gün avuç avuç aldığı ilaçlar sinirlerini ve dengesini bozar. İçmemek için inatlaşır, kavga eder, ilaçlara küfür eder, hasta yakınına zulmeder ve hasta yakını her gün üç öğün yaşadığı bu anı o denli kanıksamıştır ki tüm bunlar hayatın olağan akışında zaten olması gereken şeylermiş gibi gelir.

18. Çevresinde ölmüş olan herkesin yaşlarını bir bir düşünür. "Kim kaç yaşında ölmüştü?” diye hesap yaparak kendince olası sona dair teselliler arar.

19. “Ani ölüm mü yoksa sancılı ölüm mü daha evladır?” sıradaki teselli ve avuntu arayışımız bu soruda gizlidir.

20. Sabır tükenir, dert tükenmez.

21. “Ne olacaksa olsun”cu bir teslimiyet eşiğine gelinir.

İşte bu korkutucu kabulleniş, insanın yüreğinde soğuk bir yel estiriyor. Her gün ama her gün, “Acaba bugün mü gelecek ölüm?” kaygısı ile yaşanan bu süreçte, kanser kelimesi ağızda zor dönen bir lokmaya dönüşüyor. “Keşke yerine başka bir kelime olsa” dediğim, ismi zalimliğinden mürekkep bir hastalık. Biz 9. ayımıza girdik, müşkülümüzü istatistiğin insafına bırakmayan Allah’ın ezeli ve ebedi bilgisine sığınırım.

“Ki onlara bir musibet geldiğinde, 'Biz Allah'a aidiz ve ona dönücüyüz’ derler.”

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.