linkName
ŞEYMA ÖZİN
GZT YAZARI

Vallahi artık cümle kurasım da gelmiyor

seymaozin
ŞEYMA ÖZİN
GZT YAZARI

Yaşanabilecek tüm rezillikleri yaşayıp bitirmişiz gibi hissediyorum. Ne kadar alçalabileceksek alçalmış, unufak ve kimsesiz kalarak naçarlıkta kaybolmuşuz. Modern insan duygusallık diye nitelendiriyor böyle cümleleri. Ona yavan ve yapış yapış geliyor. Bu cümleler hayatına pratik bir katkı sağlamıyor. Mesela maaş bordrosunda belirgin bir yükselme olmuyor yahut beyaz yakasına yeni bir kat kola geçilmiyor bu sözlerle. E tabi rahatsız ve tedirgin oluyor. Onu oyalayan, yolundan alıkoyan fazla sulugöz cümleler bunlar. Kervan gidiyor, üstelik yolda düzüleninden. Kervanı kaçırmaktan korkuyor.

Bense sadece “İnsan ne günlerden geçiyor” diyorum. Çünkü sözgelimi modernlik, bir ölümün acısı salt bir kayıp olarak insanları etkilemeye yetmezse diye, arkada acıklı bir müzik çalmayı gerektiriyor.

Yalınkat gerçeklik eskaza sarsmazsa bizleri diye, üstüne muhakkak bir kat vernik. Vallahi bu modernlik benim canımı sıkıyor.

Anlayışlıdır modern; herkesten daha narin, daha içlidir. Kedi, köpeğe ve cümle nebatata karşı duyarlıdır. Sanki eşyalarını, “en kutsal mülkü” olan arabasını bile bir an önce elinden çıkarıp yerine daha üstün bir modeli geçirmeyi uman o değildir. Çakı gibidir, elinden uçan kuş bile kurtulamaz, sağlıklı, serinkanlı ve sırım gibi, üzerine toz kondurulmayacak bir tip.

Ne modern ne de modası geçmiş olanların da Allah yardımcısı olsun. Arada bir yerlerde bekleyen, hilkat perdesini aralayabilmeyi uman, boğazından geçen lokmadan bir kertelik de olsa utanan insanların, alınmayı bekleyen hatırları sağ olsun.

Geçtiğimiz haftayı Rasim Ozan Kütahyalı hakkında yazıp yazmamayı düşünerek geçirdim. Yazsaydım sayfalar sürecek bir eleştiri metni olacaktı. Sadece ROK’a değil, ROK’u ROK yapan her şeye.

Sonra baktım, ROK’u ROK yapan her şeyle zaten boğazıma kadar dolmuşum. Kurulan onlarca, yüzlerce cümlenin içine bir de benimkiler eklenecek. Hiçbir şey değişmeyecek olsa bile, ben de bir şeyler söylemiş olacağım. Bir şeyler söylemeyi istemedim.  Artık, Herman Mellville’in meşhur Katip Bartleby’si gibi davranıp, “Söylememeyi tercih ederim” dediğim günlere gelmişim, bunu anladım.

Biz neyden yüzümüzü çevirdiysek, varlığımızın anlamını onun üzerine inşa eden insanlarız. Az kaldık belki, belki bu kalabalığın, bu heyulanın içinde bir anlamımız da yok. Hiçbir oyalayıcılık bulamadığımız günlerimiz içinde, birbirimizden haberimiz olsun yeter. Belki o zaman savurabiliriz başımızdan, başkası adına utanmak denen illeti.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.